• Hoşgeldin ziyaretçi , forumdan daha fazla yararlanmak için buradan üye olunuz...

Rabbâni Yahudilik

  • Konbuyu başlatan mopsy
  • Başlangıç tarihi
  • Cevaplar 5
  • Görüntüleme 1K

Okunuyor :
Rabbâni Yahudilik

mopsy

Emektar
Üye
M.S. 70 yılında Yahudi Mabedinin ikinci kez yıkımı sonrasında,
Mabete bağlı dinî yaklaşım ve uygulamaların ortadan kalkması ve bunun yerini
Yahudi Kutsal Kitabı ile onun yorumlarının aldığı dönemin adıdır. Bu sebeple
Rabbâni Yahudiliğin te melini TaNaH ve yorumu oluşturmaktadır. Rabbâni Yahudiliğe
göre Tanrı Sinada Hz. Musaya Tora ile birlikte onun yorum kuralları ve bunlara uygun
yapılan yorumlarını da vermiştir.
Bu sebeple rabbiler tarafından yapılan bu yorumlar
ilahi vahyin bir parçasıdır. Rabbâni Yahudilikte Hillele izafe edilen yedi yorum kuralı
(middot), alanında ilk basamaktır ve kendisinden sonra geliştirilen diğer yorum kurallarının
temeli ve öncüsüdür. Rabbi Yişmael on üç yorum kuralını R. Hillelin yedi
yorum kuralını geliştirerek elde etmiştir. Hatta onun bazı kuralları Hillelin kurallarıyla
birebir aynıdır. R. Yişmaele izafe edilen on üç yorum kuralı Rabbâni Yahudilik
için çok daha merkezî bir role sahip,tir. Ancak yorum kurallarının kökeni, kullanılması
ve liste haline getirilmesiyle ilgili çeşitli tartışmalar da bulunmaktadır.

Rabbi Yişmael Öncesi Rabbâni Yorumun Genel Durumu
Yahudilik tarih boyunca farklı devirlerde ortaya çıkan özelliklerine göre değişik şekillerde
tanımlanmıştır. Bu bağlamda Mabet Öncesi Kutsal Kitap Dönemi Yahudiliği, I. Mabet
Dönemi Yahudiliği, II. Mabet Dönemi Yahudiliği, Rabbâni Yahudilik, Orta Çağ Yahudiliği
ve Modern Dönem Yahudiliği biçimindeki tanımlamalarda dönemin siyasi, sosyal, kültürel
ve dini şartlarına göre Yahudiliğin farklı özellikleri ön plana çıkarılmaktadır. Mabet öncesi
dönemde Yahudi toplumunun yapısı ve dini öncelikleri ile I. ve II. Mabet dönemlerindekiler
birbirinden farklıdır.

Özellikle II. Mabet döneminde Yahudi toplumunun ve dini yaşamının merkezinde Mabet ve buna bağlı görev yapan kohen denilen din adamları ile onların öncülüğünde icra edilen kurban ibadeti yer alıyorken, M.S. 70 yılında II. Mabetin
yıkımı sonrasında gelişen Rabbâni Yahudilikte ise TaNaHı merkeze alarak, hayatın her alanı ile ilgili rabbi denilen din adamları tarafından yapılan çeşitli yorumlar ön plana çıkmaktaydı.

Rabbiler bu yorumlarını Sinada Musaya Tanrı tarafından vahyedilen Toranın bir parçası olarak değerlendiriyorlar ve sunuyorlardı. Zamanla Yahudiliğin ana omurgası haline gelen bu yaklaşıma göre TaNaHın zahirde görünen anlamından çok daha derin manaları olduğu gibi, TaNaHın ilahi vahyin ürünü olmasının doğal sonucu olarak her türlü hatadan münezzeh olduğu kabul edilmektedir. Ayrıca Kutsal Kitapta zahiren birbiriyle çelişkili gibi görünen kısımlar bulunabilir. Ancak bu durumların hepsi makul bir şekilde izah edilebilir. Bu sebeple TaNaHın her bir cümlesi, kelimesi ya da harfi büyük bir dikkatle ve titizlikle ele alınarak izah edilmeye çalışılmalıdır.

Mabetin ortadan kalkması sebebiyle Mabet ve kurban ibadetinin yerini TaNaH çalış- malarının ve yorumunun aldığı Rabbâni Yahudiliğin en temel özelliklerinden birisi, TaNaH metinlerinin middot denilen ve bu devirlerde sistematik hale getirilmeye başlanan yorum prensiplerine dayanılarak açıklanmasıdır. M.Ö. I.yyın ikinci yarısında Yahudilerin TaNaHın yorumlanması faaliyetinde kullandıkları belli kurallara sahip olduğu genel olarak kabul edilmekle birlikte, bu kuralların bir sistem içerisinde düzenlenerek bir kurallar listesi haline ne zaman getirildiği hususu tam olarak bilinememektedir.

Çeşitli yorumlama faaliyeti babından olmak üzere Sina vahyinden daha önceki zamanlarda gerek Yahudi toplumu içerisinde, gerek bölgede yaşayan diğer topluluklar arasında rüya ve kehanet yorumlarına rastlanılsa da,7 Toranın yorumlanmaya başlanması ile birlikte bunların Tora yorumunda kullanıldığını kolaylıkla ifade etmek mümkün değildir

Bu sebeple yorum kurallarına bağlı olarak sistematik bir tarzda yapılan rabbâni TaNaH yorum faaliyetinin, Yahudi geleneği içerisinde ikili anlamına gelen ve Yahudi cemaatini yöneten en önemli iki makamı ifade etmek için kullanılarak Zugot adı verilen rabbi gruplarının son halkasında yer alan Hillele (ö. ms. 20-30) izafe edilen yedi yorum prensibiyle başlatıldığı söylenebilir.

Hillelden yaklaşık bir asır sonra yaşamış olan ve aşağıda maddeler halinde açıklayacağımız, Rabbi* Yişmaele (ö. ms. 135) izafe edilen on üç yorum prensibiyle bu liste daha da geniş- letilmiştir. Bir nesil sonra ise R. Yişmaelin muasırı ve en önemli rakibi R. Akivanın (ö. ms. 135) talebelerinden olan R. Eleazar b. Yose ha-Galiliye (ö. ms. 2.yyın sonları) izafe edilen otuz iki yorum prensibinin, çoğunluğu özellikle hagadik metinlerde kullanılsa da, Rabbâni Yahudiliğin TaNaH yorum sistemi içerisinde bu prensiplerin gelişim çizgisinin en geniş halini temsil ettiği söylenilebilir.

Rabbâni Yahudilikte TaNaH
devam edecek...
 

mopsy

Emektar
Üye
Merhaba
Rabbâni Yahudilikte TaNaH, yorumu ve bu yoruma dayanak teşkil eden yorum kuralları
tamamıyla ilahi vahiy ürünü kabul edilerek, Hz. Musaya Sina dağında Tanrının İsrail
ve diğer tüm insanlık için vahyettiği Toranın hem yazılı hem de şifahi biçimde verildiği; şifahi
kısım Yazılı Toranın yorum metotlarını, bu metotlar kullanılarak yapılan yorumları ve
ilave bazı öğretileri kapsadığı belirtilmiştir.14 Rabbâni gelenekte Yazılı Tora, Tora şe-Bihtav
(תב ָכ ְבּ ִשׁ ֶרהֹ ָתּו (ya da Birinci Ev anlamına gelen Bet Rişon (ראשון בית ;(Şifahi Tora ise Tora
şe-be al Pe
(פה שבעל תורה (veya İkinci Ev anlamındaki Bet Şeni (שני בית (şeklinde ifade
edilmiştir.

Rabbâni Yahudilikte Sinada Musanın aldığı kabul edilen vahyin kapsamının çok geniş
olduğu kabul edilmiştir. Buna göre Sinada Toraya ilaveten Mişna, Hagada ve Talmudu,
hatta iyi eğitimli öğrencilerin gelecekte hocalarına sormaları mukadder olan Tanrı kendini
Musaya gösterdi mi gibi soruların cevaplarının bile Musaya vahyolunduğu ifade edilmiş-
tir. Musa tarafından Sinada bir bütün halinde vahiy olarak alınan Toranın yazılı biçimi
TaNaH ile ortaya çıkarken, şifahi boyutu ise Yahudi dini geleneği içinde var olageldiği; Hz.
Musadan itibaren sırasıyla Harun, Yeşu ve devamında hocadan talebesine nesiller boyu aktarılarak
geldiği, nihayetinde rabbiler tarafından oluşturulan Mişna, Tosefta, Baraytalar,
Kudüs Talmudu, Bâbil Talmudu ve Midraş Literatürü gibi dokümanlarda kayıt altına alın-
dığı kabul edilmektedir. Bu derlemelerde şifahi geleneğin orijinal olarak muhafaza edildi-
ğine inanılmaktadır.

Rabbiler önceki nesillerden hocaları kanalıyla tevarüs ettikleri dini bilgi ve rivayetleri
Şifahi Tora olarak görüp bunları Yazılı Torayla aynı vahiy kaynağına rücu ettirerek kendilerine
kadar aktarıla gelen öğreti, gelenek, rivayet ve yasalara kutsal bir statü kazandırmışlardır.

Buna göre Rabbâni Yahudiliğin düşünce, fikir ve bunların yer aldığı literatürün
meşruiyet zeminini Sina vahyine yüklenen anlama bağlı olarak Çift Tora İnancının oluş-
turduğu ifade edilebilir. Rabbâni Yahudiliğin vahiy görüşünü özetleyen bu yaklaşım, onların
kutsal metinlerin yorumuna yönelik genel perspektiflerini de yansıtmaktadır. Buna
göre yazılı vahye ilaveten bu vahyin kendileri vasıtasıyla yorumlandığı kurallar (middot)
ve bu kurallar kullanılarak üretilen yorumlar tamamıyla vahiy şemsiyesi altında değerlendirilmiştir.

R. Hillel ve R. Yişmaelin Yorum Kuralları Listelerinin Mukayesesi
devam edecek.....
 

mopsy

Emektar
Üye
Merhaba

R. Hillel ve R. Yişmaelin Yorum Kuralları Listelerinin Mukayesesi

Rabbâni Yahudilik içerisinde yorum kuralları listesinin ilk halkasını Hillele izafe edilen
yedi kural oluşturmaktadır. Bununla birlikte Hillele nazaran daha geniş bir liste halinde
olan Yişmaelin on üç yorum kuralı, kendisinden önceki kurallardan bağımsız bir şekilde
tamamen yeni prensipler ortaya koymamaktadır. R. Yişmaele izafe edilen On üç Middot
listesi, aslında Hillelin listesinin iki noktada genişletilmiş halidir. Hillelin beşinci kuralı
Kelal u-Perat, u-Perat u-Kelal Yişmaelin sisteminde Kelal u-Perat, Perat u-Kelal, Kelal
u-Perat u-Kelal şeklinde üçe ayrılmış; ayrıca bunlara aynı prensibin ilave beş biçimi eklenmiştir.
Genişletmeye ilaveten Yişmaelin listesinde yeni olarak on üçüncü kural eklenmiştir.

Rabbi Yişmaelin Yorum Kuralları

Rabbi Yişmaelin 13 kuralı (middot) ile ilgili metin Tannaim dönemi28 midraşlarından
R. Akiva Ekolüne ait olduğu düşünülen Sifranın başında bulunur.29 Bu kurallara Yahudilikte
büyük önem atfedilir. Geleneksel rabbâni anlayışa göre Toranın yorumlanmasına
yardımcı olan bu kurallar Musaya Sinada vahyedilmiştir.

Geleneksel kabul bir tarafa R. Yişmaelin bu middotların herhangi birinin kaynağı, ilk
kullanıcısı olduğunu, hatta mevcut listenin düzenleyicisi olduğunu kolaylıkla iddia etmek
mümkün değildir. Yalnızca geleneğin erken dönem rivayetlerinde on üç middot listesinden
bahsedilmesinden dolayı; biz bu on üç kurallı listenin yedi kurallı liste kadar erken bir zamanda
geliştirilmiş ve genellikle şu an sahip olduğumuz listeye benzeyen şekliyle tannaim
döneminde bilindiğini varsayabiliriz.

Bu prensipleri şöyle izah edebiliriz:

1- Kal va-Homer (וחומר קל:

İbranice kal (קל (ağırlık bakımından hafif ve daha önemsiz olan, homer (חומר (ise
öncekine göre daha ağır ve önem arz eden anlamına gelir. Terim olarak, hafif olandan ağır
olanı yahut ağır olandan hafif olan ile ilgili sonuca ulaşma veya hüküm çıkarma demektir.
Kal va-Homer yorum kuralı hem Hillel hem de Yişmaelin yorum sisteminde ilk sırada bulunur.
Bu kural, yapılan çıkarımdan hareketle hüküm vermek anlamına gelen din (דין (
ve Yud-Gimel Midot (מידות ג י (adıyla da bilinir. Talmud tartışmalarında bu kural sıklıkla
kullanılır.

Kal va-Homer yorum kuralından şayet yasaya dair belli katı bir hüküm daha az önemli
bir hususla alakalı olarak bulunursa, bu durumda bundan aynı hükmün önem açısından
daha büyük olana uygulamaya daha layık olduğu sonucu çıkarılabilir. Ayrıca şayet
daha önemli bir şey hakkında dini bir ruhsat verilmişse, biz aynı ruhsatın nispeten daha
az önemli olana da orantılı olarak uygulanabilir olduğu hükmüne ulaşabiliriz. Mesela
Şabatın (Sebt/Cumartesi) belli yönleriyle dini bir festivalden daha önemli (חומר (olduğu
kabul edilir. Buna göre şayet bir işe Şabat günü izin verilmişse, bu işe dini bir festivalde
öncelikle izin verilebilir. Ayrıca şayet bir iş festivalde yasaklanmış ise, bunun Şabat gününde
de yasaklanmış olması gerekir. Rabbiler bu prensibin TaNaHta kullanıldığına işaret
ederler. R.Yişmael de Torada on yerde bu prensibin kullanıldığını ifade eder: Yeremya
Kitabı
12/5te Eğer yaya gidenlerle koştun da seni yordularsa, atlarla nasıl yarışabilirsin;

Tekvin Kitabı
44/8de Torbalarımızın ağzında bulduğumuz paraları Kenan ülkesinden sana
geri getirdik. Nasıl efendinin evinden altın ya da gümüş çalarız?;


Çıkış Kitabı
6/12de Musa,İsrailliler beni dinlemedikten sonra, firavun nasıl dinler?
diye karşılık verdi.;

Tesniye Kitabı
31/27de Bugün ben sağken, aranızdayken bile RABbe karşı geliyorsunuz; ölümümden sonra
daha ne kadar çok başkaldıracaksınız.

cümleleri bu kullanımlardan bazılarıdır.

Kal va-Homer kuralı uygulaması

devam edecek...
 

mopsy

Emektar
Üye
Merhaba

Kal va-Homer kuralı uygulaması şöyle gerçekleşmektedir: Şayet bir konuyu düzenleyen,
daha az kesin olarak bilinen bir A yasası Y yi gerektiriyorsa daha kesin olduğu bilinen
hükümler getiren B yasası da Yyi gerektirecektir. Bu argümanın Aristo kıyasının
İbranice versiyonundan farklılıkları vardır. Kıyasta eğer ilk önerme ile ikinci önerme doğru
ise; cins ve türlerle ilgili bir hata yoksa sonuç zorunlu olarak doğru olur. Kal va-Homerde
sonuç aynı zorunlu yol ile ortaya konmaz. Çünkü mukayese edilen iki yapı aynı türden
değildir. Bu sebeple mukayese genel terimlerle yapılmalıdır. Ayrıca kıyas isimlerle, Kal
va-Homer ise cümle ile ilgilidir. Kıyasa göre Tüm insanlar ölümlüdür. Sokrat insandır. Öyleyse
Sokrat da ölümlüdür. ifadeleri öncülleri ve sonucu oluşturur. Bu uygulamada en kilit
ifade Sokratın insan sınıfına dâhil edilmesidir. Ancak Kal va-Homerde en önemli adım
atılırken sınıflar arası aidiyetten değil benzerliklerden hareket edilir.

Kal va-Homerin kullanıldığı yer ve duruma göre bazı hususiyetleri vardır. Mesela dini
uygulamalarla ilgili kullanılırken bir çıkarım ile elde edilen hukuksal sonucun orijinal yasanın
şiddetini aşamayacağı ifade edilir. Bir diğer sınırlandırma ise bu kuralın ceza yasalarındaki
uygulamalarındadır. Buna göre cezası küçük olan bir yasadan büyük olan bir
yasaya yönelik bir çıkarım yapılamaz.

2- Gezera Şave (שווה גזירה:

Kelime olarak benzer ifade, tabir ve tanımların benzerlikleri yönüyle mukayesesi anlamına
gelmektedir. Bu kuralın tatbikinde mukayese edilecek şeylerin kıyasa elverir şekilde
birbirine denk, alakalı-ilgili olması gerekir. Bunlardan hareketle Gezera Şavenin iki benzer
hükmün mukayese edilerek bir başka hükmün çıkarılmasını sağlayan yorum kuralı olduğu
söylenilebilir. Talmud yorumlama sisteminde bu tür analoji iki şekilde uygulanır:

a) Hekkeş (Hikkiş): Hikkiş (היקש (kelimesi karşılaştırmak anlamına gelen lehakîş
(להקיש (fiilinden gelmektedir. Talmudik terminolojide birbiriyle bağlantılı iki konunun
Toranın bir cümle ya da pasajında geçen ve buradan hareketle çıkarılan hükmüyle ilgili
yapılan bir tür analojiye işaret eder.Bunun Gezera Şave ile farkı şudur: Gezera Şave iki
pasaj arasındaki benzerliklerle ilgili iken hikkiş, aynı pasajda bir ya da iki konunun yakın
bağlantısına dayanan bir benzetmeyi ifade etmektedir.

b) Gezera Şave (שווה גזירה:

devam edecek...
 

mopsy

Emektar
Üye
Merhaba

b) Gezera Şave :

Bu ismin etimolojisi ve gerçek anlamıyla ilgili pek çok hipotez ileri sürülmüş olsa da,
bugüne kadar tatmin edici bir açıklama yapılamamıştır.gezerave şave olmak üzere iki
kavramdan oluşan terimde kesmek, karar vermek ve hüküm verme anlamlarına gelen
gaza fiilinden gelen gezera kelimesi karar veya ferman anlamına gelmektedir. Bu
anlamı ile İbranice olarak TaNaHta kullanılmasa da Aramice olarak Daniel Kitabı 4/14,
21de yer almaktadır. Terimi oluşturan diğer kelime olan şave ise eşit, denk ve aynı gibi
anlamlara gelmektedir.

Yahudi rabbâni geleneğinde Gezera Şave, TaNataki aynı ifadelere dayanan iki yasa
arasındaki benzerliği ifade etmektedir. Kişi Gezera Şave yoluyla bir yasanın hükmünün bir
başkasına da uygulanabileceğini ortaya koyar. Bu kuralın rabbâni gelenekteki en önemli
örneği Hillele yöneltilen Şabata tevafuk eden Pesah (Fısıh) kuzusu kurbanına izin verilip
verilmeyeceği sorusuna Hillelin bu kuralı uygulayarak verdiği cevabıdır. Normalde böyle
bir eylem Şabat yasağının kapsamına girer. Hillel, tamid denilen günlük sunu ile ilgili yasaya
atıfta bulunarak (Sayılar Kitabı 28/2) burada kullanılan45 ve Pesah sunusundan bahseden
Sayılar Kitabı 9/2âde yer alan bâmoado/ifadelerinden hareketle cümleler arasında
analoji yaparak Pesah kuzusu takdimesinin Şabatta icrasına hükmetmiştir.
Bu kuralın kullanılması bir hükümdeki müphem bir hususun anlamını tayin etmeye
yardımcı olabileceği gibi, bir hükme kıyasen bir başka hükmü çıkarmaya da yardımcı olabilir.
Gezara Şavenin uygulanması hususunda bazı önemli noktalar vardır. Bir rabbi Gezera
Şaveye dair bir kuralı, kaynağı olmaksızın kendiliğinden ileri süremez; bunu mutlaka bir
hocasından almak suretiyle geliştirmesi gerekir. Gezera Şave, hükmü belirsiz müphem olan
bir hususun açık ve belirli, kesin olan bir başka hükümle izah edildiği yorumsal; veya
ihmal edilen veya atlanan bir hükmü daha sarih olan bir başka hükümle sunma şeklinde,
ilk defa Hillel tarafından ortaya konmuş yapısal uygulaması vardır. Özellikle Amoraim
döneminden itibaren bu kuralın daha farklı kullanımları ve bu kullanımlara bağlı çeşitli
tartışmalar ortaya çıkmıştır. Ayrıca Gezera Şavenın özellikle halaha ile ilgili kullanımda her
iki cümlede de anahtar bir kelimenin olması gerekse de hagada için aynı sınırlandırmalar
yoktur.
Gezera Şave metodunun R. Yişmael bir tarafa Hillelden önce de kullanıldığı, bu metodun
Yahudiler tarafından Greklerden alındığına dair iddialar vardır. Ayrıca metodun kullanımı
ile onun tanımlanması (terminolojisi) ve isimlendirilmesi iki ayrı husus olup bu
metodu ismiyle ilk olarak kimin kullandığı bilinmemektedir. Ancak Gezera Şavenin terim
olarak M.S. I.yydan itibaren kullanılmış olması muhtemeldir.

3- Binyan Av mi-Katuv Ehad ve Binyan Av mi-Şney Ketuvim

devam edecek...
 

mopsy

Emektar
Üye
Merhaba

3- Binyan Av mi-Katuv Ehad ve Binyan Av mi-Şney Ketuvim
:(בנין אב מכתוב אחד ובנין אב משני חכתובים)
Bu kuralı bir veya iki cümla ya da pasajdan temel bir kural inşa etme olarak tercü-
me edebiliriz. Bu kural Hillelin listesinde iki ayrı prensip olarak ele alınmışken Yişmael
tarafından bir arada tek kural olarak değerlendirilmiştir. Binyan Av yasalar arasında mukayese
edilebilirliği oluşturmak için bir araçtır. Özel bir durumla ilgili hükmün sebebinin
umumî olmasından hareketle hükmün de umumi olması anlamındadır.
Binyan Avın Tannaim döneminde uygulamasının bir örneği olarak Çıkış Kitabı
13/13
teki Oğulların arasından insanların bütün ilk doğanları için fidye vereceksin. metniyle
ilgili tartışmayı zikredebiliriz. Erken dönemlerde yapılan yorumlar babasının fidye vermediği
bir oğulun kendisinin fidye vermesinin gerektiğini kanıtlamaya çabalar. Bu cümle
daha geniş pasajlarında zaten zikredilen diğer görevlerle bu görevin mukayesesi yapılarak
özellikle sünnet (Çıkış Kitabı 12/48) ve eğitim (Çıkış Kitabı 13/8, 14/15) ile ilgili hükümlerle
birlikte ele alınmıştır. Bu üç emirle ilgili tartışmalar onların önem olarak ne kadar
farklı olduklarını ortaya koymaktadır. Toranın önemli bir emri olan babanın oğluna Tora
öğretme görevi ve sünnet görevi yanında ilk doğanın fidyesinin verilmesi emri üçüncü derecede
bir öneme sahiptir. Ancak üç emir de aşağıdaki argümana izin veren bir mukayese
edilebilirlik zeminine sahiptir: Sünnet, ilim tahsili ve ilk doğan fidyesi emirlerinin her
üçünde de yaygın olan şey her birinin baba tarafından oğula yönelik icra edilmesi gereken
dini bir görev olmasıdır. Şayet baba bu görevi yerine getirmezse oğul bizzat yapmalıdır. Bu
sebeple baba tarafından icra edilmesi gereken oğulla alakalı herhangi bir dini görevi baba
yapmazsa bu görevin oğul tarafından yerine getirilmesi gerektiği sonucuna varılmaktadır.
Metinde ele alındığı şekliyle Binyan Av argümanı şöyle işlemektedir:

1. Aşama: Hüküm ile ilgili bir dizi TaNaH emri incelendikten sonra yorumcu her üç
örneği de kapsayan genel bir kural (binyan av) ortaya çıkarmak ister.
2. Aşama: Her bir emrin özel yönü ortaya çıkarılmaya çalışılır.
3. Aşama: Üç örneğin hepsini kapsayan bir ifade oluşturulur: Bunlardan her biri baba
tarafından icra edilmesi gereken oğulla ilgili dini bir görevdir.
4. Aşama: Bir emir için doğru sayılan bu yardımcı düşünceler mukayese edilebilir olan
için de doğru sayılarak, üç emri aynı bağlam içerisinde mukayese yapmaya ve bu mukayeseden
çıkarımda bulunmaya çalışılır.
5. Aşama: Mukayese ve çıkarım yoluyla ortaya konan bu genel kural sonuçta evrensel
bir uygulama prensibi haline gelir.

Binyan Av TaNaHın iki pasajı yoluyla da çıkarılabilir. Örneğin Çıkış Kitabı 21/26 ve
27
de bir kimsenin kölesinin gözüne ve dişine zarar vermesiyle ilgili hükümler vardır. Bu
cümlelerde göz ve dişin dışındaki diğer organlar zikredilmemektedir. Rabbilere göre burada
söz konusu edilen organların ortak yanı vücudun aslî uzuvları olmaları ve kayıpları halinde
telafi veya tedavilerinin mümkün olmamasıdır. Çıkış Kitabındaki bu iki cümle (21/26-27)
ışığında rabbiler genel bir kural olarak bir efendinin kölesinin bir organını sakatlaması
durumunda kölenin azadının gerektiğine hükmetmişlerdir.

4- Kelal u-Perat (ופרט כלל:

devam edecek...
 
Üst Alt