• Hoşgeldin ziyaretçi , forumdan daha fazla yararlanmak için buradan üye olunuz...

YAĞMURDAKİ KEDİ- hemıngway

  • Konbuyu başlatan mopsy
  • Başlangıç tarihi
  • Cevaplar 2
  • Görüntüleme 2K

Okunuyor :
YAĞMURDAKİ KEDİ- hemıngway

mopsy

Emektar
Üye
Merhaba

Otelde sadece iki Amerikalı kalıyordu. Odalarına gidip gelirken merdivende rastladıkları insanların hiç
birini tanımıyorlardı. Odaları ikinci kattaydı, deniz görüyordu. Savaş anıtını ve parkı da görüyordu.
Parkta büyük palmiyeler ve yeşil sıralar vardı, iyi havalarda parkta daima sehpalı bir ressam bulunurdu.
Ressamlar palmiyelerin biçimini, denize ve parka bakan otellerin parlak renklerini severlerdi, italyanlar
çok uzaklardan savaş anıtını görmiye gelirlerdi. Bronzdan yapılmıştı anıt. Yağmurda pırıl pırıl olurdu.
Yağmur yağıyordu. Palmiyelerden sular damlıyordu. Çakıl yollarda küçük gölcükler olmuştu. Yağmurda
deniz uzun bir şerit halinde kıyıda çatlıyor, tekrar gelip çatlamak için geri çekiliyordu. Otomobiller,
meydandan, savaş anıtının yanından gitmişlerdi. Meydanın karşı tarafındaki kahvenin kapısında bir
garson durmuş, boş meydana bakıyordu.
Amerikalı kadın pencereden dışarı bakıyordu. Dı-şarda tam onların penceresinin altında, sular damlıyan
yeşil masalardan birinin altına bir kedi sinmişti. Kedi üstüne sular damlamasın diye büzülüp bir biçime
girmiye uğraşıyordu.

«inip şu kediciği alacağım,» dedi Amerikalı kadın?
«Ben alayım,» dedi kocası yattığı yerden.
«Hayır, ben alırım. Islanmamak için masanın altında uğraşıp duruyor.»
Kocası yatağın ayak ucundaki iki yastığın üstüne: ayaklarını dikmiş, okumasını sürdürdü.
«Islanma,» dedi adam.
Kadın aşağı indi, otelin sahibi, kadın yazıhanenin; önünden geçerken kalkıp eğildi. Masası
yazıhanenin en dibindeydi. Yaşlı bir adamdı, çok uzun boyluydu.
«II piove;» dedi kadın. Seviyordu otelciyi.
«Si, si Signora, brutto tempo. Çok kötü hava.»
Adam loş odanın en dibindeki masasının arkasında i ayakta duruyordu. Adamı seviyordu kadın.
Şikâyetleri büyük bir ciddiyetle dinleyişini seviyordu. Ağır başlılığını seviyordu. Kendine hizmet
etmek istemesini seviyordu. Kocaman yaşlı yüzünü, büyük ellerini seviyordu.
Adamı severek, kapıyı açtı ve dışarı baktı. Yağmur daha şiddetli yağıyordu. Muşamba pelerinli bir
adam kahveye doğru meydanı geçiyordu. Kedi herhalde sağ tarafta bir yerdeydi. Saçak altından
yürüyebilirdi. Kadın; kapıda dururken, arkasından bir şemsiye açılıverdi. Odalarına bakan hizmetçi
kadındı.
«Islanmayın,» gülümsedi, italyanca konuşuyordu. Kuşkusuz otelci göndermişti kadını.
Hizmetçi üstüne şemsiye tutaraktan kadın çakıl yoldan pencerelerinin altına dek yürüdü. Masa oradaydı,
yağmurda yıkanmış, parlak yeşil olmuştu, ama kedi,, yoktu. Kadın bozuldu birden. Hizmetçi, kadına baktı.
«Ha perduto qualque cosa, Signora?»
«Bir kedi vardı,» dedi Amerikalı kadın.
«Bir kedi mi?»
«Si, il gatto.»
«Bir kedi mi?» hizmetçi güldü. «Yağmurda bir kedi?»
«Evet,» dedi kadın, «masanın altındaydı.» Sonra, «Ah, öyle istiyordum ki o kediyi. Bir kedicik
istiyordum.»
Kadın ingilizce konuşunca hizmetçinin yüzü asıldı.
«Gelin, Signora,» dedi. «içeri girelim. Islanacaksınız. »
«Öyle,» dedi Amerikalı kadın.

Çakıl patikadan yürüyerek döndüler, kadın kapıdan içeri girdi. Hizmetçi şemsiyeyi kapatmak için
dışarıda kaldı. Amerikalı kadın yazıhanenin önünden geçerken patron, masasından eğildi. Kadının içinde
bir şeyler kıpırdadı, güçlü ve küçük. Patronun bu biçim davranışından, kendisini hem pek ufak, hem de
pek önemli hissediyordu. Bir an olağan üstü önemli biri sanıverdi kendini. Merdivenlerden çıktı. Odanın
kapısını açtı. George yataktaydı, okuyordu.

«Kediyi aldın mı?» diye sordu, kitabı elinden bıraktı.
«Gitmiş.»
«Kimbilir nereye gitti,» dedi, gözlerini dinlendiriyordu.
Kadın yatağa oturdu.
«Öyle istiyordum ki,» dedi. «Niye bu kadar çok istedim, bilmem. Zavallı kediciği çok istedim. Yağmurda
zavallı bir kedicik olmanın hiç de hoş bir yanı yok.»
George yine okuyordu.
Kadın kalktı, tuvalet masasına, aynanın önüne, oturdu; bir el aynası alıp kendine baktı. Profilini inceledi,
önce bir yanını sonra öteki yanını. Sonra da boynunu ve başının arkasını inceledi.
«Saçımı uzatmayı düşünüyorum, ne dersin?» diye sordu, tekrar profiline bakarak
George başını kaldırdı, kızın ensesini gördü, oğlan çocuk gibi iyice kısacık kesilmişti. «Ben bu halini
seviyorum.»
«Ben bıktım,» dedi kadın. «Oğlan çocuğuna benzemekten bıktım.»
George yatakta biçim değiştirdi. Kadın konuşmaya başladığından beri gözlerini ondan ayırmamıştı.
«Böyle çok iyisin,» dedi
Kadın aynayı tuvaletin üstüne bıraktı, pencereye gitti. Hava kararıyordu.
«Saçımı sımsıkı, dümdüz arkaya tarayıp, şöyle hisse debileceğim kocaman bir topuz yapmak istiyorum,»
dedi kadın. «Kucağında oturup- ben başını okşaymca, mır-layan bir kedim olsun istiyorum.»
«Ha?» dedi George yataktan.
«Sonra sofrada kendi gümüş takımlarım olsun, mumlar olsun istiyorum. Sonra bahar gelsin, saçımı
dışarda bir aynanın önünde fırçalayayım istiyorum. Bir kedicik istiyorum, yeni elbiseler istiyorum.»
«Ay, sus, bir şeyler bulsana okuyacak.» dedi. George.
Karısı pencereden bakıyordu. Şimdi hava iyice kararmıştı ve halâ palmiye ağaçlarına yağmur yağıyordu.
«Ne olursa olsun bir kedi istiyorum,» dedi kadın. «Bir kedi istiyorum. Şimdi hemen bir kedi istiyorum.
Uzun saçlarım ya da başka bir eğlencem olmasa bile bir kedim olabilir.»
George kadım dinlemiyordu. Kitabını okuyordu o. Karısı pencereden dışarı baktı, meydanın ışıkları
yanmıştı.

Birisi kapyı vurdu.
«Avanti,» dedi George. Başını kitaptan kaldırdı. Kapıda hizmetçi duruyordu. Kucağında sallanan,
sımsıkı tuttuğu üç renkli bir kedi vardı.
«Affedersiniz,» dedi, «Patron bunu Signora'ya vermemi söyledi.»

SEÇiLMiŞ HİKÂYELER-Türkçesi: YAŞAR ANDAY
CEM YAYINEVİ-istanbul 1972
Dizgi-Tertip : Yüksel Matbaası,
Baskı : Ahmet Sarı Matbaası,
 
Üst Alt