• Hoşgeldin ziyaretçi , forumdan daha fazla yararlanmak için buradan üye olunuz...

Ruh/ Peyami Safa

  • Konbuyu başlatan mopsy
  • Başlangıç tarihi
  • Cevaplar 6
  • Görüntüleme 2K

Okunuyor :
Ruh/ Peyami Safa

mopsy

Emektar
Üye
Merhaba!

Ruh…Ruh…

…Fakat sen bütün kadınlar gibi bize evvela ruhunuzu değil, bacaklarınızı gösteriyorsunuz…
Demin Amerikan mecmualarını karıştırıyordum. Bacak yağıyor. Operetler, müzikholler, filmler, caddeler her yer bunlarla dolu değil mi? Babam söylerdi eskiden vücuttaki uzuvlardan pek çoğunun adını söylemek ayıpmış: Meme, karın, kalça, bacak, baldır, ayak gibi sözlerden birini ağza almadan evvel bir ” affedersiniz” deyip sesi alçaltmak lazımmış. Şimdi bacağı göstermek ve beğendirmek bile ayıp değil. Senin ipek çorabın içinde bir ruh varsa bunu benim avucum anlar. Onunla başka türlü bir temas ve muhabere vasıtası bilmiyorum. Belki diz kapağında bir ruh var. Ruh, ruh… Yürürken belin bir kıvrılışı… Ordan bir seyyale geçiyor şüphesiz… Fakat o benden aynı cinsten bir seyyale arıyor. Sen boyadığın ve süslediğin vücudunla bende hangi duyguya hitap ediyorsan ondan cevap alıyorsun. İskarpinin açık penceresi önünde oturan ve seyredilmekten hoşlanan topuğun benden merhamet mi istiyor? Kainatın sırlarına ait düşünceler mi istiyor? Milli heyecan mı istiyor? Ruh, ruh… Ne istiyor bu dekolte bu ayak bu beden? Bu gün sokaklarda dizkapağına kadar açılan kadın bacakları hangi budala Aristo’nun mantığına, Eflatun’un idiallerine, leibniz’in monadına dair fikirler uyandırıyor? Göğsünüzde zıp zıp sıçrattığınız yuvarlaklar Bach’ın Ave Maria’sını mı söylüyor. Süleyman dedenin mevlüdünü mü?

Peyami Safa – Matmazel Noralia’nin Koltuğu

(Haydutlarım Bir Kelebeğin Önünde Diz Çöker)
 

mopsy

Emektar
Üye
Merhaba!

Kaldırım Çocukları



Şapkamın kenarını gözlerime indirdim pardesumun geniş eteklerini bir harminiye gibi vücuduma doladım,

ellerimi divan durur gibi önümde kavuşturdum kendi kendime sarıldım ve yürüdüm.

Gece yarısından sonra üçüncü saat.

Beyoğlu kaldırımındayım. Ağır ağır yürüyorum. Caddenin kenar çizgileri bir makas ağzı gibi açılarak

bana doğru geliyorlar. Ara sıra sendeliyorum .

Bir tesbihin taneleri gibi havaya dizili ışıklar, ben sendeledikce sallanıyorlar;

bazı tesbih kopuyor ve taneler düşüyor duvarlara çarpıyorum. Söylemeye ne hacet? Sarhoşum.

Duvarlara, sersemlere, sarhoşlara ve uyku sersemlerine çarpıyorum.

Ne yürüyüş, enfes! Ben gece yarısı kaldırımlara bayılırım. Gece yarısı kaldırımların hürriyetine,

kimsezliğine vurgunum. Bende kimsesiz ve hürüm bende kaldırım çocuğuyum.

Hey!... Bütün hayatım onların üstünde gecti, onların kaldırımların üstünde,

bütün hülyalarımı onların üstünde kurum; o hülyalar ki hiç biri olmadı fakat ben severim onları,

kaldırımları.



Onların üsütnde evimde gibiyim. Gelip geçen gelip geçen bütün insanlar misafirimdirler,

sanki bahçemde geziyorlar.

Bütün dükkanlar ve binalar kendi malım ve onları veriyorum, isteyenlere, hırsızlara mal düşkünlerine.

Bana yalnız kaldırımları bıraksınlar yetişir.

Gece yarısından sonra yoldaşlarım pek kibar şeyler değildir. Arabacılar, şoförler, sefiller ve köpekler.

Gece yarısından sonra kaldırımlarda uyumak için kuru bir parça yer arıyan etsiz ve tüysüz, kuyrukları bile tüysüz,

vücutları uzun ve karınları çukur.

Sıska ve sessiz, filozof ve mütevekkil, aç ve yorgun köpekleri bilir misiniz?

Onları ben pek iyi tanırım, onların hayatı benim hayatımdır inanınız.

İnanınız ki en cesur yaşayan biziz üç büyük korku bizde yoktur. Sefalet, hastalık, ölüm korkusu.

Bu en büyük üç zaaftan kurtulduk.

Biz kaldırım çocukları ve kaldırım köpekleri insanların ve hayvanların en kuvvetlisiyiz.

Ölümden kormuyoruz ki hastalıktan korkalim, hastalıktan korkmuyoruz ki sefaletten korkmuyoruz ki,

dolgun bir karın sıvamak ihtiyaciyle hamilerimizin önünde elpençe divan olalim ve onlara

<< afiyeti devletiniz nasıldır efendim>> diye soralim...

Bir Tereddudun Romani-Payami Safa

http://mitoloji.info/turk-edebiyati/peyami-safa-bir-tereddutun-romani.nedir
 
Son düzenleme:

mopsy

Emektar
Üye
Merhaba!

Gideceğim, gideceğim…
Suyun üstünde geminin direkleri benim için sallanıyor. Denizlerin, dağların, memleketlerin ötesinde…
Oralara, oralara…Tek başıma vahşi ormanlardan geçeceğim.
Sayıklamıyorum, sana projemi söylüyorum, inan bana, cinsim ben cins,çırılçıplak öleceğim,
Fakat leşimi kimse görmeyecek ve ben hançerin haysiyetini kurtaracağım.

O bir kalbe girecek, benim kalbime girecek, ah kaçmak, gitmek, oralara vahşi ormanlara, vahşi ormanlardan sahralara…
Ve insan ayağı basmamış yerlerde, bir ağacın altında ebediyen kalacağım. Asırlarca iskeletim o ağaca yaslanmış duracak.

Beni kimse bilmeyecek, bulamayacak…
Gideceğim emelsiz, imansız oralara gideceğim ıssız dağlarda ilk aşkımın türküsünü söyleyerek gideceğim.
İnan bana, inan bu sefer rüya içinde değilim. O bir kalbe girecek ah, vaat ediyorum…
Entero in un cuore!
Peyami SAFA - Bir Tereddüdün Romanı

devam edecek.....
 

shgiptare

Kıdemli
Üye
Mualla;ben bu kitabı karmakarışık okuyorum.Başından başlamadım.Ortasından.Çünkü bazı kitaplar mevzuları için okunmaz.Ben zaten vakaya ehmemmiyet vermem.İnsan ruhunun içi görülmelidir değil mi?
Peyami SAFA - Bir Tereddüdün Romanı
sayfa ;76
 

mopsy

Emektar
Üye
Merhaba!

... Bence kitap demek bir defa okunmak için yazılan şey değildir...
Bazı tanıdıklarım haftada üç dört tane okuyorlar. Onlara hayret ediyorum.
Kitap. Nasıl diyeyim...
İçinde yaşadığımız ev gibi olmalı, vatan gibi olmalı, ona alışmalıyız, bağlanmalıyız,
köşesini bucağını gayet iyi tanımalıyız, her noktasına hatıramız karışmalı değil mi?
Bir musiki parçası gibi...
Her vakit başka başka eserler okuyanlar, iki üç günde bir dostlarını, evlerini, vatanlarını değiştiren insanlara benzemez mi?
Belki bunun için her yerde pek çok kitap çıkıyor fakat iyileri ne kadar az...

Bir Tereddüdün Romanı
 

shgiptare

Kıdemli
Üye
"En çok düşündüğümüz kelimeyi en az kullanmaya bizi mecbur eden gururumuzu aldatmak için, sevmek fiiline sözden başka ifade şekilleri ararız."

"Kalbe karşı bu muhalefetin akıldan veya gururdan geldiği sanılır. Bence bu, kalbin kendi kendisine karşı müdafasıdır. Sevgilide kaybolmamak için nefret sebepleri arar, bulamazsa yaratır. İşte böyle, kendi kendini aldattığını anlayınca da utanır ve ona daha çok bağlanır. Kendi yalanlarını affetmeyen kalbin kendine verdiği ceza."


"Birçok hastalıkların sebebini hastanın vücudundan evvel hayatında aramak lazımdır. Yani hastalık çok defa kaderin aksiliklerine karşı ruhun ve onun peşinden vücudun isyanıdır."


" -Şimdi biraz daha iyi misin?
-Değilim.
-Biraz daha iyiyim demeni rica ederim.

İnsanın en kolay aldatabildiği budala kendisidir."


"Çırpınmak ve çabalamak batmaktır; haykırmak, boğulmaktır.
...
..
.

Hayat da böyledir. Çaresizlik ve tehlike anları vardır ki, o zaman çırpınmaya ve haykırmaya gelmez. Batar insan ve boğulur. Marifet o anları geçirmektir. Sonrası gittikçe kolaylaşır. Kadere teslim olmak lazımdır o anlarda. Menfi, miskin, aciz bir tevekkül değildir bu. İsyanın tekniğidir. Yani sabırdır. Müspet, enerjik, hedefli, iyimser bir sabır. Bu dünyada ölümden başka hemen her şeyin çaresi vardır. Mesela diye karşımıza çıkan zorlukların çoğunu kendi ruhumuzun içinde halledebiliriz."


"Kadının aşk ahlakı bazen aşkın dışında ahlak tanımaz."



"İnsanın ölçüsü arzularıdır. Bunların en büyüğünde bütünümüzle varız."



"İnsan ya geleneklere karşı koyup açık ve cesur yaşamalı yahut da inandığı bazı kıymetler varsa onlar için fedekarlık yapmalı. En çirkin şey ikisine birden sahip çıkan mürailiktir."


Peyami SAFA / Yalnızız
 

mopsy

Emektar
Üye
Merhaba



Sevmek,
belki de bir tek ihtirasın lehine bütün diğerlerini bastırmak değildi;

bilakis aşk,
sevilen şeyin içine bütün diğer ihtiraslarımızı doldurmağa benziyordu;
bir insanın şahsında bütün ümitlerimizi, iştiyaklarımızı seviyoruz.
hayatımızın müsbet ve menfi hadiselerinden gelen bütün hazlarımız ve kederlerimiz
bu aşkın bahanesi içine sıkışarak büyüyor;

aşkta;
bir şey değil herşeyi istiyoruz,
bir şeye değil herşeye kin besliyoruz,
ümitlerimiz ve korkularımız gibi bütün heyecanlarımız da
bir tek mevzuun içine dolarak bizden karışıklığını gizliyor.

Biz İnsanlar - Peyami Safa
 
Üst Alt