• Hoşgeldin ziyaretçi , forumdan daha fazla yararlanmak için buradan üye olunuz...

Zulum hakkında(M.ARABİDEN)

  • Konbuyu başlatan refref
  • Başlangıç tarihi
  • Cevaplar 0
  • Görüntüleme 1K

Okunuyor :
Zulum hakkında(M.ARABİDEN)

refref

Acemi
Uzaklaştırıldı
Zulüm, kıyamet gününde karanlıklara sebep olduğundan, dünyada Allah'ın kullarına
zulüm etmekten sakın!..
Kullara zûlum; Allah'ın senin üzerine vacib kıldığı haklarını onlardan
engellemendir.

Bazen, kulun içinde bulunduğu sıkıntıları, müşahede etmekle onun, senin üzerine
vacib kılınan haklarını görürsün... Ki, böylece onun bu haliyle, senin malındaki hakkını
sana bildirdiğini idrak etmen lâzım...
Zira Allah, senin üzerine vacib olan hakkını, vermen için sana, onun hâlini müşahede
ettirmiştir...
Böyle anlamayıp da, onun sıkıntısını görmemezlikten gelirsen bilesin ki mes'ûlsun.
Niçin mes'ûlsün?
Şunu bil ki, o kulun, hacetini gidermeye görünüşte gücün yoksa da Allah, boş yere
sana, onun hacetini bildirmemiştir..
Öyle ise; Allah'ın, onun hacetini sana bildirmesinde ki muradı; senin onun ihtiyacını
giderebilecek başka bir şahsa güzelce onun hacetini arz ederek ona yardımcı olmandır.

Ey Aziz!
Hiçbir şey yapamıyorsan azından o kardeşine dua et!
Yani...
O kulun, hacetini gidermek için bütün gücünle gayret gösterdikten sonra dua
etmekten başka çare kalmamışsa dua ile yardım et!.

Anla!
Hâli sana bildirilen şahsa anlattığımız ölçülerde yardımcı olmaktan gafil
olursan, sende onun halini bilipte ona yardım etmeyen zalimlerin taifesinden
olursun.

Peki!!! Ne zaman o zalimlerden oluruz?.. diye sorarsan.. Cevaben derim ki:
O kul, ihtiyaç duyduğu şeyi elde etmeden öldüğü zaman.
Ancak bu durumdan kurtulman, o ihtiyaç sahibinin, ihtiyacını müminlerden birinin
gidermesiyle haberin olmaksızın senin üzerine vacib olan hakkını senden sakıt etmesiyle
olur.
Yani, bir başkası o ihtiyaç sahibine muhtaç olduğu şeyi verirken senin üzerine vacib
olan (daha evvel sana hâlini arz ettiği İçin) hakkını sakıt etmeyi niyet etmese de hakkı sakıt
olur.
Zira mümin mü'minin kardeşidir. Mümin mümine zulm etmez ve sıkıntıya
sokmaz.
Evet, hakikatte de böyledir. Allah Tealâ böyle kabul eder.

Ey Aziz! O halde..

Sıkıntılar içindeki ihtiyaç sahibine bir şey verdiğin zaman, onu senden önce
görüpte mahrum bırakan mü'minin yerine de onun hacetini gidermeyi niyet et!..
Zira, onu mahrum bırakan mümin daha önce ona bir şey vermiş olsaydı o, ona
kanaat ederdi.
Halbuki o mü'minin, ona bir şey vermemesi, mahrum bırakması senin ihtiyaç
sahibinin halini bilmene vesile oldu..
Binaenaleyh, o mü'min hayır işlemediğinden sen, o hayrı yaparken sevap
bakımından onu kendi üstüne tercih et!..
— Zira o mü'min, ihtiyaç sahibini mahrum bırakmamış olsaydı sen bu hayra nail
olamazdın.
Ey Aziz!..
İşte, Arif olanlar, halleri ve sözleriyle bir şeyler isteyen fakrı zaruret sahiplerine
yani SÂİL'lere, bu anlattığımız niyetle muhtaç oldukları şeyleri verirler.
Zira Allah Teâlâ, onlar hakkında;
Sâile gelince; (onu) da azarlayıp kovma. Duhaa Suresi, Âyet: 10) buyurmuştur.

Ayrıca, zikr olunan Ayette İstenilen şeyler yalnız maddi nesnelere tahsis edilmemiştir.
Çünkü sâil, ihtiyaç sahibi olan zattır.
Öyle ise, ilmi isteyenler de maddi faideleri talep edenler gibi Âyetteki Sâil
taifesine dahildirler.
Yani, azgınlar hidayeti, açlar yemeği, çıplaklar soğukta-sıcakta kendilerini korumak
için veya avret yerlerini örtecekleri elbiseyi talep eder.. Bazen de senin intikam almaya
kudretinin olduğunu bilen katil, afv etmeni talep eder..


Ey Aziz!..

Öyle ise komşularına hediye, açlara yemek, susuz kalanlara su ve çıplaklara elbise
ver..
 
Moderatör tarafında düzenlendi:
Üst Alt