• Hoşgeldin ziyaretçi , forumdan daha fazla yararlanmak için buradan üye olunuz...

Sadıklar Planı Tebliğleri

  • Konbuyu başlatan mopsy
  • Başlangıç tarihi
  • Cevaplar 8
  • Görüntüleme 5K

Okunuyor :
Sadıklar Planı Tebliğleri

mopsy

Emektar
Üye
Selam!
"Bir bilgi her ne neviden olursa olsun
Beşerin iç yapısını, zihniyetini, ahlak seviyesini,
Allah'a hizmet etmek arzusu ile doldurmuyorsa,
O bilgi yanlış, o bilgi hiç olmazsa kısır bilgidir.
Allah'a hizmet arzusu, şuurun berraklığı
Ve vicdanın nezaheti ile tebarüz eder.
Sadıklar Planı

Ergün Arıkdal - Sadıklar Planı Celseleri Üzerine:
“Derneğe girdiğim ilk yıllarda birçok kişi üzerinde medyonomik çalışma yaptık ama istediğimiz gibi bir medyom bulamadık. Bunun üzerine ben kendi üzerimde çalışmaya karar verdim, kendimi bir denemek istedim. Yalnız benim üzerimde öyle herhangi bir tecrübeye ihtiyaç yoktu çünkü biz; Mehmet Fahri, ben, Erol Sevil ve Hazım Akalın, aşağı yukarı 2,5-3 ay süren bir konsantrasyon çalışması yapmıştık.

Perşembe günleri celse saat 19.30da başlıyordu, biz 18.00 de gelip celse odasında çalışıyorduk. O kadar da ahım şahım bir çalışma değildi ama bana çok faydası dokundu. Karanlık ve yalıtılmış olan celse odasında kendimize konsantre olabileceğimiz bir şey yarattık. Küçük bir ampulün üzerine siyah bir huni geçirdik, üstünü kapattık, altını da minicik kestik. Ortaya bir nokta ışık, spot ışık çıktı. Onun da altına bir tane çelik bilya koyduk. Işık onun üzerine düşünce bilya inci tanesi gibi, bir yıldız gibi parladı ve biz üç ay boyunca bu ışığa konsantre olduk. Konsantrasyon sırasında o ışık bazen geliyor, bazen de gidiyordu, kayboluyordu. ’Aman’ dediler ’gözünüzden kaybetmeyeceksiniz.

Kayboluyor gibi oluyorsa, gözünüzü kırpın tekrar görmeye çalışın, hep onu görmeye çalışın, onu düşünün, başka türlü bir şey düşünmemeye çalışın.’ Bu üç ay zarfında farkında olmadan ben gayet iyi bir şekilde konsantre olma melekemi geliştirmişim. Zihnim gayet güzel bir şekilde hemen odaklanıveriyor, sadece onun üzerinde kalabiliyorum. İşte bu çalışmanın çok faydasını gördüm ben. Bir tek çalışmam budur ve ondan sonra artık olan oldu. O konsantrasyonla transı elde ettim ve devamı kolaylıkla yürüdü. Bilmiyorum nasıl yürüdüğümü ama çuvalın ağzı açıldı ve hiç bilmediğim şeyler boşalmaya başladı.

Önce Refet Bey’le çalıştım. İki, üç defa çalıştıktan sonra celse bir tuhaflaştı. Sorulan sorular yetersiz kalıyordu, odanın içi tıkış tıkış doluydu, nefes alamıyorduk. Küçücük bir yerde on kişi birarada çalışıyorduk ve sadece bir tane pencere vardı. Sonra kendi kendimin operatörü olmaya karar verdim. Soruları kendim soruyordum. Gündüzden hazırlıyordum, açıklanmasını istediğim soruları arkadaşlara veriyordum.

Teksir hemen o gün yazılırdı. Nöbetçi arkadaşlar vardı; biz çıkardık, onlar hemen oturup yazmaya başlarlardı. Ondan sonra müsveddesi düzelir ve ertesi gün de temize çekilirdi. Sadıklar Planı celselerinin ilk bölümü yakıldı. 1959’da başladı o celseler. İlk partisinin yakılmasını istediler ve yaktık, ki Bedri Bey onları incelemişti. Bedri Bey’den o tebliğlerin okeyi alınmıştı ama yakılmasını istediler, yakıldı. 1961’deki ikinci bölümdür.“
http://www.bilyay.org.tr/default_ic.asp?kat=1&id=34

devam edecek..................
 

mopsy

Emektar
Üye
Merhaba!

SON DEVREDE İNSANLIK - 1
Memleketinizin psikolojik ve moral seviyesi, günden
güne gerilemekte, buna paralel olarak, tüm fertlerin
nefsanî seviyeleri gelişmekte, yayılmaktadır. El-an
fertlerin şahsî nefis menfaatleri birbirlerinin karşısına
dikilmiş ve bu şekilde toplumunuzun maddî-manevî
dengesi temin edilmiş olmaktadır.

Bencilliğin, kaba kuvvetin ve te'vilciliğin tamamiyle
yaygınlaşacağı günler yakınınızdadır. Benzer olarak,
nefsaniyet/çıkarcılık/gizli düşmanlık/kin realitesinin
doygunlaşması ve bu kanallar kullanılarak, hissedilen
ihtiyaçların temini için, fertlerin çok daha yıpratıcı ve
değişik tarzda eyleme geçme zamanı da başlamıştır.

Bütün hadiseleriniz, bütün zihnî faaliyetleriniz, ahlâka
verdiğiniz değer ve ahlâkî tarifleriniz, manevî yaşam
tarzınız, daima içinde bulunduğunuz nefsani gerçeğin
tatminine/doyurulmasına odaklanmış bulunmaktadır.
Şüphesiz, daha üst bir realitenin/gerçekliğin icablarını
uygulamak üzere, geri/alt bir realitenin bütün hakkını
teslim etmek gereklidir.

Böylece, bu genel prensiplere dayanarak denilebilir ki,
ferd olarak sizlerin, ne yapıp yapıp, gereksinimlerinizin,
çıkarlarınızın doğrultusunu belirleyerek, onları kontrol
altına alabilecek önlemleri almanız ve de uygulamanız
zorunluluğu vardır.

Bu tedbirlerin/önlemlerin alınmasında en üstün olan
yardımcı husus/konu/özellik, insanların benzer şuur
seviyesinde/idrak düzeyi/varlığından haberli olmak/
standard/normunda bulunabilmelerini temin edecek
bilgiye kavuşmalarıdır. Bu bilgi iki kanaldan/iletişim
ve erişim geçidinden insana ulaştırılacaktır ve el-an
ulaştırılmaktadır.

Şöyle ki:
Birincisi; ferdin nefsaniyet uygulamaları süresi içinde
karşılaşmış olduğu olayların bir tasnifi/sınıflandırma/
sistem belirlemesi ile ortaya koyacağı zarar ve ziyan
tablosu/grafiği.
İkincisi; kendi oluşturduğu bu tablo/grafiğin verileri/
reaksiyonları karşısında ortaya çıkacak olan tepkisi,
temayülleri/yönsemesini belirleyen; kendi iç sesi'nin
sufleleri/vicdan sesi'nin hatırlatmalarıdır.

Sadıklar Planı Tebliğleri

devam edecek............
 

mopsy

Emektar
Üye
Merhaba!

Bütün insanlara şamil olmak üzere, insanların daha
üst bir realiteye tırmanabilmelerini temin hususunda,
açık ve seçik bilgilerin verildiği GÜN'dür.

Tüm insanlık, devre devre, Din Günleri idrak etmiştir.
Din günleri, bir dinin intişarı ve tamimi şeklinde
anlaşılmamalıdır. Belki, bir Din Günü, yeni bir realite
bilgisinin apaçık ortaya konması için hareket noktasıdır.
Belki, ortasında bir faaliyet, belki sonudur.

Şurası muhakkak ki, insanlar, arzınızın insanları,
milyarlarca seneden beri birtakım tekamül siklusları
içinde bulunmak kaderiyle kalmışlardır.

Önünüzdeki masanın bir ucundan diğer ucuna kadar
(olan mesafeyi) bir siklus kabul edin; yürümüşsünüz
ve uca yakın gelmişsiniz.
O uç, başka bir esasın başlangıç noktasıdır; fakat
orada açık bir şuurla hareket etmediğiniz zaman o
noktada kalamazsınız ki!..
Tekrar diğer başlangıç noktasına dönmek gerekir;
ya da beklemek.

İşte her bir Din Günü, arz insanının arz-üstü insan
olması için kendisine açılan rahmet kapısının esasıdır.

Sikluslara dikkat ediniz.
Bunlar birer kuyruklu yıldız gibidir:
Gelir, alır, tutunabilenleri götürür; kalanlar, o yıldızın
devrini tekrar beklemek mecburiyetindedir.

Gündüz geceyi, gece gündüzü takib eder.
Bu kadar.

Sadıklar Planı:Kademe-3
 

mopsy

Emektar
Üye
Merhaba!

SON DEVREDE İNSANLIK - 2

Bütün dünya insanlığına şamil olmak/kapsamak üzere,
insaniyetin şuur/idrak/kavrayış berraklığında yeni bir
yoğunlaşma devresi yakındır.

Bu yoğunlaşma devresi, tüm insanların inancı ile değil,
herkes için aynı derece sorunların çözümünde gerekli
düstur/genel kural olan bilgiler kanalıyla açılacaktır. Bu
bilgilerin başlıca gayesi, insanın ve maddenin gayesidir.
İnsan olarak tekâmül etmekte/olgunlaşmakta bulunan
ruhun, dünyasal koşullar içerisinde elde etmesi gerekli
seviyeler ve bunların delilleri/kanıtları vardır. Böyle bir
devre/çevrim/cycle içerisine daha kolay ve donanımlı
olarak girebilmek ve aşama kazanabilmek için hazırlıklı
bulunmak şarttır.

Hazırlık; insanın kendi nefsi/kişilik olma sanısı/illüzyonu
ile mücadele etmesi, her mücadelenin bir karşılığı olarak
ortaya çıkacak vicdan sesini, uygulamaya geçirmesidir.
Ki, bütün şümulüyle sizleri baskısı altına alacak, yeni bir
devre/cycle içerisinde gecikilmiş ve intıbak/uyumlanma
yeteneği zayıflamış ve çürük kalınılmasın.

Görünen şudur; insanların isnad ettiği/belli bir nedene
dayanarak oluşturduğu sistemleri, prensipleri ve moral
dayanakları, onların hız alıp sıçramalarını temin edecek
kadar kuvvetli değildir. Bu bir icab/olumlamadır.Bu icab,
yeni bir realitenin teşevvüşü/karmaşıklığıdır. Doğrusu,
insanın ayakları altında bulunan zeminin sağlam olması,
her koşulda hayrına değildir. Çürük, kaygan zeminden,
daha sağlam bir zemine geçebilmek cehdini/nefse söz
geçirebilme gayretini ancak insan gösterir.

İnanç devri bitmiştir. Hiç bir şey/konu insan anlayışının/
mantalitesinin tenkidi/eleştirisinden geçmeden, maddî
manevî çıkarlarını tatmin edemeden/doyum noktasına
ulaştırılmadan kabul edilemez. Bunları da ancak, bütün
inançların zeminini ve asıl prensibini teşkil eden bilgiler
ve ruhî kanunlar sağlar.

Böylece bütün insaniyet muvacehesinde/yüzyüze gelişi
noktasında, fertlerin, behemehal/her koşulda ve daima
nefis kontrolu altında, düzgün işleyen bir vicdan kanalına
girmesi zarurîdir. Bunun tahakkuku karşısında hiç bir güç
ve kuvvet mâni teşkil edemez. Çünkü bu, hem ruhî hem
de kozmik bir revolution/yüksek değerde bir devrimdir..

Sadıklar Planı Tebliğleri
 

mopsy

Emektar
Üye
Merhaba!

Varlıklar dünya sistemine dahil olduktan sonra,
mecburî/yükümlü olarak, 4 ana te'sir kuşağından
geçerler.

1. Te'sir kuşağı: Otomatizma ile determinizmin ve
ilgili idrâkin kavranılmadığı bir te'sir kuşağıdır. Bu
kuşakta varlıklar, içinde bulunulan kâinat sistemi
ile daima bir uyuşma/anestezik hâl içindededirler.
Uyuşma, bir dişli çark sisteminde değişik dişlilerin
ana çarktan aldığı hızla dönmelerinden meydana
gelen ahenk'e benzer. Bunların meydana getirmiş
olduğu büyük bir şebeke vardır ki, bu birinci te'sir
kuşağını teşkil eder.

2. Te'sir kuşağı: Otomatizm ile mantıklılık arası te'sir
kuşağıdır. Mantıklılıktan maksat, gaye, düşünce ve
hareketlerin determinizmaya doğru kayış sürecinin
müşahedesidir.

Bu noktada varlık, nedenlere/gerekçelere/akla/
adalete/insafa dayanarak sonuca gitmeye çalışır.

3. Te'sir kuşağı: Akl ve determinizmin hâkim olduğu
te'sir kuşağıdır. Varlık burada, özgürlüğünün farkına
varmış, mes'uliyetlerini idrak etmiş ve esas gayesi
istikametinde fonksiyon icra etmeye başlamıştır.

4. Te'sir kuşağı: Tam bir determinizma içerisinde ve
yüksek sezi/sentience yönetimi altında bir vazifeli
olarak yaşamaktır.

Bu sonuncu/4. Te'sir kuşağı, dünyanızın üzerinde
ancak siklusların hitam bulmasından/sona erme
noktasından evvelki kritik devrede/günlerde ya da
yevm'de tebellür eder/biçim alarak görünür hale
gelir.

Bundan evvelki (3. Te'sir kuşağına ait) fonksiyonlar
çok mevziî/yerel/yöresel ve daha ziyade 3. Te'sir
kuşağı olarak tafsilatını verdiğimiz te'sir kuşağının
etkisindedirler.

Sadıklar Planı
Cilt:4 Kademe:4
 

mopsy

Emektar
Üye
Mahşer günleri

Merhaba!

Tahayyülün iğvası, bir hayli hayat ve merhalelerle sizleri takib edecektir.
Bu bir zarurettir. Zira, varlık,saf bir şuur ile; eşya/nesne ile kendisi arasında
Saf bir alâka kurmak mecburiyetindedir.

Yani, eşyanın hakiki mahiyeti, kalitesi ve niteliği hakkında açık bilgiye sahip olmalıdır.
Adeta irade bir yana itilip doğrudan bir alış veriş,
Kendiliğinden muhavere, bir intıbak, bir doğrudan nüfuz lâzımdır.
Halbuki, insan, eşyanın aslî zatı ile hiç bir zaman direkt temasta bulunamıyor.

Eşyanın aslî zatı, onun gerçek mahiyetidir.
Mahiyete nüfuz ise, maddeye nüfuz demektir.

İşte nüfuza engel olan, irade ile gizli veya aşikâr sıkı bağları olan tahayyülünüz,
Eşya hakkında hükümler verir; halbuki bu yanıltıcıdır.

Varlık, bu bilgiyi, ancak uzun tecrübelerinin sonunda hak edeceği bir liyakat karşılığı
Konisinin mihrakından alır.
Çünkü, her ne yaparsa yapsın, gerçek mahiyet hakkındaki bilgisi daima nakıstır.

Bu, insan ve insan-üstü haller için böyledir.
Bu kadar.

Sadıklar Plânı
Mahşer günü ve vazifeliler
 

mopsy

Emektar
Üye
Merhaba!

Bir ferd, kendi potansiyel enerjisinden dolayı
mevcud olmayıp, bilâkis etrafındaki varlıkların
potansiyel enerjisinden dolayı mevcudtur. Bu,
varlığın, bizatihi mevcudiyet sahibi olmadığını
icab ettirmez. Şunu icab ettirir ki, bu realite
içerisinde, bu üç buutlu âlem içerisinde bütün
varlıklar kendi benzerleri ve eşya ile bir bütünü
oluşturmaktadırlar. Böyle olunca, bir varlığın
iştirakte bulunduğu en az üç plân mevcudtur:

Birinci plân: Kendi dışında bulunan, varlığın ruhî
potansiyelinin meydana gelmesine yardım eden,
"A" plânı.

İkinci plân: Varlığın içinde bulunduğu sistem ile
beraber bağlı olmuş bulunduğu bir ruhî plân,
"B" plânı.

Üçüncü plân: Her ikisini birden kapsayan ve âdeta
bir köşegen tarzında gerek "A" yı, gerekse "B" yi
bir başka buuta bağlayan,
"D" plânı.

Şimdi, rüyalarda en çok cari olan husus, B plânının
A plânı üzerine yaptığı tesirdir. Müştereken A ve B
plânları, bir C plânı ile beraber, varlığın özünde bir
hareket meydana getirirler. Bunların en iptidaisi,
"Komplekslerin Tahribi/Soyutlama'ya geçiş" tir.

Komplekslerin tahribi, varlığın A plânı içinde, diğer
varlıklar ile ve eşyadan edinmiş olduğu fikirlerin,
intıbaların ve kanaatlerin devamlı olarak yeni bir
düzene sokulması demektir. Ve varlık bunu lâyıkı
ile başaramıyorsa, o, bir tür kapalıdevre tarzında
çalışır.

Varlığın, B plânını A plânında müşahede edebilmesi
için, komplekslerini tahribe devam etmesi gerekir.
Çünkü her kompleksin tahribi, yani onların yeniden
düzene girmesi, daha üst bir tesirin ifadesi demektir.
O böylece yeryüzünde cari olan umumi nizamın kendi
payına düşen kısımlarını da müşahede etmiş, böylece
yükselmiş olacaktır.

Buradan siz, kendinize uygun olan tarafları istihrac
ediniz. Bu, umumi bir izahtır.

Sadıklar Plânı
 

mopsy

Emektar
Üye
Merhaba!

Bir vak'a' nın şu veya bu istikamete gidişinde
sizin rolünüz, muhtelif derecelerde olabilir.
Bir vak'a, sizin için herşeyden önce bir vak'a
olmalı ve müşahedeye/gözlem yapmaya ve
üzerinde düşünmeye lâyık bulunmalıdır.

Mademki hâdiselerin birbiri üstüne yığılışındaki
gerekli sebebi iyi şekilde bulamıyor ve analiz
edemiyorsunuz, onun hakkında açıkça bir fikre
varmanız abestir. (Absurd/Vain/Nugatory)

Vak'a eğer size yakın bir durumda ve size hitab
eder şekilde ise, meşgul olunuz. Zaten meşgul
olmayacak ve olamayacağınız hadiseler sizleri
hiç bir zaman enterese etmeyecektir.

Ancak burada dikkat etmeniz gereken bir husus
mevcud:
Siz vak'anın istikametini zedeleyici/contuse bir
durumu kendi cehd/gayret/çaba ve iradenizle
meydana getirmemelisiniz.
Yoksa, vak'ayı müşahede etmelisiniz, bu sizin en
tabiî hakkınız.

Eğer vak'anın istikametini kendi cehd ve iradenizle
belirli bir istikamete götürebilecek nefse hakimiyet,
kuvvet ve bilgiyi kendinizde toplamış iseniz, o vakit
müdahele ediniz.
Tekâmülünüz de bu yönde olacaktır.

Sadıklar Plânı
Cilt: 3 - kademe: 1
 

mopsy

Emektar
Üye
Merhaba



Soru:
Hadiselerin bize neler anlatmak istediğini anlayabilmemiz
için bazı yardımcı bilgiler verebilir misiniz?
Böyle bir çalışmada dikkat etmemiz gerekecek belli başlı
noktalar neler olabilir?

Plân:
Hadiseleri müşahede ederken/Bilinç alanında yaşama
devam ederken ve farkın-farkındalığını göreceli bilmek
noktasında bir birey-oluş içinde iken; iki şeye/düşünce
nesnesine dikkat ediniz.

Birincisi:
Sizden gayrı olanlar/İçe evrilmiş, düşüncelerini
eyleme dönüştürme noktasında manüplasyona gelenler
üzerindeki tepki nedir?

İkincisi:
Sizdeki tepki nedir?

Hadiseleri müşahede ederken kendinizde nasıl bir ihtiyaç
hali mevcut olduğunu tesbit ediniz. Karşı tarafta nasıl bir
ihtiyaç hali olabilir tarzını tesbit ediniz.

Hadiseleri müşahede ederken, günlük problemlerinizin,
umumi durumunuzun ve bilhassa vicdani ihtiyacınızın
neler olduğunu tesbit ediniz.

Sadıklar Plânı
Cilt: 3 Celse:4
 
Üst Alt