Yahudi Türk İmparatorluğu

Merhaba

Bir Türk Yahudisi olarak Yahudi Türklerin varlığı bana hep ilginç gelmiştir. O yüzden kitabevinde üst başlığı Bir Türk İmparatorluğu olan, kapağın ortasındaysa kocaman bir magen david yer alan kitap hemen dikkatimi çekti. Hazarlar merak ettiğim bir konuydu. Özellikle de Hazar ve kısmen Yahudiliği kabul etmiş bir başka Türk toplumu olan Avarların isimlerinin İbranice anlamlarının olmasının bağlantısı olabilir mi diye merak etmiştim. (Hazarlar: geri dönenler, Avarlar: geçenler) Ama kitapta bununla ilgili bilgi bulamadım. Hazar sözcüğünün kökenine ilişkin seçenekler arasında en mantıklısı Türkçe gezer sözcüğüydü. (Başlangıçta göçebe oldukları düşünülürse) Okul kitaplarında bir cümleyle bahsedilen ve Cumhurbaşkanlığı Forsundaki 16 Türk devletinden biri olan Hazarlar daha fazla ilgiyi hak ediyor.

Kitabın temel savı, Hazar Devleti yıkıldıktan sonra Yahudi Hazarların Hıristiyan toplumlar içinde asimile olmadığı, aksine Yahudi kimliklerini koruyarak ve Doğu Avrupadaki diğer Yahudilerle karışarak Aşkenaz Yahudilerinin kökenini oluşturduğudur. Aslında bu tez ilk olarak 70li yıllarda Arthur Koellerin 13. Kabile adlı kitabında öne sürülmüş ve büyük yankı uyandırmıştı. Kevin Alan Brook Hazar Yahudileri kitabında, Koellerin yanı sıra başka kaynaklardan da yararlanarak ve yeni kanıtlarla bu tezi daha da ileri götürmekte, hatta Yahudiliğe dönmüş diğer Türk topluluklarını ve başka milletlerden insanları da inceleyerek günümüz Yahudilerinin bağımsız ve homojen bir ırk sayılamayacağını ileri sürüyor. Aşağıda kitaptan ilginç bölümler eşliğinde bu tezin ayrıntılarını öğrenme ve Hazarları tanıma imkânı bulacaksınız.

HAZARLARIN KÖKENİ

Yahudi Hazar Kralı Joseph, Endülüslü Hasdaiye yazdığı mektupta, Hazarların Yafetin torunu ve tüm Türklerin atası kabul edilen Togarmanın yedinci oğlu Kozarın soyundan geldiklerini anlatıyordu. Bazı Yahudi yazarlar Hazarların soyunun Şimon ve Yuda yahut Menaşe ve Efraim kabilelerinden geldiğini iddia ederler. Yafetin oğlu Magogla da bağ kuranlar mevcuttur. Talmuda göreyse Magog Ak Hunlardır. Beşinci yüzyılda Hun egemenliğinde yaşayan Türki Oghurlar (Ogur, Oğur) Kafkaslar ve Karadenizin kuzeyine yerleştiler. 570lerde bölgede Batı Göktürkler egemenliginde ilk kez Hazarlar ortaya çıktılar. Hazarlar 630da bağımsızlığını kazandı.

HAZARLARDA YAŞAM

Ayrıntılı belgelere sahip olamadığımız Hazarlar hakkında arkeolojik kanıtlar üretken, çiftçilik ve hayvancılıkta uzman bir toplum olduklarını göstermektedir. Balıkçılık, avcılık, demircilik ve Ortadoğu Yahudilerinden öğrendikleri cam işlemeciliği diğer önemli faaliyetleridir.

Hazarlar, 19. yüzyılda Aşkenazların giydiği cübbemsi kaftanları giyiyorlardı. (Kaftan sözcüğü Yidiş diline de geçmişti.) Ticaret gezgin Radhanilerin elindeydi. Yedi, sekiz dil konuşup Çinden İsveçe mallarını pazarlayan dindar Yahudi Radhaniler Şabatları yol almaz, kervanları birleştirip dua ederlerdi. Almanya ile ticaret gelişmişti, bu sayede Iraklı Radhaniler Batılı Yahudilerle kaynaştı. Hazarlar Yahudi geleneklerini Radhanilerden almış olabilir.

Hazarca: Türkçenin Oghur grubuna mensup Hazarcanın gruptaki diğer diller olan Eski Bulgarca ve halen yaşayan tek örneği olan, iki milyon insanın konuştuğu Çuvaşçaya benzediği düşünülüyor. Önceleri runik Türk harfleri kullanan Hazarlar Yahudiliği kabul ettikten sonra İbrani alfabesini kullanmaya başladılar. Bulunabilen orijinal Hazar belgeleri İbranice yazılmıştır. (Schechter Mektubu, Kral Josephin Cevabı ve Kiev Mektubu) Kiev Mektubunda İbranice yazıların altındaki tek Hazarca sözcük runik harflerle yazılmıştı: Okurüm yani okudum. (Sağdan sola yazılan sözcükteki o harfi İbranicedeki alefe oldukça benzemektedir.) İbranice hem Kırımda yerleşik eski Yahudilerden hem de göçlerle yeni gelenlerden öğrenilmişti. Hatta İbranice öğrenen Hıristiyanlar da vardı ve bu sayede ş harfi İbraniceden Rusçaya geçmişti. (Kiril alfabesindeki Şa harfiyle İbranicedeki Şin benzerdir.)

HAZARLARDA YÖNETİM

Hazarlarda Göktürklerden devralınan ikili yönetim mevcuttu. Asena soyundan geldiğine inanılan Kağan hem devlet başkanı hem de ruhani liderdi ve kutsal bir kişilikti. Sivillerin kralı olan Bek(bey) ise ikinci sırada geliyordu... İsmi bilinen tek Yahudi kağan Hazarlar tarafından seçilmiş İsrail kökenli bir bilge olan ilk Yahudi Kağan Zachariastır. Kağanların aksine Yahudi beklerin isimleri iyi bilinmektedir. Yahudi olan ilk Hazar Kralı Bulan, Sabriel ismini almış ve onu İbrani isimli diğer krallar takip etmiştir. Bu krallar aralıktan nisana başkentte oturur ve Hanukayla Pesahı burada kutlarlardı.

YAHUDİLİĞE GEÇİŞ

Hazaryadaki hoşgörülü ortam, Doğu ve Batıda baskılardan kaçan çok sayıda Yahudinin göçtüğü güvenli bir sığınak yaratmıştı. Önceleri Kök Tengri (Gök Tanrı) inancına sahip Şamanist Hazarlar komşu devletlerin ve topraklarındaki tek tanrılı dinlere mensup insanların etkisiyle bu dinlere ilgi duymaya başladılar. Hatta bunun için İstanbula elçi gönderip Bizanstan yardım istediler. 861 yılında Kağanın sarayında üç tek tanrılı din temsilcisi arasında yarış düzenlendi. Temsilcileri dinleyen Kral Bulan, sonra her temsilciye diğer iki dinden hangisinin üstün olduğunu sordu. Müslüman temsilci Yahudiliğin Hıristiyanlıktan, Hıristiyan temsilci de Yahudiliğin Müslümanlıktan üstün olduğunu söylediler. İki dinin kaynağında da Yahudiliğin bulunduğunu gören Kral Bulan bu dini seçti. Onunla beraber tüm yöneticiler ve soylularla halkın bir kısmı da Yahudiliğe geçti.

Bu olay Toledolu filozof Yehuda Halevinin Hazar Kitabında genişçe anlatılır. Önceleri hayali sanılan anlatılar Bizans kaynaklarından doğrulanınca gerçekliği anlaşılmıştı. Hazarlar Yahudiliğe geçerken, Karaizmi değil Rabinik Yahudiliği benimsemişlerdi. Karayların (İbranice Karaim:eek:kuyanlar) Hazarlardan geldiğini düşünenler vardır. Karaizm 760ta Anan Ben David tarafından kurulduktan sonra Ortadoğu ve Anadoluda çok taraftar bulmuş, bir kısmı sonradan Doğu Avrupaya göç etmiştir. Brooka göre tüm Hazarların sadece yazılı kaynak Torayı kabul eden ve Talmud, Mişna gibi sözlü kaynakları reddeden Karay mezhebinden olması imkânsızdır çünkü Kral Ovadya zamanında İsrailli din bilginlerinin ülkeye getirtilip Talmud, Mişna öğrettiklerini bizzat Kral Joseph mektubunda belirtmiştir. Ayrıca Karaylar Hazarlardan farklı olarak Oghurik Türkçe değil Kıpçak Türkçesi konuşuyorlardı.

Hazaryada Yahudilik gittikçe yaygınlaşmış ve birinci din olmuştu. Bunu sıradan mezarlarda bulunan çok sayıda dini objeden anlıyoruz. Bu devirde sinagoglar ve yeşivalar kurulmuş, Tora ve Talmud uygulamaları yaygınlaşmıştı. Yazışmalar İbranice yapılıyor, çocuklara İbrani adları veriliyordu. Hatta Hazarlar bunu bir adım ileriye götürerek Türklerin bayramda doğanlara bayramın isminin verilmesi adetini Yahudiliğe uyarlamış ve çocuklarına Hanuka, Pesah gibi isimler vermişlerdi.

HAZARLARIN DAĞILIŞI

Bizans ve Halifelikle birlikte dönemin üç büyük gücünden biri kabul edilen Hazarlar Araplarla yaptıkları savaşlarla Arapların Avrupayı istilasını engelleyerek dünya tarihini değiştirdiler. O dönemde daha doğuda yaşayan ve sonradan Hıristiyanlaşan Türk boylarından Bulgarlar ve Macarların bugünkü topraklarına göçmelerinde de etkileri olmuştu. Bunlardan Macarlar 7 Oghur (Ok, boy) ve 3 Kabar (Hazarların muhalif boyu) klanının Onogur (On kabile) ismiyle birleşmesinden oluşmuştu ve Batı dillerindeki Hungar buradan geliyordu. Zaten 10. yüzyıl Bizans kaynaklarında Macaristandan Batı Türkiye ve Hazaryadan Doğu Türkiye diye bahsediliyordu. Hazarya yıkıldıktan sonra çok sayıda Hazar Yahudisi Macaristana yerleşmiştir.

10. yüzyılın sonlarında Bizansın, Peçeneklerin ve Rusların saldırılarıyla Hazarya zayıflamıştı. Pagan Ruslar Almanlardan Hıristiyanlığı, Bulgarlardan İslamiyeti öğrenmiş fakat benimsememişlerdi. Hazarlardan da Yahudiliği öğrenen Rus Prensi bu dinin vatansız ve sürgün edilmiş bir halka ait olduğunu öğrenince vazgeçti ve sonunda Bizanstan esinlenerek Ortodoks Hıristiyanlığı benimsedi. Bugünkü Ukraynada kurulan Rus Kağanlığı, Hazar şehirlerini ele geçirdi ve 1016da Hazar topraklarının ilhakı tamamlandı. İlk Ruslar yönetim, hukuk, askeriye ve ticarette pek çok geleneği Hazarlardan devralmıştı. Rus prenslerine de kağan deniliyordu.

Dağılan Hazarlar Doğu Avrupa, Türkiye ve Kafkasya topraklarına yerleştiler. Rus topraklarında kalanlar da olmuştu. Bu dönemde Hazar Yahudileri Slavlaşmış ve Kenaanit denilen Slav dilini konuşmaya başlamışlardı. Aynı dönemde bölgede yaşayan İsrail kökenli Yahudilerle karışmış olmaları muhtemeldir. Ukraynada Hazar soyundan geldiklerini söyleyen Kazak Yahudileri vardı. Fiziksel olarak da Kafkas halklarına benziyorlardı. Günümüz Kazakları ve Tatarları arasında Hazar soyundan gelenler olabilir. Bugünkü Kazakistanda yaşayan Sarı Kazaklar ve Gök Közler (Mavi gözler) mavi gözlü, kızıl saçlı ve açık tenlidir ve muhtemelen Hazar soyundandır. 11.yüzyılda Ros nehri civarında yaşamış Karakalpaklardan da Hazar olarak bahsedilir. Praglı Haham Petahya ben Jacob 1180lerde yazdığı Sivuv Haolam (Dünya Turu) adlı seyahatnamesinde Hazar ülkesinin ötesinde Karayların yaşadığı Kedar ülkesinden bahseder. Bir görüşe göre bunlar Kuman (Kıpçak) Türkleridir.

Bizans döneminden beri bugünkü Türkiye topraklarına yerleşmiş Hazarlar olduğu biliniyordu. Bir Hazarın kaleme aldığı Schechter Mektubu İstanbulda yazılmıştı. Bizans tebası saray muhafızlığı yapan çok sayıda Hazar vardı. Hazaryadan Yahudi tüccarlar Bizansa geliyordu. Osmanlı döneminde de Hazarlar İstanbulda kalmaya devam ettiler. Onların soyundan geldiğini iddia eden Karayların en büyük cemaatlerinden biri 19. yüzyılda İstanbuldaydı. Hatta Karaköyün isminin Karayköyden geldiği söylenir.

11. yüzyılda çok sayıda Hazar soylusu Endülüse göç etmişti. Bu yüzden Endülüslü Yehuda Halevinin Hazar Kitabını yazarken doğrudan orada yaşayan Hazarlardan bilgi almış olabilir. Polonyalı Aşkenazlarda Bayrak, Balaban, Kagan, Alpert, Alperowitz gibi Türk soyadlarına rastlanmıştır.

AŞKENAZLIK

Aşkenaz sözcüğünün kökeni hakkında çeşitli teoriler bulunmaktadır. Bunlardan biri İskitlerin antik adı olan Ashguaziden geldiğidir. Frigyalıların diğer adı Aşkaenoidir. Ege Adalarında Askenos isimli şehirler mevcuttur. Güney Rusyada yaşayan İskit dönmesi Yahudilere de Aşkenos deniyordu. Toraya göre Rusya, Ermenistan ve Anadolu bölgelerinin coğrafi adı ve Yafetin torunlarından birinin adıydı.

Brooka göre Aşkenazik kökeni, Roma döneminde Ortadoğudan gelen Kırım Yahudileri, Asya ve Avrupa içlerinden Doğu Avrupaya kaçanlar ve Hazar, Alan ve Slav dönmeleri oluşturmuştu. Sonra bu üç köken Yidiş dil ve kültüründe kaynaşmıştı. 1650lere kadar Doğu Avrupada (Polonya-Ukrayna) yoğunlaşan Yahudi nüfusu, sonra Batıya kaymıştı. Hazar Yahudileri önce Kenaanik dili konuştukları dönemde Slavlarla kaynaşarak Türki miraslarını yitirmişler, sonra da Yidiş çatısı altında diğer Yahudilerle entegrasyon tamamlanmıştı.

Kaynaklara dayanarak yapılan tahminlere göre Hazar kökenli Yahudiler Ukrayna Yahudilerinin %60ını, tüm Aşkenazların da %25ini oluşturdu.

Hazarların tamamen ortadan kaybolmaları mantıklı değildir. Standart Rabinik öğretiyi benimseyen Hazarlar kolaylıkla diğer Doğu Avrupa Yahudileriyle kaynaşmıştır. Hazar kimliklerini yavaş yavaş kaybederek yalnızca Yahudi kimliklerini korumuşlardır. Kanıtlar hiç bir zaman Hıristiyanlığı benimsemediklerini göstermektedir.

Hazarlar Yahudi tarihinin çok önemli bir parçasıdır ve anıları unutturulmamalıdır. Bu mirası sahiplenmek Aşkenaz Yahudilerinin hem hakkı hem de sorumluluğudur.

KAYNAKÇA: Hazar Yahudileri Kevin Alan Brook - Nokta Kitap 2005
salom.com.tr
 
Üst Alt