Sökün direklerinizi!

Ergün Güneş, 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in Güniz Sokak sohbetlerini kitap haline getirmiş. Kitabın adı: “Siyasetin Hem İçinden, Hem Dışından”… İmzalayıp, bir kitap da bana göndermiş.

Kitapta sohbetler Demirel’in ağzından tatlı bir üslupla kaleme alınmış. Çok güzel, okunması eğlenceli bir kitap. İçinde önemli bilgiler, hatıralar, anekdotlar var. Demirel’in rahmetle anıp, hayırla yadettiği, hizmetlerini övdüğü isimler arasında babam merhum Cihat Güngör’den de söz edilmiş. Antalya’dan İsmet Gökşen, Ahmet Uluçay, Eskişehir’den Ferhat ile Vasfi Erdoğan, Konya’dan Turgay İzol, Düzce’den Mitat Zorlu, Rize’den Nihat Mete, Erzurum’dan Cihat Güngör… ve diğerleri. Ülkenin çeşitli yörelerinden 35-40 isim. Duygulandım.

Bu konuşmaların çoğuna biz de katılmıştık. Demirel, sohbete başlamadan once oturma salonunun karşısındaki küçük odada kendisiyle özel konuşmak isteyenleri kabul eder, dertlerini dinlerdi. Kabul salonuna döndüğü sırada telefonu çaldı.

“Nereyi aradın sen? Benim, ben Demirel’im. Tamam sen yarın valiye git. Valiyle görüş. Derdini anlat. Yarın sabah vali seni kabul edecek. Ben valiyi ararım” dedi ve telefonu kapattıktan sonra salondakilere bilgi verdi:

- Meryem, Erzurum’dan arıyor. İcra gelmiş. Benden üç milyar istiyor. “Sen babasın bunu öde” diyor. İyi mi? Baba olmanın maliyeti de bu işte. Sabah aramış. Bizim görevli arkadaşlar, “Yarım saat sonra ara” demişler, o da arıyor.

Demirel, sonra başka bir konuya geçiyor. Bu sırada telefon bir kez daha çalıyor. Arayan yine Meryem. Demirel, Meryem’i bir kez daha sabırla dinliyor. “Anladım, anladım ama sen benden 1000 kilometre uzaktasın. Sana vali yardımcı olacak. Ben arayacağım valiyi merak etme” dedi.

“Meryem sizin peşinizi bırakmayacak” diye laf atılması üzerine Demirel şöyle dedi:
“- Meryem ta Erzurum’dan arayıp beni bulabiliyorsa, ben onun peşini bırakmam…”

İşte 6 kere gidip, 7 kere gelmenin sırrı!

Bir başka anekdot da dinin siyasete etkisi üzerine. Demirel, 1973 seçimleri ve bu seçimlerde dinin siyasete nasıl etki ettiği ile ilgili şu anılarını aktarıyor:

- 1973 seçimleri öncesinde çok kötü bir seçim ortamı vardı. İsviçre’lerden bulup çıkardılar, Erbakan’ı getirdiler, “din, iman” diyor. Ecevit mavi gömleği çekmiş, kasıp kavuruyor. Bizim iktidara getirdiğimiz arkadaşlar bize karşı. Ben de burnumdan soluyorum. Esat Kıratlıoğlu ortalıkta yok. Neyse geldi buraya, dedim ki, “Esat sen neredesin?” Avrupa Konseyi’ndeydim.” “Yahu sırası mı?” dedim. Dedi ki, “Merak etmeyin, ben o işi ayarladım. 213 köye de yol, su elektrik götürdük.” Seçim oldu. Esat seçilemedi. Esat’ı çağırdım. “Ne oldu?” dedim. Esat seçilemeyince köylülere kızmış demiş ki, “Size yol yaptık, elektrik yaptık,” köylüler, “Alın gidin direklerinizi, din elden gidiyor!” demiş iyi mi…

Bu olayı dün Bizim Osman’ın bürosunda kurufasulye yerken Kıratlıoğlu’na sordum, o da aynen anlattı. Okurken çok gülmüştüm. (Osman Bozkurt, Çankaya’daki bürosunda her hafta kurufasulye partisi veriyor. Ben de ara sıra bu partiye katılanlardanım. Partinin müdavimlerinden biri de Esat Kıratloğlu)

- Afyon merkeze bağlı İsmail köy var. Şehirde ne varsa o köyde var. Köy, hep bize oy veren bir köy. O köyle Ahmet Karayiğit ilgileniyor. (Eski Köyişleri Bakanı) 1973 seçiminde köyün hepsi MSP’ye oy veriyor. Ahmet Karayiğit efe bir adam. Köye gidiyor, kendi üslubu ile sövüp sayıyor, kızıyor. Köylüler “Rasim Hancıoğlu (MSP adayı) köye geldi. İftardan sonra öyle bir dua etti ki, biz de oyları ona verdik” diyorlar.

Son anekdot kendisine ait:


- 1973 Mart’ında bir Ramazan günü Denizli’den saat 16.00’da yola çıktık. Afyon üzerinden, İftardan once Sarayönü’ne geldik. “Size şunu şunu yaptık” dedim. Oy istedim. Aşağıdan birisi bağırdı, “Babanın parasıyla mı yaptın?”

Bunca yıllık siyasetçi Demirel, bu hatıralarını naklettikten sonra “Halk siyaseti zordur. Eskiden o ses vardı şimdi yok” diyor. Ve ekliyor:

“Sosyal meselelerde karamsarlık geçerli değildir. Deniz bitti dememek lazım. Dayanıklılık lazım. Devletler, milletler, kendilerine lazım olan kadroları çıkarır.”

“Din-iman” meselesi, her seçimde dominant unsur oldu.

Siyaset, tez-antitez üzerinden gider. Birileri tezini söyler, diğerleri karşı tezini açıklar. Tartışma da bu minval üzere gider.

Ama…

Dinin anti tezi yok. Allah tek, Kur’an tek. Bir taraf dini siyasete alet edince, öteki tarafa söyleyecek söz kalmıyor.

Hizmet mi?

Nevşehir köylüsünün Kıratlıoğlu’na söylediği gibi:

“Sökün direklerinizi!”

Mehmet Necati GÜNGÖR
 

Benzer konular ↴

Benzer konular ↴

Üst Alt