Teravih, ilahiyatcilar ve görüs ayriliklari

Biz müslümanlar gündem icin ya ramazan ayini yada kurbani dört gözle bekleriz ..Türkiye de bir gündem olustursak diye

buyurun yeni gündem

Teravih sünnet mi yoksa peygamberimiz hiç kılmadı mı? İlahiyatçılar bin yıldır tartışılan teravih namazı konusunda bölündü

Ramazan'ın geldiğini oruçların açıldığı iftarla birlikte en çok hissettiren şey müslümanların gece yatsı namazının ardından cemaatle kıldığı teravih namazıdır. Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk, "İslam'da teravih diye bir namaz yok. Peygamberimizin bizzat yasakladığı bir şeydir, peygamberimizden sonra bu namazı koydular. Evinde sevap için namaz kılmanın önü açıktır, istediğin kadar kıl fakat teravihi asla camiye sokamazsın, peygamberimiz yasaklamıştır. Çünkü orası riyakârlığa kapalı bir mekan olmalıdır. 20 rekat namaz ne demek, günün bütün namazları 20 rekatı bulmuyor. Peygamberimiz dört rekat, bazen sekiz rekat ama hep evde kılmıştır" dedi ve bin yıllık tartışmayı tekrar ateşledi.

"Peygamberimiz hiç teravih kılmadı"

Prof. Dr. Abdülaziz Bayındır geçen yıl katıldığı bir TV programında, "Teravih namazı Hz Ömer'den sonra konulmuş. Peygamber efendimizin teravih kıldığı yok. Peygamberimiz hiç kılmamış. Peygamberimiz senenin her günü gece 11 rekat teheccüd namazı kılar. Ama senenin her günü kılardı. Ramazan'da farklı bir namaz kılmış değil" demişti.

"Peygamber teravihi yasaklamadı"

Prof. Dr. Süleyman Ateş (Eski Diyanet İşleri Başkanı)

"Teravih namazını peygamberimiz Teravih adı altında kılmadı. Her zaman evinde namaz kılan Hz. Muhammed, Ramazan'ın ilk 3 günü gelip camide namaz kıldı. Ancak kimseye namaz kıldırmadı ve kendi kendine kıldı. Diğer Müslümanlar da zamanla cemaatle değil gelip ayrı ayrı namaz kılmaya başladılar ve cami çok kalabalıklaştı. Bunun üzerine Hz. Muhammed bu kalabalığın kıldığı namazın zamanla farz olabileceğini ifade edip herkesin evinde kılmasını söyledi. Ancak Peygamberimiz Teravih namazını yasaklamamıştır."

"Hz. Ömer döneminde başladı"

Prof. Dr. Saim Yeprem (Türkiye Diyanet Vakfı Yayın Kurulu Başkanı)

"Peygamberimiz Ramazan'da bir iki kez 8 rekat fazladan namaz kılmıştır. Bu namaza oluşan büyük rağbet sonucunda bu namazı bırakmıştır. Kendisine soranlara bu nafile namazının farz olmasından endişelendiğini ifade etmiş. Ancak kimseye gidin evinizde kılın dememiştir. Hz. Ömer'in halifelik döneminde Kuran'ı ezbere bilenlerin önüne geçmek, Hz. Muhammed'in kıldığı bu namazın ihya edilmesine, 20 rekat üzerinden kılınması ve cemaatin okunacak sureleri ezberlemesine karar verildi. Teravih namazı vardır ancak Hz. Muhammed camide kılınmasını tasvip etmemiştir."
Facebook'ta Paylaş

Kaynak : internethaber.com
 
B

bursali68

Ziyaretci
Merhaba,

Evet ilginç bir gündem olmuş...Gerçi geçmiş yıllarda da " teravih namazı " sorgulandı , ancak bu kadar hemfikir ilahiyatçıyı bir arada bulabilmek mümkün olmamıştı...

Bana da sürekli garip gelir sair zaman camiler " sinek avlarken " , ramazan da millet ayakabısını koyacak yer bulamaz...Şirke mi yaklaşmışız acaba...Yani sünneti farz mı eylemişiz...???

Yeri gelmişken bir de bayram namazları vardır ki sormayın gitsin....Tam fecaat...Bayram namazlarında doğduğum ilçede olurum genelde,sürekli gittiğim cami vardır,bayram namazı biter " millet ihramdan çıkmıştır " artık,birbirini ezer bir an önce kendini cami dışına atmak için,bir bayram ikizlerimi götürmüştüm çocukların " gözü korktu "...Sanki zincirle bağlıyorlar....??? Ramazan'ın getirdikleri iki dakikalıktır,tabii ki sözümüz meclisten dışarı...

Sağlıcakla kalınız...
 
Ben de anlayamıyorum bu teravih izdihamını. 5 vakit kılmayanlar bir bakmışsın her akşam teravihci olmuş. Farzlar dururken teravih kılmak ne kadar doğrudur bilemiyorum...
 
B

bursali68

Ziyaretci
Teravih namazı tartışmasına Diyanet nokta koydu

Diyanet İşleri Başkanlığı, Teravih namazıyla ilgili olarak son günlerde yaşanan tartışmaların herhangi bir ilmi ve fikri mülahaza ile yahut herhangi bir toplumsal maslahat ile açıklanmasının mümkün olmadığını belirtti.

Diyanet İşleri Başkanlığı Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliğince yapılan basın açıklamasında, son günlerde basılı ve görsel medya organlarında Teravih namazı etrafında başlayan tartışmaların ardından halkın tepkisini yoğunlukla Diyanet İşleri Başkanlığına iletmesi üzerine, bir açıklama yapılmasına gerek görüldüğü belirtildi.

"Her şeyden önce ramazanın manevî ikliminin herkesi kuşattığı, ibadet ve hayır duygularının coştuğu, milyonların kadın, erkek, çocuk, yaşlı, genç demeden cami ve mescitlere koştuğu, bütün ülke vatandaşlarının açlık tehlikesiyle karşı karşıya kalan milyonlarca Afrikalı kardeşlerinin imdadına yetişmek için seferber olduğu bir zaman diliminde, bu manevî atmosferle hiç bağdaşmayan inanmış gönülleri kuşku ve tereddüde sevk eden tartışmaların milletimizin ilim, irfan ve hikmet dünyasına hiçbir şey katmadığı, her türlü izahtan varestedir" denilen açıklamada, "Ramazan gecelerini ihya sadedinde vatan sathının bir mabede dönüşmesine vesile olan Teravih namazını İslâm’ın ciddiyetine ve vakarına yakışmayacak polemiklere malzeme haline getirmenin herhangi bir dini hassasiyetle, herhangi bir ilmi ve fikri mülahaza ile yahut herhangi bir toplumsal maslahat ile izahı mümkün değildir" ifadesi kullanıldı.

Herhangi bir hususun İslâm’da olup olmadığını sadece metinlere indirgeyerek belirlemeye çalışmanın tarih boyunca varlığını arızi bir durum olarak sürdüren bir usul problemi olduğu, İslamın on beş asırlık bir inanç, tarih, kültür ve medeniyete sahip olduğu, nelerin İslam’da olup olmadığına karar verirken bu tarih, kültür ve medeniyetin de mutlaka hesaba katılmak zorunda olduğu belirtilen açıklamada, İslam’ın temel bilgi kaynakları, Müslümanların tarihi tecrübesi ve yine Müslümanların geliştirdikleri bilgi metodolojisinin her zaman kılavuz olması gerektiği vurgulandı.

Açıklamada, şöyle denildi: "Resul-i Ekrem (sav)’den bugüne kadar birtakım zorlama yorum ve uygulamalar dışında, İslam tarihinin tüm zamanlarında, bütün müminler tarafından büyük bir coşkuyla tüm coğrafyalarda müekked bir sünnet olarak eda edilen Teravih namazının varlığını tartışırken, Kur’an’ın nüzul sürecine katılan Hz.

Peygamber’le birlikte vahyi pratik bir hayata dönüştüren sahabe neslinin icma ve ittifakını yok sayarak, tarihi rivayetlerin satır aralarında boşluklar aramak ve bunu mübarek ramazan ikliminde bir polemik konusu haline getirmek ilmi ciddiyetle kabil-i telif değildir.

"Aynı şekilde fıkıh, kelâm, hadis, tefsir gibi İslami ilimlerin metodolojilerini kurarak din-i mübin-i İslam’a ilim zemininde süreklilik kazandıran İslam bilginlerinin Hanefisiyle, Şafiisiyle, Malikisiyle, Hanbelisiyle bütün mezheplerin ittifakını yok sayarak, onların her biri pek çok ayet ve hadise dayanan sahih örf, maruf sünnet, istihsan, mesalih-i mürsele, amel-i ehl-i Medine gibi prensiplere hiçbir değer atfetmeyerek indi mülahazalarla ibadet alanında değerlendirmelerde bulunmak ciddî bir usul yahut usulsüzlük sorunudur."

TERAVİH, RAMAZANDA KILINIR-

"Aziz milletimiz bilmelidir ki; ’İslâm;da teravih namazı diye bir namaz vardır.’ Bu namaz, ramazan gecelerinde kılınan bir namazdır. Bu namazı Hz.

Peygamber (sav) bizzat kendisi kılmıştır. Onun kıldığını gören sahabiler de Medine Mescidinde bu namazı kılmışlardır. Hatta o kadar çok ilgi göstermişlerdir ki sevgili peygamberimiz bu namazın onlara farz kılınmasından yahut onlar tarafından farz telakki edilmesinden kaygı duyduğu için bilahare bu namazı mescitte değil evinde kılmayı tercih etmiştir. Ramazan orucunu samimiyetle tutan gece ibadetini de içtenlikle yerine getirenlerin bağışlanacağı müjdesini vermiştir. Müslümanların Übey b. Kâ;b;ın arkasında bu namazı kıldıklarını öğrenince de memnuniyetini dile getirmiştir" denilen açıklamaya şöyle davam edildi: "Hz. Peygamber (sav)’in bu namazı yasakladığı iddiası ise akla ziyandır.

Sadece üç dört gün ashabıyla birlikte mescitte kıldıktan sonra kendisi evinde kılmayı tercih etmiştir. Ve ilk Müslümanlar Hz. Peygamber (sav)’in vefatının ardından Hz. Ebubekir devrinde ve Hz. Ömer devrinin ilk iki senesinde Ramazanlarda bu namazı ya evlerinde yahut Medine mescidinde tek başlarına veya kıraatını beğendikleri bir kimsenin arkasında ayrı ayrı cemaatler halinde kılmaya devam etmişlerdir. Bu devamlılık da göstermektedir ki teravih namazının yasaklanması diye bir şey asla söz konusu değildir."

-FATIMİ SULTANLARI KARŞI ÇIKTI-

Teravih namazının Hz. Peygamber (sav) zamanında "teravih" ismiyle anılmamasının, hadislerde "kıyamu’l-leyl" olarak geçen bu namaza daha sonraları her dört rekâtta bir oturulup istirahat edildiğinden "terviha/teravih" denilmesi, "teravih" isminin sonradan verilmiş olmasının "böyle bir namazın olmadığı anl***** gelmediği" kaydedilen açıklamada, Teravih namazının İslâm tarihi boyunca bütün İslâm diyarlarında hep kılına geldiği belirtilerek, "Bunun bir tek istisnası vardır. O da bugün bu namaza itiraz edenlerin tarihteki tek benzerleri olan ve konuya mezhepsel, ideolojik bir taassupla yaklaşan Fatımi Sultanlarıdır. Bazı Fatımi Sultanları teravih namazına şiddetle itiraz etmiş, bununla kalmamış ve özellikle Mısır’da camilerde bu namazın kılınmasını onlarca yıl yasaklamışlardır. Hatta tarihçilerin kaydettiklerine göre yasaklamakla da kalmamışlar, teravih namazını kılmakta ısrar edenleri şiddetle cezalandırmışlardır" denildi.

Açıklamada son olarak şunlar kaydedildi: "Sonuç olarak Hz. Peygamber (sav)’in ibadet hayatındaki eşsiz rehberliğini, nebevi uygulamaları yaşayarak aktaran sahabenin ittifakını, fıkıh mezheplerini ve on beş asırlık İslam alimlerinin icmaını ve daha da önemlisi asırlardır ramazanı hayat veren bir medeniyete dönüştürmeyi başarmış Müslümanların ve aziz milletimizin on beş asırlık uygulama ve birikimini, kültür ve geleneğini dikkate almadan yapılan bu yersiz açıklama ve iddialar, asla maşeri vicdanlarda yer bulmayacaktır. Başkanlığımız milletimizin dini hassasiyetini rencide edecek her türlü teşebbüsü yakından izlemekte, dini konularda en yüksek karar organı olan Din İşleri Yüksek Kurulumuz da halkımızı aydınlatmaya devam etmektedir. Milletimiz teravih namazının İslam’ın ibadet tarihinin ayrılmaz unsurlarından olduğu konusunda en küçük bir şüpheye düşmemelidir."
Kaynak : milliyet.com.tr

Merhaba,

Haberi okuduğum kadarıyla Diyanet " teravih namazını yasaklama " görüşü hariç diğer tartışılanları da neredeyse benzerini söylüyor...O zaman sanırım yasaklamayı da " Farza dönüşme tehlikesini ortadan kaldırmak amaçlı " düşünmekte yarar var diye düşünüyorum...

Sağlıcakla kalınız...
 
Sevgili bursali68;

Atalar dininin temsilcisi olan kurum Allah'ın insanlara verdiği her kültüre uygun olan yaşam(insanlık) biçimi olan İslam'ı kültür ve gelenek olarak dar bir çerçevede tanımlamış. Allah'ın dinine eklemeler yapmak ve bunları dinden göstermek kimin haddine? Kendilerinden bekleneni yapmış hadsizler. Kültürünü Allah'ın dinine uydurması gerekmesine rağmen Allah'ın dinini kendi kültürüne, geleneğine uydurmanın ve bunu kandırarak insanlara yutturmanın hesabını verecekleri gün bizler de orada şahitlik edenlerden olacağız.
 
Diyanet'ten Yaşar Nuri'ye sert tepki
''İslamda teravih diye bir namaz yoktur.Peygamberimizin bizzat yasakladığı bir şeydir, peygamberimizden sonra bu namazı koydular'' diyen Yaşar Nuri Öztürk'e Diyanet İşleri Başkanlığı'ndan yanıt geldi. Diyanet, Yaşar Nuri Öztürk'ün adını anmadan teravih tartışmalarıyla ilgili 10 maddelik yazılı açıklama yaptı.

'TERAVİH DİYE BİR NAMAZ YOK'

Yaşar Nuri Öztürk, geçen hafta yaptığı açıklamada ''İslam’da teravih diye bir namaz yok. Peygamberimizin bizzat yasakladığı bir şeydir, peygamberimizden sonra bu namazı koydular. Geçen sene bunu Prof. Dr. Abdülaziz Bayındır söyledi, ben söylememiştim. Ben, “Evinizde kılın” diyordum, Bayındır çıktı, “İslamiyet’te böyle bir namaz yok” dedi. Ben o kadar radikal konuşamamıştım, o yüzden şimdi de söylememizde bir sakınca yok: Teravih diye bir namaz yoktur. Evinde sevap için namaz kılmanın önü açıktır, istediğin kadar kıl fakat teravihi asla camiye sokamazsın, peygamberimiz yasaklamıştır. Çünkü orası riyakârlık yarışına kapalı bir mekan olmalıdır. 20 rekat namaz ne demek, günün bütün namazları 20 rekatı bulmuyor. Siz ikinci bir yükümlülük getirip Müslüman’ın sırtına bindiriyorsunuz, yoktur böyle bir şey. Peygamberimiz dört rekat, bazen sekiz rekat ama hep evde kılmıştır.'' ifadelerini kullanmıştı.

DİYANET'TEN 10 MADDELİK CEVAP
Diyanet, Prof. Öztürk'ün açıklamalarıyla başlayan teravih tartışmasına son noktayı dün internet sitesinden yaptığı 10 maddelik yazılı açıklamayla koydu.

İşte o açıklama:

''Son günlerde basılı ve görsel medya organlarında Teravih namazı etrafında başlayan tartışmaların ardından halkımızın tepkisini yoğunlukla Başkanlığımıza iletmesi üzerine aşağıdaki açıklamanın yapılmasına lüzum görülmüştür.

1. Her şeyden önce Ramazanın manevî ikliminin herkesi kuşattığı, ibadet ve hayır duygularının coştuğu, milyonların kadın, erkek, çocuk, yaşlı, genç demeden cami ve mescitlere koştuğu, bütün ülke vatandaşlarının açlık tehlikesiyle karşı karşıya kalan milyonlarca Afrikalı kardeşlerinin imdadına yetişmek için seferber olduğu bir zaman diliminde bu manevî atmosferle hiç bağdaşmayan inanmış gönülleri kuşku ve tereddüde sevk eden tartışmaların milletimizin ilim, irfan ve hikmet dünyasına hiçbir şey katmadığı, her türlü izahtan varestedir.

2. Ramazan gecelerini ihya sadedinde vatan sathının bir mabede dönüşmesine vesile olan Teravih namazını İslâm’ın ciddiyetine ve vakarına yakışmayacak polemiklere malzeme hâline getirmenin herhangi bir dinî hassasiyetle, herhangi bir ilmî ve fikrî mülâhaza ile yahut herhangi bir toplumsal maslahat ile izahı mümkün değildir.

3. Herhangi bir hususun İslâm’da olup olmadığını sadece metinlere indirgeyerek belirlemeye çalışmak, tarih boyunca varlığını arızî bir durum olarak sürdüren bir usul problemidir. İslâm on beş asırlık bir inanç, tarih, kültür ve medeniyete sahiptir. Nelerin İslâm’da olup olmadığına karar verirken bu tarih, kültür ve medeniyet de mutlaka hesaba katılmak zorundadır. İslâm’ın temel bilgi kaynakları, Müslümanların tarihi tecrübesi ve yine Müslümanların geliştirdikleri bilgi metodolojisi her zaman kılavuz olmalıdır.

4. Resûl-i Ekrem (sav)’den bugüne kadar şaz denilebilecek birtakım zorlama yorum ve uygulamalar dışında İslâm tarihinin tüm zamanlarında, bütün müminler tarafından büyük bir coşku ile tüm coğrafyalarda müekked bir sünnet olarak eda edilen Teravih namazının varlığını tartışırken, Kur’an’ın nüzul sürecine katılan Hz. Peygamber’le birlikte vahyi pratik bir hayata dönüştüren sahabe neslinin icma ve ittifakını yok sayarak tarihi rivayetlerin satır aralarında boşluklar aramak ve bunu mübarek Ramazan ikliminde bir polemik konusu haline getirmek ilmî ciddiyetle kabil-i telif değildir.

5. Aynı şekilde fıkıh, kelâm, hadis, tefsir gibi İslâmî ilimlerin metodolojilerini kurarak din-i mübin-i İslâm’a ilim zemininde süreklilik kazandıran İslâm bilginlerinin Hanefisiyle, Şafiisiyle, Malikisiyle, Hanbelisiyle bütün mezheplerin ittifakını yok sayarak, onların her biri pek çok ayet ve hadise dayanan sahih örf, maruf sünnet, istihsan, mesâlih-i mürsele, amel-i ehl-i Medine gibi prensiplere hiçbir değer atfetmeyerek indî mülâhazalarla ibadet alanında değerlendirmelerde bulunmak ciddî bir usul yahut usulsüzlük sorunudur.

İSLAM'DA TERAVİH NAMAZI DİYE BİR NAMAZ VARDIR

6. Aziz milletimiz bilmelidir ki “İslâm’da teravih namazı diye bir namaz vardır.” Bu namaz, Ramazan gecelerinde kılınan bir namazdır. Bu namazı Hz. Peygamber (sav) bizzat kendisi kılmıştır. Onun kıldığını gören sahabîler de Medine Mescidinde bu namazı kılmışlardır. Hatta o kadar çok ilgi göstermişlerdir ki Sevgili Peygamberimiz bu namazın onlara farz kılınmasından yahut onlar tarafından farz telâkki edilmesinden kaygı duyduğu için bilahare bu namazı mescitte değil evinde kılmayı tercih etmiştir. Ramazan orucunu samimiyetle tutan gece ibadetini de içtenlikle yerine getirenlerin bağışlanacağı müjdesini vermiştir. Müslümanların Übey b. Kâ’b’ın arkasında bu namazı kıldıklarını öğrenince de memnuniyetini dile getirmiştir.

7. Hz. Peygamber (sav)’in bu namazı yasakladığı iddiası ise akla ziyandır. Sadece üç dört gün ashabıyla birlikte mescitte kıldıktan sonra kendisi evinde kılmayı tercih etmiştir. Ve ilk Müslümanlar Hz. Peygamber (sav)’in vefatının ardından Hz. Ebubekir devrinde ve Hz. Ömer devrinin ilk iki senesinde Ramazanlarda bu namazı ya evlerinde yahut Medine mescidinde tek başlarına veya kıraatini beğendikleri bir kimsenin arkasında ayrı ayrı cemaatler halinde kılmaya devam etmişlerdir. Bu devamlılık da göstermektedir ki teravih namazının yasaklanması diye bir şey asla söz konusu değildir.

8. Teravih namazının Hz. Peygamber (sav) zamanında “teravih” ismiyle anılmaması, hadislerde “kıyâmu’l-leyl” olarak geçen bu namaza daha sonraları her dört rekâtta bir oturulup istirahat edildiğinden “terviha/teravih” denilmesi, “teravih” isminin sonradan verilmiş olması böyle bir namazın olmadığı anl***** gelmez.

9. Teravih namazı İslâm tarihi boyunca bütün İslâm diyarlarında hep kılına gelmiştir. Bunun bir tek istisnası vardır. O da bugün bu namaza itiraz edenlerin tarihteki tek benzerleri olan ve konuya mezhepsel, ideolojik bir taassupla yaklaşan Fatımî Sultanlarıdır. Bazı Fatımî Sultanları teravih namazına şiddetle itiraz etmiş, bununla kalmamış ve özellikle Mısır’da camilerde bu namazın kılınmasını onlarca yıl yasaklamışlardır. Hatta tarihçilerin kaydettiklerine göre yasaklamakla da kalmamışlar, teravih namazını kılmakta ısrar edenleri şiddetle cezalandırmışlardır.

10. Sonuç olarak Hz. Peygamber (sav)’in ibadet hayatındaki eşsiz rehberliğini, nebevî uygulamaları yaşayarak aktaran sahabenin ittifakını, fıkıh mezheplerini ve on beş asırlık İslâm âlimlerinin icmaını ve daha da önemlisi asırlardır Ramazanı hayat veren bir medeniyete dönüştürmeyi başarmış Müslümanların ve aziz milletimizin on beş asırlık uygulama ve birikimini, kültür ve geleneğini dikkate almadan yapılan bu yersiz açıklama ve iddialar asla maşeri vicdanlarda yer bulmayacaktır. Başkanlığımız milletimizin dinî hassasiyetini rencide edecek her türlü teşebbüsü yakından izlemekte, dinî konularda en yüksek karar organı olan Din İşleri Yüksek Kurulumuz da halkımızı aydınlatmaya devam etmektedir. Milletimiz teravih namazının İslâm’ın ibadet tarihinin ayrılmaz unsurlarından olduğu konusunda en küçük bir şüpheye düşmemelidir.''
hurriyet.com.tr
 
Yasar Nuri Öztürk , cok dikkatimi ceken isimlerden biri...!

Birileri yada bazi gücler bu kisiyi bir yerlere getirme, cabasi yillardir sürüyor ama olmuyor... En büyük tv kanallarinda nerede ise hergün sunucusu ile paslasilan ve sunucunun sürekli bu zata peygamber muamelesi yapmasi seyircilere Y.Nuri Öztürk ü takdim ederken secilmis insan , kutlu insan , beklenilen insan seklinde Mehdiligine aylarca hatta yillarca vurgu yapilmasi , kendi de bunlara itiraz etmeyisi...

Ardindan siyaset sahnesi millet vekilligi , kendi parti kurmasi ardindan iste sekreteri ile yasak ask yasarken karisi tarafindan basilmasi yada gazetelere bir sekilde bu yasak ask ile gündeme gelmesi ve simdi dönüp dolasip basladigi noktaya gelmis ve yeniden oradan basliyor olmasi....

ben gibi bircok kisinin düsüncesi , birileri bunun elini tutup türkiyede islam konusunda birilerine karsilik tek isim yapma cabasi
Mesela Adnan Oktar var ama bu olsun...yada zekeriya Beyaz ön planda onun yerine bu olsun... asil amac bence Fetullah Gülen var en tepede , onun yerine bunu cikaralim.... cabalari ugraslari tutmadiki ellerinden tutanlar birden mi birakti.. ?

Yada bu adama gercekten cok büyük haksizliklar mi yapildi...? Hani mehdiligimi o tv kanallari ilan etmedi, secilmis insan dediler senelerce gerisi gelmedi....!
Gercekten aciyorum demiyeyimde üzülüyorum bu adama... hani beni bu kadar pohpohlayip koyuverseler galiba Bir Hasan MEZARCI da ben olur cikardim , kafayi oynatarak....
 
B

bursali68

Ziyaretci
Sevgili bursali68;

Atalar dininin temsilcisi olan kurum Allah'ın insanlara verdiği her kültüre uygun olan yaşam(insanlık) biçimi olan İslam'ı kültür ve gelenek olarak dar bir çerçevede tanımlamış. Allah'ın dinine eklemeler yapmak ve bunları dinden göstermek kimin haddine? Kendilerinden bekleneni yapmış hadsizler. Kültürünü Allah'ın dinine uydurması gerekmesine rağmen Allah'ın dinini kendi kültürüne, geleneğine uydurmanın ve bunu kandırarak insanlara yutturmanın hesabını verecekleri gün bizler de orada şahitlik edenlerden olacağız.

Merhaba,

Sn.expositor,gerçek nedir,şu ana dek süregelen " genel islam anlayışı mı " yoksa ,bu zamana dek kandırıldık mı...Bence mesele bu...Neresi eşelense bir sorun çıkıyor...

Sağlıcakla kalınız....
 
Sn.expositor,gerçek nedir,şu ana dek süregelen " genel islam anlayışı mı " yoksa ,bu zamana dek kandırıldık mı

Sayın bursali68;

Allahın gerçek ile batılı ayıran bir ölçü olarak indirdiği Kuran dururken bir insanoğluna gerçeği danışmamak gerekir. Kuran'a temiz olarak bakanlar (Kuranı kendine/örfüne/adetine/kültürüne/hocasına/imâmına/atalarına/ilmihallerine/mezhebine uydurmak yerine kendisi Kuran'a uymaya karar verenler) neyin gerçek neyin batıl olduğunu görebilirler.

Kuran'ın kendisi açıklanmaya muhtaç değildir çünkü Allah tarafından açıklanmıştır. Peki neden açıklanmış?

Elif-Lam-Ra. (Bu) İlahi bir kitaptır ki, ayetleri her şeyden bütünüyle haberdar olan hikmet sahibi (Allah) tarafından kendi içlerinde açık ve anlaşılır kılınmış, birbirleriyle açıklanmış ve ayrıca birbirleriyle bağlantılı olarak etraflı biçimde dile getirilmiştir. ki, Allahtan başkasına kulluk etmeyesiniz. (Ey Peygamber, de ki:) "Bakın ben size Onun tarafından bir uyarıcı ve müjdeleyici (olarak) görevlendirildim: Hud 1-2

Kuran'ı kendisi bizzat iyice araştırmayıp, anladığı dilden Allahın emrettiği şekilde "ağır ağır" ve "düşüne düşüne" okumadığı halde sırf başkalarından duyduğu "Kuran'ın açık olmadığı, açıkklanmaya muhtaç olduğu" masalına inananlar dini anlamak için hep başkalarına kulluk edecekler onların yönlendirmeleri ile Allah'ın ilkelerini Kuran ile koyduğu dininden çıkıp farkında olmadan SÜREGELEN atalarının dinini sürdürmektedirler.
 
Üst Alt