• Hoşgeldin ziyaretçi , forumdan daha fazla yararlanmak için buradan üye olunuz...

Yaşadığımız bilim çağında yaratılışa inanmak mantıklı mı?

Okunuyor :
Yaşadığımız bilim çağında yaratılışa inanmak mantıklı mı?

merkür

Amatör
Üye
“Evrendeki doğa kanunları o kadar kesindir ki, aya gitmek için bir uzay gemisi yapıp onun uçuş zamanını saniyenin çok küçük bir kesrine kadar planlamakta hiç zorluk çekmeyiz. Tüm bu kanunları koyan biri olmalı” (Amerikalı astronotların aya gönderilmesinde büyük katkıları bulunan Wernher von Braun’un sözleri).

Maddi evren:

Dakik şekilde çalışan bir saat bulsaydınız, bunun bir rastlantı sonucu, toz taneciklerinin bir araya gelmesiyle oluştuğunu mu düşünürdünüz? Herhalde

bunu zekâ sahibi birinin yaptığı sonucuna varırdınız. Aslında bundan çok daha muhteşem bir “saat” söz konusudur. Güneş sistemimizdeki gezegenler gibi

evrendeki tüm yıldızlar da, insanların tasarlayıp yaptığı çoğu saatten çok daha kesin bir zamanlamayla hareket ederler. Güneş sistemimizin içinde bulunduğu

galakside 100 milyardan fazla yıldız var; astronomlar evrenimizde bunun gibi 100 milyar galaksi olduğunu tahmin ediyor. Saat bile akıllı bir tasarımın

göstergesiyse, kat kat büyük ve karmaşık olan evrenimiz için de aynı şey söylenemez mi?

Gezegenimiz:

Issız bir çölden geçerken karşınıza çok güzel bir evin çıktığını düşünün, tüm odaları dayalı döşeli ve kileri yiyecek dolu. Bu evin bir patlama sonucu tesadüfen

oluştuğunu söyleseler inanır mıydınız? Kesinlikle hayır. Böyle bir evin ancak akıl sahibi biri tarafından yapılabileceğini biliriz. Bilim insanları güneş sistemimizde

yer alan, dünya dışındaki hiçbir gezegende yaşam belirtisine rastlamadılar; eldeki kanıtlar bu gezegenlerin ıssız olduğunu gösteriyor. Bilimsel bir kitabın dediği

gibi, gezegenimiz “evrenin harikasıdır, eşsiz bir küredir” (The Earth, New York, 1963, Arthur Beiser, s. 10).

Gezegenimiz, insan yaşamına elverişli olması için güneşe tam doğru uzaklıktadır. Ayrıca, yörüngesinde kalabilmesi için en uygun dönüş hızıyla hareket eder.

Sadece yer gezegenine özgü olan atmosferdeki gazlar, yaşamı sürdürebilmek için tam gerekli orandadır. Güneş ışığı, havadaki karbondioksit, su ve topraktaki

mineraller olağanüstü bir süreçle birleşerek yerde yaşayan canlılar için gıda sağlar. Sizce tüm bunlar uzaydaki kontrolsüz bir patlama sonucu mu oluştu? Bir bilim

dergisi şöyle diyor: “Böylesine özel ve kesin koşulların rastlantı sonucu meydana gelmediği anlaşılıyor” (Science News, 24 ve 31 Ağustos 1974, s. 124). Kutsal

Kitapta şu mantıklı sözler yer alır: “Elbette, her ev biri tarafından yapılır, fakat her şeyi yapan Tanrı’dır” (İbr. 3:4).

İnsan beyni:

Modern bilgisayarlar yoğun bir araştırma ve titiz bir mühendislik ürünüdür. Bunlar kendiliğinden oluşan şeyler değildir. Ya insan beyni için ne diyelim? Hayvanların

beyninden farklı olarak, ilk yıl içinde bir bebeğin beyni doğduğu zamanki büyüklüğünün üç katına çıkar. Beynimizin nasıl çalıştığı hâlâ bilim insanları için büyük

ölçüde bir sırdır. İnsanlar karmaşık diller öğrenme, güzellikleri kavrama, beste yapma, yaşamın kökeni ve anlamı üzerinde düşünme gibi yeteneklere doğuştan

sahiptir. Beyin cerrahı Robert White şöyle demişti: “İnsanın kavrama kapasitesinin çok ötesinde olan, inanılmaz beyin-zihin ilişkisinin tasarımı ve gelişimini

gerçekleştiren bir Üstün Aklın varlığını kabul etmekten başka seçeneğim kalmadı” (The Reader’s Digest, Eylül 1978, s. 99).

Bu mucizevi gelişim rahimdeki küçücük bir döllenmiş hücreden başlar. Kutsal Kitap yazarlarından Davut olağanüstü bir anlayışla Tanrı’ya şöyle dedi: “Seni

yüceltirim; ne muhteşem, ne harika yaratılmışım! Senin işlerin olağanüstü, ve canım bunu çok iyi bilir” (Mezm. 139:14).

Canlı hücre:

Tek hücreli bir canlıdan bazen “basit yaşam türü” olarak söz edilir. Ancak, tek hücreli bir hayvan yiyeceğini yakalayabilir, onu sindirebilir, atıklarını boşaltabilir,

kendine ev yapabilir ve cinsel faaliyette bulunabilir. İnsan bedenindeki her hücre de, surlarla çevrili bir şehre benzer; düzeni koruyan bir merkezi yönetimi, enerji

üreten bir santralı, protein üreten fabrikaları, karmaşık bir taşımacılık sistemi ve içeri girenleri denetleyen muhafızları vardır. Bir insan bedeni yaklaşık 100 trilyon

hücreden oluşur.

SONUÇ OLARAK YAŞADIĞIMIZ BİLİM ÇAĞINDA YARATILIŞA İNANMAK GAYET MANTIKLI. VÜCUDUMUZA, DOĞAYA BAKARAK BÜTÜN BUNLARIN TESADÜF ESERİ OLUŞTUĞUNA İNANMAK GERÇEKTEN MANTIK DIŞI. ÇÜNKÜ HERŞEYİN BİR TASARIMCISI VARDIR.
 
Üst Alt