• Hoşgeldin ziyaretçi , forumdan daha fazla yararlanmak için buradan üye olunuz...

Yolculuk (Don Juan Öğretileri)

  • Konbuyu başlatan mopsy
  • Başlangıç tarihi
  • Cevaplar 0
  • Görüntüleme 2K

Okunuyor :
Yolculuk (Don Juan Öğretileri)

mopsy

Emektar
Üye
"Dostunu yakaladığın zaman ne oldu, don Genaro?"
Diye sordum.

"Olanca gücümle ona sarıldım,"
dedi don Genaro bir anlık bir tereddütten sonra.
Düşüncelerini toparlamaya çalışır gibi bir hali vardı.

"O şekilde cereyan edeceğini asla tahmin edemezdim,"
diye sürdürdü.

"Öyle bir şeydi ki, öyle, öyle, öyle..Vallahi anlatılır gibi
değil ki. Onu yakalamamla dönmeye başlamamız bir oldu.
Dost beni fırıldak gibi çeviriyordu, ama onu bırakmadım
hiç. Havada öyle bir hızla dönmekteydik ki artık hiç bir
şey göremez olmuştum. Her şey sisli görünüyordu.
Dönmemiz sürdü, sürdü, sürdü. Birden tekrar yerde
durmakta olduğumu hissettim.
Kendime şöyle bir baktım Dost beni öldürmemişti.
Her bir yanım sağlamdı. Kendimdim ben!
Başardığımı anlamıştım.
Nihayet benim de bir dostum olmuştu.
Sevinçle zıplamaya başladım.
Ne güzel duyguydu o!
Ne görkemli bir duyguydu!.

"Sonra, neredeyim diye etrafıma bakındım.
Hiç bilmediğim bir yerdeydim.
Dost beni havaya kaldırmış ve dönmeye başladığımız
yerden uzakta bir yere fırlatıp atmıştı.
Yönümü bulmaya çalıştım. Evimin doğu istikametinde
bir yerlerde olmam gerek diye düşünerek, o yöne
doğru ilerledim.
Vakit daha erkendi. Dostla karşılaşmamız pek uzun sürmemişti.

Çok geçmeden bir patika buldum ve birkaç adamla
kadının bana doğru gelmekte olduklarını gördüm.
Kızılderiliydiler. Çevremi sarıp nereye gitmekte olduğumu
sordular. Ben de, "Yurduma, Ixtlan'a gidiyorum," dedim
onlara.
"Kayboldun mu?" diye sordu birisi.
"Evet," diye yanıtladım onu.
"Niçin? Ama Ixtlan o yönde değil. Tam tersi yönde.
Biz de oraya gidiyoruz," dedi bir başkası.
"Sen de katıl bize!" Dedi hepsi birden.
"Yiyeceğimiz de var."

"Sonra ne oldu?" Diye sordum. "Onlara katıldın mı?"

"Hayır, katılmadım," dedi don Genaro.
Zira onlar gerçek değildi.
Onları görür görmez anlamıştım bunu.
Seslerinde, özellikle onlara katılmamı isterkenki dostça
davranışlarında onları ele veren bir şey vardı.
Onlardan kaçmaya başladım. Arkamdan çağırıp döneyim
diye yalvardılar. O tekinsiz yalvarışları giderek artıyordu,
ama koşmayı sürdürüp onlardan kaçtım."

"Kimdi onlar?" Diye sordum.
"İnsanlar!" diye yanıt verdi don Genaro uzatmaksızın.
"Ama gerçek insan değildiler."
"Hayalet gibi, yani," diye açıkladı don Juan.
"Görüntüden ibaret."

"Bir süre yürüdükten sonra," diye sürdürdü don Genaro,
"kendime güvenim arttı.
Ixtlan'ın benim gittiğim istikamette olduğunu biliyordum.
Sonra yolda, bana doğru iki adamın geldiğini gördüm.
Onlar da Mazatec Kızılderililerine benziyorlardı.
Yakacak odun yüklü bir eşekleri vardı.
Yanımdan geçerken, "Merhaba," diye mırıldandılar.

"Merhaba!" Diyerek yoluma devam ettim. Benimle pek
ilgilenmemişler, yanımdan geçip gitmişlerdi. Adımlarımı
yavaşlatarak şöyle bir dönüp onlara baktım. Benimle
ilgilenmeksizin yollarına devam etmekteydiler. Gerçek
insana benziyorlardı. Arkalarından koşarak bağırdım,
"Durun, durun!."

"Eşeklerinin iki yanına geçip, sanki yükünü korur gibi
durdular.
"Bu dağlarda kayboldum." dedim onlara.
"Ixtlan'a nasıl gidilir?"
Gitmekte oldukları istikameti gösterdiler.
"Sen oradan çok uzaktasın," dedi içlerinden biri.
"Dağların öte tarafında kalır orası. Dört beş günde
varabilirsin oraya."
Sonra dönüp yola revan oldular.
Onların gerçekten Kızılderili olduklarını sezmiştim,
onlara katılmama izin vermelerini istedim.

Bir süre yol aldıktan sonra adamdan biri torbasından
biraz yiyecek çıkardı ve bana da sundu.
Yerimde donup kalmıştım.
Yiyeceğini sunuş biçimi bana son derece yabansı
gelmişti. Bedenim korku hissine kapıldı, öyle ki irkilip
kaçmaya başladım.
İkisi de onlarla birlikte gitmezsem dağlarda ölüp
kalacağımı söylediler ve onlara katılmam için dil
döktüler.
Onların dil döküşleri de bana pek tekinsiz gelmişti,
onun için koşarak onlardan uzaklaştım.."

"Yürümeye devam ettim. Artık gerçekten Ixtlan
yolunda olduğumu ve o hayaletlerin beni yolumdan
çevirmeye çalıştıklarını anlamıştım."

"Sonra sekiz kişiye daha rasladım; benim kararımdan
dönmeyeceğimi anlamış olmalılardı. Yolun kenarında
durup, yakaran gözlerle bana baktılar. Çoğu bir söz
dahi etmemişti; ancak, aralarındaki kadınlar daha
cüretkâr davranıp bana yalvardılar. Hatta kimileri
pazarda satmaya götürdükleri yiyeceklerle öbür
eşyalarını bile, saf köylü satıcılar gibi önüme serdiler.
Ama hiç birine bakmadım ve yoluma devam ettim.."

"Akşama doğru aşina olduğum bir vadiye ulaştım.
Sanki daha önce orada bulunmuştum.
Ama o takdirde oranın Ixtlan'ın güney yöresi olması
lâzımdı. Hatırlayabileceğim daha başka işaretler arayıp
kendimi yönlendirmeye çalışıyordum ki, keçilerini güden
bir Kızılderili oğlan gördüm.
Aslında o çocuk bana babamın iki keçisini güden kendimi
anımsatmıştı.."

"Onu bir süre izledim; çocuk benim küçükken yaptığım
gibi kendi kendine konuşmaktaydı, sonra keçileriyle
konuşmaya başladı.
Keçi gütmekten anladığım için onun bu işi gayet iyi bir
şekilde yaptığını görmekteydim.
İşinin ehliydi çocuk. Keçileri şımartmıyor, ama onlara
gaddarca da davranmıyordu."

"Ona seslenmeye karar verdim. Yüksek sesle onu
çağırınca çocuk yerinden fırlayıp kayalık bir yere
kaçtı ve kayaların ardından beni gözetlemeye başladı.
Her an tabanları yağlamaya hazır gibi görünüyordu.
O çocuğu sevmiştim. Korkarak kaçmıştı ama keçilerini
benden ırak tutmayı da pekâlâ başarmıştı.."

"Onunla uzun bir süre konuştum; yolumu kaybettiğimi
ve Ixtlan'a nasıl gideceğimi bilemediğimi söyledim.
Bulunduğumuz yerin neresi olduğunu sordum, o da
oranın beni aradığım yer olduğunu söyledi. Bu yanıtı
beni çok mutlu kılmıştı. Demek ki artık yurdumdaydım
ve dostun tüm gövdemi göz açıp kapayana dek onca
uzak yerlere nasıl taşımış olduğunu hayretle düşündüm."

"Çocuğa teşekkür ederek yürümeye başladım.
Çocuk saklandığı yerden çıkarak keçilerini daha önce
dikkatimi çekmemiş olan başka bir keçiyoluna doğru
güttü.
O keçiyolu vadiye doğru uzanmaktaydı.
Çocuğa gene seslendim ama bu sefer kaçmadı.
Ona doğru yürüdüm;
ona epeyce yaklaştığım zaman çocuk koşarak çalıların
arasına gizlendi. Kendisini öyle iyi kolladığı için onu
övdüm ve ona kimi sorular sordum.

"Bu keçiyolu nereye çıkar?" diye sordum.
"Aşağıya," dedi çocuk.
"Nerede oturuyorsun?"
"Aşağıda,"
"Orada çok ev var mı?"
"Hayır, bir ev var,"
"Öbür evler nerede?"

Çocuk, o yaştaki oğlanlara özgü bir kayıtsızlıkla
parmağını öbür tarafa doğru uzattı.

"Dursana," dedim ona.
"Çok yorgunum ve açım. Beni ailene götürüver."
"Ailem yok ki benim," dedi çocuk ve bu beni oldukça
sarstı. Niçin, bilmiyorum, ama sesi beni duraksatmıştı.
Duraksadığımı gören çocuk durdu ve bana doğru döndü.
"Bizim evde kimse yok," dedi.
"Amcam gitti, karısı da tarlada. Evde yiyecek çok. Bol.
Benimle gel!"

"Epey üzülmüştüm. O çocuk ta bir hayaletti.
Sesinin tonuyla istekliliği onu ele vermişti.
Bütün hayaletler peşimdeydi demek;
ama benim korktuğum yoktu.
Dostla karşılaşmanın sersemletici etkisi hâlâ devam
etmekteydi. Dosta da hayaletlere de kızmak istiyordum,
ama bir türlü eskisi gibi öfkelenemiyordum, o yüzden
vazgeçtim ben de. Sonra kendimi üzüntüye kaptırmak
istedim, zira o küçük oğlanı sevmiştim, ama üzülmek te
gelmedi elimden, onun için ondan da vazgeçtim."

"Birden bir dostum olduğunu ve hayaletlarin bana
hiç bir şey yapamayacakları geldi aklıma.
Keçiyolunda çocuğu izledim.
Öbür hayaletler de derhal ortaya çıkıp beni uçurumdan
aşağıya yuvarlamaya çalıştılar, ama benim istencim
onlardan daha güçlüydü.
Onlar bunu hissetmiş olacaklar ki, beni taciz etmekten
vazgeçtiler. Çok geçmeden, sadece yolumun üzerinde
durmakla yetindiler; zaman zaman kimileri üzerime
doğru atlıyordu ama onları istencimle durdurabiliyordum.
Sonra hepsi de beni taciz etmekten vazgeçtiler."

Don Genaro uzun süre sessiz kaldı.
Don Juan bana bakmaktaydı.

"Ondan sonra ne oldu, Don Genaro?" Diye sordum.
"Yürümeye devam ettim." dedi düpedüz..

CARLOS CASTENADA
Don Juan Öğretileri
 
Üst Alt