Uydurma hadislerle aşağılanan, köleleştirilen ve eve kapatılan kadın...

Kuranda kadınlara ne kadar ehemmiyet veriliyorsa, kadın ne kadar üstün tutulup hakları korunuyorsa, bağnazlarda bunun tam tersini yaparak kadını en aşağıya çekmişler, uydurdukları hadislerle kadınları hep arka plana atıp onları dışlamışlardır. Bağnazlar kadınların aklını ve dinini eksik görür. Kadınların varlığına bile katlanamazlar. Kadınları daima evin arka odalarına kapatıp toplumdan soyutlamak isterler. Burada amaç uydurma hadislerle kadını erkeğin kölesi haline getirmektir. Oysa Kuranda kadın erkek ayrımı yapılmaz. Kuranda üstünlük cinsiyete göre değil, takvaya göredir.

Bağnazların kadınları nasıl eksik gördüğünü anlamak için şu uydurma hadislere bakmak yeterlidir:

Çok lanet ediyor ve kocalarınıza karşı nankörlük ediyorsunuz. Aklı başında bir erkeğin aklını sizin kadar çelebilen aklı ve dini eksik başka bir varlık görmedim. (Müslim, İman, 34/132; İbni Mace, Fiten 19/4003)

Allah: Ben onu mükemmel ve akıllı olarak yaratmıştım. Şimdi hafif akıllı yapacağım; o iğrenerek ve istemeyerek yüklü olacak yavrusunu zorlukla dünyaya getirecektir dedi. (et-Taberi Tefsir I 235 v.d.; Vffl143-44; Tarih 1/1 146-148; es-Salebi Arais&.21; İbnu1-Esir el-KâmilI 34; tbn Kuteybe Tevîlü Muhteüfil-Hadiss. 139)

Kuranın hiçbir ayetinde kadınların akıl olarak erkeklerden daha zayıf olduğu ifadesi yoktur.Tam tersine pek çok ayette mümin kadınlar ve mümin erkekler hitabıyla Allah Katında eşit sorumlu oldukları yani benzer akıl ve vicdana sahip oldukları ifade edilmiştir. Dahası Sebe Melikesi örneğinde olduğu gibi kadın tam tersine, önemli mevzular konusunda kararlar alan bir devlet yöneticisi olabilmektedir. Ayrıca bir insanı akıllı yapan farklı bir fiziki yapıya sahip olması değil, sahip olduğu Allah korkusu, Allah sevgisi, imani derinliği ve vicdanıdır. Allah, kadın veya erkek olsun, her insanın vicdanına doğruyu mutlaka ilham eder. Dolayısıyla insanı akıllı ve dindar yapan kadın veya erkek olması değil, vicdanına vahyedilene en mükemmel şekilde uyması ve Ey iman edenler, Allahtan korkup-sakınırsanız, size doğruyu yanlıştan ayıran bir nur ve anlayış (furkan) verir... (Enfal Suresi, 29) ayetinde belirtildiği gibi Allahtan korkmasıdır. Akıl için Kurandaki tek ölçü budur. Dolayısıyla bir insan sadece erkek olduğu için üstün olmadığı gibi kadın olduğu için de ne imanen ne aklen eksik olamaz. Ama çok kez hatırlattığımız gibi bağnazların dini Kurandan tamamen farklıdır ve iftiralarla doludur.

Söz konusu mevzu hadislerle Allaha yönelik bir iftirada bulunmaları, bağnazların ne kadar ileri gittiklerini de gösterir. Kuranın hiçbir yerinde Şimdi hafif akıllı yapacağım; o iğrenerek ve istemeyerek yüklü olacak yavrusunu zorlukla dünyaya getirecektir şeklinde bir ifade kuşkusuz ki yoktur. Şu durumda Allahın sözü olarak iddia edilen bu cümle nerededir? Allahtan geldiği iddia edilen bu vahiy, Kuranda olmadığına göre nerededir? Ancak bağnaz dininin en büyük fitnelerinden biri Allah adına yalan söylemeleri olduğundan, bu korkunç iftirayı atabilmektedirler.

Kadının hamileliği Kuranda kutsal sayılmış bir durumdur ve bu sebeple Kuranda anne de kutsal sayılmıştır. Yüce Rabbimizin bu konudaki ayeti şu şekildedir:

Biz insana anne ve babasına (onlara iyilikle davranmayı) tavsiye ettik. Annesi onu, zorluk üstüne zorlukla (karnında) taşımıştır. Onun (sütten) ayrılması, iki yıl içindedir. Hem Bana, hem anne ve babana şükret, dönüş yalnız Banadır. (Lokman Suresi, 14)

Hz. Meryem, Allahın isteği üzerine hamile kalmış, hamileliği boyunca tüm zorluklara sabretmiş ve gösterdiği bu sabır ve Allaha bağlılığı nedeniyle tüm alemlerin kadınlarına üstün kılınmıştır:

Hani melekler: Meryem, şüphesiz Allah seni seçti, seni arındırdı ve alemlerin kadınlarına üstün kıldı, demişti. (Al-i İmran Suresi, 42)

Bağnazlar kadınlar hakkındaki, hafif akıllı, iğrenerek ve istemeyerek yüklü gibi asılsız ithamlarla kendi ürkütücü zihniyetlerini sergilerken, aynı zamanda Hz. Meryeme, sahabelere ve üstünlükleriyle övülen tüm diğer imanlı kadınlara da kendilerince hakaret etmektedirler.

Bir hamileliğin zorluklarla geçmesi ve çocuğun zorluklar içinde doğması bu dünya hayatının güçlüklerinden biridir ve sabır, büyük güç ve irade gerektirir. Bu büyük zorluğa sabreden bir annenin, Allah, Kendi Katında çok büyük bir değere sahip olduğunu bildirmektedir. İşte bu yüzden, Allaha tevekkül ederek, Allah sevgisi nedeniyle bütün bu zorluklara sabreden bir anne üstün bir varlıktır. Anneye verilen bu değer, Kurandaki ahlak özelliklerinden biridir.

Görüldüğü gibi Kuranda kadının erkeğe göre üstünlükleri de vardır, dolayısıyla aklı ve imanı eksik benzetmesi, bağnazların dinine ait bir iftiradır. Allah, sorumluluk bakımından erkek ve kadına eşit şekilde hitap eder. Pek çok ayette aynı anda, mümin erkek ve mümin kadınlara hitap ediliyor olmasının nedenlerinden biri de budur. Bu ayetlerden bir tanesi şu şekildedir:

Şüphesiz, Müslüman erkekler ve Müslüman kadınlar, mümin erkekler ve mümin kadınlar, gönülden (Allaha) itaat eden erkekler ve gönülden (Allaha) itaat eden kadınlar, sadık olan erkekler ve sadık olan kadınlar, sabreden erkekler ve sabreden kadınlar, saygıyla (Allahtan) korkan erkekler ve saygıyla (Allahtan) korkan kadınlar, sadaka veren erkekler ve sadaka veren kadınlar, oruç tutan erkekler ve oruç tutan kadınlar, ırzlarını koruyan erkekler ve (ırzlarını) koruyan kadınlar, Allahı çokça zikreden erkekler ve (Allahı çokça) zikreden kadınlar; (işte) bunlar için Allah bir bağışlanma ve büyük bir ecir hazırlamıştır. (Ahzap Suresi, 35)

Ayette de görüldüğü gibi Allahtan korkmak, Allahı zikretmek, Allaha sadık olmak, sabırlı olmak, sadaka vermek gibi Müslümanların temel vasıflarının hiçbirinde kadın erkek ayrımı yoktur. Kuranda kadınların mümin vasıflarından herhangi birine daha az sahip olduğuna dair en ufak bir ima dahi bulunmamaktadır. Bir insan ister kadın olsun ister erkek olsun gücünün en fazlasıyla Allahtan korkmakla, derin bir aşkla Allahı sevmekle ve Allahın rızasının en fazlasını kazanmakla sorumludur.
 
Üst Alt