• Merhaba Ziyaretçi hoşgeldin! Forumdan daha fazla yararlanmak için buradan kayıt olunuz...

'Şapka idamları' komşuda da olmuş!

sevmekesas

Tecrübeli
Üye

'Şapka idamları' komşuda da olmuş!
Şapka kanunu sadece ülkemizde can almadı...

İran�da Şah Rıza Pehlevi�nin iktidara gelmesi, hem meşrutiyetçilerin hem de ulema sınıfının hoşnutluğuna neden olmuştu. Fakat iktidara geldikten bir süre sonra Pehlevi, ulemayla ilişikilerini kesmeye başlamış, modernleşme alanında yapacağı inkılaplar için ulemayı tehdit olarak görmüştü. Öncelikle ulemanın ekonomik gücünü kırmak tüccarların ulemaya ödediği zekat gelirlerine el koydu. Cami görevlilerinin bir kısmını devlete bağlayarak tüccar ulema dayanışmasını sona erdirmeye çalıştı.

Şapkayı modernleşmenin temel unsusru olarak gören Şah Rıza, Fransız kepine benzeyen �Pehlevi şapkasının� erkekler tarafından giyilmesini mecburi tutarak batı tipi kıyafeti resmi kıyafet ilan etti.
Ulemanın bu şapkayı giymesi muaf tutulmasına rağmen en sert tepki ulema sınıfından geldi. Ayetullah Hacı Ağa Nurullah önderliğinde İsfahanlı yaşlı bir din adamı �Frenk şapkası� giymenin dini açıdan caiz olmadığına dair bir fetva yayınladı. 1927�nin Eylül ayında İsfahan, Şiraz ve Tebriz�de ulema önderliğinde halk sokaklara dökülerek şapka yasasının geri çekilmesini istediler. Tebriz�de cami imamı olan bir kişi, Şiraz�da ise iki kişi yasalara karşı çıktığı için tutuklanarak idam edildi.

27 Aralık 1928�de meclis şapka giymeyenler konusunda yeni cezai önlemler getirdi. Şapka ve batı tipi kısa pantolon giymeyenlere para ve üç aydan 1 yıla kadar hapis cezası alması kararlaştırıldı.

Kanun yeni haliyle 21 Mart 1929�da yürürlüğe girdi. Polis ve askerin şapka kullanmasının halk arasında yayılması için şiddet kullanması hükümet tarafından benimsendi. Polis ve askerler sarıklı kişileri şehir veya köy meydanlarında topluyor zorla şapka giydiriyorlardı. Kadınların örtünmesinin yasaklanması için de kanun tasarısında bulunuldu, Fakat İsfahan�da şiddet uygulamasının artması sonucu uygulamadan vaz geçildi.

Özellikle Tebriz şehrinde protestolar yoğunlaştı ve Tebriz uleması Kum�a sürgün edildi. Esnaf günlerce kepenk kapatı, protestolar üç ay devam etti. Şiraz ve İsfahan�da esnafın da destek verdiği 20 bin kişilik protestolar düzenlendi.

Meşhed�de arabacılar tolu olarak zorla giydirildikleri şapkayı çıkarark ayakları altında ezdiler. Hükümet bunun üzerine Ayetullah Sadık Aga�yı şehir meydanına getirerek zorla sarığını çıkardı ve şapka giydirdi.

Polisler ve askerler her gün cadde ve pazarları dolaşarak sarık giyenlerin sarıklarını parçalıyor, zorla şapka giydiriyorlardı. Din adamları çözüm olarak başlarını sarık yerine abas adı verilen bir örtüyle örtmeye başladılar.

Şapka giyme yasağı kaldırılmamasına rağmen polis ve askerin şapka giyenlere karşı şiddetinde azalma oldu. İki yıl içersinde toplam 25 bin kişi hapis, ve para cezası ile cezalandırılırken, protestoların sorumlusu olarak gösterilen din adamları sürgüne gönderildi ve üç kişi idam edildi.

Kaynak:Ajanslar
TIMETURK

Ne dersiniz bizdeki uygulamalara benziyor mu acaba? Hatta öyle olmuş ki bi zamanlar bırakın şapkayı, taşradan gelenlerin Çankaya'ya yaklaşması ve girmesi bile yasaklanmıştı.

Şapka yüzünden idam edilen İskilipli Atıf Hoca.

Batı kılık ve kıyafetleri ülkemizde de devrim denilerek devlet kuvvetiyle oturtulmaya çalışılmıştır:


sevmekesas:eek:k:
 
Moderatör tarafında düzenlendi:

YukseLL

Emektar
Yönetici
Admin
Moderatör
Üye
Sevgili sevmekesas İran'daki şapka olayını bahane edip Atatürk'e vurmaya çalışmayalım Lütfen
İskilipli Atıf Hoca'nın Neden idam edildiği supermeydan forumda defalarca tartışıldı. Neye kime hangi döneme ,hangi yönetim biçimine özlem duyuyorsunuz bilmiyorum ama Biz Atatürk ve devrimlerinden memnunuz...
 

sevmekesas

Tecrübeli
Üye
Sevgili sevmekesas İran'daki şapka olayını bahane edip Atatürk'e vurmaya çalışmayalım Lütfen
İskilipli Atıf Hoca'nın Neden idam edildiği supermeydan forumda defalarca tartışıldı. Neye kime hangi döneme ,hangi yönetim biçimine özlem duyuyorsunuz bilmiyorum ama Biz Atatürk ve devrimlerinden memnunuz...
Efendim hepimiz de gördüğünüz gibi gayet memnunuz. Burada vugulanan; uygulama yöntemleridir. Mekanik uygulamalar memnuniyet değil ama rahatsızlık oluşturmuştur. Yani 'şu anda memnunuz' demek asıl vurguyu gözden kaçırmak demektir. Çünkü şu andaki memnuniyetimizi veyahut gayrimemnuniyetliğimizi tartışıyor değiliz.. Saygılar. :eek:k:
 

ümmi

Kıdemli
Üye
sn yüksell siz şapka kanununa uyuyormusunuz bakim.:prv:
 

Masterlord

Kıdemli
Üye
iran humeyni den sonra bir daha eski gücüne kavuşabilecekmi orası tartışılır

sonuçta ABD nin istedigi oluyo
dinci gerici bi yönetim tüm dünyanın işine geliyo

güçsüz bir ülke ideal bir SÖMÜRGE demektir

eskiden idam cezaları vardı
eğer işgal yoksa ve halktan birileri yönetime karşı geliyosa bu isyandır
haliyle cezası verilir

şah rıza pehlevi biseyler yapmaya çalışmış ülkesi için
ne zmnki iran Türkiye kadar güçlü bi konuma geldi cumhuriyetle
patttt
humeyni çıktı.. ABD de düğün bayram

bu arada Atatürk e olumsuz eleştiride bulunanı Allah taş yapar
aldığı hayır dua ve sükranlar vesilesiyle büyük önderimizin ins mekanı cennet olur
Atamıza muhalefet yapılamaz
 

sevmekesas

Tecrübeli
Üye
iran humeyni den sonra bir daha eski gücüne kavuşabilecekmi orası tartışılır
İran'ın eski günlerinde ne vardı ki? Amerikan uşaklığından başka.. Batıyla işbirlikçiliği yapan bir despot Şah başta.

Bazıları da çıkmışlar İSlam Cumhuriyeti'nin eskiye göre daha zayıf olduğu zehabına kapılmış durumda.. İlginç yani.. Hala hayal aleminde yüzüyorlar..
 

Masterlord

Kıdemli
Üye
İran'ın eski günlerinde ne vardı ki? Amerikan uşaklığından başka.. Batıyla işbirlikçiliği yapan bir despot Şah başta.

Bazıları da çıkmışlar İSlam Cumhuriyeti'nin eskiye göre daha zayıf olduğu zehabına kapılmış durumda.. İlginç yani.. Hala hayal aleminde yüzüyorlar..


bugün için iranı ayakta tutan tek sey nükleer bomba geliştirme çabası

onuda başaramazsa biliyorki çok geçmeden ırak gibi kaçılamaz kaderini yaşayacak

eski iranda nemi vardı???
bi ara bize bile kafa tutar hale geldiler
ordusu o derece iyiydi.. teknolojik gelişimde baya ilerlemişlerdi
takiiiii
humeyni herseyi alt üst edene dek

simdi iranın pek bi gücü yok
nükleer bombayı da üretemezlerse ABD iranın tepesine nasıl binecek göreceksiniz

cumhuriyetle yönetilen ülkeler batı için tehdit değil
ama dinci yada diktatör yönetime dayanan devletler daima tehdittir
tehdit olması güçlü olmasından değil
dengesiz siyasetten dolayı
kime ne zmn savaş açıp dengeleri bozacağı belli olmaz öyle yönetimlerin

bizim ülkemizde söylenenlere göre bizim olan nükleer bomba yok
ama yinede bölgenin en güçlü ülkelerinden biriyiz

tüm bunlara bakınca humeyniden sonra iranın baya bi geriye gittiğini göreceksiniz
 

ümmi

Kıdemli
Üye
efenim bu şapka ne menem bişimişki iki komşu ülkenin birsürü insanı uğruna katledilmiş.ne keramet varmış bu şapkada hala anlayamadım.
 

YukseLL

Emektar
Yönetici
Admin
Moderatör
Üye
efenim bu şapka ne menem bişimişki iki komşu ülkenin birsürü insanı uğruna katledilmiş.ne keramet varmış bu şapkada hala anlayamadım.
Al bendende o Kadar Şapka için idam etmek ne kadar yanlışsa Fes,sarık için Başörtüsü için yaygara koparmak o kadar yanlıştır
Din İman şekilde değil insanın içinde olmalıdır. İçinde olmadıktan sonra Şapka giymişsin,Türban takmışsın Fes giymişsin Sarık takmışsın ne fayda....
İnsanın içindekinide ancak Allah bilir...
 

ümmi

Kıdemli
Üye
efenim bana başörtüsü ,sarık,fes takmadığı için asılan bir tek örnek gösterebilir misiniz islam tarihinden.
Ama şapka için onlarcası asıldı.
 

YukseLL

Emektar
Yönetici
Admin
Moderatör
Üye
efenim bana başörtüsü ,sarık,fes takmadığı için asılan bir tek örnek gösterebilir misiniz islam tarihinden.
Ama şapka için onlarcası asıldı.
Madem Konu Başlık Komşu, O zaman komsu'dan haberler ile devam edelim:))

İran'da Örtünme !
İran nasıl böyle olmuştu?

Türbanın serbest kalması ihtimali insana ister istemez İran'ı hatırlatıyor. Şöyle bir geçmişe bakalım dedim.
1979 Ocak ayında İran Şahı memleketi terk edip bir nevi sürgüne gitti. Ayetullah Humeyni sürgünde bulunduğu Paris'ten, Devrimci İslam Konseyi'nin, Şah'ın 'kanun dışı' hükümetinin yerini aldığını açıkladı.

1979 Şubat. Ayetullah Humeyni, Fransa'dan İran'a döndü. Kendisini milyonlarca insan karşıladı.
8 Mart 1979 günü Ayetullah Humeyni 'Devlet dairelerinde çalışan kadınların bundan böyle peçe takıp, islami elbise giymeye mecbur olduklarını bildirdi. İşin acıklı tarafı ise 8 Mart'ın Düna Kadınlar Günü olması idi.
1979 Nisan ayında Humneyni İran İslami Cumhuriyeti'nin kurulduğunu ilan etti. Bütün kanunlar kalktı. Yerlerini Şeriat hükümleri aldı. Kadınlar haklarının büyük bir kısmını kaybettiler.
Bunların en mühimleri 1931'de kabul edilen Aile Kanunu ile kadınlara verilen boşanma hakkı ile erkeklerin birden fazla kadın ile evlenmesini yasaklayan hükümler ile miras hakkı idi.
18 olan evlenme yaşı kızlar için 13'e, oğlanlar için ise 15'e indirildi.
Kızların normal mekteplere gitmeleri yasaklandı.
Kadınların çadır (tepeden tırnağa siyah ve peçeli bir kıyafet) giymeleri mecburi oldu.
Humeyni'nin kadınları sadece cinsi birer madde olarak gören felsefesi icabı bu sayede erkeklerin tahrik olmalarına mani olunacaktı.
Kadınlar miras başta olmak üzere medeni kanunun bir çok hakkından mahrum edildiler.
Okullarda, otobüslerde, denizde, kayak merkezlerinde velhasıl her yerde kadınların erkeklerden ayrı olması kaide haline geldi. Bunun aksi olduğu takdirde Devrim Muhafızları kadınları hemen bekaret kontroluna götürebiliyorlar.
Devrimden sonraki bir kaç sene, vücutlarının ellerinden başka bir yeri açık olan kadınların cezası ya 70 kırbaç ya da 60 gün hapis idi.
Bu arada kısa kollu gömlek ile dolaşan erkeklerin de kolları siyah boya ile boyanabiliyordu.
Rivayete göre hapiste olan kadınlar, idam edilmeden önce Devrim Muhafızları tarafından iğfal ediliyorlardı. Bunun asıl sebebi bu kızların, kadınların cennete gitmelerine mani olmaktı.
1983 Eylül ayında, İran'ın kuzey doğusunda, Türkmen kadınlara islami elbise giydirmek ve peçe taktırmak isteyen Devrim Muhafızları ile Türkmen ve Tatar kabileler arasında çatışmalar çıktı.
1991 Temmuz ayında islami kıyafet mecburiyetini protesto eden yüzlerce kadın hapise sokuldu.
1991 Ağuston ayında İran'da, yabancı şirketlerde çalışan kadınların da kıyafet kaidelerine uymalarının icap ettiğine dair bir emir yayınlandı.
Daha sonraları Muhamet Hatami Cumhurbaşkanı seçildi ve onun zamanında kadınlara nisbi bir rahatlık geldi. Kadınlar belediye seçimlerinde bazı koltuklar kazandılar. Okullarda ve devlet dairelerinde kıyafet konusunda biraz tolerans gösterilmeye başlandı ancak bu iyileşme harketleri Ashmedi Nejat'ın başkanlığı ile sona erdi.
2007 senesinde erkeklerin kolsuz T-shirt giymeleri ve saçlarını batı usulü kestirmeleri yasaklandı.
Uzun lafın kısası Şah devrinde bile bu kadar eziyet çekmeyen ve oldukça modern bir görünüşe sahip olan İran halkı yine karanlığa büründü.

Aslında İslam Devrimi'nden Öncede Çok Direndiler !

Humeyni'nin başörtüsünü zorunlu yapma girişimini protesto için binlerce kadın meydanlara aktığında takvim 8 Mart 1979'u Dünya Kadınlar Günü'nü gösteriyordu. Hükümet göstericilere "Humeyni'yi yanlış anladıklarını zorunlu örtünmenin söz konusu olmadığını" anlatmak, güvence vermek zorunda kaldı.


Bugün: 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nde "Başörtüsü istemiyorum" diyen kadınlar başına jop yiyor!

Eski Tahran Büyükelçisi Korkmaz Haktanır'ın eşi Handan Haktanır'dan uyarı var:

"İran'da örtü okula sinsice girdi; 3 yılda herkes örtündü"

Önceki gece NTV'de akademisyenlerle türbanı tartışıyorduk, ki internet adresimize bir mektup düştü.
Tahran'da yaşamış, "adının açıklanmasını istemeyen" bir diplomat eşi, İran'daki örtünme konusundaki deneyimini aktarıyor, Türk kadınlarını uyanık olmaya çağırıyordu. İsmi kontrol ettik; doğruydu.

Mektup, 1991-94 yılları arasında Türkiye'nin Tahran Büyükelçiliği'ni yapan Korkmaz Haktanır'ın eşi Handan Haktanır'dan geliyordu.Yayında isim vermeden, mektuptan bölümler okudum.
Yayından sonra da kendisine ulaşıp mektubun tam***** bu köşede yer vermek için iznini istedim.
İşte Handan Haktanır'ın "türban uyarısı":

"Ruj süreni sopaladılar"

"Tahran'da görev yapmış bir diplomatın eşi olarak, türban konusunda düşündüklerimi bir iki cümleyle ifade etmek isterim:
Tayin yerimiz olan Tahran'a uçağımız inerken 'hicab'ımı başıma geçirdiğimde kendimi şöyle teselli ediyordum:
'Nasıl olsa burası benim ülkem değil. Birkaç yıl dişimi sıkar katlanırım. Çok şükür ki biz Atatürk kızlarıyız ve böyle şeyler bizim başımıza gelmez.'
Tahran'daki görev süremiz boyunca (gayrimüslimler de dahil olmak üzere) 'hicab'sız dolaşan tek bir kadın görmedim. Bir yabancı diplomatın eşi, şapka takarak bu yasağı delmeyi denedi, ancak devrim polisleri kendisini derhal ikaz ettiler.
Bir başkasının eşi ruj sürdüğü için karakola alındı ve ellerine sopalarla vuruldu. Bu hanım bir keresinde 'Eğer Müslümanlık buysa, Hıristiyan olduğum için çok şanslıyım' demişti.

"Süreç 3 yılda tamamlandı"

"Tayinimizin ilk günlerinde İranlı hanım dostlarım bana sürekli olarak Türk kadınlarının dikkatli olmalarını ve erkeklerin bilinçaltındaki güvensizlik duygularından ve endişelerden kaynaklanan bu uygulamanın, sinsice ve adım adım geldiğini söylüyorlardı.
Bir gün okullarına gittiklerinde kapıda 'Bundan böyle hicabsız derslere giremeyeceklerine' dair bir kâğıt bulmuşlardı.
Dedikleri kadarıyla, sürecin tamamlanması üç yıl almıştı. Ondan sonra ise çok geç olmuştu.
İtiraz edenlerin sayısı giderek azalmış, sonuçta yıllar sonra bu ortam içine doğan kızlar için 'hicab'lı olmak son derece doğal ve yerine getirilmesi gereken bir şart olarak algılanmaya başlanmıştı.
Bu uyarıları ben o zaman masal dinler gibi dinlemiştim. Evet, ben de onlar gibi giyiniyordum, ama bu benim değil onların sorunuydu. Bizim ülkemizde böyle şeyler olmazdı.

"Rüyamda korkuyordum"

Ancak, bir süre sonra vestiyerden 'hicab'ımı alıp taktığımı, ancak sokağa çıktıktan sonra fark ettiğimin ayırdına vardım. 'Hicab', benim için de artık bir refleks haline gelmişti.
Öyle ki, bazen rüyalarımda bile kendimi başı açık olarak gördüğümde korkuyla uyanıyor 'Devrim polisleri geliyor, ben ise hicabımı takmamışım' diye paniğe kapılıyordum. İşte o zaman, 'hicab'ın aslında buzdağının görünen parçası olduğunu; asıl amacın, kadının ezilmesi, kontrol altına alınması ve korku altında yaşayan, ikinci sınıf insanlar olduklarına inandırılması olduğunu anladım.
O nedenle Türkiye kadınlarının çok dikkatli olması ve son derece masumane bir şekilde, özgürlük adı altında gelen bazı uygulamaların, ileride çok daha baskıcı bir rejimin ayak sesleri olabileceğini asla akıllarından çıkarmamaları gerekmektedir.
En içten saygılarımla..."

07.02.2008.... CAN DÜNDAR

Demekki komşunun Her hareketini Örnek almamak gerekiyormuş Bir komşudan her şeyi değil , tüm komşulardan iyi şeyleri örnek alsak nasıl olur?
 

sevmekesas

Tecrübeli
Üye
Şapka için idam etmek ne kadar yanlışsa Fes,sarık için Başörtüsü için yaygara koparmak o kadar yanlıştır
Vayy beee.. Siz idam etmek ile yaygara koparmak fiilini aynı mı sayıyorsunuz??? Hayranım ya şu sizin kıyaslama mantığınıza!!!:prv:
 

YukseLL

Emektar
Yönetici
Admin
Moderatör
Üye
Vayy beee.. Siz idam etmek ile yaygara koparmak fiilini aynı mı sayıyorsunuz??? Hayranım ya şu sizin kıyaslama mantığınıza!!!:prv:
Eeeee bu işler yaygarayla başlar Sn sevmekesas, Bugün yaygara kopartanlar yarın (ellerine yetki geçerse tabi) başı açık diye kadınları taşlarlar,köprüden atarlar ne bilim işte.... (oruç tutmadı diye köprüden atılan gençler var bu ülkede hatırlayalım lütfen)
 
B

bursali68

Ziyaretci
Merhaba,

Biri " idam " ...diğeri insana ZULÜM...Ağıldaki hayvanlar gibi ,reva görülenin bu olması normal yani...O zaman şöyle düşünebiliriz yaygara koparmak ne kadar önemsiz ise," idamlardan sonraki YAYGARALARI " da sallayın gitsin,hiç bir önemi yok...

Sağlıcakla kalınız...
 

ARIZA

Tecrübeli
Uzaklaştırıldı
Eeeee bu işler yaygarayla başlar Sn sevmekesas, Bugün yaygara kopartanlar yarın (ellerine yetki geçerse tabi) başı açık diye kadınları taşlarlar,köprüden atarlar ne bilim işte.... (oruç tutmadı diye köprüden atılan gençler var bu ülkede hatırlayalım lütfen)
Sayin adminim bilmediginiz $ey hakkinda bu kadar emin yazmasaydiniz keske..
Olan birseyi yazmak degilde, sanki savundugunuz fikri hakli cikarmak icin ileride olsunda fikrim hakli ciksin temennisi gibi olmu$..

Zamaninda yapildi ise idamlar bu olmus birsey...
Siz olmus birseyin karsisina ilerde olur ihtimalli birseyle cikamazsiniz ki..!

Oruc tutmuyor diye köprüden atilan gencleri zikretmissiniz, elbette bunun bu eylemin savunulacak bir tarafi olamaz, ama gördük ki bircok olay düzmece...

Ne malum o genci köprüden atanlarin, müslüman KILIGINA giren ama , oruc tutmayan alkolik, ateistlerden olmadigi :prv:

son zamanlarda islama provake olaylari ile dolu onlarca eylem desifre edildi, üzülerek bile olsa bunlarin bazilarini sizin su boyali basin bile itiraf etmek zorunda kaldigi zamanlarda oldu...

Yine diyorum $ayet ASILMA olayi gercekten yapildi ise..

Bu iktidar ile yani devlet gücü ile yapilmis bir olaydir..
Köprüden atma, acik kadini yada kapali kadani taslama ferdidir

her ikiside tamamen yanlistir..bir biri ile kiyaslamak yanlisinda yanlisidir...
 

tntcool

Kıdemli
Üye
Komşuda yeterince idam yapılmamış demek ki yobazlar yine başa geçmiş. Allah'a Çok şükür bize Atatürk'ü göndermişte Yobazların köküne zamanında kibrit suyu dökmüş...

Ama maalesef gene güümüzde mantar gibi çoğalmaya başladı bu yobazlık...
 
Üst Alt