Sosyal denge

SOSYAL DENGE
Mehmet Necati GÜNGÖR

Yapılan araştırmalarda, Türkiyede bölgeler arasındaki gelişmişlik farkının 11 kat olduğu öne sürülüyor.
Meselâ Marmara, Doğu ve Güneydoğu Anadoludan 11 kat ilerde.
O illerde (göreceli de olsa) refah, diğerlerinde işsizlik ve yoksulluk var.
Bir araştırmaya göre de ilçe bazında bu fark 100 kata çıkabiliyor.
Vanın Bahçesarayı ile İstanbulun Şişlisi arasındaki fark gibi.
Bahçesaray ile İstanbul ve Ankara merkezleri arasındaki fark da böyle imiş.
Uzmanların yalancısıyız.
Diyorlar ki; Cumhuriyet tarihi boyunca 18 teşvik paketi çıkarılmasına rağmen,durumda bir değişiklik olmamış.
Yani, teşvikler de uçurumu kapatmamış.
Böyle olunca, başka enstrümanlara başvurmak gerekiyor.
Bizim aklımıza Gelirin Yeniden Dağılımı uygulaması geliyor.
Bir ekonomide gelirin transfer ödemeleri yoluyla belli kişi ve kesimler lehine dağıtılması durumundan söz ediyoruz.
Ki, buna sosyal adalet deniyor.
Faydaları çoktur.
Kişisel gelir dağılımında adalet sosyal barışı sağlar, refah farkını ortadan kaldırır.
Ayrıca adil gelir dağılımı, ekonomik güç birikimlerini önler, rantiye sınıfının büyümesine imkan vermez. İşte bu nedenle adil gelir dağılımı tüketici birimler arasında refah, ekonomik ve politik güç dengesi kurduğu ve çalışmadan yaşayan bir sosyal tabakanın oluşmasına meydan vermediği için sosyal barışı sağlayıcıdır. tespitleri de yapılmış bilim adamlarınca.
Serbest piyasa düzenini savunanların bu tespitlere itirazlarını işitir gibiyim.
Bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler felsefesi artık çok gerilerde kaldı.
Kapitalizm, bu yönüyle vahşi olarak nitelendiriliyor ve eleştiriliyor.
Bölgeler arasında sadece gelir dengesizliği yok, iklim dengesizliği de var.
Bizim Erzurum, iki bin rakımla Türkiyenin çatısı durumunda.
Yılın dokuz ayı kar-kış-kıyamet.
Çevresindeki iller de öyle.
Buralar da vatan toprağı olduğuna göre, terk edilemeyeceğine göre
Buralarda yaşayan insanlara devletin şefkat eli uzanmalı.
Kalıcı tedbirlere ihtiyaç var.
Bizim aklımıza Sosyal Denge Vergisi diye bir enstrüman takılıyor.
Çok kazanandan al, kazanamayana ver politikası.
Geliri, belli miktarın üzerinde olanlardan alınan vergi ile yoksul ve çaresiz insanlara çare olmak
Aynı il içindeki gelir gruplarından da transferler yapılabilir.
Vergi dilimlerini küçültüp, ısıtma, enerji ve temel gıdalar gibi ana giderlerde sübvansiyon uygulamak, akla gelen ilk tedbirler
Sonra, bölgenin tabiatına uygun gelişme kalemlerini fonlamak.
Hayvancılığın teşviki gibi.
Belki teşvik sistemini de yeniden ele almak gerekiyor.
Bizim Doğu ve Güneydoğudan sadece mera hayvancılığını geliştirmek yoluyla bir Hollanda çıkarmak mümkün olamaz mı?
Tarıma dayalı endüstri faaliyetlerine yoğunlaşarak işsizliğe çare üretilemez mi?
Unutmayalım, dünyaya yağ, süt ve et satan Hollandanın yıllık tarım geliri 90 milyar doları buluyor.
Ya biz???
sosyal
 
YukseLL' Alıntı:
..... iklim dengesizliği de var.
İklim farklılıkları da tüm farklılıklar gibi Dünya'nın her tarafında var. Bu eşitliğin sonu gelir mi?

İnsanlar neden eşit? Tembelce yatmış, hak edememiş, cesaret edememiş ve sonuçta başaramamış olanlar nasıl olur da Hak edenlerle eşit olurlar?
Temel hak ve adalette eşitliğe laf etmeyiz. O insanlığın getirisi. Yani sermayesi insandır, insan varsa adalet mecburidir. Ama ekonomik olarak Hak olarak insan hak etmediğine sırf eşitlik adı altında sahip olamaz. Meğer ki oluyorsa siyaseten ve sadece Türkiye de değil tüm Dünyada olsun. Yani siyasi bir güç etkisi ile ortaya çıkmıyorsa bu hareketler, Türkiye yi baskı altına almak yerine tüm Dünya yı muhatap alsınlar...
Peki gerçekte nedir? Sİyasi güç dengeleri arasında bir yer bulan kimileri bi şeylere el koymak istiyor...
 
Üst Alt