• Hoşgeldin ziyaretçi , forumdan daha fazla yararlanmak için buradan üye olunuz...

Tercüme çalışmaları

  • Konbuyu başlatan mopsy
  • Başlangıç tarihi
  • Cevaplar 0
  • Görüntüleme 2K

Okunuyor :
Tercüme çalışmaları

mopsy

Emektar
Üye
Tarihin eski dönemlerinden itibaren milletler arasında bilgi ve kültür alışverişi olmuştur.[548] Bu alışverişin en önemli vasıtalarından biri, bir dildeki bilgi/kültürün tercüme aracılığıyla diğer dile aktarılmasıdır. Geri kalmış bir toplum kendisinden ileri ve daha uygar bir topluma ulaşabilmesinin en önemli ve seri vasıtalarından biri kuşkusuz yine tercümedir. Tercü me faaliyeti sayesinde milletlerarası bilimsel, kültürel ve dinsel ta nışma mümkün olabilmektedir. Onsuz milletlerarası bilgi transferi hem zordur; hem de çok ağır bir süreç gerektirmektedir.

Öte taraftan tercüme, toplumların hem ifsadında hem de ısla hında çok etkin bir rol oynamaktadır. Bu açıdan tercümeye bakıldı ğında karşımıza sosyal bir olay olarak çıktığını görmekteyiz. Bireyin iç dürtüsüyle meydana gelen sadece bireysel bir olay değildir. Tercü me bireysel yönü olan bir olay olmaktan ziyade; sosyal yönü ağır basan bir olgudur. O, kollektif bir ihtiyacın/zaruretin sonucudur.
Bu konumundan ötürü tercüme çok eski bir geçmişe sahiptir. Burada bizi ilgilendiren sadece Kur'ân tercümesidir. Bu açıdan ter cümeye baktığımızda Kur'ân tercümesinin nerde ise Kur'ân nüzulü dönemine kadar uzandığını görmek mümkündür. Muhammed Hamidullah, Kur'ân tercümesinin ilk çabalarını Hz. Peygamber (s.a.v.)'in İslama davet için etraftaki Arap olmayan gayri müslim idarecilere yazdığı mektupların içeriğinde bulunan bazı Kur'ân âyetlerinin tercüme edilişine ve Selman gibi Arap soyundan olmayan bazı sahabe nin Kur'ân'ı kendi ana dillerine tercüme (şifahi) edilebilirliğine da yandırmakta olup bunun gerekliliğini mantıkî olarak düşünmekte dir.[549] es-Serahsî (ö.490/1019) kaydettiği bir rivayette: iranlıların Selmani Farisi'ye bir mektup yazarak Kur'ân'ı tercüme etmesini iste diklerini ve O'nun Fatiha'nın bir kısmını tercüme edip gönderdiğini kaydeder.[550] Hatta el- Kettanî (ö.?) Hz. Peygamber ( s.a.v.)'in Rum, Pers, Kıptî, Yahudi ve Rumlar'dan gelen mektupları çevirmek için Zeyd b. Sabit'i kendisine tercüman yaptığını kaydeder.[551] Muhammed Hamidullah, ilk Kur'ân tercümesini H. 127 tarihine dayandırmakta dır. Yazar bu tarihten itibaren Kur'ân tercümesini ele alarak krono lojik bir sıra ile günümüze dek tarihî seyrini ve gelişmelerini kay detmektedir.

Kur'ân'ın ilk tercümesi hangi zamanda başlarsa başlasın önü müzde şu gerçek görünmektedir: Kur'ân, İslam Tarihinin en erken dönemlerinden başlayarak günümüze dek dünyanın bir çok diline tercüme edilmiştir. Bazıları Kur'ân'ın tercüme edildiği dillerin 121 olduğunu söyler.[553] Bu kadar çok sayıdaki dile tercüme edilmek, Kur'ân'ın dışında ne dinî ve ne de dünyevî hiç bir kitaba/metne nasib olmuştur. Hamidullah yukarıda bahsi geçen eserinde yaklaşık 55 dilde yapılan Kur'ân tercümesini çevirmen ismi, baskı yeri, tarihi, sayısı ve hangi alfabe ile yazıldığını kaydeder.

Bu çalışmada Kur'ân'ın sadece Avrupa'nın 55 dilinde yapılan yaklaşık 888 tercümesi kaydedilmektedir.[554] Yazar Türkçeyi de Av rupa dilleri arasında kaydetmiştir.
Bu tercümelerin bir kısmı Batılı olan, olmayan Müslümanlar ta rafından, bir kısmı da Batılı gayri müslimler tarafından yapılmıştır. Bazısı tam, bazısı da kısmî tercümedir. Kimilerinde ilaveli açıklama notları vardır. Kimisinde ise bu yoktur. Bu tercümelerin az bir kısmı 20. asırdan evvelki çağlarda yapılmışsa da; büyük çoğunluğu 20. asırda yapılmıştır. Kur'ân'a hizmet arzusu, teknolojik imkânlar ve iletişim vasıtalarının yanısıra emperyalist emeller; bu asırda tercü menin ivme kazanmasını etkileyen en büyük faktörlerdir.

Biz ancak bazı büyük dillerde yapılan Kur'ân-ı Kerim tercümele rin sayısını vermekle yetineceğiz.

Alsamiado...................................................................41
Almanca ...................................................................61
İngilizce ...................................................................178
İspanyolca...................................................................27
Boşnakça ....................................................................31
Fransızca.....................................................................72
İtalyanca......................................................................16
Latince........................................................................55
Lehçe (Polonya'nın Milli dili) ....................................12
Rusça...:.......................................................................15
Türkçe.......................................................................194

Burada şunu da hemen kaydedelim ki, bu çevirilerden bazıları tefsir niteliklidir. Bazıları Arapça; bazıları da diğer Latin v.b. harfler le yazılmıştır.
Uzakdoğu, Orta Asya ve Ortadoğu'nun Arapça olmayan dillerine yapılan Kur'ân-ı Kerim tercümesi hususunda henüz bir etüd temin etmiş değiliz. Onun için bu dillerin Kur'ân-ı Kerim tercümesi hak kında bir doküman veremiyoruz.

Günümüzde sürdürülmekte olan Kur'ân-ı Kerim tercümelerinin yanısıra bunun fıkhi yönünü ele alan çalışmalar da vardır. Kur'ân tercümesini kimileri reddederken, kimileri de caiz olduğunu söyler.
Çağımızda Kur'ân tercümeleri hız kazandığı için bugün kaleme alınan Kur'ân ilimleri çalışmalarının büyük bir kısmında Kur'ân terümesi konu olarak yer almaktadır. Bu başlık altında alimler tercümenin kısımlarını, hükmünü, Kur'ân tercümesinin mümkün olup olmadığını ve alimlerin bu konudaki görüşlerini aktarırlar.
Şimdi biz tercümenin tarifi, kısımları ve hükmüyle ilgili bazı görüşleri kısaca aktarmaya çalışacağız:
Tercüme: Bir dilde olan herhangi sözlü veya yazılı bir metin, hitabe v.b.'nin başka bir dile çevrilmesidir. Tercüme üç türlü olur:

A- Harfi Tercüme:

Cümle düzeni ve tertibi aynı olacak şekilde bir metni bir dilden diğer bir dile çevirmektir.[556] Bu, bir eş anlamlıyı diğerinin yerine koymaya benzer.[557] Alimlerin büyük çoğunluğu bu tür bir tercüme lin Kur'ân için caiz ve. mümkün olmadığı görüşündedir. Çünkü asli kelamın özelliklerini, manalarını ve kendisine özgü esprilerini koruma imkânı yoktur. cç[558] Zira her dilin kendisine mahsus bazı dil kuralları ve üslûp çeşitleri vardır.[559] Bir şeyi bir dilden diğer bir dile tercüme ederken birinci dilin tüm özelliklerini ve içerdiği mana ve hedefleri olduğu gibi ikinci dilde korumak imkânsızdır. Çünkü her dilin tabiatı, yapısı ve özelliği ayrıdır.

Kaldı ki, Kur'ân-ı Kerimin kendisine mahsus üslûbu ve bu üslû bun da bir takım özellikleri vardır.[560] Bu üslûp sayesinde Kur'ânı Kerim, mucize olmuştur.
Sonra her kelamın iki türlü manası vardır.

a- Direk lafızdan anlaşılan birinci derece manalar.
b- Aslî mana dan fazla olarak anlaşılan ikinci manalar.

Bir metni bir dilden diğer dile çevirirken bu ikinci manaları ko rumak bazen çok zor; bazen de imkânsızdır.
İşte yukarıda anlattığımız hususlardan ötürü Kur’ân’ı Kerimin harfi tercümesi caiz olmadığı gibi mümkün de değildir çoğunun bunu reddettiğini daha evvel ifade etmiştik

B- Manevi Tercüme:

Asıl dilin kelime düzenine bağlı kalmaksızın ve aslın üslûbuna riâyet etmeksizin bir kelamın metin v.b.inin manasını başka bir dille açıklamaktır.
Bu tercümede temel amaç, Kur'ân-ı Kerim’in yüce manalarını başka bir dile aktarmaktır. Böylelikle Arap olmayanlar da Kur'ân'ın yüce mesajını alma fırsatına sahip olurlar. Tercüme olmazsa başka toplulukları, Kur'ân'ın hidâyetinden haberdar etme imkânı olmaz.
Bu tercümede, tercümenin Kur'ân'ın bütün özelliklerini taşıması kasdedilmiyor.[567] Bu ikinci tercüme ile yapılmak istenen şey, çevir menin anladığı manaları kendi ifadeleriyle Kur'ân'ın hafızlarını ka rıştırmaksızın dile getirmesidir.

Bu tür tercümeyi bazı alimler caiz görmemişler
Bazıları da ca iz olmasından yana olup, gerekliliğini ifade etmişlerdir.

C- Manevî Tercümenin Şartları:

Manevi tercümeyi caiz kabul eden çağdaş alimler bazı farklı şart lar ileri sürmüşlerdir. Bu şartları şöyle özetleyebiliriz:

a- Tercümenin sahih olabilmesi için müfessirde bulunması şart koşulan hususların tercüme edecek olanda bulunması.
b- Tercümenin tercüme yapacak olanın kendi arzu ve isteklerinden uzak olması.
c- Tercüme edecek olanın her iki dili iyi bilmesi, her iki dilin üs lûbunu, üslûbun özellik ve esprilerini iyi kavraması.
d- Tercüme edecek olanın Müslüman, adil ve güvenilir olması.

Halid el-Âkk manevî tercüme için başka şartlar da ileri sürer. An cak konumuz fazla uzayacağından bu kadarla yetineceğiz.

D- Tefsirî Tercüme:

Kur'ân'ın Arapça dışında bir dille tefsir edilmesidir. Tercüme ko nusunda fazla aşırı giden Trabluslu Şeyh Osman es-Safi gibi bazıları nın dışında[579] alimlerin çoğu bunu kabul etmişlerdir.[580] İslamiyet için bir dizi faydalarının olduğunu kaydederler.

Eski alimlerden İbnu Kuteybe ve Şatibî de Kur'ân tercümesini red detmişler. Ancak Şatibi'nin kelamından hem kendisinin hem İbnu Kuteybe'nin harfî tercümeyi men'; tefsiri tercümeyi ise kabul ettikleri anlaşılmaktadır.

Çağdaş alimlerden Muhammed Bahit el-Mısrî ve ez-Zerkanî, tefsiri tercüme ile manevi tercümeyi kabul ederler. Zerkanî harfî tercümeyi uzun uzadıya anlattığı gerekçelerle reddeder.
 
Üst Alt