Tanri Mevcuttur

Merhaba

Tanrı, evreni yaratmadan önce tezahür etmemiş olarak mevcuttur.
Görünmeyenden görüneni, kendisinden kendisini yaratması nedeniyle Tanrıya Kendiliğinden Mevcut sıfatı verilmiştir.
Böylece her şey bu kendinde varlığın kendisi olmaktadır. Sıkça tekrarlandığı üzere,
Tanrının evreni yoktan yaratması, kendi dönüşümünün farklı tezahürlerinin ortaya çıkmasından başka bir şey değildir.

Varlığını Tanrıdan alan evren, yine Tanrılaşmış varlıklar yığını olarak değil, kendini evrenle içselleştiren
ve aşkınlığını evrenin vahdetinde bulan Tanrının varlık dünyasına kendisini indirgemesi sonucu hayat bulur.

Böyle bir Tanrı, hem kendinde varlık olmasıyla evreni kuşatan Brahman, hem de varlıklarda kendini
immanent a priori tarzında saklayan bir ruh olan Atman şeklinde karşımıza çıkar.

Krishnananda'nın belirttiği gibi, evrendeki varlıkları bilinen, Tanrıyı da bilen olarak algılarsak,
bilenle bilinen arasındaki birlik olmaksızın farklılığın bilgisine ulaşmak mümkün değildir.

Taittiriyada belirtilen Tanrının nitelikleri besin, hayat kuvveti, zihin, akıl ve sevinç olarak dile getirilir ki,
zaten tüm varlıkların ortak nitelikleri de bunlardan başkası değildir.

Böyle bir anlayışa göre, tüm varlıklar özlerini Tanrıdan alırlar ve yine ona dönerler.
Her şeyin özünde aynı Tanrının bulunmasının zorunluluğuyla
Atmanın her yerde oluşu arasında bir paralellik söz konusudur.

Chandogya Upanishad, bilge Uddalakanın sözleri

Mopsy-
Iste Tasavvuf dininin asli.
Iste Hindistanli Imam Rabbaninin Islam
Soylemleri ile susleyip farsaya
BIREBIR KOPYALADIGI/ cevirdigi sozler.

Islamik sozlerle,
Muhammed,Allah,Kur'an kelimelerinin serpistirilip
Muslumanlara icirilen din.
Brahmanizm

Tasavvuf Islam disi bir inanc sistemidir.
 
Merhaba

....Hakikati maddenin çoğul şekillerinde aramak yerine, bir olan ifadesinde aramak gerektiğinden bahseder.
Bunun anlamının evrendeki tüm varlıkların yapısında bir Tanrısallığın bulunduğu,
bu Tanrısal özün de Atman'dan başka biri olmadığı açıktır. Brahman'a delalet eden OM hecesi, bir sembol olarak
Tanrıyı nitelerken, yaratıkların hepsinin Brahman'la özdeşleşen "Gerçek Ben" olan Atman'ın ölümsüzlüğü
yanında hiçliğinin bulunduğu söylenmek istenmektedir.

Bedenin yok olmasından sonra Atman'ın yaşama devam etmesi, onun ancak Tanrının ruhu olmasıyla açıklanabilir.
Atman hareketsiz olduğu halde, hareketliymiş gibi görünür; oysa o, her şeyi hareket ettiren şeydir.
Bunun bir örneğini büyük Yunan filozofu Aristoteles'te görmekteyiz.
Hareket ettiricinin kendisinin hareketsiz oluşu, hareket veren sıfatıyla kendisine bu hareketi uygulayacak
başka bir varlığın bulunmayışı sebebiyledir.

Aristoteles'in ilk hareket ettirici vasfıyla nitelediği İlke'nin aksine Atman, tüm varlıkların yapısına nüfuz eder.
Isha Upanishad'da belirtildiği üzere, onun hareket ettiği zannedilse bile,
hareket etmeyen öz olan Atman, varlıkların hem içinde hem de dışındadır.

Çağdaş Hint bilgesi Tagore'nin sözleri
 
Merhaba

Bilge Yajnavalkiya, evrenin içinde Tanrıdan başka hiçbir varlığın hüviyetinin bulunmadığını belirtirken,
O'nun her şeyle bir ve aynı olduğunu ve ibadet edilenle ibadet eden kişinin yalnızca Tanrı olduğunu söylemektedir.

Tıpkı İslam filozoflarının yaptığı gibi Yajnavalkiya da Tanrıyı akıl, akil ve makul olarak görür.
Farabi felsefesinde Tanrıdan sudur eden varlıklar silsilesi, Yajnavalkiya'da ortadan kalkar ve varlıkla Tanrı bir ve aynı olur.

"Manevi Yönetici" her şeyin içinde bulunur, fakat içinde bulunduğu her şeyin hepsinden ayrıdır.
Tüm bu varlıklar, "Gerçek Varlık" diye nitelenen Tanrıdan habersiz bir durumdadır.

Prasna Upanishad,
varlıkların nereden geldikleri sorusuna cevap verirken, ruhu güneş, maddeyi de ay olarak niteler.
Tanrı önce ruh (brana) ve maddeyi (rayi) yaratmış, sonra da bu ikisinin birleşiminden tüm varlıkları meydana getirmiştir.
Bu manada hem ruh hem de madde, Tanrının iki ayrı tezahürü olarak farklı görünümlerin ortaya çıkmasını sağlamıştır.
Can kuvveti olan ruh, tüm duyumların üzerinde yönetici bir kuvveye sahiptir.
Can ile Gerçek Ben, insanla gölgesi gibi birbirinden ayrılmaz şeyler olup Tanrıyla evren gibi iç içedirler.
Bunu bir monist bilgelik olarak ele almak gerektiği gibi, bu monist yapının yalnızca tek bir varlıkta son bulan
aşkınsal ve tinsel yapısının olduğunu görmekteyiz.

Tüm bu yazdıklarımızdan anlaşılması gereken şey, Upanişadlar bilgeliğindeki varlık anlayışının tek bir Tanrı üzerine kurulmuş olduğu
ve tüm yaratılanların Brahman adı verilen ve Atman olarak insanın içine sızan bu yüce varlığın tezahürlerinden oluştuğu gerçeğidir.
Upanişadların hemen tamamında dile getirilen ana düşünce, Tanrı ve Tanrının çeşitli şekillere girerek
meydana getirdiği evren hakkında bilgi sahibi olmanın erdemlilik olduğudur.

Bu yüzden, bu mistik ve tinsel düşüncenin tamamı, Tanrıya vakfedilmiş kutsal metinler yığınını oluşturan bilgiler içinde
yani Tanrı bilgisinde yok olmayı hedeflemektedir.

A. David Neel, Çin Tibet ve Hint Öğretilerine Göre Ölümsüzlük ve Tekrardoğuş
Ruh ve Madde Yay., İstanbul 1987, s. 90.
 
Üst Alt