• Hoşgeldin ziyaretçi , forumdan daha fazla yararlanmak için buradan üye olunuz...

Supermeydan 1. Hikaye yarışması

Okunuyor :
Supermeydan 1. Hikaye yarışması

Supermeydan 1. Hikaye yarışması oylaması


  • Kullanılan toplam oy
    24
  • Anket kapatılmış .

YukseLL

Emektar
Yönetici
Admin
Moderatör
Üye
Kurallar:

- Kendi yazdiginız ve daha once herhangi bir yerde yayinlanmamis en az 1000 en fazla 5000 kelimeyi gecmeyen genel ahlak kurallarina ve yürürlükteki kanunlara uygun her tür konuyu iceren hikayenizle katilabilirsiniz.

- Yarışmacılar, değerlendirmeye alınan hikayelerini daha sonradan değiştiremez, kaldıramazlar.

- Katılımcıların ön degerlendirmeden geçip yarışmaya hak kazanan hikayeleri için , yeni sabit bir başlık ve anket açılıp diğer uyelerin oyuna sunulacaktır.

Katılım Şekli:

- Yarışmacılar I. supermeydan hikaye yarışması başlığı altına (bu başlık) hikayelerini yazacaklardır Eklediğiniz hikayeler yonetimin ön değerlendirmesinden geçip uygun görülürse yayınlanacaktır.

Süre:

I. supermeydan hikaye yarışması, 1 mayıs 2008, Perşembe günü başlayacak ve 1 Agustos akşamın da sona erecektir ve akabinde 15 gün süreli anket açılıp üyelerin oyuna sunulacaktır.

[fieldset]Katılımın az olması sebebiyle yarışmaya katılım süresi uzatılmıştır[/fieldset]

Ödül:

Yarışma birincisine ödül olarak artı rep + profilde yarışma dereceleri ve sitemizin adreslerine postalayacağı aşağıda açıklaması yapılan kitap hediyelerimizdir.


Kitabın Adı : DEĞİŞİM (dönüşüm)



Açıklaması : Kafka'nın 1915 yılında yayımlanan 'Dönüşüm' adlı anlatısı, yazarın anlatım sanatının gerçek anlamda doruklarına varmış olduğu bir yapıttır. Küçük burjuva çevrelerindeki tiksindirici aile ilişkilerini en ince ayrıntılarına kadar irdeleyen anlatı, aynı zamanda genelde toplumun kalıplaşmış, işlevini çoktan yitirmiş akışına bilinç düzeyinde başkaldıran bireyin tragedyasını çarpıcı biçimde dile getirir. 'Gregor Samsa'nın başkalaşması, bir böceğe 'dönüşmesi', salt bir çarkın kaskatı dişlisi, eleştirmeyen, ama yalnızca 'boyun eğen' bir toplum teki olmaktan çıkma anlamını taşır; böylece böcekleşen'in yazgısı, elbet toplumca dışlanmaktadır...

Kafka'nın en kalıcı yapıtları arasında yer alır.

NOT: Katılımın az olması sebebiyle yarışmaya katılım suresi 1 ağustos'a kadar uzatılmıştır.
 

Venhar

1. Hikaye yarışma birincisi, 2. Avatar yarışma bir
Üye
ALEVİ VE SUNNİ AŞKI...

Alperle sibel dershaneye giderken tanışmış arkadaş olmuşlardı.Zaman içerisinde birbirlerinden hoşlandıklarını farketmişlerdi.Aynı üniversiteyi ve bölümü kazandıklarında çok sevinmiş , bir karar almışlardı.Okul bitipte atamalar yapıldıktan sonra ailelerinden onay alıp evleneceklerdi.

Birbirlerini o kadar çok seviyorlardı ki beraberken zamanın nasıl geçtiğini anlamıyorlardı sanki zaman onlara inat daha hızlı akıp gidiyordu.Yıllar öyle çabuk gelip geçmişti ki okul bitmiş atamaları yapılmıştı.Tam hayatları düzene girer sandıkları anda farklı yerlere tayinlerinin çıkmasına üzülmüşlerdi.Alper İstanbul'a Sibel Kayseri'ye gidecekti.

Alper gitmeden önce ailelere anlatmak ve en azından bir söz yüzüğü takmak niyetindeydi.Ama tedirgindi cesaret edemiyordu sölemeye çünkü Sibel alevi , Alper sünniydi.Hani bu sorun değildi onlar için , ama bakalım aileler ne diyecekti çünkü her iki ailelede bu konuda uç noktalardaydılar.Alper bunları Sibelle paylaştı;

-ya onay vermezlerse ?
-neden vermesinler ki? Birbirimizi seviyoruz eminim onlarda bizi anlayacak ve bu sevgiye inanacaklardır.
-Tamam seviyoruz ama şu aramızdaki mezhep olayı beni tedirgin ediyor.kötü düşünmek istemiyorum ama hadi olmaz dediler farz edelim.O zaman önümüzde 3 yol var.Ya ailelerimizin istediğini yapıp ayrılmak yada onların onayını almadan evlenmek..
-evet 3 yol demiştin son seçeneğimiz ne ?
Alper güldü ve
-Neyse çay içelim mi ?
diye konuyu değiştirmeye çalışmıştı.Ama Sibel herşeyin farkındaydı , gülümsedi ve sevgilisine sarılıp "ne olursa olsun seninle herşeye varım" dedi.Alperde ona sıkıca sarıldı , öptü ve " inşallah buna gerek kalmıyacak ve kalmamalı" dedi.yine zaman akıp geçmişti ayrılık vakti gelmişti belki de en zor ayrılıklarını yaşamışlardı bu gece düğüm çözülecek aileler herşeyi öğrenecekti.

Sibeli eve bıraktıktan sonra kendisi de eve gitti.Tüm aile masaya oturmuş yemek yiyiyorlardı.Alper içinden şimdi tam vakti bütün aile bir arada diye içinden geçirdi ve bütün cesaretini toplayarak başladı anlatmaya , ama tek bir eksikle Sibelin alevi olduğunu bir türlü söyleyememişti.Ailesi ise bu duruma çok sevinmiş büyük bir sevinçle karşılamıştı.Alper konuşmadan sonra sessizleşti, annesi sesisizliğinin sebebini sordu ;
-Oğlum ne oldu ?neden bu kadar durgunlaştın ?Bu sessizliğin beni korkutuyor!
Alper bir süre daha sessiz kaldı ve sonunda söylemeye karar verdi.En azından şimdilik annesine söylerdi ve birlikte bir çözüm bulurlar diye düşündü.Nasıl başlayacağını bilemiyordu , sözcükler boğazına diziliyor ,elleri titriyor ama yine sakin olmaya çalışıyordu ve nihayet ;
" Anne " diyebildi.artık anneside emindi bi sorun olduğuna döndü ve " hadi ama ne söyleyeceksen söyle bak beni korkutuyorsun " dedi.annesinin aklından binbir türlü şey geçiyordu."acaba kız hamilemiydi,yoksa dul muydu?"Annesinin aklından bunlar geçerken sonunda Alper ağzındaki baklayı çıkardı;
"Anne Sibel şey yani nasıl söylesem bilmem ki?Sibelle aramız da mezhep farkı var yani o alevi" diyebildi sonunda.Annesi şok olmuştu ,ne diyeceğini şaşırdı hiç böyle bişey beklemiyordu.Ağzından tek bir kelime çıktı "ASLA!"bu Alperi şok etmişti çünkü annesinin daha ılımlı olacağını düşünüyordu.Sonunda bütün aile bu gerçeği öğrenmişti ve evde bir sessizlik hüküm sürüyordu...

Alper bir süre düşündükten sonra Sibeli aramaya karar verdi.Sibel'e bunları nasıl anlatacağını düşünürken , sibel telefonu açtı ,ağlıyordu...Alper " ne oldu diye sormayacağım" dedi."demek seninkiler de karşı çıktılar".....


Bu olaydan 2 gün sonra Alper İstanbul'a gitti.Aradan 5 ay geçmiş bu süre içinde bu olaydan bir daha bahsetmemişlerdi.Ve bir gün Alper Sibelden bir mesaj aldı "ortak bir arkadaşlarının düğünü için Ankara'ya gideceğini,izin alabilirse onunda gelmesini istemişti ve konuşmaları gerektiğini söylemişti" Alper o gece hiç uyuyamamıştı eli hep telefona gitmişti ama bir türlü cesaretini toplayıp arayamamıştı.Çünkü konuşmanın nereye varacağını biliyordu ve sibel'i kaybetmekten korkuyordu.Sabaha kadar yatağın içinde döndü durdu.Gece yavaş yavaş yeni güne merhaba demeye hazırlanırken o hala işin içinden çıkamamıştı "bir de şu izin meselesi var" dedi kendi kendine...Ama izin alması zor olmamıştı.Sibeli aradı ve saat 2 gibi Ankara da olacağını nerde buluşacaklarını sordu?Sibelin sesini duymak güzeldi ne kadar özlediğini farketti ve aklından çok sevdiği bir şiirin dizeleri geçti;
Aşk aşığa sormuş beni nasıl tarif edersin diye?
Aşık demiş ki :"önemli olan kalp için sevgili aramak değil ,kalbe girecek sevgili için o kalbi taşımaktır.İşte aşk o zaman aşktır " demiş.

Ankara'ya yaklaştıkça heyecandan kalbi yuvasından uçup giden bir kuşun kanat çırpmasını andırıyordu.Otogara indiğinde bir taksiye bindi şoföre adresi söyledi.Bir an acaba taksiyle değil de kendisi koşup gitse daha mı çabuk varırdı ? diye düşündü.Sonra bu düşüncesine güldü.Şoförün "beyim verdiğiniz adres burası "demesiyle kendine geldi.Ücreti ödedikten sonra kapıya doğru yürüdü.
Yüreğini parmaklarının ucuna bir eldiven gibi takıp , kapının ziline bastı ve bekledi.O kapının önünde bekleyenin resmini sözlükler de hasret kelimesinin karşısına iliştiri verseler hasretin ne olduğunu anlamak için kelimelere gerek kalmazdı.Nihayet kapı açıldı Sibel karşısındaydı tek bir kelime bile etmeden hasretle sarıldılar.Konuşacak anlatacak çok şey vardı ama Sibel ne kadar saklamaya çalışsa da Alper ,Sibelin canının sıkkın olduğunu farketti.Ve yalnız kalmak için evden çıktılar.Yürürken hiç konuşmadılar ikiside o anın bozulmasını istemiyordu.Bir cafe'ye gittiler , birer çay istediler ve Alper susukunluğunu bozdu Sibele onu ne kadar özlediğini anlatmaya başladı.Sibelin gözleri yaz yağmurunu andırıyordu hem ağlamaklı hemde arkasından çıkan gökkuşağı gibiydi.Alper dayanamadı ve sordu ?"Ne oldu Bitanem anlat ne olur seni böyle görmek beni çok üzüyor " dedi.Sibelin "Alper ben geçen hafta nişanlandım " demesiyle Alper sandalyeden düşecekmiş gibi sendeledi."Nasıl?" diyebildi sadece.
peki evlenecekmisin diye sordu Sibel nasıl böyle bişey düşünebilirsin ki dedi
ne düşüneceğimi bilmiyorum dedi Alper
neden engel oluyorlar birbirimizi sevdikten sonra alevi sünni ne farkederki
_Alper ben senden başkasıyla evlenemem
-eğer ailem zorla evlendirmeye kalkarsa inan kendimi öldürürüm..


Alper. aşkım ben senden asla ayrılamam dedi ama ne yapacağını da kendiside bilmiyordu

O zaman 2ci şıkkı uygulayalım kimsenin onayını almadan evlenelim
Olmaz
Hem ailem hem de nişanlandığım kişi beni yaşatmazlar dedi Sibel
Yine sustular oysa neler hayal etmişlerdi evlenecek çocuklarını iki mezhebe göre yetiştireceklerdi yıllardır yıkılamayan tabuyu onlar yıkacaktı birbirini sevdikten sonra bunların önemi yok diyeceklerdi
Sonra birden
Alper aşkım ne yazık ki başka çaremiz kalmadı 3, şıkkı uygulamaya var mısın dedi Sibel sevgilisine daha bir sıkı sarılmış seninle olduktan sonra varım
Alper sanki sonunun böyle olacağını biliyormuş gibi giderken yanına silah almıştı
Alper sibel’in elini tuttu ve yürümeye başladılar aslında nereye yürüdüklerini önemli değildi ki önemli olan hayatlarının baharında iki gencin ailelerinin yanlış tutumu yüzünden yaşamlarına son vermek üzere olmalarıydı ikisi de konuşmuyordu artık kelimelere gerek yoktu konuşan sadece yürekleriydi ve az sonra cansız vücutları yapılan yanlışlara , ailelerine gereken cevabı ömür boyu vicdan azabı olarak vereceklerdi.
Issız bir yer buldular yere oturdular
Alper cebinden tabancayı çıkardı
Aşkım ben sana nasıl kıyarım dedi başka çaremiz yok ki dedi Sibel
Hadi Alper sakın ellerin titremesin sonra kurtulma imkanım kalmayacak şekilde nişan al dedi
Canımsın dedi Alper ve sessizliği bir silah sesi alabildigine bozdu
Kuşlar havalanmış kanat çırparak ağlıyorlardı rengarenk açan çiçekler birden boyunlarını bükmüşler çimenlerin üzerine sibelin damlayan kanı yeşil olan rengi kırmızıya boyamıştı
Sibel gülerek Alpere bakıyordu seni seviyorum aşkım der gibiydi bakışları
Alper eğildi sibeli yere yatırdı usulca ve eğildi o bakmaya kıyamadığı gözlerini son kez öptü
Sibelin gözlerinden akan yaşlar Alperin dudaklarını ıslatmıştı
Son nefesini verirken Sibel bir silah sesi daha duyuldu genç bedenler artık yaşamıyordu .

AĞLA GÖKYÜZÜ AĞLA YAPILAN HAKSIZLIKLARA AĞLA
YANLIŞ BİR TABU YÜZÜNDEN SÖNEN NİCE ALPELERE SİBELLERE AĞLA!!!
 
Moderatör tarafında düzenlendi:
S

SAHARAY

Ziyaretci
Gönül Sarayı

Beyaz bir kelebek,rengarenk çiçeklerin arasında ordan oraya,uçup duruyordu.
Gündüzleri ordan oraya uçar,akşam güneş battığında ise çok güzel bir kadına dönüşürdü.
Sabah güneş doğana kadar böyle devam ederdi. Yine bir gün güneşin batmasına çok az bir zaman kala,
rengarenk ışıklarla aydınlanmış çok güzel bir sarayın önünde buldu kendini. Garip bir şey sanki onu bu sarayın içine çekiyordu.
Sarayın kapısında güneşin batmasını beklemeye başladı.
İçerden müzik sesleri,kahkaha sesleri geliyordu.
İçerde ne kadar güzel eğleniyorlar,bu gönül sarayı kimin acaba diye düşüncelere daldı.
Güneş battığı an, kızıl saçlı güzel bir kadına dönüşüverdi.Üzerinde kar beyazı
uçuşan şifon bir elbise ve saçlarında da beyaz papatyalar vardı.

Gönül Sarayının kapısına yaklaşıp kapının ziline bastı. Az sonra kapı yavaşça aralandı.
Güleryüzlü bir bayan ''içeriye buyurun lütfen'' dedi.
İçeri girdi ve meraklı gözlerle etrafı ve diğer konukları incelemeye başladı. Az ilerde bir adam
etrafına konukları toplamış onlarla sohbet ediyordu. Diğerlerinden farklı bir havası vardı.
Acaba dedi içinden bu gönül sarayı ona mı ait? Tam bunları düşünürken adam konukların arasından,
ayrılarak ona doğru gelmeye başladı. Elini uzatarak,
'-Hoşgeldiniz gönül sarayıma''
diyerek beyaz kelebeğin elini sıktı.
-Benim gönül sarayımın kapıları herkese açıktır,dilediğiniz zaman siz de gelebilirsiniz, dedi.
Şimdi diğer konuklarla ilgilenmeliyim siz keyfinize bakın, diyerek kelebeğin yanından ayrıldı.
Beyaz Kelebek etrafına bakınırken birden bir konuğun zorla dışarı çıkarıldığını fark etti.
Gönül sarayının sahibinin yanına hızla yürüyerek,ne oldu neden misafirinize böyle
davranıyorsunuz diye sordu.

Hani gönül kapınızın kapıları herkese açıktı? Daha lafını bitiremeden beyaz kelebekte kendini
kapının önünde buldu. Bu yapılan davranış onu çok kızdırmıştı.İnadına o saraya yeniden girmek istiyordu. Sarayın etrafında dolaşırken gönül sarayının arka kapısının aralık olduğunu fark etti.
Hemen o aralıktan süzülüp tekrar içeri girdi. Gönül sarayının sahibi az ilerde yine konuklarıyla
sohbet ediyor ve arada tebessüm ederek bir şeyler anlatıyordu. Bir an gözleri kelebeğe takıldı. Konukları bırakıp onun yanına geldi.
-Benim işime karışmayın lütfen, siz eğlenmenize bakın.Diğerlerini görmüyormusun hiç
umurlarında bile değil. Ben rahatsız olurum böyle işime karışılmasından.
Ya eğlenip keyfinize bakın, ya da çıkıp gidin gönül sarayımdan uğraştırmayın beni.
Beyaz kelebek bu sözler karşısında ne diyeceğini bilemedi. Öfkeyle hızlı adımlarla gönül sarayının kapısına yöneldi.
Çıkarken kapıyı olanca gücüyle çarptı. Birkaç adım uzaklaşmıştı ki bir an geriye dönüp gönül sarayına yeniden bakmak istedi.
Döndü gözlerini ayıramıyordu o güzel rengarenk ışıklı,gizemli,büyülü saraydan.
Sanki bir mıknatıs gibi gönül sarayına doğru çekildiğini hissediyordu..
Gözleri doldu,çantasından bir kalem ve kağıt çıkardı ve, şunları yazdı,
daha sonra da kağıdı kapının altından içeriye attı:

Gönül sarayının kapısındayım,yüreğim buruk,
Gönül sarayının kapısını açarsan,
Bir gün kendi isteğinle,.
Ben böyle gönül kapında seni beklerken,
Gecenin bilinmez bir vaktinde duygu molasındayım…
Sıcak bir kahve ve misafir bir yürek,
Gönül sarayında, zifiri gecesine özlemlerin…

Bu hikaye burada bitmez!:)

''SAHARAY''
 

carpediemcan

Tecrübeli
Üye
Tatil


Geçen sene büyük bir hüzünle bıraktığım yarım kalmış bir rüyaya dönmek gibi şimdi burda olmak.Suyun sesini duymak ve soğukluğunu parmak uçlarımda hissetmek..
Güneşin ruhuma ilmek ilmek döküldüğünü hissediyorum ve sanki gözlerim denizin rengini alıyor yavaş yavaş.Fiziksel olarak varolduğumu unutuyorum sanki zaman durmuşta deniz ve gökyüzü almış iktidarı eline.Ve ben insanlığın adına tatil dediği "yaşamayı" keşfediyorum yeniden.Yavaşça suya bırakıyorum bedenimi teslim ediyorum denizin güzelliğine ve enginliğine..Sanki o su bütün kirleri atıyor bedenimden.Birer birer dalgalarla kıyıya vuruyor birktirdiğim tüm çirkinlikleri.Başbaşa kalıyorum kendimle,hep sevdiğim halimle..Adına tatil denilen "güzelliği" keşfediyorum yeniden.Söz veriyorum kendime uyanmayacağım bu sefer diye.
O anda irkiliyorum,kendime geliyorum bir anda.Kahvem soğumuş ve dosyalar beni bekliyor birikmiş halde...Ve ben insanlığın adına tatil dediği "özlemi" keşfediyorum yeniden...
 
G

güney

Ziyaretci
canım "carpediem" hatırlarmısın bir çeşme vardı suyundan içen hep aynı yere geri dönüyordu...Sana ne kadar çok içirmişlerdi...Masmavi deniz yemyeşil orman ve gün gibi gerçek....Rüya dediklerimiz belkide en gerçeğimiz....
 
S

SAHARAY

Ziyaretci
Edebiyat seven arkadaşlar hikaye yarışması 15 gün daha uzatılmış. Siz de hayal gücünüzü
konuşturmak istemez misiniz?
 

cybertell

Acemi
Üye
SEVDALIM

Çekip gittiğin o günden beri, Hasretin tüm şehri sardı be Sevdalım.
Hayatım Boyunca en güzel günleri ve en güzel şeyleri seninle yaşamıştım.
Ama o güzellikler Sevdamıydı yoksa bir yalanmıydı bunu hiç bir zaman anlayamadım.

Bir yanda delicesine,yürekten ve ölümüne seni seven ben.Diğer yanda yalanlarla sana olan sevgimi
sana olan aşkımı yıpratmaya çalışan ve bunu ustalıkla başaran Sen.
Anlat bana sevdalım.Neydi seni benden bu kadar soğutan?Neydi o büyük sevdamızı
hiçe saydıran? Bir başkasımı vardı yoksa kalbinde,yoksa yoksa sen beni kullanıp
ölümemi terk etmek istedin yada aşkı bende deneyip başkalarıylamı yaşamaktı niyetin.Oysa ben
sana Sevdalım demiştim.Ben sana Kadınım ol demiştim.Ben sana kalbimi,yüreğimi,
herşeyimi vermiştim ve sen benim herbişeyimdin.Öl deseydin
inan bedenimi senin için toprağa verirdim.Yazıklar olsun sana be Sevdalım
bumuydu benim hakettiğim söylesene bana ben ne zaman seni sevmekten vazgeçtim.

Evet belki bir gün anlayacaksın seni ne kadar çok sevdiğimi
ama vakit dönülmezliğin tam ortasında olacak, pişman olacaksın.
Sen senin için büyük bir savaş verdiğimi anladığında
kimbilir ben hangi meyhanede kaçıncı kadehte olacağım.
Bir zamanlar senin aşkınla dolu olan damarlarıma
şimdi sana olan düşmanlığımı sana olan kinimi ve sana olan nefretimi aşılıyorum.
Evet vakit belki çok geç ama
kimbilir belkide seni hala seviyorum be sevdalım...
 

serseriozi

Tecrübeli
Üye
Bir resim yaptım ve resimde bir adam ve yorğun ve bittin bir şekilde elini kapının üzerine koymuş ve kapıyı açmaya çalışıyordu ama kapının ne anaktarı vardı nede kapıyı açmak için bir kapı kulpu
Arkadaşım soru bu adam kapıyı nasıl açacak diye sadece güldüm ve dedim ki...,
Bu kapı sıradan bir kapı değil kalp kapısıdır bu sadece içeriden açılır onu açmak için ilk önce o kapıyının sahibinin kalbini kazanman lazım ,

Bildiğim anıların en güzeli bu olsa gerek
 

RABİA

Bağımlı
Üye
Kurallar:

- Kendi yazdiginız ve daha once herhangi bir yerde yayinlanmamis en az 1000 en fazla 5000 kelimeyi gecmeyen genel ahlak kurallarina ve yürürlükteki kanunlara uygun her tür konuyu iceren hikayenizle katilabilirsiniz.

- Yarışmacılar, değerlendirmeye alınan hikayelerini daha sonradan değiştiremez, kaldıramazlar.

- Katılımcıların ön degerlendirmeden geçip yarışmaya hak kazanan hikayeleri için , yeni sabit bir başlık ve anket açılıp diğer uyelerin oyuna sunulacaktır.

Katılım Şekli:

- Yarışmacılar I. supermeydan hikaye yarışması başlığı altına (bu başlık) hikayelerini yazacaklardır Eklediğiniz hikayeler yonetimin ön değerlendirmesinden geçip uygun görülürse yayınlanacaktır.

Süre:

I. supermeydan hikaye yarışması, 1 mayıs 2008, Perşembe günü başlayacak ve 1 Agustos akşamın da sona erecektir ve akabinde 15 gün süreli anket açılıp üyelerin oyuna sunulacaktır.

[fieldset]Katılımın az olması sebebiyle yarışmaya katılım süresi uzatılmıştır[/fieldset]

Ödül:

Yarışma birincisine ödül olarak artı rep + profilde yarışma dereceleri ve sitemizin adreslerine postalayacağı aşağıda açıklaması yapılan kitap hediyelerimizdir.


Kitabın Adı : DEĞİŞİM (dönüşüm)



Açıklaması : Kafka'nın 1915 yılında yayımlanan 'Dönüşüm' adlı anlatısı, yazarın anlatım sanatının gerçek anlamda doruklarına varmış olduğu bir yapıttır. Küçük burjuva çevrelerindeki tiksindirici aile ilişkilerini en ince ayrıntılarına kadar irdeleyen anlatı, aynı zamanda genelde toplumun kalıplaşmış, işlevini çoktan yitirmiş akışına bilinç düzeyinde başkaldıran bireyin tragedyasını çarpıcı biçimde dile getirir. 'Gregor Samsa'nın başkalaşması, bir böceğe 'dönüşmesi', salt bir çarkın kaskatı dişlisi, eleştirmeyen, ama yalnızca 'boyun eğen' bir toplum teki olmaktan çıkma anlamını taşır; böylece böcekleşen'in yazgısı, elbet toplumca dışlanmaktadır...

Kafka'nın en kalıcı yapıtları arasında yer alır.

NOT: Katılımın az olması sebebiyle yarışmaya katılım suresi 1 ağustos'a kadar uzatılmıştır.

Hımmm!! Kitap güzel ve değişik bir kitaba benziyor...Bu kitabı kaçırmak istemezdim ama...kabiliyetim yok işte...:Cachondon: Katılan arkadaşlara başarılar...

Bu arada arkadaşlar...şunu nacizane söylemek isterim ki : Kitap verilebilecek en güzel,en iyi,en anlamlı hediyedir bence...
 

YukseLL

Emektar
Yönetici
Admin
Moderatör
Üye
Supermeydan 1. Hikaye yarışması katılım süresi dolmuş olup Oylamaya geçilmiştir. Üyelerimizden Hikaye oylamasına hak kazanan uyelerimizin hikayelerini okuyup verecekleri oylarıyla değerlendirmelerini rica ediyorum.

NOT: Oylama 30 Ağustos aksamı sona erecektir.
 
Üst Alt