• Hoşgeldin ziyaretçi , forumdan daha fazla yararlanmak için buradan üye olunuz...

Şia da Fıkıh

  • Konbuyu başlatan mopsy
  • Başlangıç tarihi
  • Cevaplar 0
  • Görüntüleme 2K

Okunuyor :
Şia da Fıkıh

mopsy

Emektar
Üye
Selam!

Şiîler:
Bunlar en eski İslâm fırkası sayılır. Çünkü onlar, Hz. Osman zamanında ortaya çıkmış olup Hz. Ali devrinde kuvvetlenmişlerdir. Hattâ Şiîler, Peygamber (S.A.) vefat eder etmez bir fırka olarak ortaya çıktıklarını iddia etmektedirler. Bu iddiaya göre safıabîlerden bazıları Hz. Ali´nin propagandasını yapıyor ve halifeliğin Hz. Ebu Bekr´in değil, Hz. Ali´nin hakkı olduğunu ileri sürüyorlardı. Her ne ise, hakikat odur ki şiîlik, Hz. Osman zamanında bir realite olarak ortaya çıkmış ve İslâm devletlerinin teşekkül ve seyrinde büyük etkilerde bulunmuştur.

Genel olarak Şiîler, Hz. Ali´nin halifeliğe diğer müslümanlardan daha lâyık oluşuna ve onun Peygamber tarafından halife olarak tâyin edilişine kani idiler. Ayrıca onlar, İmametin, ümmetin görüşüne terkedîlebilecek âmme menfaatlarmdan sayılamayacağına; aksine, İmametin, dînin en esaslı prensiplerinden biri olduğuna, Peygamber´in bu konuyu ihmal ve ümmete havale etmesinin asla caiz olmadığına; bilâkis, Peygamber´in bir İmam tâyin etmek mecburiyetinde olduğuna inanırlar.

Şîa adını taşıyan çeşitli fırkalar vardır.
Bunların bazıları. Hz. Ali´yi takdis ederek İslâmiyetten dışarı çıkmışlardır. Bu türlü sa*pık şiî fırkalara, yahudi dönmesi Abdullah İbni Sebe´ taraftarı olan ve Hz. Ali´yi tannlaştıran «Sebeiyye» fırkası ile Ali (R.A.)´yi Peygamber sayan «Gurabiyye» fırkasını misal olarak gösterebiliriz. Gurabîlere göre, Cebrail, vahyi getirirken şaşırmış, onu Hz. Ali´ye getireceği yerde, Muhammed (S.A.)´e getirmiştir. Bunlara göre, Hz. Muhammed ile Hz. Ali aynı tipte olan iki karga gibi birbirine ben*zediklerinden dolayı Cebrail şaşırmıştır. Dolayısiyle bu fırkaya «Kargacılar» anlamında «Gurabiyye» adı verilmiştir.

Bu iki fırkadan başka Ehl-i Beyt taraftarı olduklarını söyleyen ve sapıklıkta küfre kadar giden fırkalar da vardır. Bunların doğuşu, Hz. Hüseyin´in Kerbelâ´da şehid edilmesinden sonra ve hicrî birinci asrın sonlan ile ikinci asrın başlarına rastlamaktadır. Bunların en dikkati çekenleri şu fırkalardır:

1 Beyaniyye:
Bu fırka,mensupları, Temim kabilesinden Be*yan Ibni Sem´an denilen bir adama tabidirler. Bu adam, Hz. Ali´nin Fatıma (R.A.)´dan sonraki hanımından doğan oğlu Muhammed b. Hanifiyye´nin ölümünden sonra kendisinin İmam olduğunu iddia et*miştir. O, daha ileri giderek, Hz. Ali´nin de tanrı olduğunu söylemiş-ve yer tanrısı ile gök tanrısı ayrı ayrıdır, demiştir.

2 Mugiriyye:
Bu fırkayı kuran kimse Mugire b. Saîd adın*da biridir. Bü adam, Ali Zeynelabidin b. Hüseynin oğlu Muhammed Bakır´a bağlı olduğunu iddia etmiş ise de, O, bunu reddetmiştir. Bu da, Hz. Ali´nin tanrı olduğunu ve İmamların Hz. Hüseyin neslinden geleceğini iddia etmiştir.

3 Hattâbiyye:
Bu fıkranın başı Ebu´l-Hattab Muhanımed b. Ebi Zeynep el-Esedî adında biridir. Bu şahıs, îmam Cafer-i Sadık devrinde yaşamış olup onun propagandasını yapmakta idi. Bu da, saptırarak kendisinin peygamber, Cafer-i Sadık´m da tanrı olduğu*nu iddia etmek suretiyle küfre batmış ve nihayet bütün haram olan şeylerin yapılmasına izin vermiştir. Buna mensup olanlar, farzları yerine getirmenin ağırlığından kendisine şikâyette bulunarak, ko*laylık göstermesini istemişler; O da, onları terketmelerini emretmiş. Bunun üzerine onlar bütün farzları terketmişler ve bütün haramları helâl saymışlardır. Hattâ O, onların birbirleri için yalancı şahitlik yapmalarına da müsaade etmiş ve İmamı tanıyan insana haram olan her şey helâl olur, demiştir.

İslâm dairesinden dışarı çıkmayan şiî fırkalar içinde[/COLOR
Ehl-i Sün*nete yakın olanlar vardır. Meselâ; İmam Zeyd b. Ali Zeynelâbidin b. Hüseyin´e mensup olan Zeydiyye mezhebi bunlardandır. Bu mez*hebe göre hilâfet, Hz. Ali´nin Fatıma (R.A.)´dan olan evlâtlarına ve*rilmelidir. Bunlar ister Hasan, ister Hüseyin neslinden olsunlar. Aslında hilâfetin Ali evlâtlarına verilmesi de şart değildir, fakat hi*lâfetin onlara verilmesi daha iyidir. Adaletle hilâfeti yürüten baş*ka bir halifeye de itaat vacip olur. Dolayısiyle Ebu Bekr ve Ömer (R.A.)´in hilâfeti meşrudur. Hz. Ali, Peygamber (S.A.V.) tarafından İmam (halife) olarak tâyin edilmemiştir. Sadece İmamda bulunma*sı gereken sıfatlar itibariyle´ tavsiye edilmiştir. Dolayısiyle Hz. Ali soyundan gelen İmanılarMa ismen değil, sıfatlarıyla bilinirler. İmamın, kendisi için bir dâvetçi (dâi) tâyin etmesi gerekir. Hilâfet bir mülk gibi miras olarak kalmaz. Fakat seçim ve biat suretiyle olur.

İslâm tarihinde ortaya çıkan üç şiî fırkası daha vardır.
Bunlardan ikisinin mensupları îslâm memleketlerinde hâlâ mevcuttur.
Bu fırkalar şunlardır:

1 Keysaniyye:
Bunlar Muhtar b. Ubeyd es-Sakafî´ye tâbi olanlardır. Onlar, önceleri harici idiler. Sonra Ali taraftarı olarak, Hz. Hüseyin´in ölümünden sonra ortaya çıkıp Muhammed b. Hanefiyye´nin propagandasını yapmışlardır. Bunların esas görüşlerini şöyle özetleyebiliriz:

a) Peygamber (S.A.V.), kendinden sonra
İmametin Hz. Ali´ye, ondan sonra oğlu Hasan´a, ondan sonra´Hüseyin´e, daha sonra da Muhammed b. Hanefiyye´ye ait olacağını söylemiştir.

b) İmam Muhammed b. Hanefiyye geri dönecektir.
O diri olup Mehdiy-i Muntazar (Beklenilen Mehdi)´dir.

c) Bedâ, gerçektir.
«Bedâ» demek, Allah´ın iradesinin ilmi ile birlikte değişmesidir. Bu hususta Şehristânî «el-Milel ve´n-Nihaî» adlı eserinde şöyle söyler: «Muhtar es Sakafî bedâ fikrini ortaya atmıştır. Çünkü O, gelecek olayları ya vahiy ile veya İmam tara*fından gönderilen bir mesajla bildiğini iddia ederdi. O, adamları*na gelecekte bir şeyin olacağını haber verir ve olay dediği gibi çı*karsa bunu dâvasına bir delil sayardı. Eğer dediği gibi çıkmazsa Rab-bınıza bedâ geldi, yani O fikrini değiştirdi, derdi.

2 İsnâ-Aşeriyye (Oniki İmam kabul edenler) :
Bunlara imâmiyye» fırkası da denilir. Onlar, İmametin, yalnız Hz. Fatıma´mn oğlu Hüseyin soyundan gelenlere münhasır olduğunu ileri sürerler. Onlara göre İmamet, sadece oniki kişiye münhasırdır. Bu İmamlara vasî da denilir. Çünkü bunların her biri kendinden sonra gelecek İmamı tavsiye ederek tâyin etmiştir. Esasen bunların onikisi de Pey*gamber (S.A.) tarafından bildirilmiştir.

Bu oniki İmam şunlardır:

1 Ali b. Ebî Tâlib
2 Hasan b. Ali
3 Hüseyin b. Ali
4 Ali Zeynelâbidin b. Hüseyin
5 Muhammed Bakır
6 Cafer-i Sadık b. Muhammed Bakır
7 Musa Kâzım b. Cafer
8 Ali Rıza
9 Muhammed Cevad
10 Alı el-Hâdî
11 Hasan el-Askeri
12 Muhammed b. Hasan el-Askerî

Bu mezhebin mensuplarına göre onikinci İmam Samarra´daki babasının evinde ve annesinin gözü önünde serdab (mahzen) a girmiş ve bir daha dönmemiştir. Hâlâ dönmesi beklenmektedir. Yâni onun mehdiy-i numtazar olduğuna inanılmaktadır. Îsna-Aşeriyye fırkarsma mensup olanların sayıları İran ve Irak´ta kabarıktır. Hin*distan, Pakistan ve Kuzey Afrika´da bu mezhebe bağlı olanlar vardır. İsnâ-Aşeriyye mezhebinin fıkıh İmamı Cafer-i Sadık´tir. Caferi mezhebinden bahsederken bu hususta daha geniş bilgi vereceğiz.

3 İsmâiliyye:
Bu fırka, İmamiyye fırkasının bir koludur. Bunlar, Cafer-i Sadık´ın oğlu İsmail´i İmam olarak tanımışlardır. Cafer-i Sadık´a kadar İsna-Aşeriyye fırkasıyla müşterek iken Cafer-i Sadık´ın ölümünden sonra ayrı bir fırka teşkil etmişlerdir. Onlara göre Cafer-i Sadık´tan sonra gelen İmam, onun oğlu İsmail´dir. Çün*kü Cafer-i Sadık, ismail´in İmam olduğunu bildirmiştir. Fakat İsmail babasından önce ölmüş ve İmamet İsmail´in, oğlu Muhammed Mektûm´e intikal etmiştir. Muhammed Mektûm gizli İmamların başıdır. Ondan sonraki İmam, bunun oğlu Cafer-i Musaddak´tır. Ondan sonra İmamet, Cafer-i Musaddak´m oğlu Muhammed Habib´e intikal etmektedir. Bu da gizli İmamların sonuncusudur. Bundan sonraki İmam, Muhammed Habib´in oğlu Abdullah el-Mehdî´dir. Bu İmam Kuzey Afrika´yı ele geçirmiş ve kendinden sonra da oğulları Mısır´ı zaptetmişlerdir. Bunlara İslâm Tarihinde «Fatimîler» denilir.

Bu fırkaya «Bâtmiyye» fırkası da denilir ve birçok kollara ay*rılmıştır. Bunların bazıları İslâmiyetten dışarı çıkmıştır. Meselâ, Hâkimiyye fırkası, Tanrının, İmama hulul ettiğine inanır ve bu sapık fırkanın kalıntılarına Kuzey Afrika, Pakistan ve Hindistan´da hâlâ rastlanmaktadır.

İslam da Fıkhi Mezhepler Tarihi, Prof. Muhammed Ebu Zehra, Hisar Yayınevi: 2/58.
 
Üst Alt