• Hoşgeldin ziyaretçi , forumdan daha fazla yararlanmak için buradan üye olunuz...

Tanrı İnancı Çocukça Bir Hurafe

Okunuyor :
Tanrı İnancı Çocukça Bir Hurafe

SOSYALİST

Bağımlı
Üye
Tanrı İnancı Çocukça Bir Hurafe

20. yüzyılın en önemli kuramsal fizikçisi olarak nitelenen Albert Einstein'ın satışa çıkan
bir mektubunda, Tanrı inancını ''çocukça bir ifade'' olarak tanımladığı belirtildi.

Mektupta, ''Tanrı inancı benim için bir ifadeden ibaret, bir zayıflılık ürünü; İncil ise saygıdeğer ama ilkel,
fakat bununla birlikte çocuksu efsanelerin bir koleksiyonu.'' gibi ifadeler olduğu ortaya çıktı.

Gerçekten denildiği kadar zekiymiş...
 

suhran

Tecrübeli
Üye
Bense Tanrı inancının çocukça olduğunu düşünmüyorum, yani ‘sadece çocukça’… Coşkunluk hissettiren her ifade, her idrak mutlaka aynı zamanda çocukçadır tabi… Ama ‘aynı zamanda’…
Yetişkinlere kıyasla çocuklar daha kolay atlatır güçlükleri; en büyük yıkımlarda, ihtiyaçlarını daha çabuk ve net duyumsayıp çareler ararlar yetişkinlere oranla… Duygusallıkları, asli ihtiyaçlarını unutturup, dünyayı zindan ettirmezler onlara… Pozitif duygularını zirvede ve perdesizce yaşarlar; sevinç çığlıkları hemen her çocuktan duyulabilir fakat pek az yetişkin çığlık atabilecek kadar çok sevinir, sevinse de yargılanma kaygısı gütmeden aynı tepkiyi verebilir… Aksi duyguları ise çok kısa ömürlüdür çocukların; kinlerinin ömrü bir kelebeğin ömrü kadardır mesela, hortlaklar çıkarmazlar kızdıkları insanların karşılarına, kızgınlıkları gömüp gömüp aylar yıllar sonra… Duygularını maskelemeden dile getirirler çocuklar; bu kadar net olmanın, kişiliklerine vereceği zarar olasılıklarını hesaplayıp, işi yokuşa sürmezler büyükler gibi , kasıtsızca dürüsttürler hülasa… Çocuklar karaya kara, aka ak derler; kral çıplaksa çıplaktır… Uzar gider bu kıyaslama, ben tüm bu kıyaslamalar neticesinde eğer çocukça addediliyorsa inanmak Tanrıya ( her ne kadar kişiliği tahkir amacı gütse de burada ki ‘çocuk’ ifadesi) çocuk sayılmaktan hoşnutum bu noktada…Einstein adı anıldığında, zihnimde beliren resim, 3-5 yaş çocuklarına özgü bir ifadeyle dil çıkaran ak saçlı bir ihtiyar; o kadar çocuk ki o görüntüde, ‘çocuk’ ifadesini yergi anlamı olarak kullanabilmişliği doğrusu hayret veriyor; sanırım bu da çocukça bir şaka :) Her ne demiş olursa olsun saygıyla karşılıyorum, yetişkinler bunun erdem olduğunu söylerler…Saygı ile..
Sormadan geçemeyeceğim 20. yüzyılın en büyük fizikçisinin 'gerçekten zeki' olduğunu anlamanız için Tanrıya muhalif sözler mi söylemiş olması gerekiyordu?
 

bziya

Kıdemli
Üye
Kainatın her zerresi bir matematiksel işlem olarak gözler önünde iken , insan bedenindeki sistemlerin muntazam işlevi ve görevleri güneş gibi ortada iken Fen bilimcileri her yeni gün yeni bir sistemin işleyişini hayranlıkla keşfetmekte iken bunca sistemleri akıl almıyacak bir şekilde yaratan Allah'a ( Celle sultanüh ) inanmayanların durumunu ise akıl izan ile bağdaştırmak oldukça zor bir durumdur.

Çocukta yine akıl bulunur , bir şekilde kendini ifade etme yolları vardır.Buda akıllı olduğuna alamettir.Hasta olur üşüyorum der , düşer acıdı der , sarılır seviyorum der , ağlar üzüldüğünü söyler.Bunları aklı ile idrak ederek tamamen şeffaf bir şekilde ifade eder.

Fakat Allah'a inanmayan yaşını başını almış , hatta bir ayağı çukura düşmüş kişilerde akıl olduğuna inanmak fenne aykırı olur.Evet zeki olabilir fakat akıllı değildir.Zeki olmak ile akıllı olmak farklı şeylerdir.Akıllı olmak , ne için yaratıldığını idrak etmek , ve yaratılış sebeplerine uygun yaşayıp asıl hayat olan ahirete kendini hazırlamak ile ölçülür.Bu idrake sahip kişilere selim akıl sahibi denir.

2 çeşit akıl vardır :

1 - Aklı mead : ahiret işlerine erer , ahirete yani ebedi hayata yarayan işlerin anlaşılıp yapılmasına yardımcı olur.
2- Aklı meaş : dünya işlerine erer , yani yalan , hayal olan koca bir yokluk ile kanmış ve bu yokluğa var sanıp bağlanmıştır.Hatta bu dünyanın yokluk olduğundan hakikatte var olmadığından dahi habersizdir.Hayale aldanan , serapı var sanan bir akıldır.Böyle aklın sahipleri dünya işlerinde kendini idare eder , fakat bu hayal bitip gerçek hayat olan ölüm ötesine yani ahirete gittiğinde yaptıklarının birer hayal olduğunu anlar , büyük bir pişmanlık ile yanar fakat artık süre bitmiştir.Bu insanlar ne kadar zeki de olsa zekaları kendilerini kurtaramamış , kendilerini ebedi felakete gitmekten alıkoyamamıştır.Aklı meaş sahipleri , cam parçaları ve kozalaklar ile oynayan çocuklar gibidir.

Uzay boşluğunda direksiz asılı duran dünyanın ve tüm gezegenlerin bir ahenk , bir nizam ile hareket etmesini , güneşin doğup batmasını ve bu işlerdeki insan aklının almayacağı ince hesapları ve bunların etkilerini bir tesadüfler silsilesi yapan ve buna inanıp kendine akıllı diyen, diğer taraftan bu işlemleri bir yaratan olduğuna inanıp ona iman eden , ibadet eden basiretli insanlara akılsız diyenlere şaşmamak , acımamak elde değildir.

Kimdir akıllı olan ! kendine bakıp ( vücut ve tüm sistemlerine ) kendini görmeyenler mi , yoksa kendine bakıp , yüz milyarlarca dolar ile dünyanın tüm servetleri ile imal edilmesi imkansız olan bu mükemmel vücut makinesini görüp Rabbini tesbih eden ve secdeye gidenler mi ?
 

Ammar

Kıdemli
Üye
Ve insanlardan, dünya hayatında sözü senin hoşuna giden kimseler vardır. Ve kalbinde olana, Allah'ı şahit tutar. Oysa o, hasımların (düşmanların) en azılısıdır

Ve dönüp (gittiği) zaman; yeryüzünde fesat çıkarmak, ekini ve nesli helâk etmek (yok etmek) için çalışır. Ve Allah fesadı sevmez.

Ve ona: “Allah'a karşı takva sahibi ol.” denildiği zaman izzet (nefsin gururu) onu günahla tutar (mani olup onu günaha sokar). Artık ona cehennem yeter ve elbette (o) kötü bir döşektir.

BAKARA SURESİ 204-205-206...
 

SOSYALİST

Bağımlı
Üye
Ve insanlardan, dünya hayatında sözü senin hoşuna giden kimseler vardır. Ve kalbinde olana, Allah'ı şahit tutar. Oysa o, hasımların (düşmanların) en azılısıdır

Ve dönüp (gittiği) zaman; yeryüzünde fesat çıkarmak, ekini ve nesli helâk etmek (yok etmek) için çalışır. Ve Allah fesadı sevmez.

Ve ona: “Allah'a karşı takva sahibi ol.” denildiği zaman izzet (nefsin gururu) onu günahla tutar (mani olup onu günaha sokar). Artık ona cehennem yeter ve elbette (o) kötü bir döşektir.

BAKARA SURESİ 204-205-206...
Böyle yazmanıza gerek yoktu.
Herşeye rağmen ben sizler de dahil tüm insanları çok severim.
Fikirsel olarak anlaşamayabiliriz ama insan olarak birbirimizi sevmeli ve birbirimize karşı saygılı olmalıyız.
Bunun içindir ki o yazdıklarınız çok gereksiz ve insanları insan gibi düşünmekten alıkoyan ifadelerdir.
Sakıncalıdır yani..
 

Ammar

Kıdemli
Üye
Böyle yazmanıza gerek yoktu.
Herşeye rağmen ben sizler de dahil tüm insanları çok severim.
Fikirsel olarak anlaşamayabiliriz ama insan olarak birbirimizi sevmeli ve birbirimize karşı saygılı olmalıyız.
Bunun içindir ki o yazdıklarınız çok gereksiz ve insanları insan gibi düşünmekten alıkoyan ifadelerdir.
Sakıncalıdır yani..
Hz. İbrâhîm ve onunla beraber olanlar sizin için güzel bir örnek olmuştur. Onlar kavimlerine şöyle demişlerdi: “Muhakkak ki biz, sizden ve sizin Allah'tan başka taptığınız şeylerden uzağız, sizi inkâr ediyoruz. Ve siz, Allah'ın tek oluşuna inanıncaya kadar, sizinle bizim aramızda ebediyyen düşmanlık ve öfke başladı.” Hz. İbrâhîm'in, babasına: “Senin için mutlaka istiğfar edeceğim (mağfiret dileyeceğim). (Ancak) Allah'tan sana gelecek bir şeyi önlemeye malik değilim, sözü (demesi) hariç. Rabbimiz, biz Sana tevekkül ettik. Ve Sana yöneldik. Ve masîr (varış, dönüş, ulaşma), Sana'dır.” MUMTEHİNE Suresi Ayet - 4

RABBİM kendi zatını inkar edenleri bu ayetteki örnekteki gibi cevaplamayı şart koşmuşken, Benimde seninde RABBİN olan ( sen inkar etsende, etmesende) ALLAH C.C un emrine asi olup senin tatlı iki sözüne itibar göstermemi bekliyorsun... Ne zaman ki tam inanmış bir müslüman olursan o zaman kardeşim olursun, ve o zaman görürsün ki seni öz kardeşimden ayırt etmem ALLAH C.C şahidim olsun.. ama bu düşünce ile gittiğin sürece sizinle bizim aramızda ebediyyen düşmanlık ve öfke başladı.
 
E

Ebu-Ahmet-Musab

Ziyaretci
Hz. İbrâhîm ve onunla beraber olanlar sizin için güzel bir örnek olmuştur. Onlar kavimlerine şöyle demişlerdi: “Muhakkak ki biz, sizden ve sizin Allah'tan başka taptığınız şeylerden uzağız, sizi inkâr ediyoruz. Ve siz, Allah'ın tek oluşuna inanıncaya kadar, sizinle bizim aramızda ebediyyen düşmanlık ve öfke başladı.” Hz. İbrâhîm'in, babasına: “Senin için mutlaka istiğfar edeceğim (mağfiret dileyeceğim). (Ancak) Allah'tan sana gelecek bir şeyi önlemeye malik değilim, sözü (demesi) hariç. Rabbimiz, biz Sana tevekkül ettik. Ve Sana yöneldik. Ve masîr (varış, dönüş, ulaşma), Sana'dır.” MUMTEHİNE Suresi Ayet - 4

RABBİM kendi zatını inkar edenleri bu ayetteki örnekteki gibi cevaplamayı şart koşmuşken, Benimde seninde RABBİN olan ( sen inkar etsende, etmesende) ALLAH C.C un emrine asi olup senin tatlı iki sözüne itibar göstermemi bekliyorsun... Ne zaman ki tam inanmış bir müslüman olursan o zaman kardeşim olursun, ve o zaman görürsün ki seni öz kardeşimden ayırt etmem ALLAH C.C şahidim olsun.. ama bu düşünce ile gittiğin sürece sizinle bizim aramızda ebediyyen düşmanlık ve öfke başladı.
tek kelimeyle mükemmel!
 

SOSYALİST

Bağımlı
Üye
Bense Tanrı inancının çocukça olduğunu düşünmüyorum, yani ‘sadece çocukça’… Coşkunluk hissettiren her ifade, her idrak mutlaka aynı zamanda çocukçadır tabi… Ama ‘aynı zamanda’…
Yetişkinlere kıyasla çocuklar daha kolay atlatır güçlükleri; en büyük yıkımlarda, ihtiyaçlarını daha çabuk ve net duyumsayıp çareler ararlar yetişkinlere oranla… Duygusallıkları, asli ihtiyaçlarını unutturup, dünyayı zindan ettirmezler onlara… Pozitif duygularını zirvede ve perdesizce yaşarlar; sevinç çığlıkları hemen her çocuktan duyulabilir fakat pek az yetişkin çığlık atabilecek kadar çok sevinir, sevinse de yargılanma kaygısı gütmeden aynı tepkiyi verebilir… Aksi duyguları ise çok kısa ömürlüdür çocukların; kinlerinin ömrü bir kelebeğin ömrü kadardır mesela, hortlaklar çıkarmazlar kızdıkları insanların karşılarına, kızgınlıkları gömüp gömüp aylar yıllar sonra… Duygularını maskelemeden dile getirirler çocuklar; bu kadar net olmanın, kişiliklerine vereceği zarar olasılıklarını hesaplayıp, işi yokuşa sürmezler büyükler gibi , kasıtsızca dürüsttürler hülasa… Çocuklar karaya kara, aka ak derler; kral çıplaksa çıplaktır… Uzar gider bu kıyaslama, ben tüm bu kıyaslamalar neticesinde eğer çocukça addediliyorsa inanmak Tanrıya ( her ne kadar kişiliği tahkir amacı gütse de burada ki ‘çocuk’ ifadesi) çocuk sayılmaktan hoşnutum bu noktada…Einstein adı anıldığında, zihnimde beliren resim, 3-5 yaş çocuklarına özgü bir ifadeyle dil çıkaran ak saçlı bir ihtiyar; o kadar çocuk ki o görüntüde, ‘çocuk’ ifadesini yergi anlamı olarak kullanabilmişliği doğrusu hayret veriyor; sanırım bu da çocukça bir şaka :) Her ne demiş olursa olsun saygıyla karşılıyorum, yetişkinler bunun erdem olduğunu söylerler…Saygı ile..
Sormadan geçemeyeceğim 20. yüzyılın en büyük fizikçisinin 'gerçekten zeki' olduğunu anlamanız için Tanrıya muhalif sözler mi söylemiş olması gerekiyordu?
Güzel ifadelerle dolu bir ''makale'' yazmışsınız, emeğinize sağlık.
Yalnız sizin tarif ettiğiniz bu güzel çocuk dini, ırkı ve milliyeti kayla almayan
ve bu gibi bölücülüklerin farkında olmayan saf ve temiz duygulu bir çocuktur.
O da büyüdüğü zaman kendini bazı kutuplaşmaların içinde bulacaktır.
Bu kutuplaşmalar ise dincilik, milliyetçilik, ırkçılık gibi kutuplaşmalardan biri olacak.
Ve bu güzel çocuk o özgür, saf ve etki altında kalmayan düşüncelerinden soyutlanarak özgürlüğünü sınırlayan hatta yok eden kutuplaşmalardan birisinin etkisine girecektir.
Durum böyle olunca da sizin sözünü ettiğiniz bu güzel çocuk olduğu gibi kalamayacaktır.
Artık o çucuk krala çıplak diyemeyecektir.

Sonuç olarak ortaya çıkan şudur; insanların sözünü ettiğiniz çocuk gibi saf ve temiz kalabilmesi için dininden de, ırkından da, milliyetinden de soyutlanması gerekmektedir.
 

spartaküs

Tecrübeli
Üye
Einstein'in bu sözü hiçbirşeyi ifade etmiyor.
Yani ''benim için çocukça değil.'' sözü ile onun sözü arasında bir fark yok.

RABBİM kendi zatını inkar edenleri bu ayetteki örnekteki gibi cevaplamayı şart koşmuşken, Benimde seninde RABBİN olan ( sen inkar etsende, etmesende) ALLAH C.C un emrine asi olup senin tatlı iki sözüne itibar göstermemi bekliyorsun... Ne zaman ki tam inanmış bir müslüman olursan o zaman kardeşim olursun, ve o zaman görürsün ki seni öz kardeşimden ayırt etmem ALLAH C.C şahidim olsun.. ama bu düşünce ile gittiğin sürece sizinle bizim aramızda ebediyyen düşmanlık ve öfke başladı.
Aferin sana. Bu nasıl bir tanrı pardon allah ki, yarattığı kullar arasında sırf kimisinin ona tapmadığı için, beynini uyuşturduğu siz kullarına düşman olmalarını emredip yarattığı insanları birbirine düşürüyor? Şeytan bile daha iyisini yapamazdı. Bravo. Keşke her müslüman sizin gibi dürüst olsaydı, islam hoşgörü barış dinidir yalanı ortada anlamsız dolanmazdı.
 

Masterlord

Kıdemli
Üye
bu koca kainatın
ve hatta insanın bir yaratıcı olmadan kendi kendine yada tesadüfen oluşma ihtimali yoktur
bu ihtimali düşünmek akla hakarettir

insan vücudunu bir düşünün
bugün en iyi donanımlı kameralar bile insan gözünün kalitesine ve mükemmelliğine ulaşmak bi yana yakınından bile geçemediler

beyinin büyük bir kısmı hala çözülemedi
insan vücudunun organlarınınsa nasıl bu kadar aksamasız ve süper çalıştığını bilim adamları hala araştııyorlar

dünya günese cm daha yaklassa dünyadaki sıcaklığın 1 ile 5 derece artacagı bilinmekte

bu kadar hassas ve ince oranları birbirine mükemmel bir uyumla tesadüfen oluşması imkansızdır

her halukarda yüce bir yaratıcının varlığını ispatlar bu deliller

ister Allah de
ister Tanrı de
farketmez

sonuçta bir yaratıcı var....
 
Üst Alt