Unutulmuşların Hikâyesi

UNUTULMUŞLARIN HİKÂYESİ

Onlar yoksuldular, onlar aç uyudular
Rüyalarında yutkundular, öksüzdüler
Çok uzun zaman oldu, sesleri duyulmadı
Göz damlacıkları sel olup aktı bebelerin
Şafak güneşi parlamadı hiç yüzlerine

Küskündü kırların güzelim çiçekleri onlara
Saklambaç oynarcasına köşe bucak kaçtılar
Ne mis gibi kokularından azıcık,
Ne sevgiliye sunulan demet olmadılar

Onlar, çocukluğunu da yaşayamadılar
Ne atlıkarıncalara bindiler,
Ne çufçuflu trenlerden, çarpışan otolardan haberdardılar
Sefaletin kucağında çırpınırken, hep yalnızdılar

Ağlamaklı gözlerin esaretinden kurtulamadılar
Gülmek yakışır mıydı yüzlerine,
Bunu hiç göremediler, gören de olmadı.

Onlar yaşadı bu dünyayı güya
Ne güneşi gördüler, ne suyundan içtiler kana kana
Canları ısınmadı, sular da akmıyordu onlara şırıl şırıl

Fark edildiler zaman zaman
Ya açlıktan öldüğünde küçük bedenleri,
Ya ölmesini beklerken başucunda akbabalar

Çılgınlar gibi eğlenirken ötekiler cümbür cemaat
Dönüpte bakamadılar, bu ne şenliktir, ne şatafat
Dünyadan uzak, çok uzak bir dünyada,
Bitkisel yaşadılar, sessiz sedasız bir hayat.
 
Son düzenleme:
yazsınlarda görelim

Yaşananların sonunda bir haz , onur, duygu varmı?görüyorumki var Ben böyle bir hayatı yaşayanların şikayetçi olduğunu zannetmiyorum, bahsetdiklerinizi yaşayamıyanlarında hayatını,bunalımlarını, çıkmazlarını biliyorum beş kuruş etmez ya böyle yaşayanların?.bakın en azından bu güzelim satırları yazdırmış size,yazsınlarda görelim.Keşke bir daha dünyaya gelsekde bunları yeniden yaşasak.teşekkürler
 
bu dünyanin dört bucagi köhne bir meyhanedir giden gelmez gelen bilmez
gülenler hep divanedir. istze dünyanin hali budur.
 
benim bir şiirime yorum yazarken,kendi şiirinizden yaptıgınız kısacık alıntı çok hoşuma gitti.
o şiirin tamamını bulup okudum. sizi kutluyor saygılar sunuyorum. cevat köksal
 
Üst Alt