• Hoşgeldin ziyaretçi , forumdan daha fazla yararlanmak için buradan üye olunuz...

Sultan Vahdettin Hainmiydi?

  • Konbuyu başlatan mor_kelebek
  • Başlangıç tarihi
  • Cevaplar 85
  • Görüntüleme 36K
  • Etiketler
    vahdettin

Okunuyor :
Sultan Vahdettin Hainmiydi?

Sizce Vahdettin hainmidir değilmidir?

  • Evet haindir

    Kullanılan: 14 25.0%
  • Hayır değildir

    Kullanılan: 37 66.1%
  • Hiçbir fikrim yok

    Kullanılan: 5 8.9%

  • Kullanılan toplam oy
    56

blackdiamond

Amatör
Üye
Cevap: Sizce Vahdettin hain midir?

Atatürk Nutuk'ta bu durumu anlatmış zaten hain olduğu gerçeğini halkın bilmesi
için yazdıkları var.



Gerçekten de, her ne sebeple ve ne şekilde olursa olsun, Vahdettin gibi hürriyetini ve hayatını milleti içinde tehlikede görebilecek kadar âdi bir yaratığın, bir dakika bile olsa, bir milletin başında olduğunu düşünmek ne hazindir! Şükre değer bir durumdur ki, bu alçak, mirasına konduğu Saltanat makamından millet tarafından atıldıktan sonra, alçaklığını sonuna kadar getirmiş oluyor. Türk milletinin bu işte önce davranması elbette takdire değer.

Âciz, âdi, duygu ve anlayıştan yoksun bir yaratık, kendisini kabul eden herhangi bir yabancının koruyuculuğuna sığınabilir; ancak, böyle bir yaratığın bütün Müslümanların Halifesi sıfatını taşıdığını ifade etmek elbette doğru değildir. Böyle bir düşünce tarzının doğru olabilmesi, öncelikle, bütün Müslüman milletlerin esir olmaları şartına bağlıdır. Halbuki, dünyada gerçek böyle midir? Biz Türkler, bütün tarihimiz boyuncahürriyet ve istiklâle sembol olmuş bir milletiz! Değersiz hayatlarını ikibuçuk gün daha fazla ve sefilce sürükleyebilmek için, her türlü düşkünlüğe katlanmakta bir sakınca görmeyen halifeler oyununu da sahneden kaldırabildiğimizi gösterdik. Böylece, devletlerin, milletlerin biribirleriyle olan ilişkilerinde, şahısların, özellikle bağlı bulundukları devlet ve milletin zararına da olsa şahsî durumlarından ve kendi hayatlarından başka birşey düşünemeyecek pespavelerin herhangi bir önemi olamayacağı şeklindeki bilinen gerçeği bir defa daha ortaya koymuş olduk.
kaynak: NUTUK
Böyle şeylere nasıl inanabiliyorsunuz yüksellin eklediği videonun ben tammamını(teke tek programında) izledim.O programda Atatürk'ün iki kez saraydan Vahdettin'in kızını istettiği ama kızın bir başkasını sevmesinden dolayı kabul etmediği açıkça belirtiliyor.Bu o tarihçilerin ellerindeki belge ve mektuplarla sabit.Eğer Vahdettin hain olsaydı Hiç Ulu Önderimiz hain bir kişinin kızına talip olurmuydu.....''Olaylara bilip bilmeden ideolajik açıdan yaklaşmayın''
 

sebahat35

Tecrübeli
Üye
Vahdettin Hain İdi...
Ecevit'in başlattığı ve medyatörlerin üstüne atladığı Türk Milletini utandıran Padişah Vahdettin hakkında en güzel yazı...

Semptom olarak Vahdettin

'' Vahdettin hain değildi'' diyenlere şunu sormak gerekiyor: ''Evet böyle diyorsunuz, ama aslında ne demek istiyorsunuz?''
Ah şu tarih!
Bir Yugoslav atasözü der ki ''Tarih en belirsiz olanıdır, çünkü her gün yeniden yazılır'' . Her siyasi mücadelenin tarafları, ''tarihi'' kendi haklılıklarını, rakiplerinin tarihin genel gidişine göre ''sapkınlığını'' kanıtlamak için yeniden yazmaya çabalarlar. Bu çaba, bir hegemonya projesinin desteklenmesine, bir diğerinin de zemininin çürütülmesine hizmet eder.
Tarihe bu farkındalıkla yaklaştığımızda görürüz ki bir burjuva devrimi (demokratik ya da değil) projesi açısından ''eski rejim'' , tarifi gereği çürük, yoz bir rejimdir. Temsilcileri de hem eski rejimin temsilcileri oldukları hem de yeni rejimin doğuşuna karşı çıktıkları için ''hain'' olurlar. Burada söz konusu olan aslında, eski rejimin temsilcilerinin ''hakiki'' kimlikleri (karakterleri vb..) değil ''sembolik'' kimlikleri, semptomatik varlıklarıdır...
Vahdettin'in hainliği de, o zaman kimse buna değinmek zahmetine katlanmamış olsaydı bile, yeni kurulmakta olan Cumhuriyet açısından kaçınılamaz bir ''tarihsel gerçek'' tir. Vahdettin'in tarihsel olarak hain sayılması için iki neden daha var. Birincisi, o, salt eski rejimin değil, sürekli toprak kaybederek, kendi halkında sürekli bir aşağılanmaya yol açarak çökmekte olan, müflis bir rejimin, ''gâvurun'' elinde oyuncak olmuş bir yönetici sınıfın başıdır. Bu yüzden tüm iflasın faturasını sahiplenmek de ona düşer. İkincisi, Vahdettin bu faturayı almamış, iktidarı ''yabancı'' işgali altında çökerken, her onurlu lider gibi ''kendi kılıcı üzerine atlamamıştır'' . Aksine, bu ''yabancının'' elinde alet olma olasılığına (doğrudan ihanete) kapıyı açık bırakacak bir adım atarak ülkesini terk etmiş, ''yabancıya'' sığınmıştır. Bu yüzden ''tarih'' , ''yeni rejimin'' , burjuva devriminin, yarısömürge bir imparatorluktan ulus devlete geçişin, Cumhuriyetin merceğinden baktığı müddetçe, Vahdettin'i, mektupları, pişmanlıkları ne olursa olsun, hain ilan etmek zorundadır. Hainlik haricindeki tüm kimlikler, bir çöküşün ve yeniden doğuşun ''semptomu'' olarak Vahdettin'e kapalıdır...
''Aslında siz ne demek istiyorsunuz?'' Bu tartışmada, Bülent Ecevit' in ( Lacan' ın bir kavramını ödünç alırsak) salt bir ''kaybolan aracı'' (vanishing mediator) olmanın ötesinde bir işlevi yok. Esas üzerinde durulması gereken, bu ''aracının'' kaybolmadan önce bir araya gelmelerine olanak sağladığı dinamikler.
Türkiye'deki ''siyasal İslamda'' AKP ile bir ''mutasyon'' yaşandı. ''Milli Görüş'' yerini İslamın oryantalist, neoliberal, tümüyle oportünist ve ''mandacı'' bir yorumuna, ''ılımlı İslama'' bıraktı. Başbakan'ın başdanışmanının dediği gibi ilk kez ''iç ve dış dinamikler örtüştü'' . İçerde, Cumhuriyet ''tarihini'' by-pass ederek laiklik karşıtı bir söylemle halk sınıflarını etkisi altına alıp ekonomik ve siyasi iktidarı (salt hükümeti değil!) ele geçirmeyi amaçlayan bir akımın hegemonya projesiyle, dışarıdan gelerek bölgede her türlü ulusalcı/bağımsızlıkçı geleneği ve refleksi, kendi emperyal projesine engel akımı sterilize etmeyi amaçlayan Bush yönetiminin 'Büyük Ortadoğu Projesi' yle kesişti.
Dikkatle bakınca, içerideki akımın devletin ''makinesini'' kendi siyasi gereksinimlerine uygun girdileri (personel, ideoloji, teknoloji ve mali kaynak) işleyebilecek ve hegemonya projesine uygun çıktıları (politikaları ve yasaları) üretebilecek biçimde yeniden şekillendirmekte olduğunu görebiliriz. Birbiri ardına çıkan yasalar, devleti ve ekonomik coğrafyanın, kurumsal çerçevesini, kültürel zemini dönüştürürken (bu, adım adım ve moleküler düzeyde gerçekleştiğinden -bu dönüşüm süreci Mussolini yönetiminin ilk yıllarını, kadrolarının sıradanlığı ve sığlığı da Nazi liderliğini anımsatıyor- ciddi bir direnişle karşılaşmadan ilerleyebiliyor), bir gün gerektiğinde muhalefeti susturacak, zorla bastırabilecek yasalar da devreye girdi.
Vahdettin tartışması işte böyle bir iklime ait. ''Vahdettin hain değildi'' diyenler, aslında ''Cumhuriyet, ulusal devlet kurmaya kalkmak, halifeliğin ilgası vb. yanlıştı'' diyorlar.
(Bir ara not: Solun, Cumhuriyetin, demokrasi, insan hakları alanlarındaki eksiklerine yönelik, tarihsel konumunun sınırları açısından ileriye dönük eleştirisini, sık sık Cumhuriyetin ''varlığının'' , ontolojik düzeyde bir eleştirisiyle karıştırması da dolaylı olarak bu hegemonya projesine hizmet ediyor, kimi zaman projenin adımlarının demokratik reformlar gibi algılanmasını kolaylaştırıyor.) Bu Vahdettin söyleminin ve hegemonya projesinin bir adım ötesindeyse, ''Yeni Osmanlılık'' fantezisine zemin hazırlamak, gerekli ''zeitgeist'' (zamanın ruhunu) oluşturmak var. BOP de burada ''ılımlı İslam'' bağlamında psikolojik bir dayanağa, belki de gelecekte Türkiye'nin ordusu bağlamında da kolay kullanılır bir araç elde etme olasılığına kavuşmaya başlıyor. Sermaye kesimleri arasında, devletin güç odakları üzerinde süren, kısa döneme kitlenmiş, ''dar açılı'' çatışmalar da bu hegemonya projesini hızlandıracak sinerjiyi yaratıyor...
Ergin Yıldızoğlu_Cumhuriyet 27 Temmuz 2005
 

dogangunes

Profesyonel
Yönetici
Admin
Moderatör
Üye
Cevap: Sizce Vahdettin hain midir?

blackdiamond yorumunu büyük yazıp gözümüze sokmana gerek yok zaten okuyabiliyoruz normal boyutta.Büyük yazılmıcağını eminim biliyorsundur ama hatırlatıyım dedim...:(
 

Sen1Star

Acemi
Üye
selam arkadaslar konu biraz eski ama yorumda bulunmak istedim :)
Sırf Bu konuya Cvp wermek için üye oLdum :)

hemen hemen bütün konulara belgelere erişebildigim bütün kaynaklara dayanark fikrimi belirtmek istiyorum : tabiki haindir çünkü eğer değil ise atatürkü gizlice veya dolaylı olarak samsuna göndermesine gerek warmıki ? sözkonusu olan şahıs sultandır padisahtır ülkenin 1 numaralı en yetkili adamıdır . ATA yı samsuna gizlice halkı örgütlemek için yolladı demekte ne demek.çok saçma

iyi forumlar
 

kızılsevdam

Amatör
Üye
Hayır ,gelmiyor Saharaycım.Kaldı ki belgeler de sahte olabilir.

M.Kemal'i bizzat görevlendirip,Kurtuluş Mücadelesinin başlatılmasını emreden Sultan'ın,hain olduğunu söylemek...En büyük çelişki,en büyük yanılgı işte buradadır.
sultan mustafa kemal e kurtuluşl savaşını başlatmasını emretmemiş bilakis mustafa kemal , vahdettini de yanına alıp kurtuluş savaşını başlatmak istemiştir fakat padişahın yanaşmamıştır bunun üzerine kendisi anadoluya geçip mücadeleye başlamıştır. bununla ilgili şuan bir kitap okuyorum "6 ay" alev coşkunun daha bitirmedim ama okudukca öğrendiklerimi sizinle paylaşacağım.
 

catpity

Tecrübeli
Üye
Anadolu'daki Milli Mücadeleye karşı olduğunu defalarca gösteren Vahdettin, İngiliz mandası istiyordu. Belki çözümü teslimiyette görüyordu.

yazının başında böyle birşey yazılı daha ne uzatıyorsunuz ki HAİN işte :)
 

erkişi1

Tecrübeli
Üye
Birilerine bu kadar rahat HAİN diyen insanların ki (ergenlik veya insanlık n***** ölçüleri beni üzdü) cevap vermenin bile beyhude olduğunu bile bile sadece hain damgası varmak için gidin kendi kafa yapınızda alanlarda hain arayın demesem içimde kalır.
Son günlerde kariyeri ve kalitesi tescilli bir yapımcı ve yazarın eseri var ortada adı "MUSTAFA" ve tümü belgelere dayalı, hiç olmazsa onu izleyin belki insafınız varsa biraz insafa gelir ve bu kadar basit "HAİN" lafzını kullanmazsınız beyler, bayanlar.
 

suur_r

Amatör
Üye
1919 yılı Mayısının 19'uncu günü Samsun'a çıktım. Ülkenin genel durumu ve görünüşü şöyledir :
Osmanlı Devleti'nin içinde bulunduğu grup, I. Dünya Savaşı'nda yenilmiş, Osmanlı ordusu her tarafta zedelenmiş, şartları ağır bir ateşkes anlaşması imzalanmış. Büyük Savaş'ın uzun yılları boyunca millet yorgun ve fakir bir durumda. Milleti ve memleketi I. Dünya Savaşı'na sürükleyenler, kendi hayatlarını kurtarma kaygısına düşerek memleketten kaçmışlar. Saltanat ve hilâfet makamında oturan Vahdettin soysuzlaşmış, şahsını ve bir de tahtını koruyabileceğini hayal ettiği alçakça tedbirler araştırmakta. Damat Ferit Paşa 'nın başkanlığındaki hükûmet âciz, haysiyetsiz ve korkak. Yalnız padişahın iradesine boyun eğmekte ve onunla birlikte kendilerini koruyabilecekleri herhangi bir duruma razı.

Ordunun elinden silâhları ve cephanesi alınmış ve alınmakta...

İtilâf Devletleri, ateşkes anlaşmasının hükümlerine uymayı gerekli bulmuyorlar. Birer bahane ile İtilâf donanmaları ve askerleri İstanbul' da. Adana iIi Fransızlar; Urfa, Maraş, Ayıntap (Gaziantep) İngilizler tarafından işgal edilmiş. Antalya ve Konya'da İtalyan askerî birlikleri, Merzifon ve Samsun'da İngiliz askerleri bulunuyor. Her tarafta yabancı subay ve memurlar ile özel ajanlar faaliyette. Nihayet, konuşmamıza başlangıç olarak aldığımız tarihten dört gün önce, 15 Mayıs 1919'da, İtilâl Devletleri'nin uygun bulması ile Yunan ordusuda İzmir'e çıkartılıyor.

Nutuk sayfa:5

kuvvayı milliyeciler hakkında ölüm fetvası çıkaran
önderlerin asılma emrini verdiren
yunan ordusunun galibiyeti için dua edilmesini isteyen
ingilizlerle, osmanlı topraklarının 25 yıl boyunca ingiliz himayesinde kalacak şekilde anlaşma yapmak isteyen adama "vatansever" deyin isterseniz..

deyin de sizin meşrebinizi daha rahat öğrenmiş olalım.
 

erkişi1

Tecrübeli
Üye
1919 yılı Mayısının 19'uncu günü Samsun'a çıktım. Ülkenin genel durumu ve görünüşü şöyledir : .......

Nutuk sayfa:5



kuvvayı milliyeciler hakkında ölüm fetvası çıkaran
önderlerin asılma emrini verdiren
yunan ordusunun galibiyeti için dua edilmesini isteyen
ingilizlerle, osmanlı topraklarının 25 yıl boyunca ingiliz himayesinde kalacak şekilde anlaşma yapmak isteyen adama "vatansever" deyin isterseniz..

deyin de sizin meşrebinizi daha rahat öğrenmiş olalım.
sadece şu sözüne verilecek cevap bile senin gibilerin yala yapmasına devam etmesi için fırsat olacak ama senin yaptığın vatan haini dediğin veya yaranmaya çalıştığın zihniyeti bile memnun etmez, meşrebimimi merak ediyorsun seni okuyunca sormaya gerek görmedim, sende oku anlayabilme kabiliyetinm varsa anla. ben her önüme gelene hain demem dedim sen dersen sanada sensin derler unutma...
 

ResuLL

Tecrübeli
Üye
MURAT BARDAKÇI(18/07/2005-Hürriyet)
Vahdettin her şeyin bittiği bir anda, 4 Temmuz 1918`de tahta geçti, üç ay sonra, 30 Ekim`de Mondros Mütarekesi`ni imzalayıp teslim olduk. Yani, dünya savaşının ve yenilginin Vahdettin ile hiçbir alakası yoktur. Hakkındaki tek belgesel biyografiyi yazmış bir kişi olarak şunu söyleyebilirim: Osmanlı tarihinin en şanssız hükümdarıdır, her insan gibi o da bazı hatalar yapmıştır; ama memleketini seven bir kişidir ve ihanetle hiçbir alakası yoktur.
PROF. METE TUNÇAY(18/07/2005-Hürriyet) Ben öteden beri `Hain padişah Vahdettin` sözünün, o dönemin şartları içinde söylenmiş haksız bir şey olduğunu düşündüm. Vahdettin siyasi anlamda yanlış hesap yapmış olabilir; ama bu Vahdettin`in veya Damat Ferit Paşa`nın hain olduğu anl***** gelmez. Bu, Cumhuriyet`in kuruluş dönemi koşulları öyle gerektirdiği için dolaşıma sokulan bir söyleyiştir. Bugün artık bu meselelere çok daha soğukkanlı bakabilecek ve şefkatle yaklaşabilecek durumdayız.

YILMAZ ÇETİNER(21/07/2005-Milliyet) Son Osmanlı Padişahı`nın, ülkesinden 82 yıl önce kaçışı (veya ayrılışı) hakkında adil bir karara varabilmek için bence o günlerin şartlarını hatırlamak, incelemek, hiç değilse iyi okumak gerekir. O günlerin ağır şartları içinde Atatürk de `Hain, sefil` demiş olabilir. Ama aynı kelimeleri bir düşünün, kimler kimler için söylemedi. Sultan Vahdettin bence vatan haini değil, yetenekleri olmayan, aciz, hasta bir padişahtı. Günün ağır şartları da üzerine binince Vahdettin yanlışlar yaptı, bocaladı...
PROF. İLBER ORTAYLI(19/07/2005-Milliyet) ...Bülent Ecevit`in Sultan II. Abdülhamit ve VI. Mehmed Vahdeddin üzerindeki yaftaları yeniden yargılayıp kaldırması yerinde bir davranıştır. Tarihçilerin yazıp söyledikleri, hele bizim gibi memleketlerde çok fazla etkili olmuyor. Ambargoları kaldıranlar, asıl sözü dinlenir siyasi liderler oluyorlar. Bu gerekli. Çünkü bir yerde doğruyu araştıran tarihçinin de güvencesi onların çizgisi oluyor... Vahdeddin ve Atatürk karşı karşıya gelmişlerdir. Ama dost oldukları zaman da vardır. Kim ne derse desin son padişah hazineyi soyup gitmedi. Gittiği yerlerde de Türkiye devleti aleyhinde faaliyette bulunmadı, söz söylemedi. Bu, sürgündeki hanedanın bir ananesi ve takdire değer tavrıdır. Bunları da bilmek gerekir.
PROF. MURAT BELGE(22/07/2005-Radikal-köşe yazısı) ...Medyadan izlediğime göre Demirel, Hürriyet`i aramış ve `Vahdettin`in hain olmadığını söylemek Türkiye`ye yararlı olur mu?` diye sormuş... `Vahdeddin`in hain olması bizim için yararlıdır` diye bir cümle kurduğumda, çok kişi bunun aslında saçma bir önerme olduğunu anlayabilir. Vahdeddin`in hain olduğunu düşünenler bile, bunun böyle ifade edilmesinin biçimsiz olduğunu söyleyecektir. Ama Demirel`in cümlesi, `Onun hain olmadığını söylemek, Türkiye`ye ne fayda sağlayacak` mealinde bir cümle, bundan başka bir anlama geliyor mu?..

PROF. REŞAT KAYNAR(18/07/2005-Hürriyet) Padişah Vahdettin`in doğrudan doğruya memlekete zarar vermek için yaptığı bir hareket yok. Dolayısıyla, elimizde Vahdettin`in ihanetini gösterecek bir belge de yok.

PROF. MİM KEMAL ÖKE(18/07/2005-Hürriyet) Vahdettin ne bazılarının iddia ettiği gibi hain, ne de onlara karşıt olan kesimlerin iddia ettiği gibi, Mustafa Kemal`e Anadolu`ya geçip Milli Mücadele`yi başlatması inisiyatifini kullanan perde arkasındaki gizli kahramandır. Doğrudur, Vahdettin, Mustafa Kemal`i Samsun`a gönderirken, Mustafa Kemal`in ne yapacağını gayet iyi biliyordu. Ve bu projeye de sadece onay vermekle kalmadı, para da verdi. Ancak, bunu saraya yakın çevrelerin telkin ve hatta tazyikiyle yaptı. Bir yerde bu işe zorlandı. Mustafa Kemal`in idam fermanını onaylaması ise tamamen İngiliz baskısının bir sonucudur.

YILMAZ ÖZTUNA(18/07/2005-Hürriyet) Sultan Vahdettin`in hain olmadığını ben 40 senedir yazıyorum zaten. Kaldı ki, tarihçiler `hain` kelimesini kullanmaz. Çünkü bu siyasi bir kelimedir. Kuruluş yıllarının ateşli dönemlerinde kullanılmış bir kelimedir bu ve öyle bir dönemde de mutlaka kullanılması gerekirdi..


Kaynak:tumgazeteler
 
Üst Alt