• Merhaba Ziyaretçi hoşgeldin! Forumdan daha fazla yararlanmak için buradan kayıt olunuz...

Vesile olmadan Hak Teala'ya Yaklaşılamaz

  • Konbuyu başlatan ARİF
  • Başlangıç tarihi
  • Cevaplar 3
  • Görüntüleme 1K

ARİF

Amatör
Üye
Vesile ve sebep aramak

Peygamberlerin ve Evliyanın vasıtası ile yani onları sebep yaparak, vesile ederek, Allahü teâlânın yaratmasını istemek caiz olduğunu gösteren âyet-i kerimeleri bildirelim:
(Ey iman edenler! Allahü teâlâdan korkunuz! Ona yaklaşmak için vesile arayınız.) [Maide 35]

(Ol kimseler ki, dua ve ibadet ederler, Rablerine yaklaşmak için, vesile ve sebep ararlar. Sebeplerin Allahü teâlâya en çok yaklaştıranını isterler.) [İsra 57]

Bu âyet-i kerimelerde Allahü teâlâ, sebebe, vesileye yapışmayı emretmektedir. Vesilenin kendisine en çok yaklaştırıcı bir şey olduğunu bildirmektedir. Vesilenin belli bir şey olduğu bildirilmedi. Bunun için, Allahü teâlânın rızasına kavuşturan her şey, yani Haricilerin dedikleri gibi yalnız duaları değil, şefaatleri ve Allahü teâlâ indinde mertebeleri ve kıymetleri ve kendileri hep vesiledirler.
[Vehhabiler, (Vesile, Peygamberlerin ve onların yolunda olanların gittikleri yoldur. Onların yolu vesiledir, kendileri vesile değildir) diyor.]

Ehl-i sünnet âlimleri ise, Peygamberlerin ve onlara tâbi olanların gittikleri yol, yani iman ve ibadet ve ihlas, vesile olduğu gibi, o büyüklerin şefaatleri, makamları, kerametleri, duaları ve kendileri de vesiledir dedi. Kendileri vesile olamaz diyenler, Kur’an-ı kerime ve hadis-i şeriflere ve Peygamberlere ve Evliyaya iftira ediyorlar. Peygamberlerin ve Evliyanın kendilerinin vesile edilmesi, Kur’an-ı kerimde ve hadis-i şeriflerde açıkça bildirilmektedir.

Enfal suresinin 33. âyetinde mealen, (Sen aralarında bulundukça, o kâfirlere azap etmem) buyuruldu. Tefsir kitaplarında ve Buhari’de bildirildiği gibi, kâfirler Peygamber efendimiz ile alay ediyorlardı. Rabbine söyle de, bize çabuk azap göndersin diyorlardı. Bu sözleri üzerine, yukarıdaki âyet-i kerime nazil oldu. Resulullahın mübarek cesed-i şerifinin kâfirler arasında bulunması, onlara azap gelmesini önlemektedir buyuruldu. Resulullah, Peygamberlik makamı ile, yahut dua ederek, yahut şefaat ederek, azap gelmesini önlüyordu denilemez. Çünkü, kâfirlere dua ve şefaat edilmediği gibi, inanmadıkları Peygamberliğin onlara faydası olamaz.

Allahü teâlânın, Muhammed aleyhisselamı, insanlar arasından seçmesi ve Onu bütün Peygamberlerinden üstün yapması, mübarek zatı içindir, kendisi içindir. Bunu her mümin bilmektedir. Resullerin, Nebilerin, Velilerin üstünlükleri de, hep böyledir. Mevki, mertebe ve her yükseklik zata tâbidir. Zat, mevkiye tâbi değildir. [Mesela, insan paşa olduğu için kıymetlidir, denilmez. Kıymetli olduğu için, paşa olmuştur denir.]

Vehhabilerin, madde, cisim ve zat, sebep olamaz sözlerinin yanlış olduğu anlaşıldı. Âyet-i kerimeler ve hadis-i şerifler ve Resulullahın sünnet-i seniyyesi, onların yanlış ve bozuk yolda olduğunu göstermektedir.

Kaynak : Dinimiz İslam
 

Ammar

Kıdemli
Üye
“…İçlerinden birisi şöyle demişti: “bizler insanları tevbe ettiriyoruz”Dedim ki: onları neyden tövbe ettiriyorsunuz? Dedi ki; yol kesmekten, hırsızlıktan ve benzeri şeylerden. Dedim ki; sizin onları tevbe ettirmenizden önceki halleri tevbe ettirmenizden sonraki hallerinden daha hayırlıdır. Çünkü onlar üzerinde oldukları şeyin haram olduğuna inanan, Allah ın rahmetini uman, O’na tevbe eden ya da tevbe etmeye niyet eden fasıklar idiler.. Sizler tevbe ettirmenizle onları Allah’ın buğzettiğini (bidatleri) seven, sevdiğine buğzeden (sünnetleri) , İslam Şeriatından çıkmış sapıklara çevirdiniz.. Ve onlara kendilerinin ve başkalarının üzerinde oldukları bu bidatlerin masiyetlerden daha şerli olduğunu açıkladım…”

( İmam İbni Teymiyye-Mecmu-ul Fetava 11-472 )
 

Apollonius

Tecrübeli
Üye
Bakara:
186. EĞER kullarım sana Benim hakkımda sorular sorarlarsa -(bilsinler ki) Ben çok yakınım; dua edenin yakarışına her zaman karşılık veririm: Öyleyse onlar da Bana karşılık versinler ve Bana inansınlar ki doğru yolu bulabilsinler.



Kendilerini Allaha yaklaştırması için buzağıya tapan kavmi için Hz. Musa'nın ettiği dua:

Araf:
155. Sonra Bizim belirlediğimiz bir vakit (ve yere) gelmek [ve bağışlanma için dua etmek üzere] halkı içinden yetmiş kişi seçti. Ve işte o zaman onları bir sarsıntı yakaladığında, “Ey Rabbim!” diye duada bulundu, “Eğer dileseydin, daha önce de onları yok ederdin ve [onlarla beraber] beni de. İçimizden birtakım dar kafalıların yaptıklarından ötürü bizi yok edecek misin [şimdi]? [Bütün] bunlar Senin bir sınamandan başka birşey değil; ki onunla dilediğinin sapmasına fırsat verir, dilediğini de doğru yola sokarsın. Bizim velîmiz/yakınımız sensin: öyleyse bizi bağışla, bize acı, çünkü bağışlayanların en hayırlısı sensin!
 

sworden

Amatör
Üye
Konu ile şahsi fikirlerim şöyledir:Vesileyi örnek olarak bir kişinin bilgisinden veya yaşayış tarzından faydalanarak Allah'a yaklaşma olarak kabul edersek bunda bir problem yoktur.Fakat vesile edinilen insana Allah'a ulaşmada bir aracılık vazifesi yüklersek, o zaman bu vesile değil ,şirktir.Yani kişinin bizzat kendisini Allah'a ulaşmada bir aracı gibi kabul edersek bunun adı şirktir.Bu ikisi arasındaki kritik noktaya çok dikkat etmemiz gerekir.Kişinin bilgisinden faydalanmak başka o kişiyi çok büyük bir zat olduğundan günahlarımız affı için Allah ile aramızda bir aracı yapmamız başkadır.Dualarımızın özü Apollonius kardeşimizin yazdığı ayetteki gibi olmalıdır..

Bizim velîmiz/yakınımız sensin: öyleyse bizi bağışla, bize acı, çünkü bağışlayanların en hayırlısı sensin!

Yani direk Allah'a.. Şunun hatrına bunun büyüklüğüne diye başlayıp bu insanları Allah'a ulaşmada birer aracı kabul ettiğimizde tevhidi paramparça ederiz.

CİN SURESİ 18. AYET MEALİ
Hiç kuşkusuz, mescitler/secdeler Allah içindir. O halde, Allah ile birlikte bir başkasına yakarmayın/Allah'ın yanında bir başkası için çağrıda bulunmayın.

ZÜMER SURESİ3. AYET MEALİ
Gözünüzü açıp kendinize gelin! Arı-duru din yalnız ve yalnız Allah'ındır! O'nun yanında birilerini daha veliler edinerek, "Biz onlara, bizi Allah'a yaklaştırmaları dışında bir şey için kulluk etmiyoruz." diyenlere gelince, hiç kuşkusuz, Allah onlar arasında, tartışıp durdukları konuyla ilgili hükmü verecektir. Şu bir gerçek ki, Allah, yalancı ve nankör kişiyi iyiye ve güzele kılavuzlamaz.
 
Üst Alt