• Hoşgeldin ziyaretçi , forumdan daha fazla yararlanmak için buradan üye olunuz...

Rönesansın Kalbinde

  • Konbuyu başlatan mopsy
  • Başlangıç tarihi
  • Cevaplar 2
  • Görüntüleme 1K

Okunuyor :
Rönesansın Kalbinde

mopsy

Emektar
Üye
Rönesansın Kalbinde Toskana ve Umbria

Güneşin yağmurla yıkandığı serin bir pazar sabahında başlıyoruz Floransa turumuza. Arabamızı Biblioteca Nazionaleye yakın bir yere park edip Arno Nehrinin kenarından yürüyoruz şehrin içlerine doğru. Benim gibi yön bulma özürlülere içinden su geçen şehirlere adapte olmak daha kolay oluyor. Suyun şehre farklı bir güzellik kattığı da ayrı bir gerçek.

Biblioteca Nazionale
Toplam 6 günlük bir süre İtalyadayız yine çoluk çocuk. İlk iki gün ve son iki gün Floransada kalıp arada iki gün de Perugiada geçireceğiz. Altımızda araba olduğundan Toskana ve Umbrianın değişik şehirlerini görme imkanımız olacak.
Seyahatimiz Paskalya tatiline denk gelip ve günlerden de Pazar olunca şehrin sokakları iğne atsan yere düşmez şeklinde. Seyahati planlarken bunu düşünmemiştik. Gerçi çocukların ara tatiline göre plan yaptığımızdan başka da şansımız yoktu. Bu nedenle herkesin tercih ettiğinden ziyade daha sakin olan yerlerde dolaşıyoruz ilk gün. Ne de olsa son iki günümüzü de burada geçirecek olmamız böyle bir rahatlık sağlıyor. Santa Croce katedrali ilk uğrak yerimiz. İçinde fotoğraf çekmeye de izin var. Daha sonra ziyaret edeceğimiz bir çok katedralde fotoğraf çekmek yasak bazılarına giriş de ücretli. Çekmeye çalışanları görevliler sıkı biri şekilde takip ediyor.

Santa Croce Meydanı ve Katedrali
Floransa gezmesi çok keyifli bir şehir. Dar ve karanlık sokakları birdenbire aydınlık ve geniş meydanlara bırakıyor kendini. Her bütçeye uygun kafeler, ki buralarda sandviç ile birlikte bir kadeh chiantiyi de gayet ucuza içebilirsiniz, ve şık restoranlar tercihinize göre şehrin her bir yanına dağılmış vaziyette.

Çocuklar Nasıl Mutlu Edilir?

Piazza Signoriada gördüğümüz faytonlara atıyoruz kendimizi.Kırık bir İngilizceyle geçtiğimiz yerler hakkında bilgiler vermeye çalışıyor sürücümüz. İtalyanlar bu kadar turiste rağmen yabancı dil özürlü. Çok az kişi İtalyancanın dışında az da olsa başka bir yabancı dil konuşabiliyor. Son gün gittiğimiz restoranda körler sağırlar birbirini ağırlar şeklinde bir diyaloga girmiştik. Sürekli birbirimize bakıp güldük. Neyse ki yan masadaki müşterinin yardımıyla anlatabilmiştik derdimizi.

Yarım saatlik bu kısa 50 Euroluk şehir turu dar yollarda önümüze çıkan herhangi bir yayaya çarpmadan kazasız belasız bitiyor neyse ki. Faytondan indikten sonra Ponte Vecchioya doğru yol alıyoruz. Uffiziye girmek için bekleyenlerin oluşturduğu kuyruk yolu tıkamış durumda. Müzeye giriş 30ar kişilik gruplar halinde. Her bir grubun içeri alınması ise yaklaşık 15 20 dakika kadar sürüyor. Kısa bir hesapla kuyruğun sonundaki şahıs yaklaşık 3 4 saat beklemek durumunda. Biz Perşembe günü geldiğimizde sadece 15 dakikalık bir bekleyişle müzeye girebiliyoruz.

Piazza Signoria'nın heykelleri

Ponte Vecchio Floransanın başka bir güzelliği. Köprüden geçerken dar bir sokaktan mı ya da bir köprüden mi geçtiğinizi anlamak kolay değil. Köprü üzerine yapılmış sağlı sollu yapılar buraya köprüden ziyade bir sokak havası veriyor.
Güneşin bulutlanıp yağmurun şiddetini artırdığı bir saatte geç bir öğle yemeği için kendimizi köprünün hemen karşısındaki bir restorana atıyoruz.

Köprü Hatırası

Şarapla tatlandırılmış doyurucu bir yemekten sonra şehri gezmeye devam ediyoruz. Uffizinin önündeki kalabalığın bir başkası da Duomonun önünde var. Buralar da daha sonraki ziyaretimizde Perşembe günü geziliyor. Hatta 414 basamaklı çan kulesine bile çıkıyoruz. 25 katlı bir binaya merdivenle çıkmak gibi bir şey. Çocuk olmak varmış diyorum içimden. Onlar koşarak çıkarken bizim dilimiz bir karış dışarıda.

Çan Kulesinden Duomo

Çan Kulesi

Uffizi'nin girişi

Bu da sanat değil mi?(Uffizi'nin kafeteryasında yorgunluk molası)

Masayı boş buldu ya

Palazzo Vecchio ve Dante'nin evi

Floransadaki ilk günkü kalabalıktan sıkılıp arabayla karşı kıyıya geçiyoruz. Michelangelo tepesine gidiyoruz. Buradan şehrin manzarası oldukça etkileyici. Hemen yakınındaki 1000li yıllarda yapılmış St. Miniato da küçük ama etkileyici bir katedral. Hemen yanıbaşında çok güzel bir mezarlığı da var. Ön tarafındaki mezarlıkta, aslında burası biraz bizim hazirelere benziyor, ise Romeo ve Jülyetin ünlü yönetmeni Franco Zefirellinin de ailesi için bir yeri var.

San Miniato

Floransa, Zefirelli dışında daha bir çok ünlünün doğum yeri ya da ev sahipliği yaptığı yer. Dante, Leonardo Da Vinci, Michelangelo, Boticelli en ünlüleri.
Floransanın kalabalığından kaçmak için seyahatimize rehberlik eden kitaplarımızda da tavsiye edilen iki küçük kasabayı Fiesola ve Pistoiayı da Floransa ayağına sığdırarak seyahatimizin ilk kısmını bitiriyoruz. Özellikle Pistoia tarihi dokusuyla kısa bir ziyareti hak ediyor.

Pistoia
binrota.com
 

gordionum

Tecrübeli
Üye
rönasans yeniden doğuşsa! o zaman git floransaya denir. yakın oldum ama kısmet olmadı. ama muhakkak gideceğim, tabi Tanrı kısmet ederse.
 

Guney

Kıdemli
Üye
Yapma bunu Mopsy yapma...
Gecenin bu saatinde kalbim çok hızlı atmaya başlıyor ve Orada olmak istiyor..

Yapmayın bunu Kızıl martıya....

V.Ö :V.S=..:(((
 
Üst Alt