Q İncili

Selam

19. yüzyılda İncil araştırmacılığı yeni bir kavram ortaya attı: Q İncili. Çoğu Alman
olan Yeni Ahit uzmanlarının geliştirdikleri bu teori, Matta ve Luka İncilleri'nin
yazılışları sırasında üçüncü bir kaynaktan yararlandıklarını öne sürüyordu.
Almanca "Quelle" (kaynak) kelimesinden esinlenerek bu teorik İncil'e "Q" adını
verdiler.Q diye bir İncil'in varlığı 19. yüzyılın sonlarından bu yana biliniyor. Bu
İncil'in metni elde yok, fakat araştırmacılar Matta ve Luka'yı karşılaştırmalı olarak
okuyarak, kullandıkları Yunanca kelimelerin paralelliklerini ya da farklılıklarını
analiz ederek Q'nun metnini yeniden kuruyorlar.

Özellikle son yıllarda hem Q'nun metnini yeniden kurgulayan hem de bu metne
dayanarak Hz. İsa ve öğrencileri hakkında yorumlar yapan pek çok çalışma
yapıldı. Son bir yüzyıl içinde Q İncili üzerinde çalışan akademisyenlerin çoğu
ortak bir noktada birleştiler: Q İncili, bugünkü anlamıyla "Hıristiyan" bir inanç
içermiyordu. Bir başka deyişle Hıristiyan inancının temeli olan, "Tanrı'nın Oğlu
İsa", Hz. İsa'nın günahları bağışlaması, günahlara kefaret olmak için çarmıha
gerilmesi gibi kavramlar Q'da yoktu. Tüm bu Pavlusçu kavramlar sonradan ortaya
çıkmışlar ve Q'dan sonra yazılmış olan İncillerde boy göstermişlerdi.
Q İncili hakkındaki araştırmaların ortaya çıkardıkları sonuçlar, bir kez daha
ispatlamaktadır: Hıristiyanlık Hz. İsa ya da öğrencileri tarafından kurulmuş bir din
değildi. Ne Hz. İsa ne de öğrencileri "Tanrı'nın Oğlu" gibi bir kavrama, Hz. İsa'nın
günahları bağışlayacağına ya da benzeri Hıristiyan inançlarına sahiptiler. Onlar
sadece dindar birer Musevi, Allah'a teslimiyetle yönelen bir grup "muvahhid"diler.
Hz. İsa İsrailoğulları'na gönderilmiş bir peygamber olarak onları uyarmış, imana
davet etmiş ve kendisine inanan az sayıdaki Yahudiyle birlikte de bir cemaat
kurmuştu. Bu cemaat Nasraniler olarak bilindi.

Q İncili'nin sahipleri ise, araştırmacıların "Yahudi-Hıristiyanlar" dedikleri cemaatti,
yani Nasraniler. Nasraniler, Hz. İsa'nın kendilerine ulaştırdığı İlahi mesajı kağıda
dökmüşler ve böylece Gerçek İncil bir kitap olarak ortaya çıkmıştı.
Ancak Pavlus'un sahneye girmesiyle birlikte Nasrani inancı bir "Mesih kültü"ne
dönüşmeye başladı. Bu yeni din, Hz. İsa'yı ilahlaştırdıkça, İncil kavramını da Hz.
İsa'nın yaşamıyla eşanlamlı görmeye başladı. Bu yeni dinin kutsal metinlerinden
ikisini oluşturan Matta ve Luka, Gerçek İncil'den bazı alıntılar yapmayı ihmal
etmediler. Gerçek İncil bundan sonra başlı başına bir metin olmaktan çıktı ve
Yeni Ahit'in İncillerinin içine serpiştirilmiş bir "malzeme" ya da "kaynak" haline
geldi. Öteki kaynak ise Pavlusçu öğreti ve bu öğretiye temel hazırlayan putperest
Yunan kültürüydü.

Gerçek İncil'in bir malzeme ya da kaynak olarak Yeni Ahit'in içinde bulunduğu
ise, Q teorisiyle birlikte somutlaşmış oldu.

Elbette araştırmacıların ortaya bir Q metni koymuş olmaları bizim metne Gerçek
İncil gibi muamele etmemizi gerektirmez. Yapılan iş sonuçta akademik bir
araştırmadır ve hiçbir araştırma bozulmuş bir vahyi yeniden bozulmamış hale
getiremez. Ama önemli olan Q İncili'nin varlığını ortaya çıkaran araştırmacıların,
Gerçek İncil'in nasıl bir metin olduğu konusunda somut bir tablo çizmiş
olmalarıdır.

Hoşgeldiniz
 
Eski Ahit'te Tevhit inancı

Selam

İncilleri Hz. İsa'nın kimliği konusunda birbirleri ile karşılaştırarak okuduğumuzda
ilginç bir trendle karşılaşırız. Öncelikle Hz. İsa'nın ilahlaştırılmasına zemin
hazırlayan "Baba ve "Oğul" kavramlarına bir bakalım.

Yahudi geleneğinde Allah'ın "Baba" olarak tanımlanabilmekte, O'na yakın olan ve
O'nun yolunda giden insanların da "Allah'ın oğlu" olarak adlandırılabilmektedir.
Bunlar tümüyle mecazi terimlerdi ve Allah'a "Baba" diye seslenen ya da O'nun
"oğlu" sayılan kişiye hiçbir şekilde insan-üstü bir kimlik vermiyordu. Bu mecazi
terimler, Yahudi dininin temeli olan "dinle ey İsrail, Rab bizim Allahımızdır ve Rab
tektir" hükmünün getirdiği Tevhid (Tek İlah) inancı içinde anlaşılıyordu.

Burada bir nokta daha önemliydi: Bu terimler tümüyle mecazi bir anlam
taşıdıkları için, vurgulu bir biçimde kullanılmıyordu. Allah Eski Ahit'te ve Yahudi
toplumunda en çok "Rab" olarak ifade ediliyordu. ("Yehova" ismi ise, Allah'ın Hz.
Musa'ya söylediği öne sürülen "Ben, var Olan'ım" cümlesindeki kelimelerin ilk
harflerinin birleşmesinden oluşan bir sözcüktü.) Allah'ın "Baba" olarak
tanımlanması ise çok nadir rastlanan bir kullanımdı. Aynı şekilde peygamberler
için kullanılan "Oğul" kavr***** da çok nadiren rastlamak mümkündü.
Bu nedenle, eğer Hz. İsa döneminde de onun için "Allah'ın Oğlu" gibi bir sıfat
kullanılmış olsa bile, bu kavram üzerinde fazla bir vurgu yapılmamış olmasını
beklemek gerekir. Aynı şekilde eğer Hz. İsa Allah'a "Baba" diye seslenmişse de,
yine bu kavramda özel bir vurgu yapmış olamaz.

Peki bu iki kavram İncillerde nasıl geçmektedir?

Dört İncil'in en erkeni olan Markos İncili'ne baktığımızda, bu kavramların
gerçekten de Yahudi inancına uygun bir biçimde, yani çok zayıf bir vurgu ile
kullanıldıklarını görürüz. Markos'un metninde, Allah'ı ifade etmek için sadece dört
kez "Baba" kelimesi kullanılır. Bunların da üçü Hz. İsa tarafından değil, diğer
Yahudiler tarafından telaffuz edilir. Hz. İsa bu kelimeyi sadece tutuklanmasından
hemen önce söylediği şu cümlede kullanılır: "Abba, Baba, senin için her şey
mümkün, bu kaseyi benden uzaklaştır. Ama benim değil, senin istediğin olsun."
Öte yandan Markos'taki bir başka pasaja göre Hz. İsa halka şöyle seslenmiştir:
"Kalkıp dua ettiğiniz zaman, birine karşı bir şikayetiniz varsa onu bağışlayın ki,
göklerde olan Babanız da sizin suçlarınızı bağışlasın.
"
(Markos, 11: 25-26)
Burada "Baba" kelimesiyle "tüm insanların (mecazi anlamda) Babası olan Allah"ın
kast edildiği açıktır. Bu nedenle, Markos İncili'nden yola çıkarak, Hz. İsa'nın
kendisini diğer insanlardan farklı, insan-üstü bir anlamda "Tanrı'nın Oğlu"
saydığını öne sürmek mümkün değildir. Dahası, yine Markos'ta Hz. İsa kendisinin
ilahlaştırılmasına yol açabilecek en küçük bir ifadeye bile karşı çıkar:
"İsa yola çıkarken, biri koşarak yanına geldi. Önünde diz çöküp O'na, "İyi
öğretmenim, sonsuz yaşama kavuşmak için ne yapmalıyım?" diye sordu. İsa ona,
"Bana neden iyi diyorsun?
" dedi,
"iyi olan tek biri var, O da Tanrı'dır."
(Markos,10:17-18)

Bu nedenle, Hz. İsa'yı insanüstü bir varlık olarak kabul ederek "Tanrı'nın Oğlu"
sayan Hıristiyan doktrininin, ilk yazılan İncil olan Markos İncili'ne dayanarak
kendisini delillendiremeyeceğini söyleyebiliriz.

Fakat diğer İncilleri incelediğimizde ilginç bir durumla karşılaşırız...
 
İnciller "Baba" kelimesini hangi anlamda kullanıyordu?

Selam

Markos İncili'nde Allah'ı tanımlayan "Baba" ifadesi sadece dört kez geçerken,
Markos'tan 10-15 yıl sonra yazılan Matta'da bu sayı belirgin bir biçimde yükselir:
Bu İncil'de Allah için kullanılan "Baba" ifadesi tam 50 kez geçmektedir. Bunların
28'i Yahudilere yönelik olarak kullanılır; yani "Babanız'a dua edin", "Baba'nızı
sevin" gibi genel ifadelerdir. Kalan 22 tane ise Hz. İsa'nın ağzından "Babam"
şeklinde kullanılır. Bunların da diğer 28 tanesi gibi mecazi bir anlama sahip
oldukları düşünülebilir. Ama ilginç olan "Baba" kelimesinin kullanılışındaki artıştır.
Nedendir bilinmez, bu kavrama yapılan vurgu çok dikkat çekici biçimde
yükselmiştir.

İncillerin yazılış tarihleri Hz. İsa'nın ölümünden uzaklaştıkça, onu Allah'a "Baba"
diye hitap eden birisi olarak gösterme eğilimi de artmaktadır!.. Bir başka deyişle,
Hz. İsa'nın "Tanrı Oğlu" olduğu şeklindeki inanç, her yeni yazılan İncil'de biraz
daha fazla zemin bulmaktadır.
Yuhanna'da ise bu eğilim doruğa çıkar. Öyle ki bu metnin yazarı, "Tanrı'nın Oğlu"
kavramını Yahudilik'teki mecazi anlamından daha farklı bir biçimde, Hz. İsa'yı
ilahlaştıran bir anlamda kullandığını özellikle vurgular.

Kuşkusuz Dördüncü İncil'e göre "kendisini Tanrı'ya eşit kılan" bu Hz. İsa,
Markos'ta "bana neden iyi diyorsun? İyi olan tek biri var, O da Tanrı'dır" diyen
Hz. İsa'yla aynı kişi olamaz. Bu durum Hz. İsa'nın kimliği hakkındaki düşüncelerin
yarım yüzyıl içinde çok köklü bir değişime uğradığını göstermektedir. Q İncili'ne
göre sadece bir peygamber olan Hz. İsa, Markos'ta bazı ufak-tefek eklemelere
rağmen bu kimliğini korumuş, Matta ve Luka'da "Tanrı'nın Oğlu" olduğu
yönündeki inanç vurgulanmaya başlamış, Yuhanna'da ise "Allah'la eşit" bir ilah
sayılmaya başlamıştır. Tüm diğer göstergeler bizi bu sonuca ulaştırmaktadır.
Hz. İsa'nın kimliği hakkında bakılması gereken bir diğer gösterge, İncillerde onun
için sık sık kullanılan "Rab" sıfatıdır. İngilizce "Lord" anl***** gelen bu sıfat
İncillerden çok daha önce Pavlus tarafından Hz. İsa'ya atfedilmiştir. Pavlus'un
mektuplarına bakıldığında onun sık sık "Rab İsa Mesih"ten söz ettiğini, ya da Hz.
İsa'yı "Rabbimiz" diye andığı görülebilir. Pavlus'un etkisi altında yazılan İnciller de
bu kelimeyi ondan miras almış olmalıdırlar.

Peki Hıristiyanların Türkçe'ye "Rab" diye tercüme ettikleri bu kelime ne demektir?
Eski Ahit'e baktığımızda sözkonusu "Lord" kelimesinin hemen her zaman Allah'ı
ifade etmek için kullanıldığını görebiliriz. Ünlü "dinle ey İsrail, Rab bizim
Allahımızdır ve Rab tektir" ayetinde olduğu gibi, bu kelimeyle çoğu kez bir ve tek
olan Allah kast edilir. Ancak yine bu sıfatın bir insan için kullanılması
mümkündür; bu durumda "efendi" ya da "yönetici" gibi bir anlama gelir. (Nitekim
Kuran'da da asıl olarak Allah için kullanılan "Rab" kelimesinin insanlar için
kullanıldığı vakidir.)

Sözkonusu bu kavram, aynı "Tanrı'nın Oğlu" kavramı gibi, yoruma açıktır.
Yoruma açık olan bu kelime, Yuhanna İncili'nde açıkça "Hıristiyan" bir anlama
sokulmuş, yani Hz. İsa'ya ilahlık atfedecek bir şekilde kullanılmıştır.
 
Yanlış tercümenin sonuçları

Selam!

Bu arada çok önemli bir nokta daha vardır. İncillerin en erkeni olan Markos'ta,
havarileri Hz. İsa'ya tek bir kez bile "Rab" (Lord) diye hitap etmezler. Çoğu kez
"Rabbi" derler ki bu da "öğretmenim" ya da "hocam" demektir. Dahası Markos'ta
Hz. İsa'nın Kudüs'e girişini kutlayan Yahudilerin "Rab'bin adıyla gelene övgüler
olsun" diye seslendikleri söylenir. Yani Hz. İsa Rab değil, "Rab'bin adıyla
gelen"dir. Matta ve Luka'ya baktığımızda ise Rab kelimesinin havariler tarafından
Hz. İsa'ya hitap etmek için kullanılır hale geldiğini görürüz.

Yuhanna'da ise, az önce belirttiğimiz gibi, bu "Rab" kelimesinin yanına
bir de "Tanrım" kelimesi sokulmuştur ki, bu İncil'i okuyanlar
herhangi bir "yanlış anlamaya" (!) kapılmasınlar.

Kısacası "Rab" kelimesinin kullanımındaki trend de "Baba" ve "Oğul"
kelimelerindeki durumla aynıdır. Anlamı yoruma göre değişebilecek olan bu
kavramlar Markos'ta ya hiç geçmemekte ya da çok zayıf bir biçimde
kullanılmakta, daha sonra yazılan Matta ve Luka'da vurgulu hale gelmekte, en
son yazılan Yuhanna'da ise hem abartılı bir biçimde vurgulanmakta hem de
anlamları Hz. İsa'ya ilahlık atfedecek şekilde belirlenmektedir.

Ortada bir süreç olduğu ve bu sürecin Hz. İsa'nın kimliğini hızlı bir biçimde
değiştirerek onu "Oğul Tanrı" haline soktuğu açıktır. Bu amaçla yazılan her yeni
İncil, Hz. İsa'nın sözlerine ya da onunla ilgili anlatımlara küçük rötüşlar yapmış ve
"Tanrı'nın Oğlu", "Baba Tanrı", "Rab İsa" gibi kavramları bu anlatımlara
eklemişlerdir. Bu nedenle Markos'ta sadece "İsa Mesih" diye geçen bir ifade,
sonraki İncillerde birden bire "Tanrı'nın Oğlu İsa Mesih" haline dönüşür.
 
selam ederim;

sayin mopsy paylasiminiz ve vermis oldugunuz degerli bilgilerden dolayi tesekkur ederim. yuce Allah yeryuzune bir inancin yenilenmişini indiriyor ve nedense onun bozulup degiştirilmesine izin veriyor. ulu Allah en dogrusunu bilir tabiki fakat aklimiz olduguna göre düşünmek suç olmasa gerek. ohalde bu izne sebep ne olabilir sizce? hz isa yuce Allah tarafindan seçilmis bir peygamber olduguna göre görevini eminim eksiksiz yapmıştır. peki incil in degismesine nicin izin verdi yüce Allah. belkide degerli hz muhammedin gelişine zemin hazırlamıştı. peki kuran degişmedigi halde insanlarin anlayışı neden hak'tan ayrilip batila kaymistir veya hurafelere bolunmelere sebep olmuştur. hiristiyanlikta oldugu gibi bazi şeyler islamdada ters gitmeye başlamistir. benim düşüncem hiçbiri sebepsiz ve tabiki yüce Allahın bilgisi dışında olan şeyler degildir en nihayetinde dusuncem yuce Allah nurunu yeryuzunde tamamlayacaktir.
 
selam ederim;
sayin mopsy paylasiminiz ve vermis oldugunuz degerli bilgilerden dolayi tesekkur ederim.

Selam!

Sn.txx ben tesekkur ederim.

selam ederim;
yuce Allah yeryuzune bir inancin yenilenmişini indiriyor

Allah cc'nun koyugu nizam kiyamete kadar gecerlidir.
Yani yenileme/reform yaptigi yoktur.
Yani bu olmadi baska bir din anlayisi getireyim vb. gibi insansi davranis/egilimleri yoktur.

selam ederim;
nedense onun bozulup degiştirilmesine izin veriyor.
... bu izne sebep ne olabilir sizce?

Imtahan denilen nedir ki?
Ayrica dinin bozuldugu yok!
Uyanlarin/insanlarin disiplini kaybetmesi var!

selam ederim;
hz isa yuce Allah tarafindan seçilmis bir peygamber olduguna göre görevini eminim eksiksiz yapmıştır.

Peygamberlik eksiksiz yapmasina gerek/yeter sart degildir.
Nuh as 950 yil teblig yapmis ve sonunda pes etmistir,"basaramadim yardim et!"
duasinin ardindan Allah cc onun kavmini;
Suayib as'in kavmini
Hud as'in kavmini;
Salih as'in kavmini;
.................................Zekariya,Yahya as'lari.....

selam ederim;
peki incil in degismesine nicin izin verdi yüce Allah. belkide degerli hz muhammedin gelişine zemin hazırlamıştı.

Incilin degistigini nerden cikardiniz.
Yukaridaki yazi Incilin degisme yazisi degildir.
Mukaddes Kitap adi verilen bir kitabin
Yeni ahid bolumunun nasil yazildigi ile ilgili bir akademik calisma.

Incil:Kur'an'in Isa as isimli bir elciye Allah cc tarafindan indirildii iddaa edilen
ILAHI KITAP.

Yeni ahid ise:
Luka 1-3 Sayın Teofilos, Birçok kişi aramızda olup bitenlerin tarihçesini yazmaya girişti. Nitekim başlangıçtan beri bu olayların görgü tanığı ve Tanrı sözünün hizmetkârı olanlar bunları bize ilettiler. Ben de bütün bu olayları ta başından özenle araştırmış biri olarak bunları sana sırasıyla yazmayı uygun gördüm.

Yani insanlarin Isa as'in hayatiyla ilgili;
rivayetlerinin/Hadislerinin kronolojik dizinimi.
Buhari hocanin hadis kitabi gibi.

Mukaddes Kitaba sadece Turkiyede Incil derler.
Kilise Incil isimli bir Ilahi kitabin varligini reddeder.

selam ederim;
peki kuran degişmedigi halde insanlarin anlayışı neden hak'tan ayrilip batila kaymistir veya hurafelere bolunmelere sebep olmuştur.

Kur'anda olmayan hurafeleri din olarak kabul ettikleri icin.
Ornegin Kur'an'da Mehdi yanilmiyor isem uc kere gecer ve;
BESIK anlamindadir.

Kur'an'in bilmedigi;
insanlari Hidayete ULASTIRACAK kisi/mehdi inanci gibi....
Beseri rivayet bilgiler dini degil inananlari bozar.

Enterasan olan ARAPCADA Mehdi kelimesinin IKINCIL derece anlami,
Hidayet ULASTIRAN degil
Hidayete ulasandir.

Yani Arapcada Allah cc nun emirlerini yerine getiren insanlara Mehdi denir.
Sonucta DIN/KITAP bozulmaz.
Cahil insanlar Hurafelerin pesinde omur tuketir.

selam ederim;
en nihayetinde dusuncem yuce Allah nurunu yeryuzunde tamamlayacaktir.

NUR Kur'an'in/Dinin diger adidir.
Tamamlanmistir/Kemale ermistir.

Dinin Kemale ermesi insanlarin da Kemale ermesini gerektirmez.
Ornegin:
Firavunun esi-Cennete.
Nuh,Lut as'in esleri-Cehenneme..................

Imtahan denilen nedir ki zaten?

NOT:Genelde Ramazanlarda cevap yazmiyorum.
Orucun Ihramindan cikana kadar da
Tartismalara katilamam/katilmiyacagim.
Ancak ismimi kullandiginiz icin cevab yazdim.

Allah cc'na emanet olun.
 
selam ederim:

verdiginiz onemli bilgiler icin tesekkur ederim. Allah kabul etsin orucunuzu. ramazandan sonra firsat buldukca bu konuda sizinle sohbet etmek isterim. benim eklemek istedigim bazi seyler var bu yaziniz ile ilgili. selamlar
 
Son düzenleme:
Üst Alt