Peygamber de yanilir!

Selam!


Peygamberin içtihadında hatâ. bulunacak olursa Allah O´nun hatâsını vahiy yoluyla düzeltiyor ve hakikati bildiriyordu. Nitekim Bedir esirleri hakkında Peygamber (S.A.), Sahabîleri ile müşaverede bulunmuştu.
Sahabîlerden bazıları kayıtsız şartsız serbest bırakılmalannı, bazıları da hepsinin öldürülmesini teklif ettiler. Peygam*ber (S.A.) ise, bu iki görüşün dışında fidye mukabili esirlerin ailelerine dönmeleri fikrini ileri sürdü. Bu durumda Allah Teâla, savaş devam ettiği müddetçe esirlerin fidye mukabili bırakılmayacaklannı bildirdi.

Savaş ise, Bedir´den sonra da Mekke müşrikleriyle müslümanlar arasında devam etmekte idi. Bu savaş, ancak hicretin sekizinci yılında Mekke´nin fethinden sonra nihayete ermiştir. Bu hususta Cenabı Allah şöyle buyurur:
«Hiç bir peygamberin yer yüzünde ağır basıp zaferler kazanıncaya kadar esirler alması vâki olmamış tır. Siz geçici dünya malını istiyorsunuz. Halbuki Allah Ahireti istiyor, Allah azizdir, hakimdir. Eğer Allah´ın geçmiş bir yazısı olma*sa idi aldığınız (fidye)´de size herhalde büyük bir azap dokunurdu Artık elde ettiğiniz ganimetten helâl - hoş olarak yeyin. Allah´tar korkun. Şüphesiz ki Allah çok yarhgayıcı, çok esirgeyicidir. Ey Peygamber, ellerinizdeki esirlere de ki: Eğer Allah´ın ezelî ilmine göre yüreklerinizde bir hayır varsa O, size sizden alınandan daha ha*yırlısını verir ve sizi yarhgar. Allah çok yarhgayici, çok esirgeyicidir.»

Burada şöyle bir sual sorulabilir: Niçin Allah, Peygamber´e hakikati ilk önce vahiy yoluyla bildirmedi de O´nu hatâ ettikten sonra uyardı Buna şöyle cevap verebiliriz: Allah, insanların kendi gö: rüşlerine güvenerek onları değişmez gerçekler saymamalarını ve ha*kikati tam olarak Allah´ın bileceğine, Peygamber gibi yüksek bir şahsiyetin dahi yanılabileceğine inanmalarını göstermek istemiştir.

Peygamber´in hatâsı Allah tarafından düzeltilmeden bırakılmaz. Hele bu hatâ, teşri´ (yasama) hususunda, başka bir deyişle, şeriatın prensipleriyle ilgili olursa; esirler hakkındaki biraz önce zikredilen hükümler gibi.

İslâm Hukukçularından bazıları burada ileri giderek, Peygamber´in içtihadıyla olan bir hükme uymak gerekmez, diyorlar. Biz de diyoruz ki, bu çok ağır bir sözdür ve gerçeğe hiç uymamaktadır. Çünkü Peygamber (S.A.)´in şer´î prensipleri beyanında hatâ olmaz. O, emri Rabbından almaktadır. O halde vahiyle olsun ictihadla olsun, Peygamber insanlara yanlış olarak nasıl tebliğde bulunabilir. Zira onun içtihadında bir yanlışlık olacak olursa, Allah, kendisini bir vahiyle ikaz eder.

Bazan şer´i hüküm ve prensiplerin dışında dünyevi bir şey hak*kında Peygamber hatâ edebilir. Meselâ; Peygamber, Bedir savaşına hazırlanırken uygun olrmyan bir yeri ordugâh yapmak istedi. Ba*zı sahabîler kendisine iyi bir yeri ordugâh yapmasını söylediler. Şüphesiz bu hatâ, dîni bir prensip meselesi değildir, savaşla ilgili bir meseledir. Bu hususta istişare etmek uygun olur. Peygamber de bu türlü konularda sahabîîerle istişarede bulunurdu.

Dişi hurma ağacının çiçeklerine erkek hurmanın tohumlarından sun´î bir şekilde aşılanması hususunda bir kısım sahabiler Hz. Pey*gamber´e başvurdular; O da, aşılamamalarını söyledi. Bunun üzeri ne o yıl hurma bol ürün vermedi. Bu vesîle ile birisi Peygamber´e başvurarak durumu anlattı. Peygamber Efendimiz de, «Siz dünya işlerini daha iyi bilirsiniz» buyurdu.

Prof. Muhammed Ebu Zehra
İslam'da Fıkhi Mezhepler Tarihi- Hisar Yayınevi:
 
Selam!

http://www.supermeydan.net/forum/forum540/thread85009.html#ixzz1hNgdJra5 basligindan alinti:

—Ya Rasulallah! Gençtim, güzeldim, alımlıydım. Saçımı süpürge ettim, ona çocuklar doğurdum.
Şimdi karnım sarktı, yaşım ilerledi, sağlığım bozuldu. Genç ve güzelken sevgilisiydim, şimdi “anası” oldum.
—Sen ona haram olmuşsun!
—Vallahi beni boşamadı ya Rasulallah!
—Haram olmuşsun. Bu konuda (farklı) bir şey inmedi!
—Bir daha bak kurban olayım ya Rasulallah.
—Benim kendi görüşüm böyle (yapacak bir şey yok).
—Ama ya Rasulallah! Bana muhtaç küçük bir yavrum var. Ona bıraksam bakamaz, telef olur; ben alsam doyuramam, aç kalır…
—…
Rasulullah susmuştur. Havle o noktada ellerini ve yaşlı gözlerini göğe kaldırır:
“Halimi sana havale ediyorum allah’ım! Yalnız sana!..”

Ve göklerin kapısı açılır, Mücadile suresinin ilk ayetleri gelir:

Bismillahirrahmanirrahim
58:1-2-“Doğrusu Allah, kocası hakkında seninle tartışan ve (nihayet) Allah’a havale eden kadının başvurusunu kabul etmiştir; zira Allah ikiniz arasında geçen konuşmayı işitiyordu: Çünkü Allah her şeyi işitendir, her şeyi görendir. İçinizden “Sen bana annem kadar haramsın” diyerek eşlerinden ayrılanlara gelince; o kadınlar asla anneleri olamaz; onların anneleri yalnızca kendilerini doğuranlardır; ve şüphesiz onlar mantıksız. Dahası düzme koşma bir laf söylüyorlar. Ama şüphesiz Allah çok affeden, çok bağışlayandır.”
Sadakallah!

Peygamber de yanilir!........
 
Sen ''hikmet'ten hiç anlamıyorsun mopsy...
(ama noel'den iyi anlıyorsun:)
Selam!

Kahire Üniversitesi Hukuk Fa*kültesi İslâm Hukuku Profesörü Muhammed Ebû Zehra hocamizin yazdigini
Ankara Üniversitesi İlâhiyyat Faküitesi´nden Dr, Abdülkadir Şener tercümesini yapmıştır.

Tek kelime yorum yapmadan aktardim!
Hemen rahatsiz oldunuz!

Kur'an ayetlerini yazsam
ne olur bilmiyorum.

Sizin anladiginiz Hikmet ne?
Peygamber yanilmaz mi?
 
Selam!



Tek kelime yorum yapmadan aktardim!
Hemen rahatsiz oldunuz!

Kur'an ayetlerini yazsam
ne olur bilmiyorum.

Sizin anladiginiz Hikmet ne?
Peygamber yanilmaz mi?

Peygamber yanılır ifadesinde hissedilen Server'in de söylediği gibi kışkırtıcılık, sıradanlaştırmadır....Oysa peygamberi yanılma sıradan bir insanın hata işlemesine benzemez...Hikmetlerle doludur.Hz.Adem'in Cennet'ten kovulmasına sebep olan hata dahi böyledir.


(ben sende bir sıradanlaştırma hissettiğim için bunu yazdım,yoksa yanılma (zelle) hususuna diyeceğim yok.)
 
Son düzenleme:
İnsanlar hatalı varlıklardır! Ve hatasız insan(kul) olmaz dolayısıyla Peygamberde hatasız değildir! Amma velakin bu şekilde başlık atılınca dediğim gibi kışkırtıcı bir hal alıyor olay... Ve peygamberin hatası(yanılgısı) normal bir hatadan ziyade belki hata bile denilemeyecek cinsten olur...
 
Peygamber yanılır ifadesinde hissedilen Server'in de söylediği gibi kışkırtıcılık, sıradanlaştırmadır....Oysa peygamberi yanılma sıradan bir insanın hata işlemesine benzemez...Hikmetlerle doludur.Hz.Adem'in Cennet'ten kovulmasına sebep olan hata dahi böyledir.
(ben sende bir sıradanlaştırma hissettiğim için bunu yazdım,yoksa yanılma (zelle) hususuna diyeceğim yok.)

Selam!

sn.Sebla;
Bu konu ile ilgili;
Kahire Üniversitesi Hukuk Fakültesi İslâm Hukuku Profesörü
Muhammed Ebû Zehra hocamizin yazdigi hikmet
"Allah, insanların kendi gö: rüşlerine güvenerek onları değişmez gerçekler saymamalarını ve
hakikati tam olarak Allah´ın bileceğine, Peygamber gibi yüksek bir şahsiyetin dahi yanılabileceğine
inanmalarını göstermek istemiştir."

Yani
Ayni normal bir beser gibi.

Hocamiz neden boyle
siradanlastiriyor?

Cunku
Kur'an'i dislayamiyor.

Bismillahirrahmanirrahim
18.110.De ki: "Ben de sizin gibi bir insanım....
Sadakallah!

Bakin!

Ahmet Mahmud Muhammed Mustafa as. diyor ki:
"Bu bir zandır (tahmindir). Yaran varsa yapınız.
Ben de sizin gibi bir insanım.
Zan yanılabilir de doğru da çıkabilir.
Ben size, Allah böyle buyurdu' demedim ki.
Ben asla Allah'a karşı yalan söylemem "
İbn Hanbel hoca , Müsned: 1/162

Kiskirtici olan
Sizin Kur'an'a ragmen
Kiskirtici olan
Sizin Hadise ragmen........

Ayrica Adem as'in yaptigi
Allah cc'na ISYAN dir!

Kimin yorumu mu?
Kur'an'in............

Dedim ya!
Muhammed Ebû Zehra hocamizin yazdigini yazdik

Ya!
Kur'an'i yazmaya baslarsak
Vay ki vay halimize!!!
 
mopsy,apayrı şeyler yazıyoruz.
Peygamberin yanıldığını söylediğin hangi yanılgı çağımızda bizi de o yanılgı üzerinden yanlışa düşürdü söyler misin?
Söyleyemezsin.Çünkü yazıda da geçtiği gibi zelle Allah tarafından düzeltilmiştir.Peygamberin zellesi asla yanıltıcı olmamıştır.Çünkü ''hikmet'i barındırmıştır.İnsanoğlunun sıradan hatasıyla mukayese edilmez.Ben bundan bahsediyorum.
 
Üst Alt