• Hoşgeldin ziyaretçi , forumdan daha fazla yararlanmak için buradan üye olunuz...

Şişmanlatmayan sofra adabımız üzerine..

Okunuyor :
Şişmanlatmayan sofra adabımız üzerine..

RABİA

Bağımlı
Üye
Şişmanlatmayan sofra adabımız üzerine..


İnsanın yiyecek kadar iştaha sahip olması, bu iştahını karşılayacak kadar da sofrasında helal yemeğinin bulunması, Allah'ın büyük bir lütuf ve ikramıdır.
Sofraya her oturuşta bu lütuf hatırlanmalı, bu ikram düşünülmeli, bu sebeple de sofrada yemek boyunca zikir-fikir-şükür duyguları içinde olunmalıdır.

-Yemek boyunca nasıl zikir-fikir-şükür duyguları içinde olunur?

Yemeğe 'Bismillah..' diyerek başlamak zikir olur. Yemek boyunca nimetleri vereni düşünmek fikir olur. Yemek sonunda 'Elhamdülillah!' diyerek kalkmak da şükür olur.

Sofrada böyle zikir, fikir şükür duyguları içinde olan kimsenin yedikleri bedenine sıhhat, afiyet olacağı gibi, amel defterine de kanaat ve rıza hali olarak kaydolur.

İslam alimleri, böyle zikir, fikir, şükür duyguları içinde yenen yemeğin şişmanlığı önleyen sünnetini de haber verirler. Onlara göre sofranın son sünneti:

- İhtiyacı kadar yedikten sonra, iştahını tüketmeden yemekten çekilmektir!. İştahını yok edecek derecede yemekte ısrar eden adam, bedenini hantallaşmaktan kurtaramayan adam demektir.

İsrafı yasaklayan ayetinin ikazı da bu konuda uyarıcı mahiyettedir:

-Yiyiniz, içiniz, ama israf etmeyiniz!. Unutmayınız ki, (iştahını yok edecek derecede yiyerek) israf edeni, Allah sevmez!.

Anlaşılan odur ki, ihtiyaç kadar yemek serbesttir. Ama ihtiyaç fazlası iştahı tüketecek kadar yemek israftır. Öyle ise iştahı tüketmeden sofradan kalkma iradesini göstermeli, bedeni hantallaşmaya maruz bırakacak israflı yemekten kaçınmalıdır. Bundan dolayı İbn-i Sina bu ayete şu yorumu da ilave eder:

- Mideyi, iştahı yok edecek derecede doldurmayın, az yiyin; yemekten sonra dört-beş saat bekleyin, şifa hazımda, sıhhat de sabırdadır!.

Peygamberimiz'in (sas) mideyi doldurma konusunda verdiği meşhur ölçü, tam bir sıhhat reçetesidir. Buyuruyor ki:

-Midenin üçte birini yemeğe ayır, üçte birini de suya; kalan üçte birini ise rahat nefes almaya bırak!.

Demek ki iştah ile yemeğe oturmalı, iştahı yok etmeden çekilmeli, suya, nefes almaya da yer bırakmalıdır.

Sahabeden Semüre bin Cündeb'in oğlu yemekten sonra kusmuştu, çok yedikten sonra kusmayı hayra alamet saymayan Semüre şöyle dedi:

-Şayet bu kusmadan sonra ölseydin cenaze namazını kılmakta tereddüt ederdim. Çok yedikten sonra ölmek hayra alamet sayılmaz çünkü!.

Hazret-i Ömer efendimizin şu sözü de yemekte ölçü verici mahiyettedir. Diyor ki:

-Nefsin istediği her şeyi yemek, ihtiyaçtan değil, bazen israftan sayılır. Allah ise müsrifleri sevmez!.

Öyle ise nefsin her istediğini ihtiyaçtan sayıp da peşine düşmemeli, mahrumiyet duygusuna girmemelidir..

Maneviyat büyükleri çok yemenin sebep olacağı duygu kayıplarını sıralarken şöyle demişler:

-Çok yiyenin manevi hassasiyeti azalır, merhamet duygusu zayıflar, ibadetlerde zorlanmaya başlar..

Bostanü'l-Arifin'de sofranın ihmal edilmez adapları da şöyle sıralanır:

1- Sofraya oturacakların tamamı gelmeden yemeğe başlamamalı.

2- Kendi önünden yemeye dikkat etmeli.

3- Lokmayı küçük alıp ağzı kapalı şekilde çiğnemeli.

4- Başkasının ağzındaki lokmaya bakmamalı.

5- Sıcakken üfleyerek yememeli.

6- Herkesten önce çekilmeyip yiyenlerin doymasını beklemeli.

7- Bardaktaki suyun birazını içip artığını bekleterek bardağı meşgul etmemeli..

Sözün özü: Sofraya böyle zikirle oturan, fikirle devam eden, şükürle de kalkan kimsenin, midesini yormayacak şekilde sünnet üzere yediği yemekler, kalbine nur, bedenine de sıhhat ve afiyet olur. Hantallaşma, halsizleşme gibi çok yeme sonuçlarına da maruz kalmaz inşa Allah...


AHMED ŞAHİN
ZamanOnline
 
Üst Alt