Peygambere itaat edin, sözünden ne anlamalıyız?


Bizler ne yazık ki, Kur’an a bakarken, onun rehberliğinden, ışığından, nurundan faydalanmak yerine, bizlere öğretilenlere delil aramak adına, kelimelerin anlamları ile oynayarak, onların ardı sıra farklı manalar verdiğimiz içindir ki, nefsimizi, kendimizi kandırmaktan başka bir şey yapmıyoruz.


Allah apaçık, sizleri Kur’an dan sorumlu tutuyorum, sana indirdiğimi kullarıma tebliğ etmezsen, görevini yapmamış sayarım. Bilmediğiniz, emin olmadığınız sözlerin ardı sıra gitmeyin, yoksa hesabını verirsiniz, diye apaçık tembihte bulunduktan, elçisine de sana tebliğ ettiğimi, kullarıma tebliğ et, sakın benim sözlerimden başka bir söz ekleme diye ikaz ettikten sonra, acaba aşağıdaki ayetleri nasıl anlamamız gerekir dersiniz?


Allah a ve elçisine itaat edin sözlerinden, Allahın verdiği hükümleri ayrı, elçisinin verdiği hükümler ayrı, yani farklı olarak düşünmemiz, bizleri şirk batağına götürmez mi? Allah hiç kimseyi hükmüne ortak etmez ayetinin üstünü örtenler, nefsini tatmin için görmezden gelenler, işte bu büyük yanlışı ne yazık ki yapmaktadır. Gelin hep birlikte, Kur’an ışığında bu sözlerden Rabbim ne anlatmak istiyor, birlikte anlamaya çalışalım.


Ali İmran 32: De ki: 'Allah'a ve elçisine itaat edin.' Eğer yüz çevirirlerse şüphesiz Allah, kâfirleri sevmez.



Al-i İmran 132: Allah`a ve Peygambere itaat edin ki size merhamet edilsin.


Nisa 80: Kim peygambere itaat ederse, Allah`a itaat etmiş olur. Kim yüz çevirirse (bilsin ki) biz seni onlara bekçi göndermedik.



Ne yazık ki, Allahın asla hüküm vermediği, hatta Kur’an ın özüne uymayan onca itikatlara delil aramak adına, yukarıdaki ve benzerleri ayetlere, öyle anlamlar veriliyor ki, çık çıkabilirseniz işin içinden. Allahın elçisini hâşâ, Rabbin hükümlerine ortak ederek, affedilmeyecek büyük günahları işlediğimizin, farkında bile değiliz. Lütfen artık kendimize gelelim, yoksa Rabbin hışmından asla kurtulamayız.


Ucu açık, sonu olmayan, Allahın hüküm vermediği yüzlerce hurafeye, kanıt gösteriliyor yukarıdaki ayetler. Hâlbuki Allah elçisine uyulmasını neden istemişti, gelin şimdide onu yine Kur’an ayetlerinden anlamaya çalışalım, bakalım Rabbim elçisine uyulmasını neden istiyor, acaba elçisi, Kur’an dışından da hüküm verebilir mi diyor, yoksa elçisine çok önemle dikkat çektiği direktifler mi veriyor. Gelin şimdide onlara bakalım. Aşağıdaki ayetleri okuyup, üzerinde biraz düşündüğümüzde, acaba yukarıdaki ayetlerde Rabbim elçisine uyun demekle, neyi kast etmiş olabilir, bunu dikkatle düşünelim. Çünkü Allah düşünerek, aklımızı kullanarak iman etmemizi, onlarca ayetinde söylüyor.



Nur 54: De ki: Allah'a itaat edin; Peygamber'e de itaat edin. Eğer yüz çevirirseniz şunu bilin ki, Peygamber'in sorumluluğu kendisine yüklenen (tebliğ görevini yapmak), sizin sorumluluğunuz da size yüklenen (görevleri yerine getirmeniz)dir. Eğer ona itaat ederseniz, doğru yolu bulmuş olursunuz. Peygamber'e düşen, sadece açık-seçik duyurmaktır.


Kehf 56: Biz resulleri, sadece müjdeleyiciler ve uyarıcılar olarak göndeririz. Kâfir olanlar ise, hakkı bâtıla dayanarak ortadan kaldırmak için bâtıl yolla mücadele verirler. Onlar âyetlerimizi ve uyarıldıkları şeyleri alaya almışlardır.



Hakka 44; Eğer bazı lafları bizim sözlerimiz diye ortaya sürseydi, 45 Yemin olsun, ondan sağ elini koparırdık. 46 Sonra ondan can damarını mutlaka keserdik.


Gaşiye 21: Artık sen, öğüt verip-hatırlat. Sen, yalnızca bir öğüt verici-bir hatırlatıcısın.


Zühruf 44: Doğrusu Kur'an, sana ve kavmine bir öğüttür. İleride ondan sorumlu tutulacaksınız.


Ankebut 51: Karşılarında okunup duran bir kitabı sana indirmiş olmamız onlara yetmiyor mu? Bunda, inanan bir toplum için elbette ki bir rahmet ve bir öğüt vardır.



Yunus 109. Sana vah yedilene uy ve Allah hüküm verinceye kadar sabret. O, hâkimlerin en hayırlısıdır.


Zühruf 43: Sen, sana vah yedilene sımsıkı sarıl! Hiç kuşkusuz, sen, dosdoğru bir yol üzerindesin.



Araf 3: Rabbinizden size indirilene uyun ve O'ndan başka velilere uymayın. Ne kadar da az öğüt alıyorsunuz!



Enam 57:….. Hüküm ancak Allah'ındır. O hakkı anlatır ve O, doğru hüküm verenlerin en hayırlısıdır.


Enam 19:…. Bu Kur’an bana vahyolundu ki, onunla sizi ve ulaştığı herkesi uyarayım……



Araf 3; Rabbinizden size indirilene uyun; O'nun berisinden bir takım velilerin ardına düşmeyin! Siz ne kadar da az öğüt alıyorsunuz.


Nisa 105: Kuşku yok ki, biz bu Kitap'ı sana, insanlar arasında Allah'ın sana gösterdiği ile hükmedesin diye hak olarak indirdik. Sakın hainlere yardakçı olma.


İsra 36: Hakkında bilgin olmayan şeyin ardına düşme! Çünkü kulak, göz ve gönlün hepsi bundan sorumlu tutulacaktır.



Tur 48: Artık, Rabbinin hükmüne sabret; çünkü gerçekten sen, gözlerimizin önündesin. Ve her kalkışında Rabbini hamd ile tesbih et.


Kefh 26:. ………Kendi hükmünde hiç kimseyi ortak kılmaz.


Muhammet 2: İman edip yararlı işler yapanların, Rableri tarafından hak olarak Muhammed'e indirilene inananların günahlarını Allah örtmüş ve hallerini düzeltmiştir.



Ahkaf 9: De ki: "Ben, resuller içinden bir türedi değilim! Bana ve size ne yapılacağını da bilmiyorum. Bana vahye dilenden başkasına da uymam! Ve ben, açıkça uyaran bir elçiden başkası da değilim.



Ankebut 18: "Eğer yalanlarsanız bilin ki, sizden önceki ümmetler de yalanlamıştı. Resule de düşen, açık bir tebliğden başka şey değildir.



Ahzap 2: Rabbinden sana vah yedilene uy! Allah, yapmakta olduklarınızdan en iyi biçimde haberdardır.



İbrahim 52.: İşte bu, onunla( Kur’an la) uyarılsınlar, Allah'ın tek ilah olduğunu bilsinler, aklı ve gönlü işleyenler de ibret alsınlar diye, insanlara yöneltilmiş bir tebliğdir.



Ahzap 45: Ey Peygamber! Hiç kuşkusuz, biz seni bir tanık bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak gönderdik. 46 Ve Allah'ın izniyle bir davetçi, ışık saçan bir kandil olarak.



Yukarıdaki ayetleri okudunuz. Acaba bu ayetlerde Rabbim, özet olarak ne diyor bizlere? Sizlere öyle bir rehber kitap gönderdim ki, görevlendirdiğim elçime uyarsanız, size ayetlerimi tebliğ edecek ve sizlere doğru yolu gösterecektir. Oda sizlere yalnız ve yalnız benim gönderdiğim ayetleri tebliğ etmekle görevlidir. Asla başka bir şey tebliğ etmeyeceğinden, ona kesinlikle uyunuz, güveniniz. Resule düşen açık bir tebliğdir. Sizden sorumlu olmayıp, onun tebliğlerine uyunuz. Çünkü onun sizlere tebliğ ettiği, benim vah yettiğim Kur’an dır. Ona uymayan bana uymamış demektir. Sizlerin uyacağı yalnız elçimin tebliğ ettiği Kur’an dır, sakın onun dışında emin olmadığınız sözlerin ardına düşmeyin, Kur’a na sarılın.

Benim elçim sizler için örnektir diyor Rabbim, çünkü ona ilettiğim vahyi hayatına geçirmiştir, onu örnek alın diye de bakın aşağıdaki ayette neler söylüyor.


Ahzap 21: Yemin olsun, Allah resulünde sizin için, Allah'ı ve âhiret gününü arzu edenlerle Allah'ı çok ananlara güzel bir örnek vardır.


İşte Kur’an, işte Rabbin verdiği akıl fikir. İsteyen hiçbir etki altında kalmadan Rahmanın sözlerini düşünür ve ardı sıra gider öyle iman eder, isteyen, sen Kur’an dan anlayamazsın diyenlerin sözlerine inanıp, beşerin kanıtsız, mesnetsiz delillerin peşinde gider. Örnek alacağımız peygamberimizin Kur’anı yaşarken verdiği yaşam örneğidir. Bunu çok iyi araştırmalı ve bu örnek yaşamın takipçileri olmalıyız. Bizlere düşen Kur’an a uymaktır, Kur’an ı kendimize uydurmak değil.


Verdiğimiz imtihanda zorlama asla yoktur. Her beşer, kendi imtihanından sorumludur. Elimizde imtihan olduğumuz Kur’an, üzerinde düşünerek imtihanımızı vermeliyiz. Bu imtihandan kaçış asla yoktur. İmtihanını başkalarına havale edenler, dipsiz bir kuyuya düşer, sonunu da Allah korusun hiçbirimiz tahmin bile edemeyiz.


Kur’an ın ışığını kalbinde hisseden, nasibini alan, tüm gerçekleri görecektir. Çünkü Allah Kur’an ı art niyetsiz okuyanların, gönül gözünü açacağını söyler bizlere. Görenlere, hissedenlere, duyanlara ne mutlu.


Dilerim Rabbimden Kur’an a, beşerin sözlerine delil aramak adına değil, Rabbin sözlerini, uyarılarını, önerdiği yolu yöntemi anlamak adına bakan, kulları arasında oluruz.

Saygılarımla Haluk GÜMÜŞTABAK
 
Üst Alt