Siz kime inanırdınız?

Siz kime inanırdınız?..

Demiş Hıncal ULUÇ...

İsveç'te yaşayan bir Türk ailesinin başına gelen mahkemelik olayı vurguluyor.
Sizler ne düşünürsünüz ?
Ne yapardınız ?
Dayak cennetten çıkmamıdır ?
Siz kime inanırdınız ?

Buyrun beraber okuyalım :
"İsveç Devleti, ailesine değil, 14 yaşındaki kıza inanıyor" demiş, dünkü SABAH'ın manşet haberini yazan muhabir arkadaşım Ertuğrul Erbaş, bugünkü devamın anonsunu haberin sonunda verirken. Ben de sizlerle beraber bugün okuyacağım.. Ne var ki, bu yazıyı yazmam ve Ertuğrul'a sormam için bugünü beklemem ve okumam gerekmiyor..
"Sen olsan kime inanırdın, Ertuğrul?.

" İsveç'te yaşayan bir Türk ailesi.. İki kızları var. Biri 14 öteki 11 yaşında.. 14 yaşındaki kız, Afrika'dan gelen zenci gençlerle arkadaşlık yapmaya başlıyor. Önce dövmeler, sonra piercingler, derken, eve sabaha karşı ve içkili gelmeler.. Kendisinden 10 yaş büyük bir sevgili edinmeler.. Kızı, SABAH Yazı İşleri, birinci sayfa manşetinde şöyle tarif etmiş.. "Böyle evlat düşman başına.."

Bir gazetenin hem de devam eden bir davada, böyle yorum, hatta hüküm içeren manşet atması doğru mu, o ayrı.. Devam edelim.

Ve 14 yaşındaki kız bir gün polise başvurup "Ailem beni dövüyor" diyor. İsveç Mahkemesi de, "Dövmüyoruz" diyen aileye değil, 14 yaşındaki kıza inanıp, anne ve babayı "Tutuklu" yargılanmak üzere hapsediyor..
devamı

Ben tartışma değil, soruma yanıt istiyorum.
Siz, İsveçli yargıcın yerinde olsanız "Beni dövüyorlar" diyen 14 yaşındaki Türk kızına mı, yoksa "Dövmüyoruz" diyen ailesine mi inanırdınız ?
 
O kız ailesinden bıkmış, sevgisiz. Mahkemede ne olacağınıda biliyor üstelik ve alınan karar ile de ailesinden öc almış oluyor.

Kıza haklı diyemem ama....

Aile düşünmeli nerede hata yaptık diye.

Çocukları o hale getiren ailelerdir.
 
Üst Alt