Vazgeçin şu suriye isevdasından!

VAZGEÇİN ŞU SURİYE SEVDASINDAN!

Suriye meselesi, iki ucu çamurlu bir değnek.
Neresinden tutarsanız tutun, çamur elinize bulaşıyor.
Her yönüyle sorunlu.
Siz oradaki muhalefeti desteklerseniz, o da sizin içinizdeki teröre destek verir. Nitekim, geçmişte bu desteğinden dolayı savaşla burun buruna gelmiştik.
İçinize 100 bin sığınmacı almışsınız, onları doyurmak ayrı bir sorun. Bütçeniz açık vermiş, vergi üstüne vergi koyarak bu açığı kapatmaya çalışıyorsunuz. Bir de bunları doyurmak için bütçe. Bunu halkınıza anlatamazsınız. Pahalılıktan canı yanan insanlar size hep bu yüz bin kişiyi soracaklar ve öfkelerine öfke katacaklardır.
Öte yandan, iki ülke size meydan okuyor. Rusya ve İran. Diyorlar ki; Suriye bizim yakın ilgi ve koruma alanımızdadır. Siz, Amerika’nın aklına uyup Suriye’ye müdahale ederseniz, biz de gereğini yaparız.
Bu günkü Aydınlık gazetesinde var. (22 Ekim 2012)
Putin’le Erdoğan arasındaki telefon görüşmesini vermiş bütün detaylarıyla.
Putin demiş ki: “Suriye’ye tek bir Türk askeri girerse bunu Moskova’ya girmiş addederim.”
Buna karşılık Erdoğan da “Bu bir tehdittir, kabul edilemez.” demiş.
Putin adeta meydan okumuş: “Nasıl kabul ederseniz..”
İlişkiler bu kadar gerilmişken, “Şam fatihi” ünvanını alma çabanızın nelere mal olacağını bir düşünün isterseniz.
Türkiye, Atatürk’ten bu yana “yurtta sulh, cihanda sulh” prensibiyle yaşadı ve hiçbir ülkeden hiçbir şekilde zarar görmedi. Başka ülkelerin içişlerine karışmama ilkesiyle hareket etti. Komşularıyla arasının iyi olmadığı dönemler de oldu; ama akılcı diplomasi ile işin içinden kazasız belasız çıkmayı başarabildi.
Büyük Atatürk demiştir ki: “Biz kimsenin düşmanı değiliz. Yalnız insanlığın düşmanı olanların düşmanıyız.”

Bu sözleri, bütün rütbelerini savaş alanlarında dövüşe dövüşe; toz, duman ve kan deryası içinde alan bir asker olarak söylüyor.

O, aynı zamanda büyük bir devlet adamı. Başka bir konuşmasında da diyor ki:den başarı ile çıkmkesiyle hareket etti. Komşularıyla arasının iyi olm

“İnsanları mutlu edeceğim diye, onları birbirlerine boğazlatmak insanlık dışı ve çok ayıplanacak bir sistemdir. İnsanları mutlu kılacak biricik araç; onları birbirlerine yaklaştırmak, onları birbirine sevdirmek, karşılıklı iç ve dış ihtiyaçlarını sağlamaya yarayan, fiil ve enerjidir. Dünya barışı içinde insanlığın gerçek mutluluğu, ancak bu yüksek ülkü yolcularının çoğalması ile olabilir.”

Atatürk’e göre savaş: “ne bir Tanrı belasıdır ne insanlık için fazilettir ne bir tekâmüldür ne de cennet karşılığıdır.”

“Savaş mecburî ve hayat için olmalıdır.”

“Millet hayatı tehlikeye düşmedikçe savaş bir cinayettir”

Adını silmeğe uğraşacağınıza öğütlerini dinleyin.

“Şam fatihi olayım” derken,

Elinizdeki son vatan toprağını tehlikeye atmayın.

Kendi işinize bakın.

Güzel işler de yapıyorsunuz.

Bakın; Haliç’in suyunu temizliyorsunuz.

Bari, içinizdeki tortuları da temizleyin!

mehmet necati güngör
 
Üst Alt