Yenikapı ve İstanbul kazıları

Yenikapı ve İstanbul kazıları

Dört yıldır İstanbul Arkeoloji Müzeleri Müdürlüğünü yapan 36 yıllık müzeci İsmail Karamut, başkanı olduğu Marmaray ve Metro kazıları nedeniyle son haftalarda çok eleştirildi. Yenikapıdaki tarihi alana iş makineleri ve kepçeler sokuyor ve tarihi tahrip ediyor, dendi. Bir alanla ilgili kararın altında imzası olan Prof. Mehmet Özdoğanın açıklamalarına kendisi yıllardır pek çok prehistorik kazı yapmış bir profesördür ve tarihin tahribine karşı sıkı muhalif kimliğiyle bilinir aldırmaksızın düştüğümüz karmaşada merak edilenleri bir de suçlanan kişiye sorduk.

Tartışmalara geçmeden önce sormak istiyorum: İstanbulun şu son yapılan kazılarda sizi en çok heyecanlandıran bölgesi neresi?

Marmaray kazıları tabii Ben Marmaray kazılarını şans olarak değerlendiriyorum. Eğer bu kazılar olmasaydı biz bu alanda belki 200, belki 300 yıl kazı yapamazdık. Üstelik giderek çok katlı yapılanmalar olacaktı. Bu şansı da en iyi şekilde kullanmamız gerekiyor. Yenikapı, sonuçları nedeniyle beni çok etkiledi, tabii Sirkeci ve Üsküdarda da önemli eserler bulduk.
Burada kurtarma kazıları yapıyorsunuz, bu kazıların farkını anlatır mısınız?

Kurtarma kazılarını diğerlerinden ayıran bir projenin önünü açmak için ve belli zaman süresiyle yapılan kazılar olması Diğer kazılar bir sorunun yanıtını bulmak adına yapılır, süre sınırlaması yoktur.

Sizin oradaki bütün kazı çalışmalarını müteahhit firma mı finanse ediyor?

Ulaştırma Bakanlığı ve dolayısıyla onun ihale ettiği müteahhitler ödüyor. Bu kurtarma kazılarının şanssızlığı şu; size verilen alanda çalışmak zorundasınız, dışına çıkmak için kamulaştırmanız lazım. Marmarayda bizim kazı alanımızın dışında çok katlı binalar, oteller işyerleri başlıyor. Çok önemli de olsa bir duvar, bir mimari kalıntıyı bulabilmeniz için o otelin altına inmeniz lazım.
Bulunan ve Konstantin suru diye tanımlanan duvar kalıntısının devamını bulmak için ilerleyemiyor musunuz mesela?

Tabii, nasıl gideceksiniz? Ucunu bulabilmemiz için evlerin altına inmemiz lazım. Öbür tarafta surları devam ettirebilmek için Aksaraya doğru ilerlemeniz lazım.
Hiç böyle kamulaştırma alanıyla büyüteceğiniz ve mutlak devam ettirmek istediğiniz bir bölüm var mı?

Şu anda Sirkecide, istasyonunun hemen yanında yaklaşık 10 metre çapındaki bir alanda çalışıyoruz, sanıyorum yangın kaçış alanıymış, kamusal bir yapıya ait döşemeler bulduk ama çevremiz tamamen otel, genişleme olanağımız yok.

Çok mu güzel döşemeler? Kaçıncı yüzyıl?

Çok güzel, Bizans döşemeleri, daha önceye ait mezar stellerini ters çevirerek döşeme yapmışlar. Sirkeciyle ilgili kaynaklar, o zaman burasının liman olduğunu, bugüne göre kıyıdan 250 metre içerde olduğunu söylüyor. Bizim çalışma yaptığımız yerler de oraya dahil, belki biz orada limanın kıyısındayız ama onu bilmemize şu anda olanak yok.
Yutkunarak kapatıyor musunuz yani?

Bu bir bilgi tabii ama dileğimiz sonucunu alabilmek.
Onun için otelleri yıkmak ve orayı kamulaştırmak lazım Bir arkeolog olarak ne var otel yıkılsın dediğiniz oluyor mu?

İnsanoğlu o merakını gidermek istiyor tabii, açıp genişleyeyim diyor. Otelden daha önemli diyoruz arkeolog olarak. Tabii biz öyle diyoruz ama izin verilmiyor.

Şimdi sorunlu prehistorik alana gelelim. - 9,5 metre tabana indiniz ve burası prehistorik buluntu veren bir yer. Çapı nedir buranın? Daha önce bir de prehistorik yerleşim bulmuştunuz.
Evet, yerleşimi biz iki yıl önce bulmuştuk, buluntularını almıştık, bunun yanında Marmaray yetkilileri bizden 110 x 30 metre ölçülerinde yani 3300 m2lik alana öncelik vermemizi istedi. Orada şunu gördük, özellikle altını çiziyorum, burası neolitik bir yerleşim değil, bize büyük mimari veren kalıntı yok, zaten günümüzden 8 bin yıl önce üstelik sular altında kalmış bir yerde mimari bulmanıza imkan yoktur, ama biz yerleşimin olduğuna dair kalıntılar bulduk.

Nedir bunlar?

Dar örgü sistemiyle yapılmış ve Balkanlarda çok görülen mimarinin sadece izlerini bulduk. Sınırlandıran çakıl taşlarını bulduk, mimari veriyor diyerek büyük bir yerleşim olduğuna karar verildi. O neolitik yerleşimin dibinde bir de 4 adet iskelet bulduk, yerleşimin varlığın kanıtladık. Böyle bir yerleşimin olması normal, orada Lykos (Bayrampaşa) deresi, sonra kara var. Marmara Denizi neolitik çağda en az -6.60 metre daha aşağıda. Tatlı su, deniz var, suyun yanına yerleşmişler tabii ki Biz bunun yanında Lykos deresinin yönünü değiştirmesinden kaynaklanan siyah killi organik bir tabakayla karşılaştık. Jeologlar bataklık ya da lagün olabileceğini söylüyorlar, rapor halinde açıkladılar. Sondaj açtık, 20x25, tabana indikçe de çalışma zorluğu olduğundan 5x20 yaptık ve -9a kadar indik. Burada herhangi bir mimari ve kültür tabakasına rastlamadık, sadece bu neolitik dönem insanının muhtemelen kullanıp attığı seramik ve ahşap aletlere rastladık. Elbette bizim için çok çok önemliydi bunlar; ahşap aletler özellikle.

Balıkçı küreği olduğu düşünülen kürek orada mı çıktı?

Hayır, o eski, neolitik yerleşimin orada çıktı, yanlışlık yapılıyor. Burada sadece ahşap iki alet çıktı.

Ne gibi aletler?

Mehmet Hoca birinin yay olabileceğini söylüyor, önemli olan insan elinden çıkmış olması. Mimari ve kültür tabakası vermediği için biz o malzemeyi kepçelerle alalım dedik, çünkü orası incecik peynir gibi Bu arada bütün alanın dörtte üçü elle kazıldı, kazılıyor zaten, ama sadece bu alanın çok geniş bir kepçeyle blok olarak alıp başka bir yerde tasnif edelim, dedik.

Daha önce sondajlar yaptınız ve bütününde mimari kalıntıya rastlamadınız mı?

Tabii yaptık, mimari kalıntı yok.

Balçık ne kadarlık bir alan?

Yaklaşık 80 santimlik buluntu veren bir tabakası var, zaten oradan devamlı su geliyor, bu yüzden taban peynir gibi, o buluntuları kaybetme riskimiz de var. Kazma veya kürek darbeleriyle çalışırsak ahşap varsa daha çok tahrip olur, blok olarak alınca daha garanti olacak.

Mühendislerin çabuk bitirme isteğine teslim olduğunuz ve alana iş makineleri sokarak tarihi tahrip edeceğiniz iddia ediliyor. Bu konuda ne söyleyeceksiniz?

Öncelikle 58 bin metrekarelik bir alanda kepçe sokmamışız. Peki teslim olacaksam o tekneler çıktığında niye olmamışım? Bir teknenin kaldırılması günlerce aylarca sürdü, konunun uzmanlarını çağırdık, orada da zamanla yarışıyorduk, beklendi. Biz kepçeyi her yere sokmuyoruz ki, oradaki alan hiçbir kültür tabakası vermediğinden, bu yöntemin kültür varlıklarına daha az zarar verebileceğini düşündüğümüzden bunu yapmak istiyoruz. Başka yöntem bilen varsa söylesin. O kepçe girdiğinde başında zaten arkeolog bulunacak, biz orayı bırakmıyoruz ki

Peki 4 nolu kurul müdürlüğü sizin aleyhinize nasıl karar verdi? Kurul, aslında taşınmazlarla ilgili bir kurul değil mi?

Yasa gereği bu kurulun toplantısına çağrılmalıyım ama çağrılmadım. Kurulun adı Taşınmaz Kültür Varlıkları Bölge Kurullarıdır, yani taşınırlarla ilgilenmez. Bir kazının yöntemlerini belirlemek kazı başkanının işidir. Kazıdan çıkan taşınmazlar olursa ve bunların değerlendirilmesi, onarımı, koruması, nakliyle ilgili koruma bölge kurullarına o konuyu iletmek zorundayız, iletiyoruz da zaten.
Peki kazının bitiş tarihi belirli mi? Marmarayın 2012de biteceği açıklandı

Kazı eser çıktığı oranda sürecek. 110 metrekarelik spekülasyonlu alan dışında kazımız zaten sürüyor.

PROF. MEHMET ÖZDOĞAN

Kazı başkanı olsam en büyük kepçeyi dikkatli bir şekilde buraya hemen sokarım

Burada tabakalı dolgu yok, bataklık alan, dolayısıyla malzeme toplanması lazım, yağmur yağdığında arkeolojik malzeme olan için tehlike oluşturuyor. Öncelikle şunun alıntı çizelim: Burası jeolojik bir dolgu, bu dolgunun içindeki her türlü malzemeyle hassas bir şekilde alınıp çapayla, kürekle alınmaz incelenmesi lazım; içinde her türlü organik malzeme var. Kuru yerde bu dolgu içindekileri belki mikroskopla inceleyeceğiz. Zaman baskısıyla değil bilimsel bakışla bu karara varıldı, başka mantıklı yöntemi varsa söylesinler. Kendim kazı başkanı olsam en büyük kepçeyi dikkatli bir şekilde buraya hemen sokarım, akl-ı selim lazım. Bu bataklık alan kenara alınınca dolgu dışındaki kısmın elle kazılması gerekiyor.

YENİKAPI KAZILARI

Yenikapı kazılarında 9u aşkın üniversite işbirliği içinde çalışıyor. Theodosius zamanında (MS 4.yy) yaptırılan bu limanın asıl inşa amacı Mısırdan tahıl ithalatıydı, çünkü kentin buna ihtiyacı vardı. Liman sonra genişletildi, MS 7. yyda Mısırdan ithal sona erince aktifliğini kaybetti, 13. yya kadar yaşamını sürdürdü. Yenikapı kazılarında bulunan eser sayısı 10 bine yaklaştı; bunlar arasında taraklar, heykeller, kandiller, seramikler, sikkeler, takılar ve daha pek çok eser var. Ahşap deri sandaletleri çok ilginç, bazı sandaletlerin altında sağlıkta kullan hanımefendi yazıyor. Thedosius sahil surunun izleri çok ilginç. Bu surların içinde ayrıca 51 m uzunluğunda ve 4.20 metre eninde Konstantin suru olduğu tahmin edilen bir başka sur var. Tekneler içinde ve kazı alanında bulunan yiyecekler Bizans imparatorluğunun deniz ticareti ve tarıma dayalı bir ekonomisinin olduğunu gösteriyor. Alanda bulunan insan iskeletleri, deniz ürünlerini bol bol tükettiklerini gösteriyor. Botanik buluntularına bakılırsa en çok incir, üzüm, vişne, kiraz ve kavun yemişler. Çitlembik, kızılcık, fındık, şeftali, erik, kabuklu arpa tohumları, kişniş, çam fıstığı kozalakları ortaya çıktı. İçi dolu amforaların ağzını kuru incirle kapatmışlar. Bulunan yabani bitkiler arasında kan damlası, kaz ayağı, yoğurt otu ve düğün çiçeği var.

Emine Çaykara
 
Üst Alt