• Hoşgeldin ziyaretçi , forumdan daha fazla yararlanmak için buradan üye olunuz...

Reenkarne ...

  • Konbuyu başlatan mopsy
  • Başlangıç tarihi
  • Cevaplar 41
  • Görüntüleme 7K

Okunuyor :
Reenkarne ...

Apollonius

Tecrübeli
Üye
Sevgili sworden;
Ben de reenkarnasyon olabileceği üzerine kafa yormuştum. Kendi sonuca ulaşma yöntemimden bahsedeyim;

Eğer bir konuda Kuran'da kesin bir delil bulduysanız, aksi görüşe açık ayetler hakkında aksi yönde yorum getiremezsiniz. Zira Kuranda çelişki yoktur.

Aşağıdaki ayetler tartışmasız olarak reenkarnasyon olmadığına delildir. Özellikle Vakıa suresi. Bu delili aldıktan sonra yoruma açık ayetleri aksi yönde yorumlamak gereksizdir bence.



Müminun suresi:
99. [ÖLÜMDEN sonraki hayata inanmamakta direnip de kendi kendilerini aldatanlardan] herhangi birine sonunda ölüm gelip çatınca: “Ey Rabbim!” der, “Beni [hayata] geri döndür, izin ver döneyim

100. de [daha önce] gözardı ettiğim konularda dürüst ve erdemli işler göreyim!” Yoo, onun söylediği, şüphesiz, yalnızca [boş ve anlamsız] bir sözden ibarettir; çünkü [bir kere dünyayı terk etmiş bulunanların] ardında, yeniden diriltilecekleri Gün'e kadar [aşılması imkansız] bir [ölüm] engeli bulunmaktadır!



Enam
27. Ateşin önünde bekletilecekleri ve “Ah, keşke [hayata] geri döndürülseydik: O zaman Rabbimizin mesajlarını yalanlamaz ve müminler arasında olurduk!” diyecekleri zaman [onları] görseydin.

28. Ama hayır -[böyle demeleri] geçmişte [kendilerinden] gizlemiş oldukları hakikat onlara açık şekilde görünecek [olmasındandır]; ve eğer [hayata] geri döndürülmüş olsalardı kendilerine yasaklanmış olan şeye yine dönerlerdi: Unutma ki onlar gerçek yalancılardır!



Vakıa
12. Yemin olsun ki, biz insanı topraktan oluşan bir özden yarattık.
13. Sonra onu çok dayanaklı bir karargâhta bir damlacık yaptık.
14. Sonra o damlacığı bir embriyo halinde yarattık, sonra o embriyoyu bir et parçası halinde yarattık, sonra o et parçasını bir kemik halinde yarattık ve nihayet o kemiğe de bir et giydirdik. Sonra onu bir başka yaratılışta yeniden kurduk. Yaratıcıların en güzeli Allah'ın kudret ve sanatı ne yücedir!
15. Sonra, siz bütün bunların ardından mutlaka öleceksiniz.
16. Sonra, siz kıyamet gününde yeniden diriltileceksiniz.
 

sworden

Amatör
Üye
Sevgili Apollonius yoktur diye kesin hüküm vermeden önce bir de şunu düşün
Vakıa
12. Yemin olsun ki, biz insanı topraktan oluşan bir özden yarattık.
13. Sonra onu çok dayanaklı bir karargâhta bir damlacık yaptık.
14. Sonra o damlacığı bir embriyo halinde yarattık, sonra o embriyoyu bir et parçası halinde yarattık, sonra o et parçasını bir kemik halinde yarattık ve nihayet o kemiğe de bir et giydirdik. Sonra onu bir başka yaratılışta yeniden kurduk. Yaratıcıların en güzeli Allah'ın kudret ve sanatı ne yücedir!
15. Sonra, siz bütün bunların ardından mutlaka öleceksiniz.
16. Sonra, siz kıyamet gününde yeniden diriltileceksiniz.

13. ayetten 16. ayete kadar olan evrenin birden fazla tekrarlanma olasılığı yok mu?Ayetlerden sadece bunun bir kez olacağına ilişkin şahsen ben kesin bir hüküm çıkaramıyorum.Şahsi fikrimce diğer ayetlerde de geri dönmek isteyenlerin red cevabı almaları bundan öncesinde bir kaç dünyaya gelip gitmedikleri göstermez.

FATİR SURESİ 37. AYET MEALİ
Feryat edip dururlar orada: "Rabbimiz, çıkar bizi de önceden yaptığımızdan başka şey yapalım. Barışa ve hayra yönelik iyi bir iş yapalım." Sizi biz, öğüt alanın öğüt alacağı bir süre ömürlendirmedik mi? Uyarıcı da geldi size. Hadi, tadın bakalım azabı! Zalimler için hiçbir yardımcı yok artık.


Bu ayetten yeni doğup ta ölen bir bebeğin veya 20 li yaşlarda ölen bir gencin durumunu nasıl açıklamak gerekir?
 

Apollonius

Tecrübeli
Üye
13. ayetten 16. ayete kadar olan evrenin birden fazla tekrarlanma olasılığı yok mu?Ayetlerden sadece bunun bir kez olacağına ilişkin şahsen ben kesin bir hüküm çıkaramıyorum.Şahsi fikrimce diğer ayetlerde de geri dönmek isteyenlerin red cevabı almaları bundan öncesinde bir kaç dünyaya gelip gitmedikleri göstermez.
Evrenin tekrarlanması olabilir ama sizin bahsettiğiniz ruh tekamülü ile evrenin tekrarlaması arasında bariz fark var. Kıyamet ve hesap günü sadece bir tane var. ve ona kadar olan gelişim sırayla anlatılmış. Ruhun tekrar bedenlenip bedenlenmeyeceği açısından bizi ilgilendiren kısım bu.

Evrenin bir bütün olarak tekrarlayıp tekrarlamayacağı fikri konusunda ne reddeden ne de onaylayan bir ayet bilmiyorum. Tekrarlasın veya tekrarlamasın bu reenkarnasyon konusu dışındadır.


FATİR SURESİ 37. AYET MEALİ
Feryat edip dururlar orada: "Rabbimiz, çıkar bizi de önceden yaptığımızdan başka şey yapalım. Barışa ve hayra yönelik iyi bir iş yapalım." Sizi biz, öğüt alanın öğüt alacağı bir süre ömürlendirmedik mi? Uyarıcı da geldi size. Hadi, tadın bakalım azabı! Zalimler için hiçbir yardımcı yok artık.


Bu ayetten yeni doğup ta ölen bir bebeğin veya 20 li yaşlarda ölen bir gencin durumunu nasıl açıklamak gerekir?
Renkli yazdığınız yerin açıklaması çok basit. Bu soruya muhatap olanlar cehennem ehlidir. Yani cehennem ehli (veya bir kısmı) şunlardan oluşacaktır gibi de anlayabilirsiniz: öğüt alanın öğüt alacağı bir süre ömürlendirildiği halde öğüt almayanlar

Yaşı küçük ölenlerin ise herhangi bir adaletsizliğe kurban gittiğini düşünmemek gerekir sanırım. Burası bir durak. Gelen otobüsü az da bekleseniz aynı yere gideceksiniz, çok da bekleseniz aynı yere gideceksiniz. Sonuçta erken de gelse geç de gelse o otobüse binecek ve aynı yere gideceksiniz. Demek ki durağın bir kıymeti yok. Hatta gideceğimiz yer güzel bir yerse otobüs ne kadar erken gelirse o kadar seviniriz. Allahın adaletinde kimseye zerre kadar hak geçmeyeceğini de göz önünde bulundurursak aklımızda cevapsız soru kalmaz

Tabi en iyisini Allah bilir.


Farklı bir görüş daha var. Araştırmalarımda karşıma çıkmıştı. Belli bir döneme kadar reenkarnasyonun olduğu, fakat artık son parti ruhların gönderildiği ve reenkarnasyonun tekrarının olmadığı, bu yüzden İslam'ın kitabı Kuran'da Allah'ın geçmişteki reenkarnasyonların bilgisini belirtmeye gerek görmediği gibi bir iddiaydı. Bu da bir teori. Nerede okuduğumu hatırlayamadım ama.
 
Son düzenleme:

sworden

Amatör
Üye
Peki Apollonius Allah'ın kimseye zülmetmiyeceğini ben de biliyorum sadece konunun tam olarak ortaya çıkması için birşeyler yazıcam..diyelim hesap günü geldi çattı 20 yaşında ölen bir genç hesaba çekildi ve cehennemlik olduğu söylendi.genç kalkıp dese "Allah'ım bak sen şu kuluna 90 senelik ömür verdin beni ise aklım bir karış havada gezdiğim bir zamanda öldürdün ben de belki 90 sene yaşasaydım senin razı olacağın işler yapardım." Bu kişiye hak verirmisin vermezmisin?
 

Apollonius

Tecrübeli
Üye
Öncelikle söyleyeyim, yazdığım hiç bir şey ilmi değildir. Tamamen siz sordukça aklıma gelenleri konuşuyorum. Yani yanlışlar bulunabilir, bulunması doğaldır.

Öncelikle dünyanın çok matah bir yermiş yanılgısını kafamızdan silmemiz gerekiyor. Yani dünyada uzun süre kalan için çok da iyi bir şey değil bu. Aksine sorumluluğu daha fazla artıyor. Sizin de yazdığınız ayetteki "Sizi biz, öğüt alanın öğüt alacağı bir süre ömürlendirmedik mi?" cümlesi üzerine düşünelim. Bu soru anlatmak istediğimi açıkça ortaya koyuyor aslında. Allah ne kadar çok mal mülk verirse nasıl o kadar fazla mülkiyet ile ilgili sorumlu oluyorsak, Ne kadar çok hayat verilirse o kadar fazla sorumluyuz demektir. Tabi Allah değerlendirirken ona göre değerlendirecektir. 20 yaşında ölen birisi 20 yıldan sorumludur, 60 yaşında ölen birisi ise 60 yıldan sorumludur. Kimsenin ömrü iyi olmaya sebep değildir ki? Aksine dünyada sizin iyi olmamanız için sizi zorlayacak şeyler sürekli olur. Her şey iyi giderken elinizdeki her şeyi kaybedebilirsiniz, zenginken fakirleşebilirsiniz, çok yakınlarınızın kucağınızda can verdiğini görebilirsiniz. İyi olmanıza yetecek ne kadar çok sebep varsa bunun yanında isyan etmenize sebep olacak o kadar fazla şey de yaşarsınız. Belki de Allah o soruyu soran gence 90 yıl yaşasaydı daha da fazla yoldan çıkacağını gösterebilirdi. Herkesin programlamasını en iyi Allah bilir. Sonuç olarak herkes yaşadığı kadarından sorumludur diye düşündüğümüzde bana içinden çıkılamaz bir soru gibi gelmiyor.

Bununla birlikte detaylarını bilmediğim için bahsetmediğim bir konu daha var. Reenkarnasyon inancında hayatlarımızı kendimizin seçtiğine dair bir inanç vardır. (belki de benim karşıma çıkan böyle bir ekoldü, bilemiyorum) Yani insan ruhsal gelişimi için en uygun hayatı seçmektedir, bedensel engelli, fakir vs. veya kimi ruhlar da zengin olmayı seçebiliyor ruhsal duruma göre gibi. Yani kendileri hayatlarını bilerek geliyorlar fakat unutturuluyor şeklinde bu inanç.

Bunun bir benzerini İslamda da duymuştum. İlmi bir dayanağı var mı bilmiyorum (araitırmaya fırsatım olmadı) ama bu inanca göre bize de dünyaya gelmeden önce hayatlarımız gösterilmiş. Yani ne halt edeceğimizi görmüş ve belki daha iyisini yapabiliriz veya daha iyi olabiliriz veya "aslında ben yaşasaydım kötü olmazdım" düşüncesi ile hayata gelmek istemişiz. Buna dair destekleyen bir ayet de okumuştum bu bilgiyi aldığım yerde. Hani ruhlar yaratıldığınızda Rabbinize söz vermiştiniz gibi bir ayetti hatırlamıyorum. Tabi ilmi olarak detaylıca araştırmadığım için ilk paragrafta akli bir şekilde açıklama yolunu seçtim.
 

Cinistan

Acemi
Üye
Birçok dinsel inanç aslında sahtedir; çünkü bunların arkalarında insanları sahte inançlarla avutmayı, oyalamayı ve yanlışa yönlendirmeyi, ayrıca gerçeklere karşı kör kalmalarını amaçlayan cinlerin oyunları bulunur.

Konu ruhgöçü ise bir örnek:

S.Y (Hatay) anlatıyor:

"Siz önceden bulunmadığınızı kesin bildiğiniz bir yer hakkında orayı daha önceden gördüğünüze dair garip bir hisse kapıldınız mı? Ya da ilk defa karşılaştığınız bir şahsa, "Sizinle daha önce bir yerde kaşılaşmış mıydık acaba?" sorusunu sordunuz mu?

Kızım doğmadan önce ailemizin büyüklerinin rüyasına girerek (18-19 yaşlarında bir genç kız olarak) ben sizin yanınızda tekrar doğuyorum, dedi. Aynı rüyayı ailemizden birkaç kişinin anlatmasını tesadüf olarak değerlendirdim. Tekrar bir kız daha olabileceğini de düşünüp açıkçası üzüldüm. Aradan bir iki ay geçmişti. Görülen rüyaları unutmuş hayatın şartlarını yerine getirmeye çalışıyordum. Sıkıntılı bir günün sonunda oturduğum koltukta yorgunluktan uyuya kalmıştım.

Rüyamda bana anlatılan genç kızı gördüm. Dalgaların çok yüksek olduğu bir sahil kıyısında dalgalarla boğuşan birkaç gencin arasından yanıma doğru geldi. Bu geliş uçar gibi bir gelişti. Adeta yanıma ışınlanmıştı. Bana dalgaların içindeki diğer gençleri göstererek, "Onların görevi bitmedi. Ben artık yeni hayatıma sizinle devam edeceğim," dedi. Aramızdaki konuşma çok garipti. O dudaklarını kıpırdatmadan konuşuyor, ben ise söylediklerini beynimin içinde algılayabiliyordum. Yüzüne dikkatlice baktığımda boğulmuş bir kişinin soluk yüzü ve morarmış dudakları fark edebildim. Arkasını dönüp uçar gibi gökyüzüne yükselmeye başladığında ise ensesinin biraz üstünde açık bir yarasının olduğunu fark ettim. Uyandığımda ter içinde kalmıştım. Bu gördüklerim kabus olmalıydı.

İki hafta sonra sabahın ilk saatlerinde kızım dünyaya geldi. Kucağıma alıp biraz sevdikten sonra beşiğine yatırmak istedim. Kızımı yan çevirerek yatırmak istediğimde ensesinin biraz üstündeki koyu kırmızı lekeyi gördüm.

Tesadüfler beynimi zorlamaya başlamıştı. Kimseye rüyamdan ve kızımın kafasındaki lekeden söz etmedim. Aradan altı yıl geçti. Tatil için gittiğimiz Fethiye'de kızım koşarak yanıma geldi. Ellerini karşı kıyıdaki kayalıklara doğru uzatarak, "Ben orada boğulmuştum, kayalara çarpmıştım," dedi ve yanımdan hızla ayrıldı. Bu kadar tesadüf olamazdı.

Bulunduğum yere çöktüm. Bebekliğinden beri çok sesiz olan kızım tek tepkiyi deniz gördüğü zaman veriyor ve sudan çok rahatsız oluyordu. Onu yıkamak bile her zaman sorun olurdu.

Artık bazı sorularımın cevabını kızımın son cümlesi ile almıştım.

Dünyanın her köşesinde ruhgöçü olayını yaşadığını iddia edenler araştırılıyor. Bu inanış tarihten bile eski. Nedeni bilinmese de etkilerini her uygarlık diliminde tıpkı benim gibi yaşayanlar var."​

Reenkarnasyon denilen şey cinlerin başka bir aldatmacasıyla ilgilidir. Kısacası bunlar insanların beyinlerini etkileyebilme gücüne sahipler. Bu arada belirtelim: Cinler insanın zihnini ve düşüncelerini okuyamazlar. Ama transa geçirdikleri kişilerin zihnini kontrol edebilirler ve örneğin astral seyahat gibi sahte deneyimleri yaşatabilirler. Hatta bazı kişileri uyurgezer halinde (aslında trans) kontrol edebilirler. Bunlar istedikleri bilgileri insanlara uyurken kaydedebilirler. Daha sonra uyanan kişiler olan bitenin farkına varmadan bu garip bilgiler sonucu böyle sahte inançları benimserler. Hatta bazı kişileri kendi mesajlarını insanlara iletecek iyilik timsali evliyalar haline getirirler. Bu şekilde uluhiyeti de kendi yalanları için araç olarak kullanırlar. İşte böyle, böyle...

:malesef:
 

Cinistan

Acemi
Üye
Aşağıdaki yaşanılan hayat hikayesi de Reenkarnasyon'la ilgili başka bir örnek:

P.S. (Antakya) anlatıyor:

"İlk bebeğime beş aylık hamileydim. Bir gece rüyamda genç bir bayan gördüm. Kucağında bir erkek çocuk taşıyordu ve hızlı bir şekilde tren raylarına doğru koşuyordu. O sırada gelen tren ikisini de ezerek geçti. Yanlarına gittiğimde genç bayan bana kopan bacaklarını göstererek, "Senin yanında tekrar dünyaya geliyorum" dedi.

Korku içinde uyandım. Böylesine korkunç bir rüya görmek beni çok etkilemişti. Çevremizde yeniden doğuşa çok inanılır. Bu nedenle rüyamı kimseyle paylaşmayarak gerçekleşmemesi için dualar okudum.

Aradan geçen dört ay, bana rüyamı unutturmuştu. Doğum yapmak için hastaneye gitmiştik. Sezaryenle yaptığım doğumumun sonrasında kendime geldiğimde kızım olduğunu öğrendim. Tulumun içindeki kızımı gördüm; çok güzel bir bebekti. Bir kaç saat sonra doktorum yanıma gelerek, "Kızınız çok sağlıklı bir bebek, yalnız bacaklarında garip bir iz var, doğum izi olarak değerlendiriyoruz Zaman içinde geçer," deyince aklıma rüyam geldi ve ağlamaya başladım. Yakınlarımın ve doktorumun telkinleriyle sakinleşerek üç gün sonra eve çıktım.

Kızımın dizlerinin hemen altındaki garip iz ise bir yıl içinde rengi açılarak zamanla kayboldu.

Her şeyi unutmuştum. Aradan da dört yıl geçmişti. İkinci bebeğimi bekliyordum. Bir sabah kızıma yemeğini yedirirken kızım elini karnıma götürerek, "Benim de oğlum vardı, onunla trenin altına yattık ve öldük," deyince bayılmamak için yumruklarımı sıktım, kızıma belli etmeden, "Nereden öğrendin böyle şeyleri?" diye kızdım.

O ise sanki birden her şeyi hatırlamış gibi, "Kocam çok kötüydü, bizi hep döverdi, ben de oğlumu aldım, kaçtım ve trenin altında can verdik," dedi. Bütün bu anlattıkları çok önemli değilmiş gibi davranarak başka konuları açmak istememe rağmen garip bir ifadeyle sözlerine devam etti; kocasının adını, oğlunun adını ve kendi adını söyledi.

Panik içinde onu orada bırakarak bahçeye çıktım. Ne yapmam gerektiğini düşünürken yanıma gelen kızım Eskişehir'de yaşadığını oraya gidip ailesini aramak istediğini söyleyince bayılmışım.

Kızım şu anda on sekiz yaşında, Sekiz yaşına kadar geçmiş yaşamıyla ilgili çok açık bilgiler vermesine rağmen olaydan uzak tuttuk.

Artık her şey çok normal. Ailesini arama düşüncesinden tamamen vaz geçti. Vaz geçemediği tek şey ise hiç binemediği tren ve tren korkusu."​

Uyurken bir çocuğun beynine onun önceki yaşantısına aitmiş gibi gösterilen sahte bilgiler kaydedilince ortaya işte böyle gariplikler çıkar.
 

Cinistan

Acemi
Üye
İnsanları bırakın birşeylere inandırmayı, bir konuyu detaylarıyla anlatsanız da, sonuçta herkes kendi yaşam deneyimlerine ve edindiği bilgilere ayrıca zihinsel olarak bütün bunları kendi değerlendirebilme yeteneğine göre karar vereceklerdir. Bu yüzden ben kimseye birşeyleri inandırmaya çalışmıyorum. Yalnızca kendi doğru bildiklerimi karşıdaki kişilere çeşitli örnekleri ve bunu anlamaya yarayabilecek ek bilgileri bir temel olarak vermeye çalışıyorum. Aslında bir konu hakkında kısaca birşey söylemek yeter, ama o zaman kimse buna inanmaz. Önemli de değil. Her zaman bir konu hakkında çok geniş bir şekilde yazmaya kalkışırsak, buna ne vakit yeter ne de kimse bütün bunları okur. Gelelim konuya:

Alıntı:
"... tarafından gönderildi.
12 yaşımdayken ben uyku ile uyanıklık arasında bişeyler gördüm, marmara denizi ve bogaz köprüleri yoktu deniz tamamen buzla kaplıydı fakat yolcu gemileri buzu kırarak yavaş seyrediyordu, ben ise yanımda bıyıklı sakalllı bir adamla bir sandalda balık tutuyorduk 10 yaşlarındaydım ben o adama baba diyordum, elimle buzları elliyor oyun oynuyordum suya düştüm heryerime igneler batıyordu sanki sonrası, o uyku ve uyanıklık halim geçti kendime geldim, kimseye anlatmadım taki 16 yaşımdayken evde eskiden marmara denizinin buz tuttugu konuşuluyordu, aaa ben hatırlıyorum buzun üstünde yürüyenler bile var dedim, babam sen dünyada yoktun o zaman dedi güldüler dahada bişey söylemedim, şimdi tekrar başka bedende hayat bulma olayını acaba bendemi yaşadım yoksa şeytan veya 3 harflilerin dalga geçmesimi bilemiyorum, lütfen bunu okuyan olursa yorumlasın merak ediyorum.. "​


Reinkarnasyon diye birşey kesinlikle yok.​

İnsanların ruhu ölümden sonra yaşamaya devam etmez.​

Rüyalarda görülen ölmüş kişiler, aslında o kişiler değillerdir. Cinler insanları yanlış inançları kabul etsinler diye türlü türlü numaralar yapıyorlar. Örneğin daha dün bir genç şöyle dedi: "Ben de rüyamda (ölmüş) dedemi gördüm. Bana cennette olduğunu söyledi". Ben de zaten onunla cinlerin ölüleri taklit ettiği konusunda konuşuyordum.

Biraz daha ayrıntıya girelim.

İnsanlığın bilim ve teknolojideki gelişimi özellikle şu son yüzyılda gerçekleşti. Ve bu yüzyılın sonunda da, bilgisayarlar ve cep telefonları gibi icatlar yapıldı. Şimdi birçok aygıt uzaktan kumanda yoluyla kontrol edilebiliyor. Örneğin internet bile artık kablosuz oldu. Eğer bütün bunları ömrü çok kısa olan insanlar bile yapabiliyorsa, düşünelim bir kez, cinler gibi insanüstü varlıklar çok çok daha fazlasını yapamazlar mı? Evet yaparlar.

Cinler özellikle rüyaları kullanırlar. Bu gösterdikleri rüyaları, ya kişiye o kişi uyurken ya da o kişi uyku ile uyanıklık arasındayken gösterirler.

Eğer uyurken gösterilirse, kişi uyandığında bunun yalnızca bir rüya olduğunu düşünecektir. Ama cinler bu kişiye gördüğü rüyanın sıradan bir şey olmadığını göstermek için, gösterdikleri rüyanın gerçek yaşamda gerçekleşmesine yönelik işler de yaparlar. Rüya gerçekleşince, rüyayı gören bundan etkilenir ve bunun Tanrı katından gelen bir mesaj olduğuna inanmaya başlar. "Aranızdan bir peygamber ya da düş gören biri çıkarsa, bir belirtiyi ya da şaşılası bir olayı önceden bildirirse, 'Bilmediğiniz başka ilahlara yönelip tapınalım derse, söz ettiği belirti, şaşılası olay gerçekleşse bile, o peygamberi ya da düş göreni dinlememelisiniz."​

Gösterilen rüya uyku-uyanıklık arasında olursa, o zaman insan zihni bütün gördüklerini uyanıkken yaşamış gibi algılayarak, bütün bilgileri gerçek yaşamda yaşanmış olaylar olarak tasnif eder. Örneğin bütün astral seyahatler birer gerçekten yaşanmış olay olarak algılanır. Gerçekte ise zihinde gösterilen bir rüyadır.​

İşte geçmişte ya da günümüzde yaşamış bütün sahte peygamberler ve evliyalar bu oyun sonucu ortaya çıkmışlardır. Hem de farklı sıfatları olsa da, bu bütün dünyada böyledir.

Peygamber: Gelecekteki olayları gören, bildiren anlamındadır. Bu sözcük tek başına kutsal değildir. Bu nedenle eğer biri, cinlerden gelen mesajları peygamber sıfatıyla insanlara aktarıyorsa, aslında insanları aldatan cinlere hizmet ediyordur. Biz bunların adının her zaman, falcı ya da medyum olmasını beklememeliyiz. Öte yandan birşeyin sahtesinin olması, onun gerçeğinin olmadığı demek de değildir.


Yasa'nın Tekrarı 13:
13: 1 "Aranızdan bir peygamber (peygamber sıfatını taşıyan bir sahtekar, belki bir medyum) ya da düş gören biri çıkarsa, bir
belirtiyi ya da şaşılası bir olayı önceden bildirirse,
13: 2 'Bilmediğiniz başka ilahlara yönelip tapınalım derse, söz
ettiği belirti, şaşılası olay gerçekleşse bile
,
13: 3 o peygamberi ya da düş göreni dinlememelisiniz. Tanrınız RAB
kendisini bütün yüreğinizle, bütün canınızla sevip sevmediğinizi anlamak için sizi sınamaktadır.
13: 4 Tanrınız RAB'bin ardınca yürüyün, O'ndan korkun.
Buyruklarına uyun, O'nun sözüne kulak verin. O'na kulluk edin, O'na bağlı kalın.​

Yeremya 23:
23: 25 "Adımla yalancı peygamberlik edenlerin ne dediklerini
duydum. 'Bir düş gördüm! Bir düş! diyorlar.
23: 26 Kafalarından uydurdukları hileleri aktaran bu yalancı
peygamberler ne zamana dek sürdürecekler bunu?
23: 27 Ataları nasıl Baal yüzünden adımı unuttuysa, onlar da
birbirlerine düşlerini anlatarak halkıma adımı unutturmayı tasarlıyorlar.
23: 28 Düşü olan peygamber düşünü anlatsın; ama sözümü alan onu
sadakatle bildirsin. Buğdayın yanında saman nedir ki?" diyor RAB.​

Yeremya 27:
27: 9 Size gelince, (gerçek peygamber sanılan) peygamberlerinizi, falcılarınızı, düş
görenlerinizi
, medyumlarınızı, büyücülerinizi dinlemeyin! Onlar
size, Babil Kralı'na kulluk etmeyeceksiniz diyorlar.
27: 10 Size yalan peygamberlik (kehanet) ediyorlar. Bunun sonucu sizi
ülkenizden uzaklaştırmak oluyor. Sizi süreceğim, yok olacaksınız.​

Yeremya 29:
29: 8 Evet, İsrail'in Tanrısı, Her Şeye Egemen RAB diyor ki,
"Aranızdaki peygamberlerle falcılara aldanmayın. Düş görmeye
özendirdiğiniz kişilere kulak asmayın.
29: 9 Çünkü onlar adımı kullanarak size yalan peygamberlik
ediyorlar. Onları ben göndermedim." RAB böyle diyor.​

Yukardaki alıntıya yorum: Sen de bütün yaşadıklarını uyku-uyanıklık arasında yaşamışsın. Bütün gördüklerin senin gerçekten yaşadığın şeyler değildi. Yalnızca sana gösterilen şeylerdi. Tanrı'nın ilhamı sözkonusu olduğunda, Tanrı insanların zihinlerini etkileyebilmek için uyku-uyanıklık arasını kullanmaz. Kullanmaz; çünkü buna ihtiyaç duymaz. Ama cinler insan zihinlerini okuyamazlar ve ayrıca kişileri uyanıkken zihinleri boş olmadığı için istedikleri gibi yönlendirebilmek için etkileyemezler. Bunu başarmak için öncelikle bu kişilerin yarı uykulu bir duruma gelmelerini sağlamaya çalışırlar. Bunu başardıkları zaman, kişilerin zihinlerindeki düşünceler azalmaya, zihin boşalmaya başlar. Örneğin sürekli aynı sözlerin tekrarlanması aynı etkiyi yapan başka bir tekniktir. Buna mantra ya da zikir denir. Bir kişi bunu yaptığında, zihnindeki düşünceler monotonlaşır, basitleşir ve cinlerin zihni ele geçirebileceği bir kıvama girer. Zikir yapan bazı kişilerin bunu yaparken cine tutulmasının ya da transa girmelerinin nedeni de budur. Kişinin zihninin düşüncelerden arındırılması asıl önemdedir. Yani önemli olan uyku durumu değildir. Yarı uykulu olma durumu yalnızca zihnin düşüncelerden en az etkilendiği bir an olduğu için ön plana çıkar. Örneğin cinler kendi medyumları aracılığıyla başkalarını bu duruma getirebilmek için hipnozu kullanırlar. Bazen filmlerde görmüşüzdür; bir medyum ucunda bir cismin sallandığı bir ipi hipnoz etmek istediği kişinin gözünün önünde bir sağa, bir sola sallarlar. Burada yaptıkları şey basittir. Kişi gözleriyle bu sallanan ipin ucundaki cismi takip ettiği zaman, aslında zihninde başka düşüncelere yer vermemiş olur. Yani zihni düşüncelerden boşaltmak için kullanılan basit bir yöntemdir. Yani bu cismin herhangi bir tılsımı falan yoktur. Bütün amaç zihnin ele geçirilebilmesi için zihnin düşüncelerden arındırılmaya çalışılmasıdır. Bu başarıldığında, cinler o zaman bu duruma gelmiş bir kişinin zihnini ele geçirebilirler. İşte meditasyon, hipnoz, yoga gibi şeylerin hikmeti de buradadır. Yani bütün yollar kişiyi Roma'ya, pardon uyku-uyanıklık arası bir duruma getirmeye çıkar. Öte yandan Tanrı'nın melekleri de rüyalar göstermişlerdir. Ama ben onların insanları kandırmak için uyku-uyanıklık arasını kullandıklarını okumadım. Ayrıca hem cinler hem de melekler vizyonlar gösterebilme yeteneğine sahipler. Yani önemli olan şudur. Suç teknikte değildir. Tekniğin hangi amaçla kullanıldığı önemlidir. Melekler bunu Tanrı'ya hizmet etmek için kullanırlarken, cinler ise Şeytan'a hizmet etmek amacıyla insanları aldatmak için kullanırlar. Vs. vs. ama insanları inandırmak zor iştir, o başka. :malesef:
 

Cinistan

Acemi
Üye
Reenkarnasyon inancı kişilerin belleğine uyurken aktarılan sahte bilgilerdir. Bir de insanlara ruhun bedenden ayrı olarak yaşayabileceğini inandırmaya yönelik dümenler vardır. Bunlardan bazıları rüyalarda görülen ölmüş kişiler, akrabalar vs.dir. Bunun dışında bazı kişilerin başlarından geçen bir olay astral seyahattir. Bu durum uyurken değil, uyku-uyanıklık arası yaşanır:


...' Alıntı:
arkadaşlar burda yazılanlar çoğunlukla astral seyahate bilinçli olarak çıkma teknikleri hakkında. Bir süre önce yaşadığım bir deneyimi paylaşmak istiyorum. Daha önce astral seyahat nedir, gümüş kordon nasıl bir şeydir bu gibi konularda hiç bilgim yoktu. Bir gece uyurken yatakta, kendi vücudumu dışardan seyrederken buldum. Vücudumun üstünde kendimi havada yüzer gibi hissediyordum. Hiçbir panik duygusu yaşamadım çünkü bunun ne olduğu hakkında hiçbir fikrim yoktu. Bir süre sonra yavaşça dışarı süzüldüm. O duvardan geçis anını çok tarif edemiyorum. Akmak gibiydi. Evimiz sekiz katlı bir apartmanın altıncı katında. Çatıya kadar yükseldim. Tan vaktiydi. Apartmanların çatılarını görüyordum. Hava ılıktı bense kendimi ipin ucunda havalanmış bir balon gibi hissediyordum. Manzarayı seyrediyordum ve kendi etrafımda rahatça dönebiliyordum. Bir kordonla aşağıda bir yere sanırım oda daki vücuduma bağlıydım. Gergin değildi yalnız, gevşekti ve bu bana nedense güven veriyordu. Bu arada başka mesafelerde benim gibi yükselmiş cisimler görüyordum. Mutluluk ve hafifleme hissediyordum, etrafı seyrediyordum. Derken yükselmeye karar verdim. Yukarı yükseldim yükseldim yükseldim. Etrafım kararmıştı sanki, yukarı baktığımda yıldızların parıltısını görüyordum. Aşağıya baktığımda kordonu gördüm. Eskisi kadar gevşek görünmüyordu. Sanki gerilmişti. Birden bir panik duygusu içimi kapladı. Sanki kordon kopacak ve ben geri dönemeyecektim. Bu panik duygusuyla aniden hızlı çok hızlı bir düşüş gibi kendi vücudumda sarsılarak uyandım. Bunu uzunca bir süre hoş bir rüya gibi hatırlıyordum. Derken tesadüfen astral seyahatle ilgili bir yazı okudum nette. Benim rüyamla inanılmaz paralellikler taşıyordu. Şu anda beni ürküten ise bu forumda okuduğum aslında astral seyahat olmadığı bunun cinlerin sabaha karşı insan zihninde yarattığı bir hayal olduğu hakkındaki yazı. Eğer böyleyse bu beni gerçekten şu anda ürkütüyor. Çünkü epey uzunca bir süre önce başımdan bir cin hikayesi geçti ve pekte haşır neşir olmak istemiyorum kendileriyle ki bu da ayrı bir hikayedir. Bu yazdıklarım şu an banada bir deli saçması gibi gelmeye başladı ama asıl merak ettiğim şu; bu sadece güzel bir rüyamıydı yoksa yazılanlar gibi zihnime yapılan bir müdahalemiydi veya farkında olmadan yapılan bir astral seyahatmiydi? Bu konuda kafam biraz karışık.
Hoşçakalın
...' Alıntı:
"...yazılanlar gibi zihnime yapılan bir müdahalemiydi..."

Aynen buydu. Ama korkmana gerek yok. İçtenlikle Tanrı'ya dua et bu yeterlidir. Sakın ola ki, muskadan veya bir cinci hocadan medet ummaya kalkma. Çünkü bu tür şeylerin arkasında zaten cinler var. Cinci hocalar da zaten onların kendi kullandıkları adamlarıdır. Aslında bu adamların da gerçek anlamda bir bilgileri yoktur. Onlarda birçok konuda kandırılmış kişilerdir.

...' Alıntı:
Yaklaşık 1 saattir bu konudayım ve bütün cevapları okudum da vay be şuanda tüylerim diken diken oldu.Farkına varmadan sanırım 2 yada 3 kere astral seyahat yapmışım bugüne kadar (hatırlayabildiğim).Hepsinde de gördüğüm şeyleri istediğim gibi yönlendirebiliyordum ve karşımdakilerle bilinçli olarak konuşuyordum.Ama bir yandan da beynin yapısı ve yaptığı şeylerle baya haşır neşir olduğumdan aslında hepsi sadece bilinçaltına bilinçlice veya bilinçsizce yerleştirilen öğelerden oluşan bir hayal dünyası gibi geliyo.

Çok haklısın. İşte astral seyahat tam böyle bir şeydir: :Winlk_Tongue:


TRİNİTY - Sorunun ne olduğunu sen de biliyorsun.

NEO - Matrix nedir?

TRİNİTY - Cevap dışarda bir yerde Neo. O (Morpheus) da seni arıyor. Eğer çok istersen seni bulacaktır Neo. ...

MORPHEUS - Sanırım kendini şu an biraz Alice gibi hissediyorsun. Sen de zaten uyanmayı bekleyen ve gördüğü şeyleri kabul eden birinin bakışları var. Ne ilginçtir ki gerçekte bundan pek farklı değil. Kader'e inanır mısın Neo?

NEO - Hayır.

MORPHEUS - Neden?

NEO - Çünkü hayatımı kontrol edemediğim fikrinden hoşlanmıyorum.

MORPHEUS - Ne demek istediğini çok iyi biliyorum! Sana burda olma sebebini açıklayım. Burdasın, çünkü birşey biliyorsun. Bildiğin şeyi de açıklayamıyorsun ama hissediyorsun. Hayatın boyunca hissettin. Bu dünyada yanlış olan birşeyler vardı, ne olduğunu bilmiyordun ama ordaydı. Beyninin içinde dolaşıp seni deli ediyordu. Seni bana getiren işte bu his. Neden söz ettiğimi biliyor musun?

NEO - Matrix.

MORPHEUS - Peki ne olduğunu öğrenmek istiyor musun? Matrix her yerdir. Etrafımızı çevreler. Şu anda bu odanın içinde bile. Pencereden baktığında ya da televizyonu açtığında onu görebilirsin. Çalışmaya gittiğinde onu hissedebilirsin. Kilise de bile. Vergilerini öderken. Gerçekleri görmeni engellemek için gözlerinin önüne çekilen bir dünya bu.

NEO - Ne gerçeği?

MORPHEUS - Bir köle olduğun gerçeği, Neo. Sen de herkes gibi bir köle doğdun. Dokunamadığın, tadamadığın ya da koklayamadığın bir hapishanedesin. Beyninin içi bir hapishane. Ne yazık ki, Matrix'in ne olduğunu kimse söyleyemez. Bunu kendin görmek zorundasın. Bu senin son şansın. Bundan sonra bir geri dönüş olmayacak. Mavi hapı alırsan hikaye sona erer. Yatağında uyanırsın ve istediğin her neyse ona inanırsın. Kırmızı hapı alırsan, harikalar diyarında kalırsın. Ben de sana tavşan deliğinin gittiği yerleri gösteririm. ... Unutma sana vaatettiğim tek şey gerçek, fazlası değil.
(Neo kırmızı hapı yutar. Transa girmeye başlar.)

MORPHEUS - Beni izle. ... Zaman her zaman aleyhimize işledi. Lütfen şuraya otur.

(Neo bir makineye bağlanır.)

MORPHEUS - Aldığın hap, bir izleme programının parçası. Veri giriş çıkış sinyallerini karıştırıp yerini bulmamıza yarayacak. (Alınan uyuşturucu madde zihnin uyku ile uyanıklık arası bir duruma girmesine neden olur. Bu arada bir cin zihnin kontrol edebileceği yerini araştırıp bulur.)

NEO - Ne demek bu.

CYPHER - Şu demek. Kemerlerini sıkı bağla Dorothy, Çünkü Kansas yok olmak üzere, güle güle. Astral seyahat başlar. Neo aynaya elini uzatır. Ayna görüntüsü sıvı gibi dalgalanır. Neo maddenin kurallarının değiştiği başka bir dünyaya geçmiş gibi olur.)

NEO - Sizde...

MORPHEUS - Hiç çok gerçek olduğundan emin olduğun bir düş gördün mü Neo? Peki, bu düşten hiç uyanmasaydın, düşler dünyasıyla gerçek dünya arasındaki farkı nasıl anlayacaktın?

NEO - Bu olamaz.

MORPHEUS - Ne olamaz, gerçek mi?

(Neo sıvı maddeyle kaplanır. içine damarlarına işler. İçine ruh girmiş gibi! Neo transa girer, acı çeker, kıvranır. Makineler Neo'ya işkence ederler, boğazını sıkarlar. Neo, bir sara nöbeti geçiren hasta gibi işkence görür. Sonra bir zincirin ucunda yukarıya bir kapaktan çıkarılır. Sanki yeraltındaki bir ölüm diyarından başka bir dünyaya çıkmış gibidir. Trans gerçekleşir.) :eek:k:​


Astral seyahat gerçekte bir trans halidir.

Cinler beyni ele geçirdikten sonra bu kişiye bir filmden daha gerçek olan sahneleri zihninde gösterirler. Bu yüzden aslında buna film değil, rüya tiyatrosu demek daha doğru olur. Bu işlemler neden uykuda değil de, uyku-uyanıklık arası bir durumda yapılıyor? Eğer bütün bunlar uykuda olursa, kişi uyanınca bunu yalnızca bir rüya olarak algılayacaktır. Ama Uyanıklık esnasında gösterirlerse, o zaman kişi bütün gördüklerini gerçek olarak algılayacaktır. Ancak bir sorun vardır. Cinler uyanıkken bir kişinin zihnine bütün bunları veremezler. Yani zihin yavaşlamadan, belli bir uyuşukluğa, uyku-uyanıklık arasına girmeden zihni ele geçiremezler. Bu nedenle kişiyi önce çeşitli yöntemlerle bu yarı uykulu duruma geçirmeleri gerekir. Bu yöntemler çok çeşitli olabilir. Önemli olan yarı uykulu durumdur. Bu durum uykuya dalarken, veya uykudan uyanırken kendiliğinden de olur. Hipnoz sözcüğü uyutmak anlamındadır. Morpheus sözcüğünün anlamı "Rüyaların Tanrısı" demektir. Morpheus "Uyku Tanrısı" Hypnos'un oğludur. Hipnoz, meditasyon, gerçek yoga ve uyuşturucu maddeler kişinin uyku-uyanıklık arası bir duruma girmesine yardım eder. Kişi uyku-uyanıklık arası gördüklerini uyandıktan sonra bir rüya olarak değil, tıpkı uyanıkken olduğu gibi gerçekten yaşamış olarak algılar. İşte bu yüzden cinler bu durumu kişiyi aldatabilmek için kullanırlar. Kişiler bütün yaşadıklarını gerçekten yaşadıklarını sanırlar. Oysa yalnızca zihinlerinde kendilerine gösterilmiş bir rüya tiyatrosudur.
 

Cinistan

Acemi
Üye
Dream Theater: Rüya Tiyatrosu

Bir müzik grubunun adı. Acaba bu tür gruplar yaptıkları müzikleri nereden esinleniyorlar. Gördükleri rüyalardan mı? Bütün müziklerinin hepsinin olması şart değil. Aşağıdaki klipteki müzik ne anlatıyor? İnsan olan bir erkeğin bir peri kızıyla yaşadıklarını mı? Klipte İsa'nın çarmıha gerilişi gösteriliyor. Daha sonra kız adamın kollarında ölüyor; daha doğrusu yok oluyor. Tabii ki, klipteki herşeyin birebir anlamlarının olması gerekmez. Gerçekten bazı esinlenmeler bu varlıklardan gelir. İtatsiz melekler insanlarla cinsel birliktelikleri yaşamak için isyan yolunu seçtiler. Bu melekler tufan öncesi insan kızlarıyla birlikte olmak için kendilerine erkek bedenleri yaptılar. Tufanda boğulmalarına gerek yoktu ve yeniden ruh bedenleriyle göğe döndüler. Daha sonra bunların maddeleşmelerine izin verilmedi. Bunlar maddeleşemeseler de bir yolla insanlarla seks yapmak için fırsatları kullanıyorlar. Tufan öncesi erkek şeklinde yaptılar ama şimdi bazıları bunu kadın olarak ta yapıyorlar. Ama bu melekler, yani cinler sonunda yok edileceklerini de biliyorlar. Klip bunun kısa bir özetini veriyor adeta. Bu tür müzik gruplarının bu türden dinsel içerikli konuları ele almaları kendi fantazi dünyalarından kaynaklanan birşey değildir. Onlar nereden bilecekler bu türden şeyleri. Hatta bu tür klipleri yapsalar bile anlamlarını tam olarak bilemezler. Belki uyuşturucu maddeleri kullanıyorlar, sonra özel rüyaları görmeye başlıyorlar. Klipteki renklerin doğal olmaması da zaten bunun özel bir şey olduğunu anlatıyor; ayrıca müzik sözleri de bir düş olduğunu söylüyor.

:malesef:

Forsaken: Terkedilme: Peri kızı sevgilisinden ayrılmak zorunda kalıyor. Kendisinden daha üstün bir güç tarafından yakalanıyor ve en sonunda da yok oluyor. Klip bütün bunların İsa'nın çarmıha (Klipteki gibi düz bir direk) gerilmesi olayıyla bağlantılı olduğunu gösteriyor. Adam en sonunda terkedilmiş bir halde kala kalıyor. Yani cinler birgün yok edileceklerini biliyorlar ve bu yüzden bunun sıkıntısı içindeler; klip bu cezalandırılmanın sıkıntısını peri kızının acı dolu yüz ifadesiyle anlatıyor. Bir zamanlar Şeytan ve onun tarafındakiler İsa'ya acı çektirip öldürdüler. Ama sonunda İsa ve onun tarafındakiler Şeytan ve taraftarlarını yok edecek. Ama klipin bütün bunları anlatmasını bekleyemeyiz elbette. Ama yine de birçok ipucunu vermeye çalışmış. Elbette peri kızı sonunda öldüğünde sevgilisi olan adam yaşıyor olmayacak, falan filan...[/B]



forsaken: terkedilmiş

[DM]x4m8bf[/DM]

Forsaken
For a while i thought i fell asleep
Lying motionless inside a dream


Then rising suddenly
I felt a chilling breath upon me
She softly whispered in my ear
(Forsaken)

Forsaken
I have come for you tonight
Awaken
Look into my eyes and take my hand
Give yourself up to me

I waited painfully
For night to fall again
Trying to silence the fear within me

Out of the night and mist
I felt a stinging kiss
And saw a crimson stain on her lips

I have to know your name
Where have i seen your face before?
My dear one, don't you be afraid?

Forsaken
I have come for you tonight
Awaken
Look in my eyes and take my hand
Give yourself to me

Take me far away
Close your eyes
And hold your breath
To the end of the earth

Forsaken
I have come for you tonight
Awaken
Look in my eyes and take my hand

Forsaken
Fly away with me tonight
Awaken
Renew my life
Now you are mine
Give yourself up to me



Söz: John Petrucci
Müzik: Dream Theater
Albüm: Systematic Chaos


TERCÜMESİ

Terk Edilmiş

Bir an için uyuya kaldığımı düşünmüştüm (uyku-uyanıklık arası hali)
Bir düşün içinde hareketsiz yatarak


Sonra aniden kalkarak
Soğuk bi nefes hissettim üzerimde
Yavaşça fısıldanan kulağıma doğru
(Terk edilmiş)

Terkedilmiş
Senin için geldim bu gece
Uyan
Gözlerime bak
Ve ellerimi tut
Kendini bana bırak

Acı içinde bekledim tekrar düşmemek için
Korkuyla susmaya çalışarak
Gece sisinin dışında
Acı veren bir öpücük hissettim
Ve dudaklarındaki kızıl lekeyi gördüm

Adını bilmek zorundayım
Yüzünü daha önce nerde gördüm
Sevgilim neden korkmuyorsun

Terkedilmiş
Senin için geldim bu gece
Uyan
Gözlerime bak
Ve ellerimi tut
Kendini bana bırak

Uzaklara götür beni
Gözlerini kapa ve nefesini tut
Dünyanın sonuna kadar

Terkedilmiş
Senin için geldim bu gece
Uyan
Gözlerime bak
Ve ellerimi tut

Terkedilmiş
Birlikte uzaklara uçalım bu gece
Uyan
Hayatımı yenile
Şimdi benimsin
Kendini bana bırak

:icon_idea:

Bu rüya tiyatrosunun konusu böyle. Yani bu klipte anlatılanlar gerçekten yaşandıysa bu bir astral seyahattir. Yani klip aslında bir astral seyahat öyküsünü anlatıyor diyebiliriz.

:prv:
 
Üst Alt