• Merhaba Ziyaretçi hoşgeldin! Forumdan daha fazla yararlanmak için buradan kayıt olunuz...

Yaşamlarını Sürdürmek İçin Taktik Kullanan Canlılar

meridyen2

Tecrübeli
Uzaklaştırıldı
Yaşamlarını Sürdürmek İçin Taktik Kullanan Canlılar

• Canlılar, mikroplardan korunmak, yuvalarını veya kendilerini savunmak için hangi yöntemleri kullanır?


• Lemmingler ısı dengelerini nasıl sağlar?


• Hayvanların kendilerini kuru tutmaları niçin önemlidir?


Her canlı yaşamını rahatlıkla sürdürebileceği ortamda yaşar. Canlıların yaşamlarını devam ettirmek için beslenmeleri, çoğalmaları, yavrularına bakmaları alemlerin Rabbi olan Allah’ın ilhamı ile gerçekleşir. Rabbimiz canlıların bu görevlerini yerine getirmeleri için onlara çeşitli özellikler vermiştir. Canlıların kendilerini savunmak için kullandıkları korunma yöntemleri Yüce Allah’ın bu lütuf ve ikramının en güzel örneklerindendir.



Kolonisini Korumak İçin Fedakarlık Yapan Termitler:


Tropikal bölgelerde yaşayan canlılardan olan termitler yaptıkları muhteşem yuvaların yanı sıra aynı zamanda çok fedakar canlılardır. Nitekim “Neocapritermes taracua” türü termitler, kolonileri tehlike altındayken, kendilerini patlatarak düşmanlarının vücutlarına yapışıp çürüten kimyasal bir zehir salgılarlar. Vücutlarının dış yüzeyinde bu salgıları içeren iki kristalli bir kabuğa sahiplerdir. Termit, kendini patlattığında bu iki kristal, daha fazla zehir bileşeni üreterek birbirine karışır. Bu türdeki işçi termitler, yaşlanıp görevlerini yerine getirmekte yetersiz kaldıklarında, ağız salgılarıyla birleştiğinde kimyasal reaksiyona giren kristaller depolarlar. Böylece herhangi bir tehlikeyle karşılaştıklarında intihar bombacıları haline gelirler. Termitlerin sırt çantasına benzeyen kristal kabukları nasıl sentezlediği henüz bilinmemektedir. Araştırmacıların henüz bilgi sahibi olmadığı bu kimyasal reaksiyona ait bilgilere her termit doğduğu andan itibaren sahiptir. Elbette termitlere sahip olduğu bu bilgileri ilham eden ve onları üstün yeteneklerle birlikte var eden sonsuz ilim ve güç sahibi Allah’tır.



İstiridyenin Savunma Kalkanı


Japon istiridyesi olarak da bilinen “Crassostrea gigas” adlı istiridye kendini ısıya ve ağır metallere karşı koruyan, oksitlenmeyi ve hücre ölümünü engelleyen, bakteri ve hastalık yapıcılara karşı savunmayı sağlayan bazı genlere sahip olarak yaratılmıştır. Bu istiridyeyi inceleyen bilim adamları 8 bin 600’den fazla gene sahip olduğunu belirlemişlerdir. Bu genlerden hücrelerin ısıya ve ağır metallere karşı korunmasında önemli rol oynayan HSP70 geni istiridyelerde 88 taneyken, bu rakam deniz kestanelerinde 39, insanlarda ise 17 tanedir. İstiridyenin sahip olduğu genler her canlının bulundukları ortama uygun olarak yaratıldığını, Allah’ın yarattığı evrende hiçbir ‘çelişki ve uygunsuzluk’ olmadığını ve O’nun güç, akıl ve ilminin sonsuz olduğunu göstermektedir. Allah bu gerçeği Kuran’da şöyle haber vermektedir:


“... Rahman’ın yaratmasında hiçbir ‘çelişki ve uygunsuzluk’ göremezsin. İşte gözü(nü) çevirip-gezdir; herhangi bir çatlaklık (bozukluk ve çarpıklık) görüyor musun? Sonra gözünü iki kere daha çevirip-gezdir; o göz (uyumsuzluk bulmaktan) umudunu kesmiş bir halde bitkin olarak sana dönecektir.” (Mülk Suresi, 3-4)


Bir canlının nasıl meydana geldiğini dahi açıklayamayan evrim teorisi elbette ki o canlının davranışlarının nedenini ve kökenini açıklamaktan yoksundur. Canlıların davranışlarının incelenmesi bu açıdan büyük önem taşımaktadır. Çünkü yapılan gözlemler hiçbir canlının başıboş olmadığını göstermektedir. Her canlıyı yoktan var eden, denetleyen, her an gözleyen, ve her canlıya davranışını emreden, yerlerin, göklerin ve ikisi arasındakilerin Rabbi olan Allah’tır. Yüce Rabbimiz, canlılardaki mucizevi özellikleri kullarına şöyle bildirmektedir:


“Gerçekten hayvanlarda da sizin için bir ders (ibret) vardır...” (Mü’minun Suresi, 2)


Mikroplardan Korunmak İçin Güneşlenen Böcekler


Kuzey Amerika’da yaygın olarak görülen Rhopalidae familyasından bir böcek türünü inceleyen bilim adamları bu böceklerin mikroplardan korunmak için güneşlendiğini ortaya koymuştur. Araştırmacılar bu böceklerin güneşlenirken üzerlerindeki mikropların ölmesini sağlayan keskin kokulu kimyasal maddeler salgıladığını keşfetmişlerdir. Güneş ışığında biyosenteze uğrayan kimyasal maddeler daha sonra böceğin vücudunun üzerindeki mantar sporları kapatarak bu canlıları mikroplardan koruyan bir sistem oluşturur. Araştırmacılar böceklerin, mikroskobik ortakyaşarların yardımı olmadan güneş enerjisini kimyasal maddeye çevirebilmesini hayvanlar alemindeki en büyük mucizelerden biri olarak yorumlamaktadırlar. Açıktır ki böcekteki bu sistem, herhangi bir rastlantılar zinciriyle ortaya çıkmış olamaz. Gerçek ortadadır: Allah, bu küçük canlıda kusursuz yaratışının delillerinden birini göstermektedir. Kuran’da Allah’ın yaratışı şöyle bildirilir:


“O Allah ki, yaratandır, kusursuzca var edendir, ‘şekil ve suret’ verendir. En güzel isimler O’nundur. Göklerde ve yerde olanların tümü O’nu tespih etmektedir. O Azizdir, Hakimdir.” (Haşr Suresi, 24)

Saigaların Özel Burun Yapıları


Saiga, Rus steplerinde sürüler halinde yaşayan bir antilop türüdür. Bu canlılar yaşadıkları zorlu iklimde sıkıntı çekmemelerini sağlayacak sistemlerle birlikte Allah tarafından yaratılmıştır. Steplerdeki en rahatsız edici faktörlerden biri hiç kuşkusuz ki tozdur. Saigaların burunlarının içinde ise tüylerle ve mukus bezleriyle kaplı sayısız boşluk vardır. Bu boşluklarda mukuslu zarla kaplı bir de kese bulunur. Saigalar kuru Rus steplerinde büyük sürüler halinde dolaşırken, burunlarında Allah tarafından yaratılmış olan bu yapı sayesinde tozun zararlı etkilerinden korunmuş olur. Sonbahar geldiğinde ise büyük Saiga sürüleri Rus kışının karlı havası bastırmadan güneye doğru, yani sıcak iklimlere göç eder.


Alemlerin Rabbi olan Allah saigalara bulundukları ortama uyum sağlamaları için pek çok özellik bahşetmiş, bu özellikleri de mucizevi detaylarla süslemiştir. Tüm ilmin sahibi olan Allah bir ayetinde bu gerçeği insanlara şöyle haber verir:


“Ben gerçekten, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah’a tevekkül ettim. O’nun, alnından yakalayıp-denetlemediği hiçbir canlı yoktur. Muhakkak benim Rabbim, dosdoğru bir yol üzerinedir (dosdoğru yolda olanı korumaktadır.)” (Hud Suresi, 56)



Kirpi Balıklarının Caydırıcı Yöntemleri


Kirpi balıkları, yuvarlak görünümlü ve çok yavaş hareket eden balıklardır. Kirpi balıklarının derileri genellikle dikenlerle kaplıdır. Son derece ilginç savunma yöntemleri olan kirpi balıkları düşmanlarından kolaylıkla kurtulur. Bir düşmanla karşılaştıklarında karınlarını çok hızlı bir şekilde suyla doldurur ve bu sayede balon gibi şişerler. Kirpi balıkları bu şekilde normal büyüklüklerinin iki katına ulaşırlar. Bu da düşmanlarının onları yutmasını engeller.


Bazı kirpi balığı türleri ise son derece zehirlidir. Bu zehir “tetrodoksin” olarak adlandırılır ve kirpi balığının bağırsaklarında yaşayan bakteriler tarafından üretilir. Bu toksik madde balığın bütün vücuduna yayılmıştır ama yoğun olarak karaciğer gibi iç organlarında ve bağırsaklarında bulunur. Zehirin bir kısmı kasların içerisine bile girerek burada birikir. Bu da kirpi balığı ve larvalarını yemenin diğer canlılar açısından son derece tehlikeli olması demektir. Elbette kirpi, balıklarına bu akılcı planları yaptıran, onları yaratan ve tüm bunları ilham ile emreden, sonsuz akıl ve kudret sahibi olan Allah’tır. Bir ayette bu gerçek şöyle bildirilir:


“Allah, her şeyin Yaratıcısı’dır. O, her şey üzerinde vekildir.” (Zümer Suresi, 62)


Lemminglerin Isı Dengeleri


Hava sıcaklığı donma derecesinin altına düştüğünde yaşamlarını sürdürebilmeleri için bütün memelilerin kendi vücut ısılarını yükseltmeleri gerekir. Memeliler içinde bir istisna olarak Lemmingler sıcaklık –120C’ye ulaşana kadar bu işleme başlamazlar. Çünkü Lemminglerin kış mevsiminde ortaya çıkan uzun kürkleri ısı kaybını azaltacak şekilde yaratılmıştır. Tüm alemlerin Rabbi olan Allah Lemmingleri yaşadıkları ortamın koşullarına uygun özelliklerle birlikte yaratmıştır. Örneğin Lemmingler karın altında tüneller kazarak yuva yaparlar. Bu yuvalar kar seviyesinin 60 cm kadar altındadır. Lemminglerin yuvaları, üstlerini kaplayan kar sayesinde çok sıcak olur. Öyle ki, yuvaların bulunduğu yerde dışarıdaki sıcaklık donma derecesinin altında olsa bile, yuvadaki sıcaklık 100C’ye ulaşabilir. Bundan başka ortalama üç ya da dört yılda bir Lemming nüfusu çok yüksek bir yoğunluğa ulaştığı için, binlerce hayvan yeni yerleşim bölgelerine göç eder. Lemminglerin bulunduğu çevrede daha iyi yaşamasını ve üremesini sağlayan özelliği, Allah’ın bu canlılar üzerinde yarattığı adaptasyon sanatının bir sonucudur:


“Gökleri ve yeri (bir örnek edinmeksizin) yaratandır. O, bir işin olmasına karar verirse, ona yalnızca “Ol” der, o da hemen olur.” (Bakara Suresi, 117)



Kürklü Hayvanların Hızla Kurumaları


Kürklü hayvanların ıslandıkları zaman kurulanmaları hayati bir öneme sahiptir. Çünkü bu canlıların tüylerinin kurumaması tıpkı bir insanın denize düştüğünde kurulanacak hiçbir şey bulamamasına benzer. Canlılar ıslandıklarında oldukça yüksek miktarda su taşırlar ve kendi ağırlıklarına bir yük daha eklenir. Bir insan banyodan çıktığında üzerinde yarım litreye yakın su taşıyabilir, bir kemirgenin kürküne, vücut yoğunluğunun yüzde 5’i kadar su eklenir, bir karınca ise su altında kaldığında, vücut ağırlığının üç katı kadar baskı görür. Yukarıdaki birkaç örnekte görüldüğü gibi canlılar kurulanamazsa hem ağırlıkları artar hem de uzun süre ıslak kaldıkları için hastalanabilirler.


Diğer taraftan eğer canlılar kurulanmazsa yıkanmaları veya ıslanmaları durumunda oldukça eziyetli bir yaşam sürebilir ve kurulanmak için çok enerji harcamaları gerekebilirdi. Yapılan hesaplar 32 kiloluk bir köpeğin yarım litre suyla ıslanması halinde günlük kalori girdisinin %20’sini harcaması gerektiğini göstermektedir. Sürekli nemli hava ve yağışın olduğu kış aylarında ise kurulanması için çok daha fazla enerji harcayacağı açıktır.


Ancak tüm kürklü canlılar ıslandıklarında silkelenerek vücutlarının %70’ini bir anda kurularlar. Bu canlıların dikkat çeken bir özelliği de vücut büyüklükleri ve silkelenme hızları arasındaki ters orantıdır. Örneğin yetişkin bir ayı kurulanmak için saniyede üç-dört kez silkelenirken, bir köpek aynı sürede dört-altı defa, fareler ise 10 defa silkelenir. Kuşkusuz burada Rabbimiz’in canlılar üzerindeki rahmeti ve merhameti söz konusudur. Eğer iri cüsseli bir canlı kurulanmak için küçük boyutlu bir canlı kadar silkelenseydi çok fazla enerji harcamak zorunda kalırdı. Fakat Allah büyük olan hayvanın sahip olduğu kürkün fazla hareket etmeden kuruması için ona yavaş silkelenmesi gerektiğini ilham etmiştir. Sonsuz merhametin ve şefkatin sahibi olan Rabbimiz, her canlıya rahmetini ve nimetini bahşetmiştir. Canlıların sahip oldukları bu özellikler, inananlar için birer hikmet ve ayettir:


“Şüphesiz, müminler için göklerde ve yerde ayetler vardır. Sizin yaratılışınızda ve türetip yaydığı canlılarda kesin bilgiyle inanan bir kavim için ayetler vardır.” (Casiye Suresi, 3-4)

Canlıların davranışlarında görülen aklın, bilginin ve özverinin kaynağının tek açıklaması vardır; bunların tümü, bu hayvanlara Allah tarafından ilham edilen özelliklerdir. Allah, hayvan türlerinin neslinin devam etmesi için bu canlıları fedakar ve çalışkan olarak yaratmış, onlara korunma, avlanma, beslenme, üreme yöntemlerini ayrı ayrı ilham etmiştir. Onlara, kusursuz planlar yaptıran, onları koruyan ve barındıran sonsuz merhamet ve şefkat sahibi olan Allah’tır. Evrimcilerin iddia ettiği gibi ne “tabiat ana” ne de tesadüfler bu canlıları programlayamaz. Tüm canlılar Yaratıcımız olan Allah’ın ilhamına uydukları için kendilerinden kesinlikle beklenmeyecek davranışlar sergilerler.



Renkli ve Hafif Gagalar


Tukanların en dikkat çekici özellikleri hiç kuşkusuz ki parlak renkli gagalarıdır. Yağmur ormanlarında yaşayan tukanların çeşitli etkiler sonucunda zarar görmüş olan gagaları meyveleri kolaylıkla yiyebilecekleri kadar güçlü bir yapıda yaratılmıştır. Bu kadar büyük ve güçlü bir gaganın ağır olacağı düşünülmüş olabilir. Oysa tukanların boyutlarına göre oldukça büyük olan gagalarının en önemli özelliği çok güçlü olmalarına rağmen şaşırtıcı şekilde hafif olmasıdır.


Bunun nedeni ise tukanların rengarenk yaratılmış olan gagalarının büyük oranda keratin maddesinden meydana gelmesidir. Keratin; saç, tırnak, tüy, deri gibi birbirinden çok farklı maddelerin yapı taşıdır ve oluşturduğu tüm maddelerde koruyucu özelliği ile ön plana çıkar. Ayrıca keratinin esnek hidrojen bağlarla bağlanmış amino asitlerden oluşması da, bu maddelere çok sağlam bir esneklik kazandırır. Tukanların gagalarının uzunluğu 20 cm’yi bulmasına rağmen içerdiği keratinin esnekliği sayesinde, hareket kabiliyetleri oldukça fazladır.


Bir canlıyı bulunduğu ortama yerleştiren, onu bu şartlara göre korunaklı donanımlarla yaratan Yüce Allah’tır. Bu gerçek sürekli olarak insana tüm varlıkların durumlarını ve davranışlarını mutlak iradesiyle takdir eden Allah’ın büyüklüğünü hatırlatmaktadır:


“Kendinden (bir nimet olarak) göklerde ve yerde olanların tümüne sizin için boyun eğdirdi. Şüphesiz bunda, düşünebilen bir kavim için gerçekten ayetler vardır.” (Casiye Suresi, 13)


“Kendisiyle konuşmakta olan arkadaşı ona dedi ki: “Seni topraktan, sonra bir damla sudan yaratan, sonra da seni düzgün (eli ayağı tutan, gücü kuvveti yerinde) bir adam kılan (Allah)ı inkar mı ettin?”” (Kehf Suresi, 37)
(makale harun yahya)
 
Üst Alt