Tencere, tava!

Başbakan’ın “Tencere tava, hep aynı hava” şeklindeki ironisi, bize tarihi bir olayı hatırlattı.

Şili’de Salvador Allende’nin başına gelenlere benzer bir hava aynen bizim ülkemizde tezahür ederken bunları söylemesi tevafuk mudur acaba?

Hatırlayalım:
1970 yılında ilk defa bir Sosyalist lider, halktan 36.3 oy alarak Başkanlığa seçilir. Bu, Allende’dir.
Allende, Başkan olduktan sonra geniş çaplı reformlara girişir. Bu reformlardan en önemlileri endüstrinin (özellikle bakır endüstrilerinin) devletleştirilmesi ve toprakların yeniden dağıtılmasıdır.

Allende'nin ekonomik reformları, ilk yılında çok başarılı olur ve Şili ekonomisi %8,6 büyür. Ancak bu başarı ertesi sene devam etmez. Enflasyon yüzde 140’lara dayanır, bunun yakıcı sonuçları olur.

1971 ve 1972 yılları boyunca bakır fiyatlarının düşmesi, ihracatının neredeyse tamamı bakır olan Şili ekonomisine ağır bir darbe vurur.

Ülkede yiyecek sıkıntısı baş gösterir. ve karaborsacılık yaygınlaşır. Ülke, genel grevlerle sarsılır. Bunalan halk, özellikle de ev kadınları ellerine tencerelerini tavalarını alarak günler süren gösteriler yaparlar.
Kötüleyen ekonomik göstergelere rağmen 1973 seçimlerinden Allende güçlenerek çıkar ve oyunu bu defa % 43'e çıkarır.Bu arada, Küba devlet başkanı Fidel Castro, Şili'yi ziyaret eder. Dört hafta süren bu ziyaret, ABD’de hiç de hoş karşılanmaz. Şili'nin Küba gibi olacağı korkusunu güçlendirir.

Allende'nin Amerikan şirketlerinin elinde olan bakır endüstrisini devletleştirmesi bu memnuniyetsizliği daha da arttırır.
ABD başkanı Nixon'un ulusal güvenlik danışmanı Henry Kissinger, Allende'nin iktidara gelmesini "bu yarımkürede karşılaştığımız en büyük sorunlardan biri" şeklinde tanımlamaktadır. Bu nedenle Amerika, Allende'yi devirmeye karar verir.
16 Ekim 1970 tarihli CIA raporunda Şili'de darbe yapılması için çalışmalara başlanması emredilir.
11 Eylül 1973'de General Pinochet önderliğindeki silahlı kuvvetler (tabii ki ABD’nin yardımıyla) yönetime el koyar. Darbenin ardından, Şili kara kuvvetleri komutanı ve darbecilerin başı Augusto Pinochet devlet başkanı ilan edilir. Böylece Şili'de Pinochet'in1990 yılında iktidardan ayrılmasına kadar sürecek olan diktatörlük dönemi başlar.
9 Ekim 1973'de Nixon ile danışmanı Kissinger arasında yapılan bir telefon görüşmesinde Nixon, darbenin başarıya ulaşmış olmasındaki mutluluğu dile getirirken "darbenin başarılı olması için gerekli koşulları yarattıklarını" söylüyordu.
Daha sonra söylem değişecek, Kissinger şöyle diyecektir:

“Ülkesinin insanlarının sorumsuzluğu yüzünden bir ülkenin komünist olmasına seyirci kalamayız. Meseleler, Şilili seçmenlerin kararına bırakılamayacak kadar önemlidir.”

Amerika budur işte!
Şili darbesinin, ülkemizin yaşadığı darbelere, özellikle de 12 Eylül’e benzer yanları var.
Trajik olduğu kadar ironik yanları da…
1970’lerin yükselen politikacısı solcu Ecevit’e, rakibi sağcı Demirel, Allende’nin akıbetine atfen “Allende-Büllende” benzetmesini yapardı.

Ne garip tesadüf ki, Şili’dekine benzer 12 Eylül darbesi ile her ikisi de alınıp Hamzakoy’a götürüldü.

Bunları niye anlattık?
Tencere tava, bu kadar da masum değilmiş!
Bazen hep aynı sonucu vermiş.
Diktatör Pinochet de yine böyle tencereli, tavalı gösterilerle miadını doldurmuş!

Mehmet Necati GÜNGÖR
 
Yok yok akıllanacaklardır.
Olur da akıllanmadılar, işte o zaman uyanan ve koyun olmak istemeyen ''ayyaşlar, çapulcular, tencere-tavacılar'' gereğini yapacaklardır..
 

Benzer konular ↴

Benzer konular ↴

Üst Alt