Samiri tevratı

Merhaba

Tevrat artık, Yahudi ve Samiri olmak üzere iki değişik nüshaya ayrılmaktadır.
Samiri ismi, kuzeydeki Yahudi Krallığından geriye kalanlara verilen isimdir.
Kuzeydeki İsrail Devleti, Asurlular tarafından yıkılınca buradaki halk sürülüp buralara Asurlular yerleştirilmişti.
Daha sonraları bunlar ile ayni yerlerde kalan Yahudiler kaynaşıp bir millet oluyor.
Güneydeki Yahuda devletinde yaşayanlar, aralarındaki rekabetten dolayı,
kuzeydekileri samimi olarak Yahudi inancına bağlanmadıklarını ileri sürülerek, onlardan ayrı durmuşlardır.
Bu durum İncillerde de görülmektedir;

5 İsa Onikileri şu buyrukla halkın arasına gönderdi: Öteki ulusların arasına girmeyin. Samiriyelilerin kentlerine de uğramayın.
6 Bunun yerine, İsrail halkının yitik koyunlarına gidin.
7 Gittiğiniz her yerde Göklerin Egemenliğinin yaklaştığını duyurun.
(Matta-10)

Babil sürgününden döndüklerinde kendilerini saf kan Yahudi sayan Yahuda Devletinin mensuplarının ellerindeki,
Ezra başkanlığındaki meclis yeni Tevratı yine Samirilere inat Asurî karakterli yazı ile yazmış,
eski İbrani yazısını onlara terk etmiştir.

Bundan sonra iki topluluğun arası iyice açılmıştır. Bu rekabetten dolayı özellikle Samirilerin elinde değişik bir Tevrat kalır.
Bu iki Tevrat metni arasında birçok faklılıklar olduğu görülmüştür. Samiri Tevratının günümüze varlığının kanıtlanmış,
1616 yılında Hıristiyan Oryantalist Pietro della Vale tarafından olmuştur.

Bu nüshanın İngilizce ilk baskısı 1957 yılında yapılmıştır.26 1947 yılında Kumran Vadisi kazılarında bulunan,
Ölü Deniz Yazmaları arasındaki Tevrat metinleri, Samiri Tevratnın daha eski ve daha orijinal olduğunu kanıtlamıştır.

Yapılan incelemelerde her iki Tevrat nüshası arasında 6000 çıvarında farklılık tespit edilmiştir.
27 Aralarında ki önemli farklılıklardan birisi kutsal mabetle ilgilidir.
Samiri Tevratında kutsal mabet, kuzeyde Şekem şehrindeki Gerzim dağını, Yahudi Tevratı ise
Kudüsteki Süleyman Mabedini kabul eder.

Konumuzla yakından ilgili olmadığı için, bu farklılıkların üzerinde genişçe durmayacağız.
Samiri Tevratı yalnızca Hz. Musaya verilen ilk beş kitabı kabul eder.
Eski Ahitteki diğer kitapları Hz. Musanın şeriatına ters düştükleri için kabul etmezler.
MÖ. 170 yılında Yunancaya tercüme edilip, Septuagint ismi alan ve Katolik Hıristiyanların kullandıkları Tevrat ile
Samiri Tevratının birbirleriyle daha fazla uyuştuğu gözlenmiştir.
Son Yahudi Tevratı ile Samiri Tevratı üzerinde yapılan incelemelerden aşağıdaki sonuçlara ulaşılmıştır;

1920 yılında Moses Gaster,1166 yılına ait Samiri yazma Tevrat tomarının bir nüshasını elde etmeyi başarmıştır.
Gaster, paleografik ve diğer noktalar bakımından yaptığı incelemede, Samirilerin
en eski ve değişmeyen Tevrat nüshasına sahip olduklarını iddiasını doğrulamıştır.
Ayrıca, Samirilerin Tevratlarını Yahudi Massoratik (geleneksel) metninden kopya ettikleri iddiasının temelsiz olduğunun ispat etmiştir.
Daha sonra, 1947de, Ölü Deniz Yazmaları arasında bulunan Tevrat metinleri, Gasterin bulgusunu desteklemiştir.
Yapılan incelemeler neticesinde, bu Tevrat metinlerinin Samiri Tevratının prototipini teşkil ettiği görülmüş
ve tarihen de çok eski olduğu tesbit edilmiştir.

Yahudi Tevratının Ezra tarafından yazılmasından sonra
Hıristiyanlığın ortaya çıkışına kadar standart bir metninin olmadığı anlaşılmaktadır.
Rabbani kaynaklarda bu dönemde Tevratta daha birçok değişikliklerin olduğu belirtilmiştir.
Özellikle Makkabiler döneminde Tevratın tekrar düzenlenmesi zarureti ortaya çıkmıştır.
En son Tevrat düzenleme MS. 90 yıllarında Yamniyada toplanan meçliste
bugünkü 39 kitapçıktan oluşan metine son şekil verilmiştir.

30 MÖ: 3 yüzyılda Septuagintin çevrisinde var olan 45 kitabın 6 adeti için
insan uydurması olarak hüküm verilerek kanondan çıkarılmıştır.
Tabi hem Hristiyan ve hem de Yahudi din adamları tarafından tek harfi bile değiştirilmeden
günümüze ulaştırıldığı iddialarının gerçeğide maalesef bu.
hanifler.com
 
Üst Alt