Yehova aldatmasi

Merhaba

Yehova Şahitleri Teşkilatı kurucuları Charles T. Russell'in kurduğu Cemiyeti ve ileri sürdüğü öğretileri kabul ettirebilmek amacıyla kendisi ve hizmeti hakkında şunları öğretmekteydi:

Tüm Hristiyanlık alemi ruhsal bir karanlık içinde olup, İncil'in öğretileri yozlaştırılmış ve gizlenilmiştir. Tanrı Russell'i, gerçek inancı ve kiliseyi oluşturmak için seçmiş ve atamıştır. C. Russell ve ilk Y. Şahitleri son zamanlarda yaşadıklarını bildirip, vaat edilmiş olan tam ruhsal aydınlanışların kendi zamanlarına ait olduğunu ve bu aydınlanışların Russell'e yapılmış olduğunu iddia etmekteydiler.

"Tanrı sırlarının tam açıklanışı İncilî çağın sonuna ayrılmıştı."
(Finished Mystery, sayfa 191).

"Esinleme 15:5'te sözü edilen mabedin açılışı, Russell'e verilen Tanrı planının tam, açık, mükemmel anlayışıyla ilgiliydi. "
(Aynı kitap, sayfa 323).

Bizzat Russellin kendisi de Kutsal Kitapın anlaşılması için Tanrı tarafından tespit edilen zamanın geldiğini, ve kendisini tamamen Rabbe adadığı için de bu Kutsal Kitap anlayışının kendisine verildiğini söylüyordu. Russell bu yeni ışıkları içeren düşüncelerini ''Kutsal Kitap Etüdü'' başlığını verdiği 6/7 ciltlik kitaplar yazmıştır. Russell'e verilen bu yeni aydınlanma doğrultusunda yazıldığındandır ki, ilk Y. Şahitleri için bu ciltlerde sunulan bütün öğretiler "Tamamen Tanrısal olup tek hakikat, kesin bilgi ve tartışılmaz gerçeklerdi."
(Finished Mystery, sayfa 390, 377).

Tarassut Kulesi Teşkilatı son zamanlar için peygamberlik edilip, artan bilgi doğrultusunda Russell'in yazmış olduğunu iddia ettiği bu "Kutsal Kitap Etüdü" kitaplarını ve içeriklerini Tanrısal kökenli olarak tanıtmaktaydı: İşte Cemiyetin bununla ilgili yaptığı bazı açıklamaları:

"O (yani Russell), kitaplarının yazılışının asla kendisinden olmadığını, hepsinin kutsal ruhun aydınlatması yoluyla Tanrı' dan gelmiş olduğunu söylüyordu." (The Finished Mystery, sayfa 528).

"Russell'in Hıristiyanlığa karşı yöneltmiş olduğu uyarılar direkt olarak Tanrı'dan geliyordu"
( Aynı kitap, sayfa 378).

"Russell'in yazı ve kehanetleri, inanan ve inanmayan bütün sınıflarca duyuldu. Bu Yehova'nın sesiydi."
(Aynı kitap, sayfa 237).

Zaten Russell'in ölümünden sonra yayınlanmış olan bu "The Finished Mystery" kitabı, Russell'in yedi ciltlik eserlerini Tanrı'nın planının içine dahil edip, bunların kaynağının bizzat Tanrı' nın kendisi olduğunu bildirir. İlk Yehova Şahitleri'ne göre Russell'in bu yedi ciltlik eseri, Esinleme kitabında bildirilmiş olan "Yedi gök gürlemesi", "Yedi öfke tası", "Yedi son bela" dır ve yine bu kitaplar Esinleme 20'nci bölümde sözü edilip, "Şeytan'ı ve bütün yanılgılarını bağlamış olan büyük zincir" dir
(Sf. 189. 250. 357. 327). İ

lk Y. Şahitleri daha da ileri giderek bu kitapların son zamanlarda ortaya çıkacağının, Kutsal Kitap'ta çok önceden peygamberlikle bildirilmiş olduğunu ileri sürüp, bunların yayınlanmasının bile bizzat Tanrı tarafından gerçekleştirildiğini iddia ediyorlardı.
"Yedi ciltlik kitabı meydana getiren Rab'dir ... ve bazı ciltlerin yayımını geciktiren Rab'dir.".
"Bu eserin Rab'bin kontrolu altında hazırlanmış olduğunu ... bu yayını Rab'bin istemiş olduğunu düşünüyor musunuz?".
"Yedi gürleme seslerini duyurdular
(Esinleme 8:5);

Bunlar Tanrısal planın sunulması için peygambersel bir tarzda gerekli tamamlayıcı olarak önceden bildirilmiş olan yedi ciltlik Kutsal Kitap Etüdü'dür."
(Mystery Accompli . 34, 189, 256, 280, 367).

Hatta bu yedi ciltlik kitapların Tanrısal kökenliliğine o denli inanılıyordu ki, bu kitapların sonsuzlara değin kalacağı ve sahte Hıristiyanlığı yıkmak için Rabbin bir aracı olduğu bildiriliyordu! "Yazıların Tetkikinin 7 cildi adaletsiz dinsel sistemlerin sonunu getirmek için Rab tarafından kullanılmış bir araç ve (Hıristiyanlara gönderdiği) işkencedir. Bu eserler var oldukça, bu şeyler sistemini vuran işkenceler görülecektir... Dinsel sistemler yok olacak; ama "yedi bela" veya ciltler sonsuzlarca duracaktır ."
(Aynı kitap, sayfa 372).

Yehova Şahitleri Teşkilatına göre Russell'in sunduğu öğretiler insanlardan değil, Kutsal Ruh aracılığıyla Tanrı'dan ileri gelmekteydi. "The Finished Mystery" kitabı bununla ilgili olarak, yine şu açıklamalarda bulunur: "Tanrısal planı öğrenip öğreten kendisi değildir. Fakat Tanrı'nın kendisi onu öğrenmeye, iman etmeye ve öğretmeye itmiştir."
(Sayfa 381).

"Tanrısal şeyler ve Kutsal Kitap'ın hakiki öğretileri üzerine olan hakimiyet 1878'de Russell'e aktarıldı. O 1881'de bütün Hıristiyanlık âlemî için Tanrı'nın gözetmeni oldu. Russell, Pavlus'tan bu yana kilisenin en büyük hizmetçisidir ..."
(Sayfa 528).

"O, kitaplarının yazılışının asla kendisinden olmayıp, hepsinin kutsal ruhun aydınlatması aracılığıyla Tanrı'dan gelmiş oduğunu söylüyordu."
(Sayfa 528).

İşte Russell ve ilk Y. Şahitleri'nin ''Tanrı'nın ruhu'' aracılığıyla almış olduğunu ileri sürüp son zamanlar için öngörülen aratan bilgi olarak kabul edilen ve aynı zamanda yaklaşık 50 sene boyunca tek gerçek olarak ilan ettikleri temel öğretilerden bazıları şunlardır:

Son günlerin başlangıcı 1799 yılıdır.
İnsanlığın 6000 yıllık dönemi 1872'de son bulmuştur.
İsa Mesih'in ikinci gelişi 1874 yılında gerçekleşti,
İsa Mesih 1878 yılında tahta geçerek kral oldu ve yönetmeye başladı,
Birinci diriliş 1878 yılında gerçekleşti,
Babil, yani Hristiyanlık alemi 1878 yılında yıkıldı ve yerine Russell'in teşkilat atandı,
1881 yılında büyük göksel çağrı son buldu.
Dünyanın sonu ve Cennetin yeryüzünde kurulacağı yıl 1914 yılıdır.
Sadık ve basiretli köle C.T.Russell'in kendisidir.
Tanrısal ışık veya gerçeklerin tam olarak açığa kavuşacağı dönem Russell'in dönemidir.
Üçlü-Birlik yoktur.
İsa Mesih, ilk olarak yaratılmış baş melek Mikael'dir.
Kutsal Ruh ise Tanrısal bir kişilik değil, ama Tanrı'nın bilinçsiz, faal bir gücüdür.
Cehennem ve insan canının ölmezliği bir Şeytan icadıdır.
Mısır'daki piramitleri Tanrısal kökenlidir ve Tanrı'nın taşlardan oluşan şahididir.
Bedeni İsrail halkının Tanrı'nın planında özel bir yeri olup son zamanlarda Tanrı'nın halkı olarak yeniden devreye girecektir.

İlginç olan durum şudur ki, asırlardan beri gizlide olup, son zamanlarda Rabbin planı uyarınca Kutsal ruh aracılığıyla Russell'e açıklanmış olan bu gerçeklerin çoğu şimdi tamamen değiştirilmiş veya yanlış bulunarak bırakılmıştır!

Russell'in 1874 yılı için bildirdiği Mesih'in ikinci gelişi şimdi 1914 yılına atfedilmiştir. Birinci dirilişin gerçekleştiği yıl 1878 değil ama 1918 yılıdır. Mesih'in tahta geçerek krallığı ele alması 1878 değil ama 1914 yılıdır. Son günlerin başlangıcı 1799 değil ama 1914 yılıdır. 1914 yılı için öngörülen dünyanın sonu ve cennetin yeryüzünde kurulacağı peygamberliği de tamamen yanlış çıkmıştır.

Sadık ve basiretli köle Russell değil ama grup olarak bu teşkilattır. Son zamanlar için öngörülen tam bilgi veya artmış bilgiler Russell'e değil ama Cemiyete özellikle 1918 yılında Mesih'in tapınağına gelişiyle verilmeye başlanmış!!!

Şimdi sormamız gerekiyor. Acaba gerçekten de Russel'in bu öğretiler Rabbin Ruhu tarafından mı kendisine verilmiş veya açıklanmıştı? Eğer bu öğretiler Rab tarafından Russell'e verildiyse veya açıklandıysa nasıl oluyor da daha sonra yanlış bulunup, değiştiriliyor? Gerçekleşmeyen sahte peygamberliklerin ve yanlış çıkıp değiştirilen bu öğretilerin kökeninde kim bulunuyor? Tanrı'nın Ruhu mu? Yoksa insanları sapıklığa götürmeyi arayan yalancı ruhlar mı? Bizzat Yehova Şahitleri senelerce öğretip sonunda yanlış buldukları Mısır piramitleriyle ilgili ve İsrail halkıyla ilgili Russell'in öğretilerinin gerisinde cinlerin bulunduğunu belirtir!!! Bu yanlış görüşleri cinler fısıldamış Cemiyete!!!
(Der Wachtturm 15 Temmuz 1955, Prophetie 1929, sf.220, Tarassut Kulesi 1 Ekim 1956, sf.300)

Acaba cinlerin fısıldadığı öğretiler yanlızca bunlar mıydı? Başka yok muydu? Daha da önemlisi nasıl oluyorda Tanrı'nın kullanmış olduğu bir iletişim kanalı bir anda Şeytan'ın kullandığı ve fısıldadığı bir kanal haline gelebiliyor ve nasıl oluyor da bu Tanrı hizmetçileri de bu fısıltıları ayırt edemiyor ve yaklaşık 40-50 sene gibi uzun bir süre bunları gerçek diye izliyor? Acaba bu gerçekler Cemiyetin gerisinde karanlık güçlerin bulunduğunu göstermiyor mu?

Devam edecek..........
toplumsalbilinc.org
 
Devam etsin..
Devamı gelsin....
Merhaba

Sevgili Kizil Marti;
Yeterki siz isteyin,
Sizi kiracagima .....

2. Yehova Şahitlerinin Ezoterik Karanlık Kökleri

Yalnızca bu değil Cemiyetin ilk kurucusu Russell'in öğretilerinde ezoterik kökenli olan Masonculuğun da izlerini görmekteyiz. Sözünü ettiğimiz Mısır piramitleri öğretisi tamamen Mason kökenliydi. Russell'in eğitim aldığı Georges STORR, N. H. BARBOUR, mabet şövalyeleri durumunda Masoncuydular! Bundan başka Russell'in yayınlamaya başladığı derginin ''Watch-Tower'' başlığının kökeni bile Masonculardan geliyordu! Hatta Russell ve Yehova Şahitlerinin 1891'den 1931'e kadar 40 yıl boyunca hem Tarassut Kulesi dergisinde hem de diğer yayınlarda kullanmış oldukları şu semboller tamamen Masonculuktan gelmekteydi:

Aynı zamanda Russell'in 1911'den itibaren Kutsal Kitap Etüdü adlı seri kitaplarının kapağı şu ezoterik ve Mısır kökenli Ahoura Mazda tanrısının sembolü olan şu resimle süslenmişti!

Bu sembolun hala kullanıldığını aşağıdaki Yehova Şahitlerinin Krallık salonu binasındaki resim de göstermektedir!!!

Şimdi bu sembol aşağıda da görebileceğiniz gibi Rosicrucian adlı ezoterik ve Mason bir akım tarafından kullanılmaya devam edilmektedir.

Russell senelerce özellikle Masonculara özgü Mısır Piramitleri üzerinde durarak yukarıda da belirttiğimiz gibi bunları ''Tanrı'nın taşlardan oluşan şahidi'' olarak görüyordu. Hatta daha da ileri gidererek bu piramitlerin ölçülerine dayanarak Mesih'in 1874 deki dönüşünü, 1914 yılındada dünyanın sonunun olacağını ilan ediyordu!! Bu karanlık bir yorum biçimi değilse başka ne olabilir ki?

İlginçtir ki Russell 1916 yılında öldüğünde cesedi o zamanlarda özellikle ezoterik Mason öncülerine özgü olan bir alışkanlıkla yakılmıştır. Aynı zamanda Russell'in mezarı mısır piramidi ve daire içinde haç-taç semboluyle süslenmişti:

Nasıl oluyor da Tanrı tarafından kullanıldığı ve seçilip atandığı ileri sürülen bir tarikat bu tür mistik, ezoterik ve karanlık bir akımın etkisinde kalarak onların sembollerini bile benimseyebiliyor? Acaba Cemiyet bu zamanlarda gerçekten Tanrı tarafından mı yöneltilmekteydi yoksa yalancı ruhlar tarafından mı? Değişen öğretiler ve yalan çıkan sahte peygamberlikler Cemiyetin gerisinde işleyen ruhun Tanrı'nın Ruhu olmadığını göstermiyor mu sizce?

2. J. F. RUTHERFORD DÖNEMİNDE YALANCI RUHLARIN YEHOVA ŞAHİTLERİ TEŞKİLATI ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ

1. 1878 yılıda gerçekleşen diriliş, Russell ve diğer meshedilmişlerin ölümlerinden sonra hasat işini yapmaya devam etmeleri öğretisi. 31 Ekim 1916'da Hallowen (yani bir cadılar bayramında) Russell yaşama gözlerini kapadı. Onun yerine çok tartışmalar sonucunda Rutherford Cemiyetin başkanı oldu. Rabbin peygamberi, ağzı ve vasıtasıyla vaktinde yiyeceğin verileceği ve aydınlanmaların geleceği öngörülen önderleri Russel ölünce Cemiyette büyük bir kriz ve boşluk baş gösterdi. Bu büyük bir boşluktu. Önderlerinin boşluğu kapatılmalıydı ama nasıl? Çareyi Rutherford bulmuş gibi görünüyordu. Ama nasıl? Rutherford'un desteğiyle de yazılan
' The Finished Mystery' kitabı 256'ıncı sayfada) her ne kadar Russell ölse de 'Rab tarafından özel bir tertip yoluyla Russell'in ruh olarak yapılması gereken ruhani işi gözetlediği ve yönelttiği söylenilmekteydi!!!

Russell ve takipçileri yukarıda belirtiğimiz gibi 1878 senesinde meshedilmişlerin birinci dirilişinin gerçekleştiğini ve o tarihten sonra ölen meshedilmiş kutsalların da ölümlerinden hemen sonra ruh olarak göke Mesih'in yanına kaldırıldığını öğretmekteydiler. Russell de meshedilmişlerden olduğundan ölümünden hemen sonra diriltilmiş olup gökte bulunmaktaydı ve ruhsal varlık olarak da yeryüzündeki işini sürdürmekteydi!!! Aynı kitabın 144'üncü sayfasında şöyle denilmektedir:

''... Russell öbür tarafa geçmiştir (yani ölmüştür) ve hasat işini tüm yönüyle yönlendirmektedir'. 1 Aralık 1917 tarihli Tarassut Kulesi dergisinde açık bir şekilde ölmüş ve diriltilmiş olan 'Russell ve diğer meshedilmiş kutsalların bulundukları yerden, yani gökten özel bir şekilde yeryüzündeki hasat işini gerçekleştirmek ve yönetmek için Rab tarafından kullanıldıkları belirtilir!!!

Bu cincilik ve ölülerle iletişime geçmek değilse nedir? Cinler tarafından yöneltilmek değilse ne olabilir? Nasıl Russell ve bu meshedilmişler Cemiyeti ve geriye kalan bu ruhsal hasat işini yöneltmektedirler? Spiritist, ya da ruhçuluğa kaymadan böyle bir bir şey mümkün olabilir mi? Zaten Cemiyetin bu karanlık kökenli teorisyle hareket eden bir öncü Yehova Şahidi bizzat 'C. T. Russell'den özel mesajlar aldığını ' iddia ediyordu!!! Tabii Cemiyet bu kişinin tamamen yanılgıda olduğunu söylüyordu
(The Golden Age, şimdiki 'Uyanın' dergisinin ilk adı, 1 Ocak 1934).

Çok ilginç bir durumda zamanımızın modern Yehova Şahitleri ölmüş olup da diriltilmiş olan meshedilmişlerin hala bir yolla Tanrısal gerçeklerin Cemiyete verilişinde kullanıldığını kabul etmeleridir!

1988 yılında yayınlanan 'La Révélation: le grand dénouement est proche!' kitabının 125'inci sayfasında şunlar söylenilmektedir:
''... Bu belki dolaylı olarak 24 ihtiyar grubuna ait olan dirilmişlerin günümüzde de Tanrısal gerçeklerin (Cemiyete) iletiminde rol oynamış olduklarını göstermektedir''.

Eğer bu teori bir gerçekse kimdir bu meshedilmişler? Nasıl ve ne şekilde Tanrısal gerçeklerin iletilmesinde rol oynuyorlar? Acaba bu meshedilmişler Kutsal Kitap'a tamamen ters düşen ve dirildiği ileri sürülen (2 Timoteos 2:17-18) kutsallar mı yoksa onların maskesiyle Cemiyette etkin olan yalancı ruhlar mıdır? Cevabı bana göre gayet açıktır: Yalancı ruhlar! Bunu Rutherford'a özgü şu öğretide de açıkça görmekteyiz:

devam edecek.......
 
Acaba cinlerin fısıldadığı öğretiler yanlızca bunlar mıydı? Başka yok muydu? Daha da önemlisi nasıl oluyorda Tanrı'nın kullanmış olduğu bir iletişim kanalı bir anda Şeytan'ın kullandığı ve fısıldadığı bir kanal haline gelebiliyor ve nasıl oluyor da bu Tanrı hizmetçileri de bu fısıltıları ayırt edemiyor ve yaklaşık 40-50 sene gibi uzun bir süre bunları gerçek diye izliyor? Acaba bu gerçekler Cemiyetin gerisinde karanlık güçlerin bulunduğunu göstermiyor mu?

Allah'ın iletişim yolu ile diğer iletişim yolları çok farklıdır.

Yüce Allah iletişim kurmayı dilediği kişi ile doğrudan iletişim kurar, vahyeder.

Fakat insanlar tek taraflı olarak başka bağlantılar da kurarlar.

Rabbimiz beynimizi uyanık duracak ve sürekli bir şeyler düşünecek şekilde yaratmıştır. Bazı yöntemler ile bu faaliyet yavaşlatılabilir hatta durdurulabilir ve parazit saldırılara açık hale getirilebilir. Bir yerle iletişim kurmak için bu tür ritüellerden yapmak ve bunu sürdürmek gerekir. Bu ritüeller ve semboller tarih boyunca değişik giysilerde ama birbirine benzer şekillerde kullanılmışlardır. Mantralar (tekrarlanan sözler - İslama Zikir diye sızmıştır), Meditasyon, Nefes teknikleri, tekrarlanan müzik, tekrarlanan hareketler bunlardan bazılarıdır. Bu yöntemleri kullanarak beynini uyuşturanların/AKLINI ÖRTENLERİN hepsi üstün bir kattan (Allahtan, melekten, peygamberden, ölmüş azizden/veliden, üstün ruhtan, uzaylıdan vb.) mesaj aldıklarını iddia etmiş, insanlara duyurmuş ve bir çoğu bunları kitaplaştırmışlardır. Ortak özellikleri ise kitaplarının kutsal kitaplarla hemen hemen aynı mesajları verirken aynı zamanda çelişkiler de içermesidir. Bu yeni şeytani öğretinin insanlara empoze edilebilmesi için bilgileri alan kişinin ve toplumunun KÜLTÜRÜNE UYGUN OLARAK yüksek oranda kültüre ve öğretiye uygun bilgiler ve sevgi kardeşlik birlik söylemleri ile farkedilmeyecek kadar az miktarda yanlış öğreti harmanlanır ve hazma uygun hale getirilir.

Bunlar tasavvuf ile islama da sızmıştır ve tasavvufta büyük sayılan bir çok tasavvuf önderi bu tür kitaplar yazmış, Allah katından olduğunu iddia etmişlerdir. Bu kitaplar günümüzde halen İslami(?) kaynak olarak kabul görmekte, zehir ile doğruyu ayırtedebilecek Kuran bilgisi olmayan bir çok insan bu tür kitaplardan faydalanmaya çalışmaktadırlar.
 
Son düzenleme:
B

bursali68

Ziyaretci
Merhaba,

Yıl 1992 , ya şubat veya mart ayıydı sanırım...TV de Rüstem BATUM şov var ve konuk ilginç bir isim...: Türkiye Yehova Şahitleri Sözcüsü METE SÜER....

Çok ilginç bir cümle sarfediyor , diyor ki...:

- Biz Kutsal Kitabı yorumlamıyoruz " doğru anlıyoruz "...dedi.

Hemen , özellikle bu program ve konuktan dolayı davet edildiğim evdeki ev sahibinden Kitab-ı Mukaddes'i istedim ve...:

MATTA 15.BAB
23. İsa kadına hiçbir karşılık vermedi. Öğrencileri yaklaşıp, «Sal şunu, gitsin!» diye rica ettiler. «Arkamızdan bağırıp duruyor.»

24.İsa, «Ben yalnız İsrail halkının kaybolmuş koyunlarına gönderildim» diye cevap verdi.

Ve sorduğum soru şu...Anladığınız doğrular nedir...:

İsrail Halkı kimler....=?
Kaybolmuş Koyunlar nedir...= ?
İsrail Halkının Kaybolmuş Koyunları nedir...= ?

Yanıtlarını istedim ama maalesef....

Sağlıcakla kalınız....
 
Bunlar tasavvuf ile islama da sızmıştır ve tasavvufta büyük sayılan bir çok tasavvuf önderi bu tür kitaplar yazmış, Allah katından olduğunu iddia etmişlerdir. Bu kitaplar günümüzde halen İslami(?) kaynak olarak kabul görmekte, zehir ile doğruyu ayırtedebilecek Kuran bilgisi olmayan bir çok insan bu tür kitaplardan faydalanmaya çalışmaktadırlar.
Selam

Tasavvuf islamik rituelleri kullanan
Islam disi bir inanc sistemidir.
 
Merhaba,
İsrail Halkı kimler....=?
Kaybolmuş Koyunlar nedir...= ?
İsrail Halkının Kaybolmuş Koyunları nedir...= ?....
Merhaba

Buna belli bir mantik cercevesinde aciklamalari var.
Ancak Hiristiyanlik verilerine gore ILAHI delilleri yok!
Eger internette yazilmisi bulamazsam.
Ilerde bunu belki bir baslikta genisce yazabilirim.

Bugun Cuma!
Cumaniz mubarek olsun!
 
Son düzenleme:
Merhaba

..... Yalancı ruhlar! Bunu Rutherford'a özgü şu öğretide de açıkça görmekteyiz:

Meleklerin Cemiyete, ya da bakiyeye Tanrısal öğretileri iletme düşüncesi.

Aldığı yeni ışıklarla dirilişin 1878 de değil ama 1918 yılında gerçekleştiğini ileri sürmeye başlayan Rutherford aydınlanma ve öğretilerin Cemşiyete iletilmesi hususunda yeni bir teori ileri sürüyordu. Ona göre kutsalların birinci dirilişi 1918 yılında gerçekleştiğinde, meshedilmişler göğe alındığı anda Tanrı'nın ruhu da yeryüzünde artık vazifesini tamamlamış olduğundan onlarla birlikte kaldırılmış !! ve 1918 yılından itibaren gerçek öğreti veya Kutsal Kitap yorumlarının bakiyeye iletilmesinde artık bu kutsal ruhun değil ama kutsal meleklerin kullanıldığını ileri sürüyordu!

İşte bununla ilgili Rutherford'un beyanları:

' 'Yehova halkını... tesellicinin 1918 yılında kaldırılışına kadar... belirli bir zamana dek kutsal ruh ile yönlendirdi...''
(Preservation, 1932, sf.193-194).
''1918 yılında Rab İsa Yehova'nın tapınağına geldi... Tanrı'nın halkının kılavuzu olan kutsal ruh vazifesini tamamladığından kaldırıldı...''
(Salvation, 1939, sf. 216-217)
''Kutsal ruh avukat ve paraklet olarak hizmet etmeyi bitirince, o zaman melekler kullanılmaya başlandı...'
(Preservation, sf. 51).
''1918 yılından bu yana Rabbin melekleri Hezekiel sınıfına (yani Cemiyete) gerçeği öğretmiştir.''
(Vindiction, 3, 1932, sf.316)
''Bu melekler insan gözüne görünmez olup Rabbimizin emirlerini getirmek için hazırdırlar.
Şüphesiz Rabbin bakiyeye verdiği talimatları önce işitenler onlardır.
O zaman bu görünmez melekler bu talimatları bakiyeye (yani teşkilata) iletirler.''
(Vindication, 3, 1932, sf. 250).

Acaba Rutherford'a bilgi getiren melekler Tanrı'nın melekleri miydi?

' 'Melekler yeryüzündeki Teşkilatının azalarına talimatları iletmek amacıyla Rab tarafından yetkilendirilmişlerdir.
Bunun nasıl yapıldığını bilmemize ihtiyaç yoktur''
(Watch-Tower, 1 Aralık 1933, sf. 364).

[Kutsal Ruh'un yerini alan bu melekler yalnızca Cemiyeti eğitip, talimatlar vermekle kalmıyor ama yapmış oldukları Kutsal Kitap yorumları
ve gelecekle ilgili önbildiriler dahi Tanrı'dan melekler aracılığıyla Cemiyete veriliyormuş!! ]

''Peygamberliğin yorumu insandan gelmiyor... Rab gerekli bilgileri kutsal melekleri aracılığıyla halkına gönderiyor''
(Préparatıon, 1933, sf. 28).

''Hiçbir insan peygamberlikleri doğru bir şekilde yorumlayamaz.
Rab uygun bilgileri halkına iletmek için meleklerini gönderiyor...''
''Tanrı şu anda yeryüzünde bulunan halkını eğitmek için meleklerini kullanmaktadır''
The Golden Age, 8 Aralık 1933, sf.69)

''İsa Mesih'in yeryüzündeyken bir avukata (yani kutsal ruha) ihtiyacı yoktu çünkü Tanrı onunla direkt olarak ilgilenmekteydi...
Öyle görünüyor ki, ev sahibinin (yani Cemiyetin) de kutsal ruh gibi bir avukata ihtiyacı yoktur.
Çünkü ev sahibi (yani Yehova Şahitlerinin Teşkilatı) direkt olarak Yehova'yla iletişim halindedir''
(Watch-Tower, Eylül 1930, sf. 263).

Bunlara benzer diğer bir çok yazılarda da açık bir şekilde görmekteyiz ki, Rutherford Tanrı'dan gelen yorumlarla meleklerin kendisini (bakiyeyi) aydınlattığını, görünmez ve işitilmez olarak onlardan talimatlar aldığını beyan ediyordu. Zaten Rutherford'a göre hiç bir insan Kutsal Kitap'ı anlayamaz veya onun yorumunu yapamazdı. Buna kalkışmanın bile ''aptallık'' olduğunu söylüyordu! Kitap ve dergilerindeki anlayış ve yorumlarında kesinlikle insan yorumu veya düşüncesi olmayıp bunların melekler aracılığıyla doğrudan Tanrı'dan geldiğini bildiriyordu!!!
(Préparation, sf. 28).

Acaba Rutherford sözkonusu bu meleklerden bu mesajları nasıl almaktaydı?
Özel bir yöntemi var mıydı?
Rutherford bu şekilde bir çeşit medyum olmuyor muydu?


Devam edecek.........
 
Üst Alt