• Hoşgeldin ziyaretçi , forumdan daha fazla yararlanmak için buradan üye olunuz...

Ya doğru konuş ya da sus!..

Okunuyor :
Ya doğru konuş ya da sus!..

nefisetülilm

2.imza yarışma birincisi
Üye
Konuşabilme kabiliyeti, insanlara verilen en büyük nimetlerden bir tanesidir. Hayvanların dili, bizim dilimizden çok daha büyük olmasına rağmen onlar konuşamıyorlar...
Konuşmakla derdimizi daha rahat anlatabiliyoruz, ilim öğreniyor ve öğretiyoruz. Daha sayılamayacak kadar çok faydaları var. Bunun yanında, dilimizden dolayı büyük sıkıntılar da başımıza gelmiyor değil...
Dilin cirmi (kendisi) küçük ama yaptığı şeyler büyüktür. İnsanı cennete de götürür, cehenneme de. Nice insanlar yaptıkları konuşmalarla öldürülmüş veya yıllarca hapis yatmıştır. Niceleri de, yaptıkları güzel konuşmalarla takdir toplamış, yüksek makamlara çıkmış, büyük nimetlere kavuşmuştur.
İmanlı olabilmek için dahi -kalb ile tasdik ettikten sonra- dil ile de ikrâr etmeden olmaz. Nazarı bile bize haram olan bir hanım, bir sözle (nikâh akdi) helâlimiz oluyor, eşimiz oluyor, beraber yaşıyoruz. Ağzımızdan çıkan ve küfre sebep olan bir sözden dolayı hem imanımızı, hem de nikâhımızı tazelememiz lâzımdır.

AKILLI İLE AHMAĞIN FARKI!..
Bunun için dilimize sahip olmalıyız. Konuşmaya başlamadan, konuşacaklarımızı kontrol etmeliyiz. Söyleyeceğimiz söz, kendimize veya başkasına bir fayda sağlayacaksa konuşmalıyız. Konuştuklarımız bir işe yaramayacaksa boşu boşuna konuşmuş oluruz.
Akıllı adam, düşünür sonra konuşur. Ahmak ise, konuşur sonra düşünür. Konuştuktan sonra iş işten geçmiştir, ok yaydan çıkmıştır. Pişmanlık fayda vermez artık.
Mümkün olduğu kadar az konuşmalıyız. Çok konuşmak ahmakların alâmetidir. Ahmakların birçok alâmeti vardır: Bir, çok konuşur, iki, sür’atle cevap verir, daha karşıdaki sorusunu bitirmeden o cevaplandırmaya başlar. Üç, çabuk güvenir karşısındakine. Sormadan soruşturmadan bir iki güzel sözüne aldanır ve ona güvenir.
Rabbimiz bize bir dil vermiş, iki de kulak, üstelik dilimizi de iki kilitle kilitlemiş. Dişlerimizle dudaklarımız. Bu, şu demektir; konuştuklarımızdan daha çok dinlemeliyiz...
Âlimin yanında susarsak, ilmimiz artar. Cahilin yanında susarsak sabrımız artar. Çünkü cahil saçma sapan konuşur, onu dinlerken sabretmek zorunda kalırız, bu da bizim olgunlaşmamıza sebep olur.
Çok konuşanı pek sevmezler. İmam Malik hazretlerine birinden bahsederler ve onu överler. İmam da, şöyle cevap verir:
-Doğrudur, değerli bir insandır. Ama bir aylık konuşmayı bir günde yapıyor!.. Lokman Hakîm, bir gün oğluna şöyle nasihatte bulunur:
-Yavrum! İnsanlar, güzel konuşmaları ile iftihar ederken sen de, güzel sükûtunla iftihar et! Hadis-i şerifte buyuruluyor ki: (Allah’a ve ahiret gününe iman eden kimse, konuşmalarına dikkat etsin. Ya doğru konuşsun veya sussun. Çünkü ağızdan çıkan bütün sözler melekler tarafından kaydedilir ve hesabı da görülür.)
Gereksiz yere konuşmamalı ve bizi ilgilendirmeyen soruları sormamalıyız. Meselâ; kandil günlerinde kimseye “oruç musun?” diye sormamalıyız. Orucum dese, kibirlenecek, günâha girecek. Değilim dese mahcup olacak.
Buna benzer, yolda karşılaştığımız kişiye nereden geldiğini veya nereye gittiğini de sormamalıyız. “Falanca adam bizi davet etti” veya “falancaya gidiyoruz” dese, bizim de tanıdığımız ise “bizi niçin davet etmedi” diye ona güceniriz...

EN İYİ VE EN KÖTÜ ORGAN!..
Dünyada iken birbirimize çok soru soruyoruz. Mesela; “adın nedir, kaç yaşındasın, ne iş yapıyorsun, tahsilin nedir, yabancı dilin var mı, evli misin, kaç çocuğun var?” gibi birçok soru... Kabre girdikten sonra sorular teke iner: “Amelin nedir?”Cehenneme girenlerin çoğu dillerinden dolayı girerler. İnsanoğlunun hiçbir organı dili kadar iyi ve dili kadar kötü ve tehlikeli olamaz.
Nasıl ki dünya hırsı ile dolu olan bir kimse, helâl, haram ayırt etmeden ne bulduysa cebine ve midesine indirirse; aynen bunun gibi çok konuşmayı seven kimse de doğru-yanlış demeden aklına gelen her şeyi yerli, yersiz konuşur. Bundan çok pişmanlık ve sıkıntı görür, ama nafile!...


M.Said Arvas
 

shgiptare

Kıdemli
Üye
Ahmakların birçok alâmeti vardır: Bir, çok konuşur, iki, sür’atle cevap verir, daha karşıdaki sorusunu bitirmeden o cevaplandırmaya başlar..
işte ahmak kelimesinin anlamını ne güzel açıklanmış..güzel konuşmak güzel ahlaklı insanlarda bulunuyor..teşekkür ederiz konu için..
 

İnci

Kıdemli
Üye
Her zaman derim iki düşünüp bir söyleyeceksin ki ağzından hatta klavyenden çıkan sözcükler
yazdığınız kişiyi kırıp incitecek sözcükler olmasın. Düşünmeden söylenen sözcüklerin kimi
vuracağı belli olmuyor. Elimden geldiği kadar karşımdaki insanları kırmamaya çalışıyorum.
Bazen de susarak cevap veriyorum. Bu demek değil ki ben acizliğimden susuyorum.
Yeri geliyor karşındaki insanın anladığı dilden konuşmak zorunda kalabiliyorsun.
Ama karşındaki insan seni anlamaktan uzaksa yada önyargılıysa bana göre en iyi cevap susmaktır.
 

nefisetülilm

2.imza yarışma birincisi
Üye
Ahmakların birçok alâmeti vardır: Bir, çok konuşur, iki, sür’atle cevap verir, daha karşıdaki sorusunu bitirmeden o cevaplandırmaya başlar..
işte ahmak kelimesinin anlamını ne güzel açıklanmış..güzel konuşmak güzel ahlaklı insanlarda bulunuyor..teşekkür ederiz konu için..
Evet çok yerinde bir tesbit...Demek ki ilk önce muhatabımızı sabırla ve dikkatle dinlemek gerekiyor.
Ben de teşekkür ederim arkadaşım, güzel yorumun ve katkıların için...
 

nefisetülilm

2.imza yarışma birincisi
Üye
Her zaman derim iki düşünüp bir söyleyeceksin ki ağzından hatta klavyenden çıkan sözcükler
yazdığınız kişiyi kırıp incitecek sözcükler olmasın. Düşünmeden söylenen sözcüklerin kimi
vuracağı belli olmuyor. Elimden geldiği kadar karşımdaki insanları kırmamaya çalışıyorum.
Bazen de susarak cevap veriyorum. Bu demek değil ki ben acizliğimden susuyorum.
Yeri geliyor karşındaki insanın anladığı dilden konuşmak zorunda kalabiliyorsun.
Ama karşındaki insan seni anlamaktan uzaksa yada önyargılıysa bana göre en iyi cevap susmaktır.
Evet, çok haklısın Eflamor, söylenen söz yaydan fırlayan bir ok gibi gidiyor ve geri çevirmek asla mümkün değil...Düşünmeden söylenenlerin ise gerçekten kimi vuracağı hiç belli olmuyor...
Konuşulması gereken yerde elbette konuşacağız ama bazı durumlarda sükut en güzel cevap oluyor gerçekten de...
Yorumun ve katkıların için çok teşekkür ederim...
 

suhran

Tecrübeli
Üye
İki genç müderris Darülfünun’dan konuşarak çıkıyorlardı. Koltuklarında kitaplar doluydu. Biri dedi ki:
—Akıllı tereddüt eder, budala söylediğini kat’iyetle söyler.
Arkadaşı:
—Laf! Diye başını salladı.
—Hayır, bir hakikat!
—Bunda sen kat’iyyen emin misin?
—Kat’iyyen, kat’iyyen… :)
 
Üst Alt