• Merhaba Ziyaretçi hoşgeldin! Forumdan daha fazla yararlanmak için buradan kayıt olunuz...

Seyyid rıza kimdir?

Kimden : Pir Gerçek Veli (Bay, 34)
Kime : Grup: Alevi Uyan...Mehdî Geldi...
Tarih : 8.10.2007 15:03 (GMT +2:00)

Konu : SEYYİD RIZA KİMDİR?
Biz Seyyid Rıza'yı aldık. Otomobil' de benimle polis müdürü İbrahim'in arasına oturdu. Jeep Jandarma Karakolunun yanında ki meydanda durdu. Seyyid Rıza sehpaları görünce durumu anladı.

  • Asacaksınız, dedi ve bana döndü.
  • Sen, Ankara'dan beni asmak için mi geldin?

Bakıştık. İlk kez idam edilecek bir insanla yüz yüze geliyordum. Bana güldü.

Savcı namaz kılıp kılmayacağını sordu. İstemedi. Son sözünü sorduk.

- Kırk liram ve saatim var. Oğluma verirsiniz. Dedi.

Bu sırada Fındık Hafiz asılıyordu. Asarken iki kez ip koptu. Ben, Fındık Hafız asılırken görmesin diye pencerenin önünde durdum. Fındık Hafız'ın idamı bitti...

Seyyid Rıza'yı meydana çıkardık. Hava soğuktu ve etrafta kimseler yoktu. Seyyid Rıza, meydan insan doluymuş gibi sessizliğe ve boşluğa hitap etti:

EVLADI KERBELAYIK! ... BÎHATAYIK. AYIPTIR. ZULÜMDÜR! .. CÎNAYETTÎR! ...,, dedi.

Benim tüylerim diken diken oldu. Bu yaşlı adam rap-rap yürüdü. Çingene'yi itti. İpi boynuna geçirdi. Sandalyeye ayaği ile bir tekme vurdu. İnfazını gerçekleştirdi... »

SEYYİD RIZA KİMDİR?
İSMAİL ONARLI
1. GİRİŞ:
Alevi tarihinde; Şeyh Hasan Ocağı Rehber Dedesi (ya da küçük Şeyh Hasan Ocağı Dedesi) olan Seyyid Rıza, önemli bir kişilik ve önderdir. Seyyid Rıza'nın kişiliği, görüş ve düşünceleri konusunda çok şey anlatılır. Belgelere göre, 1908-İkinci Meşrutiyet ile birlikte siyasi fikirleri netleşen büyük dava adamıdır.

İttihat ve Terakki Cemiyeti önderlerinden, Arapkir kökenli Dr. Abdullah Cevdet (1869-1932) ile siyasi bağı olan; Alevi-yoluna serini koyan yurtsever bir devrimcidir.

23 Temmuz 1908de İkinci Meşrutiyetin ilanından hemen sonra, İttihatçılar Alevi örgütlenmesini organize ederler. Seyyid Rıza'nın bu piramidal örgütlenmeye ve yeniden yapılanmaya bölgesinde ön ayak olur, fiili ve düşünsel katkılarda bulunur.

Ruslara yönelik olarak, Şafi Kürtlerden oluşturulan Hamidiye Alayları amacına uygun faaliyette bulunmazlar; daha çok eşkiyalık yaparlar. Ermeni ve Alevi köylerine, baskınlar düzenleyip çapulculuk yaparlar. Şafi Kürt Aşiret Alaylarına karşı, Seyyid Rıza'nın alınacak önlemler konusunda, fikir ve eylem düzeyinde önemli yardımları olur. Hamidiye Alaylarının olumsuzluklarına karşı; Dersimli oymaklar, Şeyh Hasanlı, Hormek, Lolan gibi Alevi aşiretleri, birlikte hareket ederek, yerel karşı taarruz-muharebe, köy ve mezralarda barikat savaşları yaparlar...

Seyit Rıza; 1914/18 arası yılarda, Şeyh Hasanlı ve Dersim Aşiretinden oluşturduğu milis güçleriyle, vatanı savunmak için, Ruslara ve Ermeni Komitecilere karşı, Doğu Anadoluda ve cephesinde savaşmıştır. Seyit Rıza; I. Dünya Savaşı sırasında büyük yararlılıklar göstermiştir. İstiklal Savaşında ve Cumhuriyetin kuruluş döneminde de çeşitli şekillerde yardımları görülmektedir...

Ercan06.08.2005, 12:49
Dinleyici:Sizlere başarılar dilerim. İsmail Hocamıza, bir sorumuz olacak. İsmail Bey, Seyit Rıza Türktür diyor. Bunun belgeleri var mı.Türk olduğunu nereden biliyor?

İ.O.:Yavuz Bey, biraz evvel de açıkladığım gibi elimizde 1204 yılına ait belgeler var. Secereler, damgalar, vakfıyelerimiz var. Devlet Arşivleri var. Sovyet arşivleri, Kazakistan arşivleri, Türk arşivleri var. Bunları anlattım.

C.Ş.:Sevgili dinleyiciler, Sayın İsmail Onarlı birinci yarıda Aleviliğin genel olarak İslam içindeki yerine, Orta Asya bağlantısına ve arkasından da Anadoludaki Alevi Ocaklarına değindi. Kendisinin araştırma konusu ve kendi mensubu olduğu için Şeyh Hasan Ocağının soy kütüğünü bize anlatmaya çalıştı. Şüphesiz ki kısa bir radyo programında bu kadar kapsamlı konuların işlenmesi elbette zor. Ama dilimiz döndüğünce programı devam ettirmeye çalışacağız. İsmail Bey Şeyh Hasan Ocağının Türk olduğunu Anadoluya geldikten sonra Tunceli ya da Dersim denen yöreye yerleştiklerini, Zazaca ya da Kurmançcayı da daha sonra öğrendiklerini düşünüyorlar. Ben İsmail Beye bu bağlamda Teslim Dede, Diyap Ağa ve Mustafa Kemal ilişkisini sormak istiyorum. Bu üçlü arasındaki tarihsel, sosyolojik ilişkiyi anlatırlarsa seviniriz.

İ.O.:Bizim soydan gelen Şeyh Hasan köyünden gelen Teslim Dede 1920-21 yıllarında Malatya çarşısında Mehmet Bey Kızılbaşlara küfrettiği için onu vuruyor. Cumhuriyetin yeni kurulduğu dönem. Diyap Ağa da Mecliste. Akrabalar hemen Diyab Ağaya haber veriyorlar. Teslim Dede ben vurdum, diye teslim oluyor. Ve vurma gerekçesini de anlatıyor. Diyab Ağa Şeyh Hasan köyüne geliyor. Bizim secerelerin bir bölümünü alıp Atatüke götürüyor. Paşam diyor, bu bizim dedemiz, pirimiz, mürşidimiz. Bu kızılbaşlara küfrettiği için vurdu diye itiraf etti. Yalan da söylemez, diyor. O zaman Malatya Valisi Ben vurmadım de senin yerine başkasını tutuklayalım diyorlar. Fakat Teslim Dede bunu kabul etimyor. Ben vurdum, cezasını da ben çekerim, diyor.

Secereleri götürüyor Atatürke inceliyor. Muhammet soyundan ve Şeyh Hasan Ocağından olduğunu görüyor. Ve bundan dolayı özel bir kararnameyle hapisten çıkarıyorlar. Meşru müdafaadan dolayı, nefsi müdafaadan dolayı Teslim Dedeyi hapisten çıkarıyorlar. Bunu şunun için anlattım. Seyit Rıza olayı...

C.Ş.: Tam secereden bahsetmişken, Seyit Rızanın yakalanması sırasında bir secereden bahsediliyor.

İ.O.:Evet, işte tam bunu anlatmaya çalışıyorum, yeri gelmişken. Bu belgeler Seyit Rızaya o zamanlar veriliyor. Diyap Ağanın Atatürke verdiği belgeler, Seyit Rızadan veriliyor. El Yazması, Kuran, Orta Asyadan gelen belgeler vs. var. Bu belgeler Seyit Rızada o zamanlar. Seyit Rıza yakalandığı zaman bu belgeleri o zaman orada bulunan komutana teslim ediyor. 1937 yıllarında. Bunun yanında Seyit Rızanın teslim ettiği İmam Rızanın bir küçük altın, küçük bir kutuda Yezit tarafından kesilen parmağı var. Mühür. Eskiden mühürler parmakta taşındığı için o parmak ta mühürde var. Seyit Rızanın teslim etitği. Şimdi bu belgelerden benim burada ismini vermeyeceğim bir dostum bu belgelerin devletin ilgili yetkili kurumlarında olduğunu bana söylemişti. Bizim Türk olduğumuza ilişkin vb. tüm bu belgeler devletin elinde. Devletin yetkili kurumları bunu açıklasınlar. Ben onları burda açıklamaya davet ediyorum. Seyit Rıza yakalandığı zaman ele geçirilen tüm eşya ve belgeler açıklansın. Neden açıklamıyorlar, bence şundan. Türkmen soyu olduğu için. Devlet Türk katli***** girdiği için. Seyit Rıza yakalandığı zaman, Kürt olduğu için değil beni Alevi olduğum için idam ediyorsunuz, diyor.

C.Ş.:Evet, Bi hatayık, evladı Kerbelayık diyor.

İ.O.: Evet, öyle diyor. Yani idama gittiği zaman, Alevi felsefesini savunduğu için gidiyor. Bence o dönemde orada bulunan ajan provakatörlerle bilikte o devrin faşist devlet yöneticilerinin ortaklığıyla Seyit Rıza idam edilmiştir. O belgeler ortaya çıktığı takdirde Türk müdür, Kürt müdür daha iyi anlaşılacaktır. Bence oradaki Kürt isyanı değil, bir Alevi direnişiydi. Ama belgeler çıkınca bu daha iyi anlaşılır. Bunu devletin kendisinin açıklaması gerekir. Dinleyicim bana bu soruyu soruyor:Ben ancak Osmanlı arşivlerinden, Selçuklu arşivlerindeki belgelerden yola çıkıyorum. Seyit Rızayla aynı soydan olduğumuz için, aynı kökten geldiğimiz için biliyorum. Seyit Rızanın elindeki 1530lu yıllardaki Bodik secerelerinden şunu çıkarıyorum. Seyit Rıza 1515 sonrası 1530da Ağdada gidiyorlar. Bodik köyüne yerleşiyorlar. Elimdeki belgelerden konuşuyorum. Bunlar Türkmen boyu. Şeyh Hasan Köyünden gitmeler Seyit Rızalar.

C.Ş.: Sevgili dinleyiciler, konuğumuz İsmail Onarlı, her kesimin ilgiyle izlediği Alevilerin Etnik Kimliğine ilişkin çarpıcı açıklamalarda bulunuyor. Ve bunu Osmanlı arşivi, Rus belgeleri ve daha pek çok belgeye dayandırıyor. Sayın Onarlı bugüne kadar tabu sayılan Alevilerin Etnik Kimliğine ilişkin yıllardır süren araştırmalarının sonuçlarını söylüyor. O açıdan da her kesimin dikkatle izlemesi gereken şeyler söylüyor. Örneğin 1937-38 yılında Seyit Rıza yakalandığında geçmişlerine ilişkin elinde secerelerinin bulunduğu ciddi belgelerin varlığını vurguluyor. Gerçekten Türkiyedeki siyasi coğrafyayı, Türkiyenin yapısını yakından bilenler buna çok tanık olmuşlardır. Alevilerin etnik kimliği tartışma konusu olduğunda Alevilik biliyorsunuz dinsel bir ayrım. Ama, Türklük, Kürtlük, Arnavutluk bunlar etnik bir ayırım. Farklı etnik kesimler bir dini benimseyebilir, benimsemez. Örneğin Alevilik, Sünnilik, Hristiyanlık bunlar dinsel ayrım. Türklük, Kürtlük, Fransızlık bunlar ırksal ayrım. İnsanlar nasıl Hristiyan olup Katolik, Protestan, Anglikan vb olabilirse, Türk olup Sünniliği Aleviliği ya da Hristiyanlığı ya da Museviliği de tercih edebilir. Ama ne yazık ki Türkiyede bu konular yakın zamana kadar tartışılmıyordu. Bizim yaşlılar, özellikle Zazaca ya da Kurmançca konuşan Alevi yaşlıları kendi etnik kimliklerini ifade ederlerken, biz Zazaca konuşmamıza rağmen ya da Kurmançca konuşmamıza rağmen biz Türküz dediklerinde onlara çoğu kesim gülüp geçiyordu. Bizde gençliğimizde öyle davranıyorduk. Asimile olmuşlar, ya da Kemalizm etkilemiş diyorduk. Halbuki durumun bunun tam tersi olduğunu Kürt tarihini Türk tarihini inceleyince anladık.

C.Ş.:Sevgili dinleyiciler, Kolbay Gökdemir bir soru sormuş telefonda. Diyorlar ki; Ardahan, Kars, Erzincan,... halkı var. Bunların dili Türkçeydi. Fakat şimdi Kürtçe konuşuyorlarmış. Çok enteresan. Urfada Karakeçili aşiretinin yarısı Türkçe yarısı da Kürtçe konuşuyor. Bu nasıl olmuştur? Dilleri nasıl değişmiştir diyor. Ben bir iki şey ifade edeyim. Arkasından açıklaması için İsmail Beye bırakacağım mikrofonu.

Kolbay Gökdemirin sorusu çok enteresan ve tam da konumuzla ilgili. Bunlar... şu anda da Kürtçe konuşuyorlar diyor. Gerçekten Ziya Gökalp Kürtleşen aşiretleri anlatırken bunlardan birisinin de Karakeçili aşireti olduğunu yazıyor. Türkan aşireti olduğunu söylüyor. Nitekim Karakeçili aşiretinin Urfadakiler Şafii ve Kürtçe konuşuyorlar. Orta Anadoludakiler Bektaşiliğe yakın Türkçe konuşuyorlar. Karakeçili kasabası var, Kırıkkalede, Eskişehir civarından Karakeçili aşireti var onlar ise bir tek kelime Kürtçe bilmiyorlar. Türkçe konuşuyorlar ve Hanefiliği benimsemişler.

Orta Asyadan gelen Karakeçili aşireti üç coğrafi yöreye dağılmış ve üç farklı özellik kazanmış. Halbuki kökü aynı Orta Asya. Ve bunlar zaman zaman Söğütte bir araya gelip şölenlerde yapıyorlar. Yani aynı aşiretin mensupları bir kısmı Kürtçe bilmiyor, Türkçe konuşuyor. Bir kısmı Türkçe bilmiyor, sadece Kürtçe konuşuyor. Bunlar nasıl olur. Bunlar süreç içinde olur. Örneğin; bugün Almanyaya giden işçilerimiz, yurttaşlarımız var. İkinci, üçüncü kuşak neredeyse Türkçeyi unutmuş durumda. O nedenle din süreç içerisinde gerçekten değişebiliyor. Osmanlının da 1400-1500lerde Türklerin ya da Alevilerin Kürt bölgesine gittiğini düşünürsek gerçekten 500-600 yıl gibi bir sürecin geçtiğini, bu nedenle de dilin öğrenilmesinin de kaçınılmaz olduğunu anlarız.

Bir telefonumuz var. Onu da alalım. İsmail Beye söz vereceğim.
Dinleyici:Cemal Bey, selamlarımı sunarım.
C.Ş. Buyrun, Hüseyin Bey.

Dinleyici:Konuşmalarınızı tebrik ederim. İsmail Onarlıyı da. Ben Hüseyin Aydın. Sizi sevgiyle dinliyorum. Şimdi İsmail Beyin konuşmuş olduğu Şeyh Hasan Aşireti dışında bir de Seyidan aşireti var.

İ.O.:Onu da belirttik.

Dinleyici:Seyidan aşireti, Baluşağı, Keçeluşağı, Biran uşağı, Abbas uşağı. Bunlar tamamen Türktür.
C.Ş. Hüseyin Bey, Tuncelili misiniz?
Dinleyici:Tabii ben Bal uşaklıyım. Siz benim kirvemsiniz.

İsmail Bey sizi ben tebrik ediyorum. Sizin konuşmuş olduğunuz aşiretler Türktür ve Horasanın Nişabur ilinden gelmedir. Bunu da bizim seceremiz belirtiyor.

İ.O.:Hüseyin Bey, 24 boyu şimdi birden girersek zaman yetmez.
C.Ş.:Hüseyin Bey zamanımız kalmadı. Aradığınız için çok teşekkür ediyoruz.

Dinleyici:Bu hususta Türk milleti adına tebrik ediyorum.

C.Ş.İ.O: Teşekkür ederiz.
C.Ş.:Sevgili dinleyiciler zamanımız kalmadı. İsmail Beyin son bir iki cümlesini alıp size veda edelim.

İ.O:Şimdi arkadaşın gönderdiği not doğru. Bizim Şeyh Hasanın yerleşim bölgelerinin ta Bulgaristana kadar giden başlıca oymaklar vardı. Bunlar Türkçe konuşuyorlar. Bunlar Toroslarda da vardır. Balıkesirde vardır. 9 köy, Şeyh Hasanlı, Dersim bölgesinde Zazaca ya da Kürtçe diyelim Guyma, Amasyanın Guyama, köyü vardır. Krimotik köyü vardır. Şeyh Hasan aşiretinden oymaklar, benim akrabalarım. Bunların bir kısmı Kürtçe konuşuyor. Şimdi yöreye özgü dil değişiyor. Bunların bir kısmı da Yavuz döneminde katliamdan kurtulmak için kendilerini Kürtleştirmişlerdir. Kürt dilini Zaza dilini benimsemişlerdir. Yani 1515 sonrası Yavuzun kestirdiği bu 40 binle-70 bin arasındaki katliam sonucu, hatta bunu belki 100 binlerle de ifade edebiliriz.

C.Ş. (Cemal Şener)
İ.O. (İsmail Onarlı)
2.11.1999 tarihli söyleşi.
Karacaahmet.com

Hür oğlu hürüm ben,
Yezitten korkum yoktur benim! ..

Hür oğlu hürüm ben,
Mervandan korkum yoktur benim! ..

Hür oğlu hürüm ben,
İblisten korkum yoktur benim! ..

Hür oğlu hürüm ben,
Şeytandan korkum yoktur benim! ..

Önüm arkam sağım solum şeytan sobe! ..

Önümde yezit arkamda mervan sağımda iblis solumda şeytan...
Haydar-ı Kerrar, Şah- ı merdan,
Zuhur edecek Mehdi Sahib-i zaman...


Zikr-i Hakikatimizdir...
__
Baki Gerçekler Demine Hu Dost Allah Eyvallah...
Gerçeğe Hu Mü'mine Ya Ali Ya Mehdi Sahib-i zaman...
 
Z

Ziyaretci

Ziyaretci
Cevap: Seyyid Dervis Beyaz Ocagi

SEYYID DERVIS BEYAZ OCAGI:
Seyyid dervis Beyaz asıl adı seyyid şeyh mahmudül kebir olup, soyu 17. kuşaktan imam musa-i kazımın oğlu ibrahime dayanmaktadır. derviş gewr ismi ile de bilinir.

8.imam ali er-rıza, abbasi halifesi harun reşitten gördüğü yoğun baskı nedeniyle, horasan bölgesine gelerek buraya yerleşir ve türkler ile akrabalık ilişkileri kurar. anadoluya gelerek bölgenin müslüman ve türkleşmesini sağlayan da bu akrabalık ilişkisinden ortaya çıkan ve baba erenler olarak adlandırılan peygamber soyundan gelen ocaklardır. anadoluya gelen bu seyyidlerden biri de derviş beyazdır.

derviş beyaz, sultan murat hüdavendigar zamanında yaşamış ve keramet göstermiştir. günümüze kadar ulaşan şeceresinde osmanlı sultanları iii.ahmet ve i.mahmudun mührünün yanı sıra farklı zamanlarda çok sayıda kadı ve naipin onayı bulunmaktadır. şecerede, derviş beyazın 12 aşireti ile birlikte horasandan önce hıns-ı mansura (adıyaman), ardından da dersim ve çapakçur (bingöl) yöresine geldikleri belirtilir.

sultan murat hüdavendigarın, seyyid şeyh mahmudül kebirin derviş beyaz ismini vermesi şecere şu şekilde anlatılır:
derviş beyaz, sultan muratın huzuruna çıkar, sultan kendisinden bir keramet göstermesini ister, bunun üzerine büyük bir ateş yakılır ve derviş beyaz, padişahın çuhadarı olan mehmed ağayı da yanına alarak ateşe girer ve orada yedi gün kalır. ateşten çıktıktan sonra sultan murat çuhadarına sorar:
ey çuhadar sen ne gördün?
çuhadar: benim sultanım, benim gördüğüm sen dahi göreydin vücudun eriyip mahu olurdu. emma derviş gewr himmetiyle bana bir şey olmadı. ben dahi ol kadar bir od içinde bir yeşil çimenli yerdir. göl sosun, reyhan ve akarsular ve bir yanda kar ile buz çoktu. ve kendisi bir ala beyaz köşkün üstünde bir kuş gibi otururidi. asla ateş namında bir şeyler görmedim deyu sultandan rica edüb, dervişten ayrılmadı vesselam, ismi mehmed ağa idi.
sultan murat bazen bizzat bazen başkasının vasıtasıyla onun kerametlerini görmüştür. künyesi derviş beyazdır. lakabı kerametttir.

gewr farsça bir kelime olup beyaz anlamına gelmektedir. bundan ötürü bazı kaynaklarda derviş beyazdan derviş gewr olarak bahsedilir. bununla birlikte şecereden de anlaşıldığı üzere bahsedilen tek bir kişidir.

şecerede imam aliden başlayarak, seyyid şeyh mahmudül kebire gelinceye kadar olan tüm soy silsilesi sayılır. şecere şu ifade yer almaktadır:
hazret-i aliden gelen bu şecere-i mübareke ilk defa imamül-hümam şehidler sultanı hz. hüseyinnin neslinden başlayarak nesilden nesile, göbekten göbeğe ve asırdan asıra on iki imam bitinceye kadar kaydedilmiştir. sonra yine nesilden nesile, göbekten göbeğe hıns-ı mansurda ikamet eden, tekke sahibi, dünya ve ahrette bilinen meşhur seyyid şeyh mahmuda kadar ehl-i din ve yakin alimleri huzurunda sahih eserlere dayanarak kaydedilmiştir.

bu ocağa bağlı seyyidlerin günümüzde yaşadığı başlıca yöreler; muş-varto, tunceli-mazgirt, bingöl-kiği, kars-göle başta olmak üzere yoğun göç etkisi nedeni ile ülke ve yurtdışına kadar birçok farklı yerdir.

kaynak: ali yaman, kızılbaş alevi ocakları metin küçük, seyyid derviş beyaz ocağı ve şeceresi.
paylaş
03.02.2014 19:10
 
Üst Alt