• Merhaba Ziyaretçi hoşgeldin! Forumdan daha fazla yararlanmak için buradan kayıt olunuz...

Yeni peygambere acil ihtiyacimiz varmi?

jurgen

Tecrübeli
Üye
Selam

Yeni peygambere acil ihtiyacimiz varmi?

Asagdaki inceleme tarafsiz jurgen tarafindan yapilmistir.

Muslumanlara gore ;

1) Tevratin degistirildigi ve gecerligini kaybetigine inaniliyor.
2) Incilin in degistirildigine ve gecerliliginin kaybetiligine inaniliyor.
3) Budistlerin budanin putlarina taptiginia inaniliyor.
4) Hindularin ineklere taptigina inaniliyor.
5) Kadinlarin yarim akili olduguna inaniliyor.
6) Erkegin 4 kadinla evlenmesini musluman geregi olduguna inaniliyor.
7) Cennet ve Cehennemin yalinizca muslumanlara ait olduguna inaniliyor.
8) Muslumanliarin yapacagi gunah tovbe ile sevaba cevriliecegine inaniliyor.
9) Muslumanlik geregi musluman olmiyanlari katletmenin sevap olduguna inaniliyor.
10) Seriatin sart olduguna inaniliyor……………Bu liste uzar gider.

Yahudilere gore;

1) Hz.Muhammedin peygamber olmadigina inaniliyor.
2) Hz.Kurani Kerimin Tevrata kopyalandigina inaniliyor.
3) Yahudilerin kainatin efendisi olduguna inaniliyor.
4) Yahudilerin cennet ve cehenemin sahibi olduguna inaniliyor.
5) Yahudilerin ustun irk olduguna inaniliyor.
6) Kainatin tum insanlari yahudilere hizmet etmek icin yaratildigina inaniliyor.
7) Yahudi olmak icin bir yahudi anne ve babadan olmasi gerektigine inaniliyor.
8) Yahudilerin oldukten sonar cennete gide bilmeleri icin yahudilige ihanet etmemesi gerekir.
9) Yahudiler yahudilige hizmet icin tum inanclarin icinde yasiya bilirler yalniz olmeden once yahudi oldugunu hatirlamasi gerekir.
10) Vade edilmis kutsal topraklarin alinmasi gerektigine inanirlar.


Hiristiyanlara gore;

1) Muslumanlik diye bir inanc yoktur.
2) Muhammedin dini siddet ve terror dinidir.
3) Yahudiler buyuk agbidir,hiristiyanlar ve insanlik yahudi agbilerine hizmet etmesi gerektigine inanirlar.
4) Cennete gidecek insanlarin sayisi bellirlenmistir.
5) Hz.Isanin yeryuzunde tekrar peygamber olarak dogacagina inanilir.
6) Tum hiristiyanlarin vatikana hizmet etmesi istenir.
7) Vatikanda kuduse hizmet etmesi istenir.
8) Hiristiyan olmiyan fakat insane olan tum insanliga hosgoruyle bakilmasi gerektigine inanilir.
9) Vadedilmis kutsal topraklarin kurtarilmasi gerektigine inanilir.
10) Tevrat +incil=Kutsal kitaptir.

Dini bilgisi olan ustadlarin fikirlerine ihtiyacimiz var.

Degisik fikirler insanlarin dogru yolu bulmasina yardimci olacak tir.

Saygilar.
 
B

bursali68

Ziyaretci
Selam

Yeni peygambere acil ihtiyacimiz varmi?

Asagdaki inceleme tarafsiz jurgen tarafindan yapilmistir.

Muslumanlara gore ;

1) Tevratin degistirildigi ve gecerligini kaybetigine inaniliyor.
2) Incilin in degistirildigine ve gecerliliginin kaybetiligine inaniliyor.
3) Budistlerin budanin putlarina taptiginia inaniliyor.
4) Hindularin ineklere taptigina inaniliyor.
5) Kadinlarin yarim akili olduguna inaniliyor.
6) Erkegin 4 kadinla evlenmesini musluman geregi olduguna inaniliyor.
7) Cennet ve Cehennemin yalinizca muslumanlara ait olduguna inaniliyor.
8) Muslumanliarin yapacagi gunah tovbe ile sevaba cevriliecegine inaniliyor.
9) Muslumanlik geregi musluman olmiyanlari katletmenin sevap olduguna inaniliyor.
10) Seriatin sart olduguna inaniliyor……………Bu liste uzar gider.

Yahudilere gore;

1) Hz.Muhammedin peygamber olmadigina inaniliyor.
2) Hz.Kurani Kerimin Tevrata kopyalandigina inaniliyor.
3) Yahudilerin kainatin efendisi olduguna inaniliyor.
4) Yahudilerin cennet ve cehenemin sahibi olduguna inaniliyor.
5) Yahudilerin ustun irk olduguna inaniliyor.
6) Kainatin tum insanlari yahudilere hizmet etmek icin yaratildigina inaniliyor.
7) Yahudi olmak icin bir yahudi anne ve babadan olmasi gerektigine inaniliyor.
8) Yahudilerin oldukten sonar cennete gide bilmeleri icin yahudilige ihanet etmemesi gerekir.
9) Yahudiler yahudilige hizmet icin tum inanclarin icinde yasiya bilirler yalniz olmeden once yahudi oldugunu hatirlamasi gerekir.
10) Vade edilmis kutsal topraklarin alinmasi gerektigine inanirlar.


Hiristiyanlara gore;

1) Muslumanlik diye bir inanc yoktur.
2) Muhammedin dini siddet ve terror dinidir.
3) Yahudiler buyuk agbidir,hiristiyanlar ve insanlik yahudi agbilerine hizmet etmesi gerektigine inanirlar.
4) Cennete gidecek insanlarin sayisi bellirlenmistir.
5) Hz.Isanin yeryuzunde tekrar peygamber olarak dogacagina inanilir.
6) Tum hiristiyanlarin vatikana hizmet etmesi istenir.
7) Vatikanda kuduse hizmet etmesi istenir.
8) Hiristiyan olmiyan fakat insane olan tum insanliga hosgoruyle bakilmasi gerektigine inanilir.
9) Vadedilmis kutsal topraklarin kurtarilmasi gerektigine inanilir.
10) Tevrat +incil=Kutsal kitaptir.

Dini bilgisi olan ustadlarin fikirlerine ihtiyacimiz var.

Degisik fikirler insanlarin dogru yolu bulmasina yardimci olacak tir.

Saygilar.

Galiba tüm dinlerin altında 11. maddeyi unutmuşsunuz :

11) Mezhep ve tarikatlarla parça parça edilmişlerdir.

Sağlıcakla kalın.
 

jurgen

Tecrübeli
Üye
Selam

Allahimin guzel dinlerini ne hale getirmisler.

Allahsizlar Allah maskesi altinda dolasiyor malesef.

Saygilar.
 

collection

Tecrübeli
Üye
4 hak mezhep dinden ayrı değildir.Özünde hepsi İslamiyyetin aslıdır.Aralarındaki ictihad farkları insanların amellerini kolaylaştırmak için rahmeti ilahidir.


Bunun içindir ki, Kur’an-ı kerimin ve hadis-i şeriflerin doğru manalarını anlamak isteyenler, Ehl-i sünnet âlimlerinin kelam ve fıkıh kitaplarını okumalıdır. Kitabı ve sünneti bildiren (Ehl-i sünnet) âlimlerinin kitaplarından kaçanların, Haktan kaçan cahillere benzediklerini, kendi kitapları da yazmış oluyor.

Her asırda gelen İslam âlimleri, daha önce gelenlerin, büyüklükleri, üstünlükleri, vera ve takvaları karşısında titrerler, onların sözlerine senet, delil olarak sarılırlardı.

Bu din, edep dini, tevazu dinidir. Cahil cüretkâr olur, kendini âlim sanır. Âlim olan tevazu gösterir. Cehenneme gidecekleri hadis-i şerifle haber verilen 72 bid’at fırkasının reisleri de derin âlim idi. Fakat onlar, ilimlerine güvenerek, Kitâbdan, Sünnetten mana çıkarmaya kalkıştılar. Böylece, Eshab-ı kirama uymak şerefine kavuşamadılar. Onların doğru yollarından saptılar.

Dört mezhebin âlimleri, derin ilimlerini Kur’an-ı kerimden ahkam çıkarmakta kullanmadılar. Buna cesaret edemediler. Resulullahın ve Eshab-ı kiramın bildirdiklerini anlamakta kullandılar.

Allahü teâlâ, insanlara, (Kur’an-ı kerimden hüküm çıkarın) demiyor. (Resulümün ve Eshabının çıkardığı hükümlere uyun, bunları kabul edin) buyuruyor. (Resulüme itaat edin, ona tâbi olun) âyet-i kerimesi ve (Eshabımın yoluna sarılın) hadis-i şerifi, bunu açıkça bildirmektedir. Âlimler bile, Kur’an-ı kerimin manasını anlamakta güçlük çekerken, bir cahil, murad-ı ilahiyi bilmeden nasıl olur da, Allah şöyle buyuruyor, Resulullah böyle buyuruyor, diyebilir? Derse, dediği nasıl doğru olabilir? Allahü teâlâ, böyle söylemeyi yasakladı. Tefsir âlimleri ve mezhep imamları bile, bu sözü söylemeye cesaret edememiştir. Anladıklarını bildirdikten sonra, (bu benim anladığımdır, doğrusunu Allah bilir) demişlerdir. Kur’an-ı kerimin manasını Eshab-ı kiram bile anlamakta güçlük çeker, Resulullaha sorarlardı

Mizanın önsözünde buyuruluyor ki:
(Dört mezhepten birini taklit etmeyen dalalete düşer, zındık olur, başkalarını da yoldan çıkarmakta şeytana yardımcı olur. Bugün var olan 4 mezhebin hepsi haktır, sahihtir. Birinin, ötekisi üzerine üstünlüğü yoktur. Çünkü, hepsi aynı din kaynağından alınmıştır.

Dört mezhebin imamları ve onları taklit eden âlimlerin hepsi, her müslümanın 4 mezhepten dilediğini taklit etmekte serbest olduğunu bildirdiler. Allahü teâlâ, amelde mezheplere ayrılmaktan razı olduğunu, Habibi vasıtası ile bildirdi. Resulü, bu ayrılığın rahmet olduğunu bildirdi. Müctehid olmayanın, bir mezhebe uyması gerekir. Bir âlim, ictihad derecesine yükselince, kendi ictihadına uyması gerekir. İmam-ı Ahmed’in, (İlminizi imamlarınızın aldıkları kaynaktan alın, taklitçilikte kalmayın) sözü bunu göstermektedir.

Resulullah efendimiz Kur’an-ı kerimde kısa ve kapalı olarak bildirilenleri açıklamasaydı, Kur’an-ı kerim kapalı kalırdı. Resulullahın vârisleri olan mezhep imamlarımız, hadis-i şeriflerde mücmel olarak bildirilenleri açıklamasalardı, sünnet-i nebeviyye kapalı kalırdı. Böylece, her asırda gelen âlimler, Resulullaha uyarak, mücmel olanı açıklamışlardır. Nahl suresinin 44. âyetinde, (İnsanlara indirdiğimi onlara beyan eyle) buyuruldu. Beyan etmek, açıklamak demektir. Âlimler de açıklayabilselerdi ve Kur’an-ı kerimden ahkam çıkarabilselerdi, Allahü teâlâ Resulüne, sana vahiy olunanları tebliğ et der, beyan etmesini emretmezdi.) (Mizan)

Dört mezhebe uyanlar, birbirinin kardeşidir. İmanları aynıdır. Ameldeki bazı ayrılıkları da, Allah’ın rahmetidir. Allahü teâlâ, müctehid olmayanın bir müctehide uymasını emredip (...ve ülülemrinize itaat edin) buyuruyor. (Nisa 59)

Ülülemr, nasslardan ahkam çıkarabilen âlimlerdir. (Nisa 83)

Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Ülülemr, Fıkıh âlimleridir.) [Darimi]

İmam-ı Süyuti hazretleri, İtkan tefsirinde, İbni Abbas hazretlerinin (Ülülemr, Fıkıh âlimleridir) buyurduğunu bildirmektedir.

Ülülemrin Fıkıh âlimi olduğu, Tefsir-i kebirin 3. cildinin 375., İmam-ı Nevevi’nin Müslim Şerhinin 2. cildinin 124. sayfasında ve Mealim ve Nişapur tefsirlerinde de yazmaktadır. İsra suresinin (O gün her fırkayı imamları ile çağırırız) mealindeki 71. âyeti, Ruh-ül beyan tefsirinde açıklanırken, (Mezhebin imamı ile çağırılır. Mesela ya Şafii yahut ya Hanefi denilir) buyuruluyor.

İbni Âbidin hazretleri buyuruyor ki:
(Bir işin, bir ibadetin sahih olması için dört mezhepten birine uygun olması gerekir. Bir ibadeti yaparken, şartlarından biri, bir mezhebe, başka biri de başka mezhebe uygun olursa, bu ibadet sahih olmaz.) (Redd-ül-muhtar s. 51)

S. Ahmed Tahtavi hazretleri, Dürr-ül-muhtar haşiyesinin zebayih kısmında buyuruyor ki:
(Bugün her müslümanın 4 mezhepten birinde bulunması vaciptir. Dört mezhepten birinde bulunmayan Ehl-i sünnetten ayrılır. Ehl-i sünnetten ayrılan da sapık veya kâfir olur.)
İbni Hazm, Şevkani, Abduh, Reşit Rıza, Sıddık Hasan gibi mezhep düşmanlarının bir kısmı, taklidi haram sayarak, bir kısmı da telfîk yaparak, birçok müslümanı dalalete sürüklemişlerdir.

Mezhepler kardeştir
Bir mezhepte bulunan Müslüman, diğer üç mezhepteki Müslümanları kardeş bilir. Onları incitmez. Birbirlerini severler, yardım ederler. Allahü teâlâ, Müslümanların imanda birleşmelerini, emrediyor. Böyle inanmaya, Ehl-i sünnet denir. Bütün Müslümanların, Ehl-i sünnet âlimlerinin bildirdikleri gibi inanmaları gerekir. Sonradan çıkan bid’at fırkalarının inanışlarının bozuk olduğunu bildiren muteber kitaplar çoktur.

Amelde mezheplerin bir olmayıp, çok olmasının, lüzumlu, faydalı olduğu, akıl ile de kolay anlaşılmaktadır. İnsanların yaratılışları birbirlerine benzemediği gibi, sıcak çölde yaşayanlara, bir mezhebe uymak kolay olurken, kutuplara yakın yerlerde yaşayanlara, başka mezhebe uymak kolay geliyor. Dağda yaşanlara, bir mezhep kolay iken denizcilere, bu mezhep güç oluyor. Bir hastaya bir mezhep kolay iken, başka hasta için, başka mezhep kolay oluyor. Tarlada çalışanlarla, fabrikada çalışanlar için de, bu ayrılış görülmektedir. Herkes, kendine daha kolay gelen mezhebi seçip, taklit ediyor veya bu mezhebe tamamen geçiyor.

Bid’at fırkalarının istedikleri gibi, tek bir mezhep olsaydı ve herkes tek bir mezhebe uymaya zorlansaydı, bu hâl çok güç, hatta imkansız olurdu. Resulullah efendimizin rahmet olarak bildirdiği, dört hak mezhepten birine uymak gerekir.

Kurtuluş fırkası
Sual: Piyasada çeşitli Müslüman gruplar var. Bunlardan sadece birisi doğru deniyor. O zaman, dört mezhebin dördü nasıl hak olabilir? Bu konuda bir hadis var mıdır?
CEVAP
Bu ümmetin çeşitli gruplara ayrılacağı, birisi hariç, diğerlerinin bid’at fırkası olacağı, onların da Cehenneme gideceği Resulullah efendimiz tarafından bildirildi. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:
(İsrail oğulları 72 fırkaya ayrıldı. Ümmetim ise 73 fırkaya ayrılacaktır. Onlardan bir fırkanın dışında, hepsi cehenneme gidecektir. Kurtulan fırka, benim ve eshabımın yolu üzerine olanlardır.) [Tirmizi, Darimi]

Dikkat edilirse, sadece (Benim yolundan giden kurtulur) denmiyor, (Eshabımın yolundan giden de kurtulur) buyuruluyor. Eshabının ictihadları farklı idi. Onun için amelde mezheplere ayrılmanın mahzuru olmaz, hatta rahmet olduğu hadis-i şerifle de bildirilmiştir. Yukarıdaki hadis-i şerifte bildirilen fırka, itikad yönüyle doğru olan fırka demektir. Hakiki âlimler bu hadis-i şerifteki kurtuluş fırkasının ehl-i sünnet vel cemaat fırkası olduğunu bildirdiler. İtikadda ayrılık olmaz. Onun için kurtulan tek fırka deniyor. Diğerleri bid’at fırkalarıdır. Bid’at ehli ise muhakkak Cehenneme gidecektir. Bir hadis-i şerif meali de şöyledir:
(Sözlerin en doğrusu Allah’ın kitabı, yolların en güzeli Resulullahın yoludur. İşlerin en kötüsü ise bid’attir. Her bid’at sapıklıktır, her sapıklığın yeri de Cehennemdir.) [Buhari, Müslim. Nesai]
 

karafetva

Tecrübeli
Üye
Selamun aleyküm
Burada Müslümanlık için tazılanlar yanlıştır.
Bazı Müslümanlık ile alakalı maddelerde yazılan yanlış olabilir; bu maddeler araştırmalar ile istatistiklendirelebilecek maddelerdir. Hinduların, budistlerin tavırları müslümanlar tarafından belirlenmiş olmamakla beraber bizzat sapıklıkların nasıl yaşandığı veya yapıldığı ile alakalı dyurumlardır.
İslamiyette samimiyet anlayışı vardır. Ezbere insanların müslümanım demesi ve diğer ezbere anlatımlar İslamiyetin özü değil belki sıyrılması gereken fikirlerdir.
Tevrat ve İncil ile alakalı İslami fikirler diye bahsedilen olaylar ise esasta mantık ve temel düşünce yordamıla açıklanabilecek anlatımlarıdr. İslamiyet Allah(c.c.) için ; insana çelişkili gibi gelebilecek anlaşılmaz durumların; herşeyi bildiği halde insan için farklı seçenekleri tercih edebilmesi imkanını veerebilmek gibi üstün hayatın yaratıcısı Tekbir farklı boyutların hükümdarı olarak görür ki; bunu İslamiyet olarak bahsederken hakikat ve esasın samimi temeli olarak bildiğimizi tekrarlamamız gerkir.
İşte bu samimi anlayış diğer dinlerdeki sapıklığın ele alına sebebini oluşturur.
İslamiyette hiçbir şeyin açıklanması örtbas edilmek istenmez. Herşey açıkça ele alınabilir. Allah a tekbir diye inandıktan sonra yanlışlıkları daha O 'na itham etmek istemeyiz ve öyle bir saygısızlığa yanaşmayız. Kadınlar ile alakalı hafızalarının daha zayıf olduğu mevzudur. Zekalarının ve de kapasitelerinin değerlendirilmeleri kesinlikle yanlış ve bir cinsi bastırmak için değil ; esasiyet ve de samimiyetle konuşmak anlaşmak için olur.
İslamiyetteki müslümanlık anlayışı kesinlikle ezbere müslümanlık değildir. Başka milletlerden ismini bilmeden samimiyet ile , güzel davranış ile Allah a ve yaklaşırsa Allah ki hakkaniyettir adalettir ; bu samimiyeti boşa mı çıkarır? İsmini bilmeyen insan kardeşlerimiz de inşAllah isimlerini öğrenirler. Mesela samimi konuşan ; dik bir anlayışla memleketindeki zorla bastırılmış zihniyeti reddeden ve gerçek araştırmalara yaklaşan kötü put zihniyetini ve reklamcı sebebi araştırmadan inandırma yöntemine uzak duranlar her zaman değerlidir. İngiltere de başını örten bir aile vardı bir ajans haberinde. Bu insanlar ismini tam bilmeyen müslüman olsa da , veya müslümanlığı reddetse de bizim samimi anlayışlara dua larda bulunmamız gerekez mi?
Bu yanlış ilk başlangıç yazısındaki müslümanlık ile alakalı 9 . madde ise kime dayandırılabilir ayrı mesele?
Samimiyete taraftar olmayı Alah nasip etsin.
Mezhep olayı çok farklıdır. Kesinlikle farklılık gibi bir durum değildir. Tam olarak açıklanma durumu oluşmamış meselelerde İslamiyete karşı çıkmayacak hayat , davranış biçimleridir. Yoksa ki doğru yol birdir; ancak ihtilafa düşülen meselelerde samimiyete riayet eden ve İslamiyete karşı çıkmayan davranışlar olarak mezhepleri görebilirz belki.
Hayırlı günler dielrim..

---------- Postalandı 03:39 PM ---------- Önce gonderilen mesaj at 03:36 PM ----------

Şunu da eklemek isterim.
Hz. Muhammed sAllahüaleyhivesellem in "Ben kardeşim İsa 'nın müjdecisiyim " hadisi mevzudur. Muhammed en üstün insan O nun kardeşi kimbilir nasıl samimi ve de güzel bir insandır. Dünya hakikati bekliyor; Allah(c.c.) hakikatte samimiyet sahibi güzel isanlara yardımlar etsin.
 

collection

Tecrübeli
Üye
Muhammed Aleyhisselam Ahir zaman peygamberi ve insan ve cinlerin son peygamberidir.O serverin işaret ettiği , kendi soyundan gelecek olan Mehdi ( aleyhirrahme ) 2000 yılın yenileyicisi yani dini b,d'atlerden temizleyici olarak teşrif edecek , Hazreti İsa aleyhisselam gökten dünyaya inecek ve bu şerefli Paygambere Ümmet olacak O'nun dinine hizmet edecektir.Eshab-ı Kehf'de bu zamanda yeniden uyandırılarak bu mübareklere hizmet edeceklerdir.

Dolayısı ile Hz.Muhammed Sallallahualeyhivessellem SON peygamberdir ve başka bir peygamber yoktur.İhtiyacı olan bu mukaddes Peygamberin yoluna tam uyarak dünya ve ahiret seadetine kavuşabilir.Bu ihtiyac ancak ve ancak Peygamberimizin varisleri olan Ehl-i sünnet alimlerine uymak ile ve gösterdikleri yoldan gitmek ile giderilebilir.Ehl-i Sünnet Alimlerine uymayan her yol , her kitap , her görüş insanı felakete götürür.1000 Yılın yenileyicisi ( SILA ) ismi ile meşhur , Müceddid , Müctehid , Mürşidi Kâmil , Ariflerin Işığı , İslam'ın gözbebeği , Velilerin önderi , İmam-ı Rabbani Ahmed Faruk-i Serhendi Hazretleri bu hususta söyle buyurmuşlardır.

Bir hükmün doğru veya yanlış olduğu Ehl-i sünnet âlimlerinin bildirdiklerine uygun olup olmamakla anlaşılır. Çünkü Ehl-i sünnet âlimlerinin bildirdiklerine uymayan her mana, her buluş kıymetsizdir, yanlıştır. Çünkü her sapık, Kur'an ve sünnete uyduğunu sanır, sapıklığının doğru olduğunu iddia eder. Yarım aklı, kısa görüşü ile, bu kaynaklardan yanlış manalar çıkarır. Doğru yoldan kayar, felakete gider. Âyet-i kerimede, (Kur’an-ı kerimde bildirilen misaller, çoklarını küfre sürükler, çoklarını da hidayete ulaştırır) buyuruluyor. Ehl-i sünnet âlimlerinin bildirdikleri manalar doğrudur, bunlara uymayanlar yanlıştır. (1/286)
 

lordhan

Tecrübeli
Üye
jurgen denilen arkadas guzel yazilar yazmis.

jurgeni banlamak icin ciddi bir sebeb olmali sanirim.
 

M ü e l l i f...

Kıdemli
Üye
Jurgen arkadaşımızla ciddi paylaşımlarımız oldu. Bazı konularda çok ciddi istifadelerinin olduğuna şahid oldum. Bu şahidlik klavyelerden dökülen yazılardan ibaret olup samimiyet derecesizi de kendisine havale ediyorum.
Lakin ; kendileri çok sempatik ve hoşgörülü olduğu halde bazı noktalarada çok büyük yanlışlara gidebiliyordu. Tıpkı bu konuda olduğu gibi....
Kendilerine defalarca söylendiği yada forumlarda defalarca şahid olduğu " Hz Muhammed " ( a.s.v. ) dan sonra Peygamber gelmez , o Hatemül enbiyadır, ( peygamberlerin sonuncusu ) Kurana ve Dolayısı ile islama iman etmiş insanlar bunu böyle bilmelidir... İfşalarına rağmen , o yinede böyle bir başlık atma ihtiyacı hissediyor..

Yeni Bir Peygambere acil ihitiyacımız varmı ? diye...

Nazikce dedik başka yerlerde
Kardeşim Artık Peygamber gelmiyecek boşuna bekleme... Müseyleme-i kezzap ( yalancı peygamber ) ın torunlarını beleyebilirsin gelse gelse ancaaak onlar gelir.
Diyeeee.
 

yavuz34

Tecrübeli
Üye
Şu zaman için değil ama ilerde Mehdi meselesi ortaya atılır. Ve Yüzlerce yıl önce yaşamış bir evliya için "İşte O İmam Mehdiydi Kıyametede daha zaman var" denilir. Sonucundada İslami bir tarikat yada mezhep ayrı bir semavi dini oluşturabilir.Yani bir ihtimaldir. Selamlar.
 

M ü e l l i f...

Kıdemli
Üye
Şu zaman için değil ama ilerde Mehdi meselesi ortaya atılır. Ve Yüzlerce yıl önce yaşamış bir evliya için "İşte O İmam Mehdiydi Kıyametede daha zaman var" denilir. Sonucundada İslami bir tarikat yada mezhep ayrı bir semavi dini oluşturabilir.Yani bir ihtimaldir. Selamlar.
Ayrı bir semavi dini oluşturma... ( ilginç ) bu oluşum eyer insanlar yapacaklarsa , peşinen söyliyeyim HALT ETMİŞLER . Çünkü Semavi dinler " semada inzal olur " adı üstünde.
dedikten sonra şöyle bir ışık tutar R.N.K Müellifi. Tabiki Hadis-i şerifin açılımından. Buyursunlar efendim.




Dördüncü sualinizin meali:

Âhirzamanda Hazret-i İsa Aleyhisselâm Deccal'ı öldürdükten sonra, insanlar ekseriyetle din-i hakka girerler. Halbuki rivayetlerde gelmiştir ki: Yeryüzünde Allah Allah diyenler bulundukça kıyamet kopmaz." Böyle umumiyetle imana geldikten sonra nasıl umumiyetle küfre giderler?

Elcevap: Hadîs-i sahihte rivayet edilen: "Hazret-i Îsâ Aleyhisselâm'ın geleceğini ve Şeriat-ı İslâmiye ile amel edeceğini, Deccal'ı öldüreceğini" imanı zaîf olanlar istib'ad ediyorlar. Onun hakikatı izah edilse, hiç istib'ad yeri kalmaz. Şöyle ki:

O hadîsin ve Süfyan ve mehdi hakkındaki hadîslerin ifade ettikleri mana budur ki: Âhirzamanda dinsizliğin iki cereyanı kuvvet bulacak:

Birisi: Nifak perdesi altında, Risalet-i Ahmediyeyi (A.S.M.) inkâr edecek Süfyan namında müdhiş bir şahıs, ehl-i nifakın başına geçecek, şeriat-ı İslâmiyenin tahribine çalışacaktır. Ona karşı Âl-i Beyt-i Nebevînin silsile-i nuranîsine bağlanan, ehl-i velayet ve ehl-i kemalin başına geçecek Âl-i Beytten Muhammed mehdi isminde bir zât-ı nuranî, o Süfyan'ın şahs-ı manevîsi olan cereyan-ı münafıkaneyi öldürüp dağıtacaktır.

Not : Evliyanın vucudunu ve manevi güçlerine inanmıyan bir kısın arkadaşlarınız bunu anlamakta zorluk çekecekler. İstirhamım "zorluk çektirmemeleridir sair arkadaşlara.

İkinci cereyan ise: Tabiiyyun, maddiyyun felsefesinden tevellüd eden bir cereyan-ı Nemrudane, gittikçe âhirzamanda felsefe-i maddiye vasıtasıyla intişar ederek kuvvet bulup, uluhiyeti inkâr edecek bir dereceye gelir. ( Komünistliğin revac bulması bir vakit, bunun en açık göstergesidir. )
Nasıl bir padişahı tanımayan ve ordudaki zabitan ve efrad onun askerleri olduğunu kabul etmeyen vahşi bir adam, herkese, her askere bir nevi padişahlık ve bir gûna hâkimiyet verir. Öyle de: Allah'ı inkâr eden o cereyan efradları, birer küçük Nemrud hükmünde nefislerine birer rububiyet verir. Ve onların başına geçen en büyükleri, ispirtizma ve manyetizmanın hâdisatı nev'inden müdhiş hârikalara mazhar olan Deccal ise; daha ileri gidip, cebbarane sûrî hükûmetini bir nevi rububiyet tasavvur edip uluhiyetini ilân eder. Bir sineğe mağlub olan ve bir sineğin kanadını bile icad edemeyen âciz bir insanın uluhiyet dava etmesi, ne derece ahmakçasına bir maskaralık olduğu malûmdur.

İşte böyle bir sırada, o cereyan pek kuvvetli göründüğü bir zamanda, Hazret-i İsa Aleyhisselâm'ın şahsiyet-i maneviyesinden ibaret olan hakikî Îsevîlik dini zuhur edecek, yani rahmet-i İlâhiyenin semasından nüzul edecek; hâl-i hazır Hristiyanlık dini o hakikata karşı tasaffi edecek, hurafattan ve tahrifattan sıyrılacak, hakaik-i İslâmiye ile birleşecek; manen Hristiyanlık bir nevi İslâmiyete inkılab edecektir. Ve Kur'ana iktida ederek, o Îsevîlik şahs-ı manevîsi tâbi' ve İslâmiyet metbu' makamında kalacak; din-i hak bu iltihak neticesinde azîm bir kuvvet bulacaktır. Dinsizlik cereyanına karşı ayrı ayrı iken mağlub olan Îsevîlik ve İslâmiyet ittihad neticesinde, dinsizlik cereyanına galebe edip dağıtacak istidadında iken; âlem-i semavatta cism-i beşerîsiyle bulunan şahs-ı Îsâ Aleyhisselâm, o din-i hak cereyanının başına geçeceğini, bir Muhbir-i Sadık, bir Kadir-i Külli Şey'in va'dine istinad ederek haber vermiştir. Mâdem haber vermiş, haktır; mâdem Kadir-i Külli Şey' va'detmiş, elbette yapacaktır.

Evet her vakit semavattan melaikeleri yere gönderen ve bazı vakitte insan suretine vaz'eden (Hazret-i Cibril'in "Dıhye" suretine girmesi gibi) ve ruhanîleri âlem-i ervahtan gönderip beşer suretine temessül ettiren, hattâ ölmüş evliyaların çoklarının ervahlarını cesed-i misaliyle dünyaya gönderen bir Hakîm-i Zülcelâl, Hazret-i Îsâ Aleyhisselâm'ı, Îsâ dinine ait en mühim bir hüsn-ü hâtimesi için, değil sema-i dünyada cesediyle bulunan ve hayatta olan Hazret-i Îsâ, belki âlem-i âhiretin en uzak köşesine gitseydi ve hakikaten ölseydi, yine şöyle bir netice-i azîme için ona yeniden cesed giydirip dünyaya göndermek, o Hakîm'in hikmetinden uzak değil.. belki onun hikmeti öyle iktiza ettiği için va'detmiş ve va'dettiği için elbette gönderecek.

Hazret-i Îsâ Aleyhisselâm geldiği vakit, herkes onun hakikî Îsâ olduğunu bilmek lâzım değildir. Onun mukarreb ve havassı, nur-u iman ile onu tanır. Yoksa bedahet derecesinde herkes onu tanımayacaktır.
 

yavuz34

Tecrübeli
Üye
Sayın Müellif sema İnsanı kamilin başıdır.Yani aklı gönlüdür.Her neyse ama Şimdi dikkat edin Hiristiyanlık nasıl oluştu?Hiristiyanlık dini Hz İsa a.s den sonra oluşmuştur.Önce bir Musevi mezhebi olarak doğdu GERÇEK MUSEVİLİĞİN KENDİSİ OLDUĞUNU SÖYLEDİ.Ama Domuz eti yiyip sünnet olmuyorlardı. Açıkça sünnete karşıydılar. Bu durumda Museviliğin içinde tutunamazlardı. Ve zamanla Musevilikten tamamen ayrıldılar.Dikkat ederseniz Hiristiyanlık Eski ahitle Zeburu inkar etmez. Ve Mesih bahsinde geçen kişinin Hz İsa olduğu ileri sürülür.Daha sonra ne oldu? İZNİK KONSEYİ ve Eski Ahitlerle ,Zeburun yerini Matta ;Markos, Luka Yuhannanın yazdığı İncil anlatımları ve Resullerin işleri aldı.Pekiyi aynı şey İslamda oluşamazmı?Kadiriye, Bektaşiye, Mevleviye yada Risaleyi Nuriye belli bir süre geçtikten sonra ne malumdurki işte o Mehdi Hz Abdülkadiri Geylani,Hz Hacı Bektaşı veli,Hz Mevlana,Hz Saidi Nursiydi diyecek olursa? Ne demek istediğimi bilmem anlatabildimmi?Birden çok din ortaya çıkabilir.Daha açık anlatayım Hünkar Hacı Bektaşı Veli yaşamamıştır.Velayetname aynı İnciller gibi onu anlatır oda Semadan güvercin donunda Anadoluya gelir vede irşat başlar.Ama onu asıl anlatan sofi kimdi? Bilinmez işte.Yarın Birtakım Alevi sofileri ortaya çıkıp her an için yeni bir din ihdasına girebilirler. Ki bunlar olmuşturda ancak Osmanlıyla bir anlaşma yapıldı. Alevilik sadece Alevi aileler arasına hapsedildi.:)Bu prensip her taraftan çıkabilir diyorum.VE DENİLECEK ŞEYDE ŞUDUR İMAM MEHDİ HAZRETLERİ YENİ BİR DİN GETİRMEDİ SADECE HZ İBRAHİM DİNİNİN UNUTULAN VE TAHRİF EDİLEN PRENSİPLERİNİ ORTAYA ÇIKARDI.Ama Sayın forum sahibi kardeşimin İhtiyaç varmı yokmu sorusuna? Hayır yok derim.Baki selamlar.
 

M ü e l l i f...

Kıdemli
Üye
Sayın Müellif sema İnsanı kamilin başıdır.Yani aklı gönlüdür.Her neyse ama Şimdi dikkat edin Hiristiyanlık nasıl oluştu?Hiristiyanlık dini Hz İsa a.s den sonra oluşmuştur.Önce bir Musevi mezhebi olarak doğdu GERÇEK MUSEVİLİĞİN KENDİSİ OLDUĞUNU SÖYLEDİ.Ama Domuz eti yiyip sünnet olmuyorlardı. Açıkça sünnete karşıydılar. Bu durumda Museviliğin içinde tutunamazlardı. Ve zamanla Musevilikten tamamen ayrıldılar.Dikkat ederseniz Hiristiyanlık Eski ahitle Zeburu inkar etmez. Ve Mesih bahsinde geçen kişinin Hz İsa olduğu ileri sürülür.Daha sonra ne oldu? İZNİK KONSEYİ ve Eski Ahitlerle ,Zeburun yerini Matta ;Markos, Luka Yuhannanın yazdığı İncil anlatımları ve Resullerin işleri aldı
.
Bu kısma kar olan tesbitleriniz den yola çıkılarak , islam dini hakkında her hangi olumsuz bir düşünceye girmek na mümkün. Rehavete girmeden dozunu da kaçırmamak lazım.

Pekiyi aynı şey İslamda oluşamazmı?Kadiriye, Bektaşiye, Mevleviye yada Risaleyi Nuriye belli bir süre geçtikten sonra ne malumdurki işte o Mehdi Hz Abdülkadiri Geylani,Hz Hacı Bektaşı veli,Hz Mevlana,Hz Saidi Nursiydi diyecek olursa? Ne demek istediğimi bilmem anlatabildimmi?Birden çok din ortaya çıkabilir.
Kesinlikle sizin dediğinizi anladım.
Şunu hiç bir zaman unutmamak gerekir ; O ismini saydığınız kişiler ve yolunda yürüyerek gitmeye çalışanların tam***** yakını, Kur-ana ve Muallimine sonsuz bir bağlılık içerisindedirler. Her söylemleri ve fiilleri " Din-i Mübini İslma " hadimlikten ibarettir ve öylede kalacaktır .

Daha açık anlatayım Hünkar Hacı Bektaşı Veli yaşamamıştır.Velayetname aynı İnciller gibi onu anlatır oda Semadan güvercin donunda Anadoluya gelir vede irşat başlar.Ama onu asıl anlatan sofi kimdi? Bilinmez işte.Yarın Birtakım Alevi sofileri ortaya çıkıp her an için yeni bir din ihdasına girebilirler. Ki bunlar olmuşturda ancak Osmanlıyla bir anlaşma yapıldı. Alevilik sadece Alevi aileler arasına hapsedildi.:)Bu prensip her taraftan çıkabilir diyorum.
Sizin mezahibiniz ve meşaribiniz size böyle bir kanı veriyor. " la mewcude illa hu " dan tefani olmuş görüse saygıyla beraber , bu bağlamdaki sözlerine itibar görmez sözleri ehli sünnet ve cemaat ın yanında. ( burda söylediğimi lütfen yanlış anlamayın )
VE DENİLECEK ŞEYDE ŞUDUR İMAM MEHDİ HAZRETLERİ YENİ BİR DİN GETİRMEDİ SADECE HZ İBRAHİM DİNİNİN UNUTULAN VE TAHRİF EDİLEN PRENSİPLERİNİ ORTAYA ÇIKARDI.Ama Sayın forum sahibi kardeşimin İhtiyaç varmı yokmu sorusuna? Hayır yok derim.Baki selamlar.
[/QUOTE]
İbrahim ( a.s ) dini bildiğimiz gibi HANİF dinidir. Yani İslamdan önceki bir din dir. Bildiğiniz gibi " inne dine indellahi islam " çok şey gösterir basiret ve teslimiyet ile bakanlara. Biz öyle bakar ve öyle bilir ve öylede iman ederiz. " Hanifen müslimen wema ene minel müşrikin "i de unutmadan.
Yine R.N.K. dan bir alıntı sunmak istiyorum sizlere bu bağlamda... buyurun efendim.

Cenâb-ı Hak kemal-i rahmetinden, şeriat-ı İslâmiyenin ebediyetine bir eser-i himayet olarak, herbir fesad-ı ümmet zamanında bir muslih veya bir Müceddid veya bir halife-i zîşan veya bir kutb-u azam veya bir mürşid-i ekmel veyahud bir nevi Mehdi hükmünde mübarek zâtları göndermiş; fesadı izale edip, milleti ıslah etmiş;
Din-i Ahmedîyi (A.S.M.) muhafaza etmiş. Mâdem âdeti öyle cereyan ediyor, âhirzamanın en büyük fesadı zamanında; elbette
en büyük bir müçtehid,
hem en büyük bir Müceddid,
hem hâkim,
hem mehdi,
hem mürşid,
hem kutb-u azam olarak bir zât-ı nuranîyi gönderecek ve o zât da Ehl-i Beyt-i Nebevîden olacaktır.

Cenâb-ı Hak bir dakika zarfında beyn-es sema vel-arz âlemini bulutlarla doldurup boşalttığı gibi, bir saniyede denizin fırtınalarını teskin eder ve bahar içinde bir saatte yaz mevsiminin nümunesini ve yazda bir saatte kış fırtınasını îcad eden Kadîr-i Zülcelâl; Mehdi ile de âlem-i İslâmın zulümatını dağıtabilir. Ve va'detmiştir, va'dini elbette yapacaktır.
Kudret-i İlâhiye noktasında bakılsa, gayet kolaydır. Eğer daire-i esbab ve hikmet-i Rabbaniye noktasında düşünülse, yine o kadar makul ve vukua lâyıktır ki; eğer Muhbir-i Sadık'tan rivayet olmazsa dahi, herhalde öyle olmak lâzım gelir ve olacaktır diye ehl-i tefekkür hükmeder. Şöyle ki: Felillahilhamd
للّهُمَّ صَلِّ وَ سَلِّمْ عَلَى سَيِّدِِنَا مُحَمَّدٍ وَ عَلَى آلِ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ كَمَا صَلَّيْتَ عَلَى اِبْرَاهِيمَ وَ عَلَى آلِ اِبْرَاهِيمَ فِى الْعَالَمِينَ اِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ
duâsı -umum ümmet, umum namazında, günde beş defa tekrar ettikleri bu duâ- bilmüşahede kabul olmuştur ki; Âl-i Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm, Âl-i İbrahim Aleyhisselâm gibi öyle bir vaziyet almış ki; umum mübarek silsilelerin başında, umum aktar ve a'sarın mecma'larında o nuranî zâtlar kumandanlık ediyorlar.
 

sailor

Amatör
Üye
Gelen peyganberlerin kıymetini bilmediler.Bundan sonra isterse bin tane gelsin.Birşey değişmez.Herkes kendi bildiğini okur yine.
 
Üst Alt