• Merhaba Ziyaretçi hoşgeldin! Forumdan daha fazla yararlanmak için buradan kayıt olunuz...

SOSYALİST Bakış

Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...

SOSYALİST

Bağımlı
Üye
Bir ülkeyi ülke yapan değerlerin başında demokrasinin gereği olan bağımsızlık, özgürlük, laiklik, adalet, eşitlik, dayanışma, paylaşım gibi birlik ve beraberliği sağlayacak hak ve özgürlükler gelir.
Dolayısıyla bu değerler için mücadele verenler gerçek demokratlar, birlikte yaşamayı arzulayanlar, insanlığın gereği olan eşitlikten yana olanlar, dayanışmanın insani bir tercih olduğunu kavrayan paylaşımcılardır.
 

SOSYALİST

Bağımlı
Üye
Ulusal milliyetçiliğimiz her ne kadar milliyetçilik adı altında ülkeyi ve ülke halkını koruyup kollamak istemişse de, kapitalist ekonomiyi benimsemesiyle halkımıza ait milli varlıklarımızın parayla satılmasına seyirci kalmış, Türkiye Halkı’nın yandaş, yerli ve yabancı burjuvazi tarafından sömürülmesine, bir ömür boyu ezdirilmesine göz yummuştur.

İlkesizliğin ve tutarsızlığın sonu kaçınılmaz olarak sermayeye teslim olmakla noktalanmıştır.
 

SOSYALİST

Bağımlı
Üye
İnsanların eşitliğini sağlayacak demokratik değerler egemenlerin, yani kendisini üst tabakada görenlerin işine gelmez, gelmemektedir.
Bu nedenle rahatlarının bozulmaması adına demokrasinin ve insan haklarının temel gerekliliği olan eşitlik mücadelesi verenleri huzur bozucu, anarşist, terörist olarak nitelerler.
Bu anlayış egemenlerce öyle güzel bir şekilde işlenir ve empoze edilir ki adeta hak ve özgürlük mücadelesi verenler kamu düzenini bozan, terörist, kendileri ise saf, temiz ve günahsız birer melek konumuna yerleşirler.
Bu uğurdaki çalışmalarını öylesine profesyonelce işlerler ki gerçekten bu oyunun farkına varmak neredeyse imkânsız hale gelir.
Göz boyamak adına demokrasiden, özgürlükten, adaletten söz ederler fakat aynı zamanda bunun mücadelesini verenleri birer suçlu konumuna sokarak bölücü diye nitelerler, kimsecikler de bunun farkına varamaz.
 

SOSYALİST

Bağımlı
Üye
Demokrasisi gelişmiş ülkelerde milliyetçilik çok kültürlü, çağdaş ve evrensel boyuta evrilirken, demokrasiden yoksun geri kalmış ülkelerde ise hala kalıplaşmış bir şekilde sorun olarak karşımızda durmaktadır.
Bu nedenle, kültürel farklılık boyutundaki azınlıkların görülmesi, birlik ve beraberlik adına milliyetçiliğin yeniden tanımlanarak çok kültürlülüğün esas alınması gerekmektedir.
Türkiye Milliyetçiliğinin milliyetçilik tanımına ilişkin ‘’dil ve kültür birliği’’ kavramının ‘’halkların kardeşliği ve halklara eşitlik ilkesi’’ temelinde yeniden yorumlaması gerekmektedir
Aksi halde küresel ekonomiyi özümsemiş sömürücü derin güçlerin ve yerli işbirlikçilerin de katkılarıyla, yakın geçmişte olduğu gibi emperyalist akbabalara yem olmamak kaçınılmazdır.
 

SOSYALİST

Bağımlı
Üye
Diktatörlük arttıkça korku artar.
Korku arttıkça baskı artar.
Baskı arttıkça şiddet artar
Şiddet arttıkça da demokrasi kalmaz
Demokrasi kalmazsa DEVRİM PATLAR..
 

bursali68

Amatör
Üye
Diktatörlük arttıkça korku artar.
Korku arttıkça baskı artar.
Baskı arttıkça şiddet artar
Şiddet arttıkça da demokrasi kalmaz
Demokrasi kalmazsa DEVRİM PATLAR..
Hepsi tamam, ancak son paragraf bizim dışımızdaki toplumlar için geçerli sanırım...
 

SOSYALİST

Bağımlı
Üye
Devrimler, iktidarların uyguladığı baskı, şiddet, zulüm ve diktatörlükleri sonucunda ortaya çıkar.
Yani rahatı ve huzuru yerinde olan toplumlar devrim yapma gereği duymazlar, akıllarına da gelmez.
Çünkü devrim olması için deyim yerindeyse bıçağın kemiğe dayanması gerekir.
Devrimleri yapanlar ise baskıya, şiddete ve zulme maruz kalan ve diktatörlüğe baş kaldıran HALK'tır.

- - - Güncellendi - - -

Hepsi tamam, ancak son paragraf bizim dışımızdaki toplumlar için geçerli sanırım...
Haklısınız, biraz daha zaman gerek..
Ama Gezi Direnişini de basite almamalıyız.
Örgütlü bir toplum olmuş olsaydı o direniş çok daha iyi sonuçlar alabilirdi.
 

SOSYALİST

Bağımlı
Üye
Çağdaş, bilimsel ve uygar milliyetçilik adına özellikle ülkeyi emperyalizmin kucağına sürükleyen, malını ve mülkünü yerli ve yabancı sermayenin insafsızlığına terk eden anlayış olan kapitalizme, liberalizme ve özelleştirmeye dur denilmelidir.

- - - Güncellendi - - -

'''Egemenlik kayıtsız ve şartsız milletindir''' ifadesini özümsüyorsak;
EGEMENLİĞİ, devleti ve halk iradesini hegemonyasına geçiren burjuvazinin esaretinden,
sömürüsünden, tahakkümünden ve güdümünden kurtarmalıyız.
 

SOSYALİST

Bağımlı
Üye
Bizim ülkemizde bizim çocuklar sessizce ölürler:

ya asılarak,
ya faili meçhullere kurban edilerek,
ya bahçeli evler katliamı gibi vahşice,
ya sokak aralarında maganda tarafından dövülerek,
ya polis kursunu ile,
ya polis copu ile dövülerek,
ya tecavüz edilerek
ya da üniversite kampüslerinde bıçaklanarak…

Bu ne ilktir ne de son olacak.
KAHROLSUN ırkçı, gerici, katil zorbaların düzeni.
Kahrolsun FAŞİZİM..
 

SOSYALİST

Bağımlı
Üye
Özellikle sağ anlayışlı Milliyetçiliğin ‘’her şey Türk Milleti için, Türk milletiyle beraber ve Türk milletine göre’’ söylemini esas alan ve bu ifadesiyle ön plana çıkan siyasi anlayışın eylem ve söyleminde dil ve ırk hassasiyeti üzerinde titizlikle durduğuna tanık olmaktayız.
Bu her ne kadar çağdaş ve tarafsız bir söylem değilse de kendisini Türk olarak tanımlayanların, Türlüğünü kullanarak kendisini bir yere koymaya çalışanların ve aynı düşüncede olanların ruhunu okşamaktadır.

Fakat bu söylemler realitede düşünüldüğü gibi değildir aslında.
Çünkü sağ anlayışlı milliyetçiliğin esaslarında reddedilmeyen özel mülkiyete ve dolayısıyla sömürüye dayanan kapitalizm gerçeği vardır.
Bu gerçek ise tüm toplumu kucaklamadığı gibi asla Türk toplumunu da kucaklamaz.
Ancak, birilerini birilerine kul, köle ve hizmetçi yapar.
 

SOSYALİST

Bağımlı
Üye
Kapitalizm eksenli sağ anlayışlı Milliyetçiliğinin özellikle altını çizdiği ‘’her şey Türk Milleti için, Türk milletiyle beraber ve Türk milletine göre’’ söylemi gerçekten doğruyu yansıtıyor mu?
Gerçekten her şey Türk Milleti için mi?
Bunu daha iyi anlamak için kısaca detaylandırmak istiyorum:

İzlenimlerimiz bize şunu da göstermiştir ki kapitalizmin hüküm sürdüğü ülkelerde güç her daim sermayenin kontrolünde olmuştur.
Yasalar dâhil, devletin tüm olanakları sermayenin çıkarları doğrultusunda şekillenmiştir.
Öncelik her zaman en çok parası olanlarındır.
Devletten herhangi bir talebiniz olduğunda bile yerine getirilip getirilmemesi için paranızın miktarına bakılır.
En doğal insan hakkı olan barınma, eğitim ve sağlık hizmeti almanızın ölçüsü de paranızın gücüyle orantılıdır.

Bu da gösteriyor ki Her Şey Türk Milleti için değil PARASI olanlar içindir.
 

SOSYALİST

Bağımlı
Üye
Hayatım boyunca yazılı ve görsel medya aracılığıyla hep şuna şahit oldum:

Nerede solcu öğrenciler bir şeyleri protesto ediyorsa, sağcı öğrenciler karşısına dikilir.
Nerede baskıcı düzene karşı demokrasi mücadelesi varsa, eylemcilerin karşısına sağcılar dikilir.
Nerede bir grev varsa, sendikal haklar aranıyorsa, sağcılar hainlik olarak algılar, teröristlikle suçlar.
Nerede bir şeyler için hak, hukuk, adalet aranıyorsa, sağcıların hışmına uğrar.
Nerede insan haklarına ilişkin bir mücadele varsa, solcular destek verirken sağcılar köstek olur.

Merak ediyorum, nedir sağcıların egemenlerden yana bu tavırları?
Neden demokrasiden bu kadar korkarlar?
Neden demokrasi mücadelesi verenlerin değil de demokrasi düşmanlarının yanında yer alırlar?

Oysa bu mücadeleler demokrasinin gereği olan İnsan Hak ve Özgürlüklerinin olmazsa olmazlarıdır.
Bundan dolayıdır Anayasamızdaki GREV, SENDİKAL ve GÖSTERİ YÜRÜYÜŞLERİNE ilişkin haklar.

BİRİLERİNİN AKLINI BAŞINA ALIP DEMOKRASİ ÜZERİNE DÜŞÜNMELERİ, KAFA YORMALARI GEREKİYOR.
ÇÜNKÜ DURUMA BAKILIRSA SAĞ ANLAYIŞIN DEMOKRASİ VE BUNUN GEREĞİ OLAN İNSAN HAK VE ÖZGÜRLÜKLERİNE DAİR BİLGİ EKSİKLİĞİ SÖZ KONUSUDUR.
 
Son düzenleme:

SOSYALİST

Bağımlı
Üye
Çocuklarımızın yemesi, içmesi, eğlenmesi, mutluluğu, dik duruşu ve yüzünün gülmesi bile ailenin maddi durumuyla, yaşamak zorunda kaldığı bölgenin ekonomik konumuyla ilişkilidir.
Kimi çocuklar ekmek, oyuncak ve oyun alanı bulamazken,
kimi çocuklar türlü türlü yiyecekler, oyuncaklar ve oyun alanları avantajlarıyla mükemmel bir şekilde çocukluğunu yaşamaktadır.

Bunun adı KAPİTALİZMDİR.
Tüm çocukların aynı güzellik içinde yaşamasının adı ise SOSYALİZM.
 

SOSYALİST

Bağımlı
Üye
Üretim araçlarına sahip olan Türk sermayedar çok kısa bir sürede servetini kat kat artırırken, üretim araçlarını işleten ve patronunu zenginliğe boğan Türk işçisi ise yarı aç bir şekilde ömür boyu çalıştığı halde belki bir ev sahibi olabilmiştir.

Yaptığımız patron-işçi kıyaslamasında ortaya çıkan sonuca baktığımızda her şeyin Türk Milleti için değil, sadece ve sadece patron için olduğu gerçeğine tanık olmaktayız.
Aynı zamanda söz konusu patronun Amerikalı, İsrailli, İngiliz, Arap ya da herhangi başka bir milletten olması da söz konusuyken…

İşte bu nedenle, temel üretim araçları toplumsallaştırılmalı, tüm yurttaşların ortak mülkiyeti halinde herkesin lehine üretim yapması sağlanmalıdır.
 
Son düzenleme:

SOSYALİST

Bağımlı
Üye
Ülkemizdeki devlet bankalarından her hangi birisine biri zengin diğeri yoksul olan iki kişinin kredi için başvurduğunu düşünelim.
Türk Bankası olan bu kuruluşlar zengin olana istediği kadar kredi verecekken, yoksulu ise belki de bu konuda kapıdan içeri sokmayacaktır.
Dikkatinizi çekmek isterim; zengin olan bu şahıs, Türk de olmayabilir…

Güncel yaşamımızla ilgili verilen bu örneğe baktığımızda, devlete, yani hepimize ait olan bankaların bile imkanlarını sadece zengin olanlara sunduğunu görmekteyiz.
Oysa yardıma, devlet desteğine ihtiyacı olan zenginler değil yoksullardır.
 

SOSYALİST

Bağımlı
Üye
Demokrasi Nedir, Demokrasiden Ne Anlamalıyız?

Demokrasi, genel ve evrensel anlamda yurttaşların eşit haklara sahip olması, insana verilen sosyal, siyasal ve kültürel değerlere ilişkin bir takım Temel Hak ve Özgürlüklerin insan hayatına uyarlanması ve bunun anayasayla güvence altına alınmasıdır.

Temel Hak ve Özgürlükleri ise şu şekilde sıralayabiliriz:


• Seçme ve Seçilme hakkı: Hiçbir farklılık göstermeksizin tüm yurttaşların seçme ve seçilme hakkına sahip olmasını sağlamak.

• Yargı Bağımsızlığı: İktidarların yargı sistemine en küçük müdahalesine dahi fırsat vermemek, yargıyı tamamen özgür kılmak, bağımsız ve özerk hale getirmek.

• Düşünce Özgürlüğü: Halkın düşüncelerini özgürce ve gönül rahatlığı içinde ifade etmesini sağlamak, tüm düşüncelere eşit mesafede durmak, düşünce yapısından dolayı farklılıkları ötekileştirmemek.

• Laiklik: Din ve devlet işlerini ayrı tutmak, din ve vicdan özgürlüğünü hâkim kılmak, tüm dini inançlara eşit mesafede durmak, dinleri ekonomik anlamda devletten bağımsız kılmak.

• Eşitlik: Tüm yurttaşların yasalar karşısında eşit olmasını sağlamak, devlet imkânlarından eşit yararlanmasına imkân sunmak, yurttaşlara mutlaka iş alanları sağlayarak herkesi iş sahibi yapmak, kimilerine köşeyi döndürürken kimilerini aç bırakmamak.

• Sendika Hakkı: Ülkenin dinamikleri ve varlık kaynağı olan emekçilerin haklarına sahip çıkması ve sömürücü güçlere karşı yaşam haklarını korunması için sendikal örgütlenmeleri güvence altına almak.

• Grev Hakkı: Emekçilerin bir noktada sıkışması ve sömürücü güçlerin esareti durumunda grev yapmasını sağlamak ve devlet olarak grevcilerin haklarının korunup kollamasına yardımcı olmak.

• Gösteri Yürüyüşleri: Kitlelerin sorunlarını, sıkıntılarını, isteklerini, seslerini duyurması için bu yürüyüşleri izin almaksızın istedikleri yerde yapmalarını sağlamak ve provokatörlüklere karşı bu kitleleri korumak.

• Baraj Sisteminin Kaldırılması: Seçim sistemimizde yer alan yüzde onluk baraj uygulaması dünyanın en geri kalmış ülkelerinde bile uygulanmamaktadır. Bu aynı zamanda hak ve özgürlükler önündeki en büyük engeldir. Kitlelerin kendilerini mecliste ifade etme hakkını gasp eden bu gerici anlayışı kaldırmak.

• Halkların Manevi Eşitliği: Ülke yurttaşlarının farklı halklardan oluştuğunu göz ardı etmemek, tüm halklara talepler doğrultusunda eşit yaklaşmak, manevi değerlere eşit mesafede durmak, birilerini kucaklarken diğerlerini reddetmemek.

• Eğitim Sisteminin Özgürleşmesi:
Eğitim sistemini bilimsellik üzerine kurarak özgür kılmak, eğitimi zorunlu din derslerinin kıskacından kurtarmak, laik ve bilimsel bir yöntem doğrultusunda eğitim-öğretim müfredatı geliştirmek.

Demokrasinin olmazsa olmazlarından bazılarını yukarıda anlatmaya çalıştım.
Aslına bakarsanız baraj sistemi gibi bir-iki madde hariç diğer maddelerin hepsi anayasamızda mevcut.
Fakat iktidarda bulunan ve diktatörlük hevesinde olanların bu maddelere kesinlikle uymadığını görmekteyiz.
 
Son düzenleme:

SOSYALİST

Bağımlı
Üye
MİLLİYETÇİLİĞİN KAPİTALİZM EKSENİNDE ULUSÇULUK ÇELİŞKİSİ

Birey karşısında ulusal çıkarları ilke edinmiş milliyetçiliğin, kapitalist ekonomi modelini özümsemesi çelişkidir.
Şayet ulusal değerlerin önceliği ve üstünlüğü söz konusuysa, mülkiyetin bireye endeksli değil, tüm ulusun ortak menfaatine sunulması gerekmektedir.
Çünkü ekonomik gücü tekeline geçiren yerli ve yabancı sermayenin ulusal değerleri de istediği gibi şekillendireceği, yönlendireceği söz konusudur.

Ulusun üstünlüğü bireyin çıkar üstünlüğüne tercih ediliyorsa, bu durumda tercih edilen ekonomik model özel mülkiyet değil toplumsal mülkiyete ve kolektivizme dayanan bir yapıda olmalıdır.
Bunun adı ise bireyci çıkara dayalı sömürü düzeni olan kapitalizm değil, herkesin üretime katıldığı, paylaşımcı, dayanışmacı ve emeğinin karşılığını aldığı toplumsal mülkiyette dayanan bir yaşam tarzıdır.

Yani nerden bakarsak bakalım, milliyetçiliğin temel ilkesi olan ‘’ulusun çıkar öncülüğü’’ özümsenen kapitalist modelle çelişmekte, ulusal değerler karşısında bireyin, daha doğrusu burjuvazinin çıkar üstünlüğü yaşam bulmaktadır.
 
Son düzenleme:

Mustad'af

Tecrübeli
Üye
Merhaba sosyalist,
İmzana bayılıyorum...
Da,
O günün gelecegınden emin değilim.
Sosyalist devrimler din,dil,ırk ayrımı gözetmez diyorsun ya,haklısın.Ayırt etmeden toptan imha eder....
 

SOSYALİST

Bağımlı
Üye
Merhaba sosyalist,
İmzana bayılıyorum...
Da,
O günün gelecegınden emin değilim.
Merhaba

Yakında tüm işleri robotlar yapmaya başlayınca, insanlar işsiz kalınca oturup kazak örecek halleri yok herhalde ;)

Sosyalist devrimler din,dil,ırk ayrımı gözetmez diyorsun ya,haklısın.Ayırt etmeden toptan imha eder....
İmha ağır oldu bence, bilimsel eğitim verilir ve insanların tercihine bırakılır desek daha doğru olur..
 
Son düzenleme:

SOSYALİST

Bağımlı
Üye
Mülkiyetin toplumsallaşması ve kolektivizmin hayata geçirilmesi durumunda bakın neler olur:

** İşsizlik ortadan kalkar. Eli iş tutan tüm bireyler bilgisi, becerisi, yeteneği doğrultusunda üretime katılır.

** Herkes üretime katıldığı için uyuşukluk, asalaklık, işe yaramamazlık gibi olumsuzluklar gündelik literatürden çıkar.

** Üretmeden tüketenler olmadığı için devlet, dolayısıyla halk hızla zenginleşir.

** İşsizlik, aç kalma korkusu, gelecek kaygısı gibi endişeler biter, sağlıklı, güvenli, huzurlu ve mutlu bir yaşam başlar.

** İşsizlik olmadığı için çaresizlikler, aylaklıklar son bulacağından dolayı mafya, çete, hırsızlık, kaçakçılık gibi zararlı oluşumlar kapitalizmin kirli tarihine gömülür.

** Kimse kimseye muhtaç olmadığı için rüşvet, torpil, adam kayırma, hak yeme, haksızlığa uğrama gibi çirkeflikler ve adaletsizlikler ortadan kalkarak herkes için onurlu bir yaşam devreye girer.

** Bireylerin toplumsal üstünlüğü, dolayısıyla ulusal değerlerin üstünlüğü sağlanmış olur.

Bu gibi olumlu ve onurlu gelişmeler daha da uzatılabilir.
 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...

benzer konular


Üst Alt