Satranç / stefan zweıg

Merhaba

satranc.jpg


Yasamim boyunca bir satranc ustasiyla tanisma firsatim hic olmamisti ve simdi boyle bir insani gozumde canlandirmak icin ne kadar cok ugrasirsam, butun bir yasam boyu yalnizca altmisdort siyah-beyaz karenin cevresinde donen bir beyin eylemi bana o kadar akil almaz geliyordu Gerci kendi deneyimlerinden 'krallarin oyunu'nun gizemli cekiciligini biliyordum; insanoglunun dusunup buldugu oyunlar arasinda, rastlantinin her turlu despotluguna karsi koyan ve zafer kupalarini yalnizca akla ya da daha cok tinsel yetenegin belirli bir bicimine veren tek oyun Ama satranca oyun demekle, haksiz bir kisitlama yapmis olmuyor mu insan? Satranc ayni zamanda bir bilim, bir sanat degil mi, yerle gok arasinda suzulen Muhammed'in tabutu gibi bu iki kategori arasinda gidip gelmiyor mu, butun karsit ciftlerin bir kerelik bilesimi degil mi? Hem cok eski, hem de yepyeni, duzenegi hem mekanik hem de dus gucune bagli, hem sabit geometrik bir alanla sinirli hem de bilesimleri sinirsiz, hem surekli gelisen hem de kisir, hicbir yere goturmeyen bir dusunme, hicbir seyi hesaplamayan bir matemetik, yapitlari olmayan bir mimari, bununla birlikte varligiyla butun kitap ve yapitlardan daha dayanikli oldugu su goturmez; butun halklara ve butun zamanlara ait olan tek oyun; can sikintisini oldurmesi, zihni acmasi, ruhu canlandirmasi icin hangi tanrinin onu yeryuzune gonderdigini kimse bilmez Baslangici ve sonu nerededir? Her cocuk onun temel kurallarini ogrenebilir, her acemi onda sansini dener, ama yine de bu degismez dar karenin icinde ozel ustalar yaratir satranc, oteki insanlarin hicbiriyle karsilastirilamaz bunlar, yalnizca satranca yonelik bir yetenegi olan insanlar; gorus, sabir ve teknigin tipki matematikciler, sairler ve muzisyenlerdeki gibi belirli bir oranda, ama farkli katman ve baglamlarda etkin oldugu ozgul dahiler

Boyle olaganustu, dahice bir oyunun ister istemez goreceli ustalar yaratacagi gercegini uzun zaman once anlamistim; ama dunyayi yalnizca siyah ile beyaz arasindaki dar yola indirgeyen, otuz iki tasi bir oraya, bir buraya, bir ileri bir geri oynatarak hayatinin zaferini kazanmaya calisan kivrak zekali bir insanin yasamini kafada canlandirmak ne kadar guc, ne kadar olanaksizdi; bu insanin yeni bir oyuna baslarken piyade yerine ati yeglemesi olay yaratir ve bir satranc kitabinin ufacik bir kosesinde adinin gecmesiyle olumsuzluge ulasmasini saglar; bu insan, bu akil insani, aklini kacirmadan on, yirmi, otuz, kirk yil boyunca butun dusunme gucunu tekrar tekrar ayni gulunc amaca yoneltir: Bir tahtanin uzerinde tahta bir sahi koseye sikistirmak!

Stefan Zweig
 
Merhaba

header_satranc.jpg


*Bir insan kendini ne kadar sınırlarsa, öte yandan sonsuza o kadar yakın olur; işte böyle görünüşte dünyadan kopuk yaşayanlar, özel yapıları içinde karınca gibi, dünyanın tuhaf ve eşi benzeri olmayan bir maketini kurarlar.

*Bu insan, bu akıl insanı, aklını kaçırmadan on, yirmi, otuz, kırk yıl boyunca bütün düşünme gücünü tekrar tekrar aynı gülünç amaca yöneltir; bir tahtanın üzerinde tahta bir şahı köşeye sıkıştırmak!

*Siyah olan ben, beyaz olan benin yapacağı hamleyi heyecanla bekliyordu. Bir tanesi bir yanlış yapınca, öteki ben sevinçten havalara uçuyor ve aynı anda da kendi beceriksizliğine kızıyordu.

Stefan Zweig
 
Üst Alt