• Hoşgeldin ziyaretçi , forumdan daha fazla yararlanmak için buradan üye olunuz...

Vicdan Kalbin Terazisi mi?

Okunuyor :
Vicdan Kalbin Terazisi mi?

İ

İNCİ

Ziyaretci
Vicdan Kalbin Terazisi mi?

Zalım ile mazlumu, acımasızlıkla merhameti, haklı ile haksızı, insanın içindeki iyi ile kötüyü, hayır ile şerri ayırt etmeye yarayan önemli bir duygudur. Hemen herkeste, bir görüntü yada olay karşısında bu duygunun varlığı ve etkisi hemen anlaşılır...


Daha önceki yazılarımda da üstüne basa basa vurguladığım gibi, dünyada en kutsal, en değerli şey nedir diye sorsalardı bana, herhalde hiç tereddütsüz vicdandır derdim “sevgidir”, “ merhamettir” derdim. “İnsanın sevildiğini bilmesidir.” derdim. “Daha da güzeli sevmeyi ve sevilmeyi bilmesidir.”

Sevmenin bir çılgınlık, ağlamanın bir zaafiyet ya da, bir zayıflık olduğunu düşünenlere acıyorum. Oysa ki sevmek, güçlü olmak, insan tarafımızı bulmak demektir. Sevmek; dünyaya, insana, hayvanlara, bitkilere yani doğaya hilesiz bakmak, doğayı ve doğadakileri her halleriyle benimsemek demektir. Vicdan, merhamet ve dürüstlüğümüzdür sevgi. Hayata umutlu bakışımız, yaşama sevgiyle sarılışımızdır. Bir kuşun kanadının kırılışına yüreğimizin titreyişidir, yanışıdır.

Sevenlere değil, asıl dünyada sevmeyen, sevemeyen, sevilmeyen ve sevmesini bilmeyenlere acımalı. Sevebilen insan yaşamı, yaşamın derinliğini, kendini ve ruhunun iç derinliğini keşfeden insandır. Aşk değil midir insanı erdemleştiren, güzelleştiren dostlar? Derinliğimiz, güzelliğimiz aşktan değil mi? Oysaki aldığımız kültür, içinde yaşadığımız sistem ve zaman o kadar sahte ki... Gülüşler, dokunuşlar, bakışlar sevgi sözleri bile hepsi sahte geliyor insana.

“Benliği hor ve hakir kılıp, insanı yükselten aşk ve sevgidir. Onsuz bütün beden tamahtan ibarettir. Tamah ise alçaltandır. Sevgi ve şefkat insanın, öfke ve şefkat ise hayvanın temel hasletleridir. Sevgi güneştir, ama kusurları örtmede gece gibi olun!” der Mevlana.

Aşk hilesiz sevmektir dostlar ve sevgiyi taa ruhunun derinlerinde hissedebilmektir. Bence sevebilen insan talihli insandır, güzel insandır, erdemli ve saygın insandır. Saygınlığı ve sevilmeyi hak eden insandır.

Güzelliklerin, inceliklerin öz kaynağı değil midir sevgi! Karda, kışta bile olsa insanın içini ısıtan, şiir duygusunu yeşerten, sevdaların mana tezgahında dokunan ve bakınca gözlerde kutsal şiir gibi okunan, derin bir mana değil midir sevgi! Sevgi, yüreğini güzelliklerle beslemek, ruhunu kinden, fesattan, hasetten, iftiradan yalandan, kıskançlıklardan, kötülüklerden arındırmak değil midir?

Yönünü sevgiye çeviren insan çevresine sevgiyle, saygıyla bakmasını, yüreğini düşmanlıklardan, kirlerden; kinlerden arındırmasını da bilir. Çünkü insanın içindeki canavarı dizginleyen bir güçtür sevgi. İçinde sevgi, merhamet taşımayan insanın, acıma duygusu da olmaz, düş kuramaz, düşünemez.. Dolayısıyla içinde sürekli başkalarına karşı kin, nefret, kötülük besler. Merhametsiz, acımasız ve zalim olur. Oysa ki, insan olarak her insanın mutlak sevmesi, düş kurması, düşünmesi, gülmesi ağlaması gerekmiyor mu? Hani ünlü bir söz vardır ” Yürek yanmayınca göz yaşarmaz.” derler ya, işte onun gibi bir şey.

Ben insanın maddiyatına ve mevkisine değil, insanın kişiliğine, insani değerine önem ve değer verilmesinden yanayım. Görünüşe ve şakşaklara aldanmamak gerekir. İnsanın insani değerleri içinde, ruhunda ve gözlerinde saklıdır. İçinde çirkinlikler besleyen insanı hangi makam, hangi maske, hangi elbiseyle donatırsanız donatın çirkinliğini gözlerinden görürsünüz, bakışlarından anlarsınız.

İnsanın niteliklerini ve sevme yetilerini geliştirerek tırmanacağı yüksek düzeye; nitelik ve erdem basamaklarına ancak sevgiyle çıkılabilir. Sevgisiz bir insan, vicdanını devreden çıkardığında yapamayacağı haksızlık, yapamayacağı vicdansızlık, düşünemeyeceği kötülük kalmaz. Yani sevgiyi, merhameti yüreğinden dışlayan bir insan, alçalmayı seçmiş demektir. Vicdan devreden çıkartıldığında, insani hiç bir parıltı, hiç bir değer kalmaz insanda ve o insan alçalmayı seçmişse zaten ineceği düzeyin de sınırı olmaz, alçaldıkça alçalır. Bu tür insanları genelde karakol yada hapishanelerde insanlara salt işkence yapmak için tutarlar. Eski dönemlerde de bunlara cellat denirdi.

En sevmediğim insan tipi çıkarcı, yalancı, iftiracı, içten pazarlıklı, hani derler ya saman altından su yürüten yada yılan gibi yanına yaklaşıp gizlice sokan, insani hiç bir nitelik taşımayan yalaka tiplerdir. Hani kendisinden güçlü gördü mü “Elini öp’im abi !” deyip, önünde doksan derece eğilen. Zayıfı gördüğünde kabadayılığı tutan ve gücü yettiğince ezmeye çalışan, biraz zoru gördüğünde ise sahtekarca milliyetçi ya da dindar ayaklarına bürünen vicdansız, merhametsiz, acımasız insan tipidir. Bu tip insanlar her yerde mevcut. İhtiraslarına ulaşmak için izledikleri yol, yöntem ve entrikalarla alçalabildikleri kadar alçalırlar. Hayatım boyunca bu tip insanlardan hep kaçmaya, uzak durmaya çalışmışımdır. Onlarla aynı ortamı, aynı havayı soluduğumda hep tedirgin olurum. Sevgisizlikleri, kirlilikleri üzerime bulaşır diye..

Sevgiden ve kitaplardan korkmamalıdır insan. Sevgiden ve kitaplardan korkan kimseler, içlerinde aydınlık taşıyamazlar. Çağı da yakalayamazlar. Günümüz insanının ve gençliği; bir tuzağa düşürülmek isteniyor.Ucuz tv programlarıyla (kitaptan ve gerçek sevgiden uzak), günübirlik aşk dedikodularıyla insanlar uyuşturuluyor. Kendilerine ucuz, kalitesiz tv programları izlettirerek, insanlar okumaktan uzaklaştırılıyor.Kitaptan yoksun yaşamak ise, insanlarının doğruyu bulmalarını zorlaştırıyor. Oysa herkes biliyor ki, tarihte yükselmenin, gelişmenin ve aydınlanmanın yaşandığı zamanlar; yüreklerin kitapla ve sevgiyle beslendiği çağlardır. Savaş, karanlık, cehalet ve düşmanlık dünyanın ve insanın başına sürekli felaketler, belalar getirmiştir.

Çağı yakalamak, çağdaşlaşmak ve çağlar öncesini anlamak için öncelikle insanın yüreğini sevgiye ayarlaması, kini ve nefreti Kaf Dağının ötesine kovalaması, insanı erdemli insan kılan zeka ve sevgiyi ön plana alması gerekir.

İnsan sevmediği birine malını verebilir belki, parasını verebilir ama en değerlisi olan sevgisini, sevmediği birine verebilir mi? Cebindeki parayı, üstündeki eşyayı vermek, sanıldığı kadar önemli de değildir bence. Çünkü bunlar sevdikleriniz kadar kıymetli de değildir. Ama insan sevmediği birine en değerli şeyini veremez, yüreğini, sevgisini
veremez.

Malını ya da kumarda parasını kaybeden de çok şey kaybetmiş sayılmaz. Çünkü onları yeniden kazanma şansı var. Herhangi bir kaza ya da olayda cesaretini yahut ümidini kaybeden de çok şey kaybetmemiştir. Onları yavaş yavaş yeniden kazanabilir. Ama onurunu, haysiyetini, insanlığını kaybeden kişi her şeyini kaybetmiş sayılmaz mı? Onun bir daha kazanma şansı mümkün müdür?... Sevgi ve vicdanınızla başbaşa kalın diyorum...

NURI CAN
 

dogangunes

Profesyonel
Yönetici
Admin
Moderatör
Üye
Sevmenin bir çılgınlık, ağlamanın bir zaafiyet ya da, bir zayıflık olduğunu düşünenlere acıyorum. Oysa ki sevmek, güçlü olmak, insan tarafımızı bulmak demektir.
Teşekkürler inci bu anlamlı ders veren yazı için.:Entusiasmado:
 

atmaca34

Kıdemli
Üye
biraz zoru gördüğünde ise sahtekarca milliyetçi ya da dindar ayaklarına bürünen vicdansız, merhametsiz, acımasız insan tipidir.
"
buraya kadar olan kısım güzelde burasını kasıtlımı yazmış bilmiyorum
çünki NURI CAN denilen şahsı tanımıyorum

böyle güzel yazıların arasına bu uslupda cümleler sokmak yersiz ve düşüncesizlik diyorum

tabi size değil yazara
 
İ

İNCİ

Ziyaretci
buraya kadar olan kısım güzelde burasını kasıtlımı yazmış bilmiyorum
çünki NURI CAN denilen şahsı tanımıyorum
böyle güzel yazıların arasına bu uslupda cümleler sokmak yersiz ve düşüncesizlik diyorum
tabi size değil yazara
Atmaca orda sahtekarlıktan bahsediyor. Zora girdiğinde sahtekarca davrananlardan.
Bence o cümlede hiç bir düşüncesizlik yok. Sana öyle gelmiş. Senin bakış açın öyle.
Bu aynı şuna benziyor atmaca. İkimiz hapishanenin penceresinden dışarıya bakıyoruz.
Ben çiçekleri görüyorum sen ise yerdeki çamuru görüyorsun.Farklı bakış açısı budur işte...
Nuri Can'ı ben de tanımam ama eserlerini beğenirim.
 

atmaca34

Kıdemli
Üye
Atmaca orda sahtekarlıktan bahsediyor. Zora girdiğinde sahtekarca davrananlardan.
Bence o cümlede hiç bir düşüncesizlik yok. Sana öyle gelmiş. Senin bakış açın öyle.
Bu aynı şuna benziyor atmaca. İkimiz hapishanenin penceresinden dışarıya bakıyoruz.
Ben çiçekleri görüyorum sen ise yerdeki çamuru görüyorsun.Farklı bakış açısı budur işte...
Nuri Can'ı ben de tanımam ama eserlerini beğenirim.

evet inci bizim bakış açılarımız farklı bizler baktıkmı ALLAH ın nuruyla bakarız

bak sende söylüyorsun sen çiçekleri görüyorsun bense çamuru görüyorum
sen bir duruşu bir oluşumu ancak yüzeysel gördüğünü açıkca belirtiyorsun benim ise meselenin özünü gördüğümüde itiraf edebiliyorsun çamur olmadan çiçek olmaz çiçek topraha muhtaç tır

bir gün mevlana hani yazıda mevlanadan örnek vermiş bende ondan veriyim
öğrencilerle gezerken bir hayvan pisliği görür ve sorar :ne görüyorsunuz diye
öğrenciler:bir hayvan pisliği der
mevlana ise :bu gübre bu ilaç olmadan bağçelerde gül oluşmaz
geleceğe aydın bakmak istiyor olsaydınız burada gül bahçesi görmeliydiniz der
bilmem anlata bildimmi
sende günlük gözlüklerle bakma gelecek bizden bir şey bekler öyle bak derim

inci hanım

inciler derinlerde olur derler ama sen fazla derin düşüne miyorsun sanırım

bu sözüme kızma :Seguridad::Seguridad:
 
İ

İNCİ

Ziyaretci
evet inci bizim bakış açılarımız farklı bizler baktıkmı ALLAH ın nuruyla bakarız

bak sende söylüyorsun sen çiçekleri görüyorsun bense çamuru görüyorum
sen bir duruşu bir oluşumu ancak yüzeysel gördüğünü açıkca belirtiyorsun benim ise meselenin özünü gördüğümüde itiraf edebiliyorsun çamur olmadan çiçek olmaz çiçek topraha muhtaç tır

bir gün mevlana hani yazıda mevlanadan örnek vermiş bende ondan veriyim
öğrencilerle gezerken bir hayvan pisliği görür ve sorar :ne görüyorsunuz diye
öğrenciler:bir hayvan pisliği der
mevlana ise :bu gübre bu ilaç olmadan bağçelerde gül oluşmaz
geleceğe aydın bakmak istiyor olsaydınız burada gül bahçesi görmeliydiniz der
bilmem anlata bildimmi
sende günlük gözlüklerle bakma gelecek bizden bir şey bekler öyle bak derim

inci hanım

inciler derinlerde olur derler ama sen fazla derin düşüne miyorsun sanırım

bu sözüme kızma :Seguridad::Seguridad:

Atmaca sen benim derin düşünemediğimi nerden biliyorsun? Beni tanıyormusun?
Haklısın sen çok derin düşünüyorsun hatta öyle derin bakıyorsun ki beni tanımadığın
halde karakterimi görebiliyorsun. Benim kişiğim hakkında yorum yapabiliyorsun.
Yazdıklarında kızacak bir şey yok. Yorumlarının çoğunda düşüncelerden ve fikirlerden
çok yazan kişilerin kişiliğine atıfta bulunuyorsun.Bu yazdıklarına şaşırdım desem yalan olur.Gördüklerime senin bakış açınla bakmış olsam daha derin mi bakmış olacağım?
İyi forumlar
 

atmaca34

Kıdemli
Üye
Atmaca sen benim derin düşünemediğimi nerden biliyorsun? Beni tanıyormusun?
Haklısın sen çok derin düşünüyorsun hatta öyle derin bakıyorsun ki beni tanımadığın
halde karakterimi görebiliyorsun. Benim kişiğim hakkında yorum yapabiliyorsun.
Yazdıklarında kızacak bir şey yok. Yorumlarının çoğunda düşüncelerden ve fikirlerden
çok yazan kişilerin kişiliğine atıfta bulunuyorsun.Bu yazdıklarına şaşırdım desem yalan olur.Gördüklerime senin bakış açınla bakmış olsam daha derin mi bakmış olacağım?
İyi forumlar
ya bu günler özür çiçeği vermekten iflas edicem ben sana hakaret etmek istemiyorum etmiyorumda kişiliğine söz söylemedim yorumun yanlış olduğunu anlatmaya çalıştım sadece çok alınganız sanırım

bu da iyi niyetimin bir örneği olarak kabul et

ama bir arkadaşımız gibi dikenlerini görme
 
İ

İNCİ

Ziyaretci
Atmaca alınmadım sana sadece yorumuna cevap yazdım.
Özürlük bir durum yok ama çiçek için tşk...:)
 
İ

İNCİ

Ziyaretci
yazı daki düşüncesizliği kabul etdinmi
yani yorumu yapanın senin değil
En sevmediğim insan tipi çıkarcı, yalancı, iftiracı, içten pazarlıklı, hani derler ya saman altından su yürüten yada yılan gibi yanına yaklaşıp gizlice sokan, insani hiç bir nitelik taşımayan yalaka tiplerdir. Hani kendisinden güçlü gördü mü “Elini öp’im abi !” deyip, önünde doksan derece eğilen. Zayıfı gördüğünde kabadayılığı tutan ve gücü yettiğince ezmeye çalışan, biraz zoru gördüğünde ise sahtekarca milliyetçi ya da dindar ayaklarına bürünen vicdansız, merhametsiz, acımasız insan tipidir.
Bu tip insanlar her yerde mevcut. İhtiraslarına ulaşmak için izledikleri yol, yöntem ve entrikalarla alçalabildikleri kadar alçalırlar. Hayatım boyunca bu tip insanlardan hep kaçmaya, uzak durmaya çalışmışımdır. Onlarla aynı ortamı, aynı havayı soluduğumda
hep tedirgin olurum. Sevgisizlikleri, kirlilikleri üzerime bulaşır diye..

Ben de bu yazıda anlatılan insan tiplerini hiç sevmem ve uzak dururum.
Evet yazara bu konuda sonuna kadar katılıyorum. Burda düşüncesizce
bir şey yazmamış. Günümüzde de çok bulunan bir kaç insan tipini tarif etmiş.

Bir konunun içinden cımbızla bir cümle seçip onun hakkında yorum yapmayı doğru
bulmuyorum. Konunun geneline bakarak o cümle hakkında yorum yapmak daha
doğru olur.
 
Üst Alt