Sürece dair fıkralar

Bir “barış” türküsü tutturmuş gidiyoruz da, bunun nasıl bir anlaşma ile bağlandığını, nasıl bir sonuca varacağını kestirebilenimiz pek yok.

Tayyip beyin bildiği kesin, ABD Dışişleri Bakanı Kerrynin bildiği de. Bunlara bir de Beşir beyle Apo beyi katıp, Fidanı da yanlarına katarsak; olsa olsa beş kişidir diyebiliyoruz.
Bunların dışında kimse bişey bilmiyor.
Tabii, işin içinde bilinmezlik olduğu için “güven” de yok.

Tilki, ağacın tepesine tünemiş tavuğu görünce nefsi kabarır. Afiyetle yiyebilmek için onu aşağı indirmeye çalışır:

- Tavuk kardeş niye öyle yukarıdan bakarsın. Gel aşağı da biraz sohbet edelim.

- Yaaa, ineyim de yiyesin öyle mi?

- Duymadın mı tavuk kardeş, ferman çıkarmışlar. Barış sürecine girilmiş, bundan böyle kimse kimseyi yemeyecek, herkes kardeşçe yaşayıp gidecek. Sana zararım dokunmaz, korkma, in aşağı.

Tavuk, bu söze inanıp tam aşağı inecekken bir köpek sürüsü peyda olur, tilki sürüyü görünce tabanları yağlayıp kaçmaya başlar.
Tavuk arkasından bağırır.
- Böyle nereye kaçıyorsun tilki kardeş? Hani ferman vardı, barış gelmişti?

- Ah tavuk kardeş, bu itlere güven olmaz; ya “biz ferman merman duymadık” derlerse???

*****
Bir de işaret dili ile konuşmaları yok mu, kim ne diyor, ne anlatmak istiyor; inanın, anlayabilmiş değiliz.
Aynı kompartımanın yolcusuyuz ama birbirimizi anlayamıyoruz.
Ama bakın, anlayan biri çıkmış:
Doğu Ekspres’inde yolculuk yapan iki kişi aynı kompartımana düşmüşler.
Birisi fötr şapkalı, fularlı, ağzında pipo. Öteki, bildiğiniz köylü.
Hoş beşten sonra sahbet başlar. Köylü sorar:
“Beyim sen ne iş yaparsın?”
O da burnunu kıvırarak cevap verir: “Mim sanatçısıyım.”
Köylü, pek anlayamadım bey der, biraz açıklama ister.
O da bir takım işaretler yaparak köylüye sorar.
“Bu ne demektir?”
Köylü anlam veremez, o açıklar: “Bu kuştur, kanat çırptım, anlamadın.”
Bir işaret daha yapar, tekrar sorar.
“Peki, bu nedir?”
Köylü yine anlamaz. O, bir açıklama daha getirir.
“Bu söylemek istediğim öküzdü, boynuzlarını gösterdim, bunu da anlamadın.”
Köylünün canı sıkılır ama, bu arada jetonu da düşer.
“Bey, şimdi de ben sana soracağım.” der ve ağzını bir o yana bir bu yana yamultarak sorar:
“Bu nedir?”
Sanatçı buna anlam veremez. “Hiçbir şey anlamadım!” diyerek çıkışır.
Köylü işaretine açıklık getirir:
“Bu da ananın poposudur. Pisiklete bindiği zaman böyle yapar!

Mehmet Necati GÜNGÖR
 
Üst Alt