• Hoşgeldin ziyaretçi , forumdan daha fazla yararlanmak için buradan üye olunuz...

PAVLOV 'un KÖPEKLERİ ve MİLLİ REFLEKS'in KIRILMASI

Okunuyor :
PAVLOV 'un KÖPEKLERİ ve MİLLİ REFLEKS'in KIRILMASI

yusolis

Amatör
Üye
Prof. Mehmet kerem doksat

istanbul üniversitesi cerrahpaşa tip fakültesi psikiyatri bölümü
*
pavlov'un köpekleri ve milli refleksin kirilmasi

istanbul üniversitesi cerrahpaşa tip fakültesi psikiyatri bölümü profesörü mehmet kerem doksat şöyle açikliyor:

'bilirsiniz, ünlü rus fizyolog pavlov, köpeklerine et verirken bir yandan zil çalinca ve bunu defalarca yapinca, bir süre sonra eti görmeden de zil sesini işitince hayvanin salyasi akmaya başlar. Bu şartli reflekstir: Hayvanin tabiatinda olmayan bir uyaran (zil sesi) , onu tabiatinda olan eti görmüş gibi heyecanlandirmaktadir. Ama eğer sürekli olarak zil çalip hiç et göstermezseniz, bir süre sonra bu şartli refleks söner; devaminin tesisi için arada et de gösterilerek pekiştirilmelidir.

Hiçbirimiz dünyaya türk, meksikali, sünnî veya katolik olarak gelmeyiz; bunlar bize öğretilen değerler, yâni şartli reflekslerdir. Eğer pekiştirilmezlerse, zamanla sönerler.

Bir gün pavlov'un enstitüsünü su basar. Köpeklerin bir kismi boğulur bir kismi da günlerce terörize olur çünkü ölümden zor kurtulmuşlardir. Kurtarilabilenler tekrar enstitüye toplanir. Pavlov zil çalar, köpeklerde tik yok! şu müthiş sonuca varir: Ağir travmalar,(ergenekon ve sosyo ekonomik şartlar) şartli refleksleri ortadan kaldirir. Insani veya hayvani en doğal, en ilkel hâline geri döndürür.

Bir yandan her gün 15–20 şehit, 'kanlari yerde kalmayacak' denip sürekli kanlarinin yerde kalmasi, bir yandan ergenekon bilmem ne deyip büyük bir çoğunluğunun suçsuz olduğuna herkesin emin olduğu, hâttâ tek suçu atatürk'ü ve onun ilkelerini sevmek olan insanlarin sabaha karşi evlerinden alinarak hapse atilmalari… bir yandan orada burada araba yakarak, polise taş atarak etnik kalkişmalar… hepsini toplarsaniz, temel güvenlik duygusu ortadan kalkiyor.

Pavlov'un köpeklerindeki gibi, bu kadar ağir travmalarla şartli reflekslerimiz (millî duygularimiz ve tepkilerimiz) kiriliyor.

. Batili emperyalistler yok etmek istedikleri uluslara saldirirken o uluslarin önderlerinden başlarlar işe. çünkü ulusal bütünlüğü sağlayan ulusal önderdir.
Bunu gayet iyi bilen emperyalistler bu noktada psikoloji bilimini de yardima çağirirlar.

Mesela ermenilerle türkler arasinda ulusal bir düşmanlik mi var, orada vamik girer devreye ve bu düşmanliğin kökenlerini inceler.

Peki inceleme dediğimiz şey nedir?

Burada izlenen yol ulusal ya da etnik düşmanliklarin ortadan kaldirilmasi değil, abd'nin tehdit olarak gördüğü uluslarin ulusal bilinçlerinin, tarihlerinin ve benliklerinin sorgulanmasi, aşindirilmasidir.

Kisacasi milli duygunun yok edilmesidir etnik psikiyatrinin görevi.
Işte bizi ilgilendiren şey de budur.

Bir ulusun ulusal bilincini, ulusal duygusunu ve refleksini nasil yok edersiniz?
Bunun denenmiş, sinanmiş bir yöntemi vardir, o ulusun tarihsel varliğini sorgulamaya açarsiniz.




Yani o ulusun tarihini yeniden tartişirsiniz.

Mesela türkler kendilerini kahraman bir ulus olarak mi görüyorlar?

O zaman onlara ne kadar korkak bir ulus olduklarini göstermek gerekmektedir!

Ya da türkler atalarini, yani atatürk'ü çok mu yüceltiyorlar?

O zaman onlara atatürk'ün ne kadar siradan biri olduğunu gösterin.

...
Farkindaysaniz son on yildir tam da böylesi bir dönemden geçiyoruz.

Sözde demokratlik, tartişma kültürü adina neyi tartişiyoruz ve bizden neyi kabul etmemiz isteniyor?

Diyorlar ki siz soykirimci bir milletsiniz!

Ermenilere soykirim uyguladiniz.

Biz diyoruz ki hayir uygulamadik!

O zaman uyanik emperyalist diyor ki: Tamam madem uygulamadiniz, bunu hemen reddetmeyin, tartişalim, öyle bir sonuca varalim.

Size mantikli geliyor, nasilsa biz suçsuzuz, tartişmadan galip ayriliriz diyorsunuz.
Ama tartişma masasi kurulduğunda hiç de ortada eşit bir tartişma şansi olmadiğini görüyorsunuz.

Bir bakiyorsunuz, tüm televizyonlar, gazeteler, aydinlar sizin ermenileri katlettiğinizi yaymaya başliyor.

Kanitlari var mi? Elbette yok!
Ama yalan bir kez yayildi mi ve yalani söyleyenlerin sayisi çok oldu mu, gerçeğin sesi çikmaz oluyor.

Hayir diyorsunuz, gerçekleri bir de biz anlatalim.

Ama anlatamiyorsunuz, çünkü tüm propaganda kanallari size kapatilmiş.

Işte o zaman anliyorsunuz tartişmaya açmak denilen tuzaği.

çünkü bu sürecin sonunda, ulusal gururu ve hassasiyetleri yüksek insanlar bile 'acaba' demeye başliyor!

Acaba gerçekten ermenileri biz mi katlettik?

Yani ulusal benlikte ilk kirilma yaşaniyor...
....
Psikolojik harbin etkisi çok büyük bir hizla bu şekilde yayiliyor.

Peki sira neye geldi?

Sira atatürk'e geldi.

çünkü önemli olan ulusal önderi yok etmektir.
O halde tüm önderlere yapilani atatürk'e de yapalim.
O'nun ne kadar zalim bir diktatör olduğunu tartişalim.
O'nun aslinda zaaflari olduğunu tartişalim.
Hatta o'nun anasini bile tartişalim.
Evet, emperyalistlerin gündeminde bu vardir..
Tartişin diyorlar biz sizin atanizin anasini tartişmak istiyoruz!
Sonra?
Sonra da sira sizin ananiza gelecek!
Hepinizinkine gelecek!

***
işte asil psikolojik harp cephesi de burada kuruluyor!

Yillar öncesine gidiyorsunuz...

Mondros imzalanmiş.

Sonra düşman askerleri istanbul'a çikartma yapmaya başliyor.

Milyonlarca türk sadece izliyor!

Demek ki önemli olan ilk adim, işgali izlettirebilmekmiş!

Ama ayni zamanda bir de masa!

Tartişacaksiniz.

Tartişma masasinda bizim sadrazam emperyalistlere yalvariyor, biraz aciyin diye.
Peki izleyerek, tartişarak nereye varabilirsiniz?
...
Emperyalistler aslinda şu anda beyinlerimize ve yüreklerimize yüzyilin çikartmasini yapiyor.
Mehmet akif, çanakkale için ne diyordu
'şu boğaz harbi nedir? Var mi ki dünyada eşi?
En kesif ordularin yükleniyor dördü beşi,
-tepeden yol bularak geçmek için marmara'ya-
kaç donanmayla sarilmiş ufacik bir karaya.'
...
çikartma sürerken iki tavir var alinacak.
Biri istanbul'da işgalcileri karşilayan ve onlardan tokat yiyen bir osmanli paşasi olabilirsiniz.
Ya da dolmabahçe'den çikartmayi izleyen bir padişah.
Belki de evinin perdesini kapatan siradan ve suskun bir türk...
Ama aslinda hepsi ayni kapiya ve ayni kişiliğe çikar.
Izlersiniz!
Her şeyi!

Ya da ilk kurşunu atan hasan tahsin olursunuz.

Hasan tahsin'e kadar bu ülkede düşmana hiç kurşun atilmadiğini bilmek ne kadar utanç verici aslinda!

Peki hasan tahsin'i ne kadar taniyoruz?

Hasan tahsin'i hasan tahsin yapan nedir?

'ilk kurşun'dan önce de kurşun atmiştir hasan tahsin.

Tarihin garip cilvesi hasan tahsin avrupa'dadir ve bir filme gider. Filmde türkler aşağilanmaktadir. Hasan tahsin bu filmi izlemez.


'önce izleyeyim sonra eleştireyim' demez. Ya ne der?
Türk'e küfredenin canina okurum der! Ve çikarir silahini ateş eder beyaz perdeye!
Film orada biter!
***
hasan tahsin'in insani ve siradan yanidir bu.

Hiçbir insan kendisine, anasina, babasina, atasina, milletine, bayrağina küfrettirmez.
En basit insan gerçeğidir.

Ilkokulda bir çocuğun anasina küfretmeye kalkarsaniz, sizinle anasinin durumunu tartişmaz, bunun cevabi suratiniza yiyeceğiniz yumruktur.

Neden?

çünkü çocuğun en insani ve siradan yanidir bu!
Işte ergenekon olayi, ermeni sorunu, kürt açilimi ve can dündar’in insani denilen (mustafa) belgeselinin bam teli de burasi.

Alintidir
 
G

güney

Ziyaretci
Prof. Mehmet kerem doksat

istanbul üniversitesi cerrahpaşa tip fakültesi psikiyatri bölümü
*
pavlov'un köpekleri ve milli refleksin kirilmasi

istanbul üniversitesi cerrahpaşa tip fakültesi psikiyatri bölümü profesörü mehmet kerem doksat şöyle açikliyor:

'bilirsiniz, ünlü rus fizyolog pavlov, köpeklerine et verirken bir yandan zil çalinca ve bunu defalarca yapinca, bir süre sonra eti görmeden de zil sesini işitince hayvanin salyasi akmaya başlar. Bu şartli reflekstir: Hayvanin tabiatinda olmayan bir uyaran (zil sesi) , onu tabiatinda olan eti görmüş gibi heyecanlandirmaktadir. Ama eğer sürekli olarak zil çalip hiç et göstermezseniz, bir süre sonra bu şartli refleks söner; devaminin tesisi için arada et de gösterilerek pekiştirilmelidir.

Hiçbirimiz dünyaya türk, meksikali, sünnî veya katolik olarak gelmeyiz; bunlar bize öğretilen değerler, yâni şartli reflekslerdir. Eğer pekiştirilmezlerse, zamanla sönerler.

Bir gün pavlov'un enstitüsünü su basar. Köpeklerin bir kismi boğulur bir kismi da günlerce terörize olur çünkü ölümden zor kurtulmuşlardir. Kurtarilabilenler tekrar enstitüye toplanir. Pavlov zil çalar, köpeklerde tik yok! şu müthiş sonuca varir: Ağir travmalar,(ergenekon ve sosyo ekonomik şartlar) şartli refleksleri ortadan kaldirir. Insani veya hayvani en doğal, en ilkel hâline geri döndürür.

Bir yandan her gün 15–20 şehit, 'kanlari yerde kalmayacak' denip sürekli kanlarinin yerde kalmasi, bir yandan ergenekon bilmem ne deyip büyük bir çoğunluğunun suçsuz olduğuna herkesin emin olduğu, hâttâ tek suçu atatürk'ü ve onun ilkelerini sevmek olan insanlarin sabaha karşi evlerinden alinarak hapse atilmalari… bir yandan orada burada araba yakarak, polise taş atarak etnik kalkişmalar… hepsini toplarsaniz, temel güvenlik duygusu ortadan kalkiyor.

Pavlov'un köpeklerindeki gibi, bu kadar ağir travmalarla şartli reflekslerimiz (millî duygularimiz ve tepkilerimiz) kiriliyor.

. Batili emperyalistler yok etmek istedikleri uluslara saldirirken o uluslarin önderlerinden başlarlar işe. çünkü ulusal bütünlüğü sağlayan ulusal önderdir.
Bunu gayet iyi bilen emperyalistler bu noktada psikoloji bilimini de yardima çağirirlar.

Mesela ermenilerle türkler arasinda ulusal bir düşmanlik mi var, orada vamik girer devreye ve bu düşmanliğin kökenlerini inceler.

Peki inceleme dediğimiz şey nedir?

Burada izlenen yol ulusal ya da etnik düşmanliklarin ortadan kaldirilmasi değil, abd'nin tehdit olarak gördüğü uluslarin ulusal bilinçlerinin, tarihlerinin ve benliklerinin sorgulanmasi, aşindirilmasidir.

Kisacasi milli duygunun yok edilmesidir etnik psikiyatrinin görevi.
Işte bizi ilgilendiren şey de budur.

Bir ulusun ulusal bilincini, ulusal duygusunu ve refleksini nasil yok edersiniz?
Bunun denenmiş, sinanmiş bir yöntemi vardir, o ulusun tarihsel varliğini sorgulamaya açarsiniz.




Yani o ulusun tarihini yeniden tartişirsiniz.

Mesela türkler kendilerini kahraman bir ulus olarak mi görüyorlar?

O zaman onlara ne kadar korkak bir ulus olduklarini göstermek gerekmektedir!

Ya da türkler atalarini, yani atatürk'ü çok mu yüceltiyorlar?

O zaman onlara atatürk'ün ne kadar siradan biri olduğunu gösterin.

...
Farkindaysaniz son on yildir tam da böylesi bir dönemden geçiyoruz.

Sözde demokratlik, tartişma kültürü adina neyi tartişiyoruz ve bizden neyi kabul etmemiz isteniyor?

Diyorlar ki siz soykirimci bir milletsiniz!

Ermenilere soykirim uyguladiniz.

Biz diyoruz ki hayir uygulamadik!

O zaman uyanik emperyalist diyor ki: Tamam madem uygulamadiniz, bunu hemen reddetmeyin, tartişalim, öyle bir sonuca varalim.

Size mantikli geliyor, nasilsa biz suçsuzuz, tartişmadan galip ayriliriz diyorsunuz.
Ama tartişma masasi kurulduğunda hiç de ortada eşit bir tartişma şansi olmadiğini görüyorsunuz.

Bir bakiyorsunuz, tüm televizyonlar, gazeteler, aydinlar sizin ermenileri katlettiğinizi yaymaya başliyor.

Kanitlari var mi? Elbette yok!
Ama yalan bir kez yayildi mi ve yalani söyleyenlerin sayisi çok oldu mu, gerçeğin sesi çikmaz oluyor.

Hayir diyorsunuz, gerçekleri bir de biz anlatalim.

Ama anlatamiyorsunuz, çünkü tüm propaganda kanallari size kapatilmiş.

Işte o zaman anliyorsunuz tartişmaya açmak denilen tuzaği.

çünkü bu sürecin sonunda, ulusal gururu ve hassasiyetleri yüksek insanlar bile 'acaba' demeye başliyor!

Acaba gerçekten ermenileri biz mi katlettik?

Yani ulusal benlikte ilk kirilma yaşaniyor...
....
Psikolojik harbin etkisi çok büyük bir hizla bu şekilde yayiliyor.

Peki sira neye geldi?

Sira atatürk'e geldi.

çünkü önemli olan ulusal önderi yok etmektir.
O halde tüm önderlere yapilani atatürk'e de yapalim.
O'nun ne kadar zalim bir diktatör olduğunu tartişalim.
O'nun aslinda zaaflari olduğunu tartişalim.
Hatta o'nun anasini bile tartişalim.
Evet, emperyalistlerin gündeminde bu vardir..
Tartişin diyorlar biz sizin atanizin anasini tartişmak istiyoruz!
Sonra?
Sonra da sira sizin ananiza gelecek!
Hepinizinkine gelecek!

***
işte asil psikolojik harp cephesi de burada kuruluyor!

Yillar öncesine gidiyorsunuz...

Mondros imzalanmiş.

Sonra düşman askerleri istanbul'a çikartma yapmaya başliyor.

Milyonlarca türk sadece izliyor!

Demek ki önemli olan ilk adim, işgali izlettirebilmekmiş!

Ama ayni zamanda bir de masa!

Tartişacaksiniz.

Tartişma masasinda bizim sadrazam emperyalistlere yalvariyor, biraz aciyin diye.
Peki izleyerek, tartişarak nereye varabilirsiniz?
...
Emperyalistler aslinda şu anda beyinlerimize ve yüreklerimize yüzyilin çikartmasini yapiyor.
Mehmet akif, çanakkale için ne diyordu
'şu boğaz harbi nedir? Var mi ki dünyada eşi?
En kesif ordularin yükleniyor dördü beşi,
-tepeden yol bularak geçmek için marmara'ya-
kaç donanmayla sarilmiş ufacik bir karaya.'
...
çikartma sürerken iki tavir var alinacak.
Biri istanbul'da işgalcileri karşilayan ve onlardan tokat yiyen bir osmanli paşasi olabilirsiniz.
Ya da dolmabahçe'den çikartmayi izleyen bir padişah.
Belki de evinin perdesini kapatan siradan ve suskun bir türk...
Ama aslinda hepsi ayni kapiya ve ayni kişiliğe çikar.
Izlersiniz!
Her şeyi!

Ya da ilk kurşunu atan hasan tahsin olursunuz.

Hasan tahsin'e kadar bu ülkede düşmana hiç kurşun atilmadiğini bilmek ne kadar utanç verici aslinda!

Peki hasan tahsin'i ne kadar taniyoruz?

Hasan tahsin'i hasan tahsin yapan nedir?

'ilk kurşun'dan önce de kurşun atmiştir hasan tahsin.

Tarihin garip cilvesi hasan tahsin avrupa'dadir ve bir filme gider. Filmde türkler aşağilanmaktadir. Hasan tahsin bu filmi izlemez.


'önce izleyeyim sonra eleştireyim' demez. Ya ne der?
Türk'e küfredenin canina okurum der! Ve çikarir silahini ateş eder beyaz perdeye!
Film orada biter!
***
hasan tahsin'in insani ve siradan yanidir bu.

Hiçbir insan kendisine, anasina, babasina, atasina, milletine, bayrağina küfrettirmez.
En basit insan gerçeğidir.

Ilkokulda bir çocuğun anasina küfretmeye kalkarsaniz, sizinle anasinin durumunu tartişmaz, bunun cevabi suratiniza yiyeceğiniz yumruktur.

Neden?

çünkü çocuğun en insani ve siradan yanidir bu!
Işte ergenekon olayi, ermeni sorunu, kürt açilimi ve can dündar’in insani denilen (mustafa) belgeselinin bam teli de burasi.

Alintidir
Mükemmel bir tespit...
çok teşekkürler paylaşımınızdan kaynaklı yanlız bu güzel tespitleri yapan kimdir acaba çok merak ettim..Kim yazmış bu yazıyı....
 

yusolis

Amatör
Üye
Mükemmel bir tespit...
çok teşekkürler paylaşımınızdan kaynaklı yanlız bu güzel tespitleri yapan kimdir acaba çok merak ettim..Kim yazmış bu yazıyı....
Dostum bu yazı yukarıda belirttiği gibi İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa tıp fakültesi psikiyatri bölümü profesörü Mehmet Kerem Doksat 'a aittir. Bu daha da açılımlıydı. Biraz kısaltmak zorunda kaldım. Anlattıkları acı ama gerçek. Pavlov da büyük bir bilim adamıdır. İlginize teşekkür ederim saygılar.
 
Son düzenleme:
G

güney

Ziyaretci
Dostum bu yazı yukarıda belirttiği gibi İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa tıp fakültesi psikiyatri bölümü profesörü Mehmet Kerem Doksat 'a aittir. Bu daha da açılımlıydı. Biraz kısaltmak zorunda kaldım. Anlattıkları acı ama gerçek. Pavlov da Nobel Ödülü almış Dünya çapında bir yazardır. İlginize teşekkür ederim saygılar.
Pavlov u çok iyi bilirim bir PDR ci olarak ,salt yazar değil iyi bir araştırmacıdır da kendisi.
emeğinize sağlık...
 

SOSYALİST

Bağımlı
Üye
Anlatılanlar çok mantıklı ve doğru.
Ee...yıllardan beri boşuna demiyoruz ''Kahrolsun Emperyalizm''
ve onu oluşturan ve anası olan ''Kapitalizm''
 

yusolis

Amatör
Üye
Pavlov u çok iyi bilirim bir PDR ci olarak ,salt yazar değil iyi bir araştırmacıdır da kendisi.
emeğinize sağlık...
Ben teşekkür ederim ilginiz için saygılar

--------Yeni Postalandı 12:39 PM ---------- Önce gonderilen mesaj at 12:36 PM ----------

Anlatılanlar çok mantıklı ve doğru.
Ee...yıllardan beri boşuna demiyoruz ''Kahrolsun Emperyalizm''
ve onu oluşturan ve anası olan ''Kapitalizm''
İnsanlarımızı bilinçlendirmemiz gerektiğini düşünüyorum. Zor bir dönemden geçmekteyiz. Şuan tepkilerimizi koyma zamanıdır. NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE! yazısını bile değiştirmeye kalkanlar biz sessiz kaldıkça daha neler yapacaklardır. Uyanmanın vakti geldi ve geçiyor bile.
İlginize teşekkürler.
 

SOSYALİST

Bağımlı
Üye
Ben teşekkür ederim ilginiz için saygılar

İnsanlarımızı bilinçlendirmemiz gerektiğini düşünüyorum. Zor bir dönemden geçmekteyiz. Şuan tepkilerimizi koyma zamanıdır. NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE! yazısını bile değiştirmeye kalkanlar biz sessiz kaldıkça daha neler yapacaklardır. Uyanmanın vakti geldi ve geçiyor bile.
İlginize teşekkürler.
O yazıyı değiştirmek ve ya kaldırmak yerine,şöyle değiştirmek daha uygun olur.
''Ne Mutlu Türk-Kürt Kardeşliğine''
Ya da buna benzer başka şey...

Bunu yapmanın nedeni ise Kürtleri yok saymamak adınadır..
 

yusolis

Amatör
Üye
O yazıyı değiştirmek ve ya kaldırmak yerine,şöyle değiştirmek daha uygun olur.
''Ne Mutlu Türk-Kürt Kardeşliğine''
Ya da buna benzer başka şey...

Bunu yapmanın nedeni ise Kürtleri yok saymamak adınadır..
Kürtleri kimde yok saymıyor. Bu ülkede lazı, kürdü, çerkezi, hepsi bir sınırda ve kardeşçe yaşamaktadırlar. Kimsenin kimseye ne bir üstünlüğü, ne de bir eksikliği vardır. Hepimiz bir bayrak altında bu devletin tüm imkanlarını eşit olarak yararlanmaktayız. Hiç bir şekilde bu topraklardaki kimseyi kötüleyemeyiz. Hepimiz birbiri içimize kaynaşmışızdır. Tarih boyunca birlikte savaşıp birlikte bu toprak adına can vermedik mi? Ve eskiden bu yana birbirimizden kız alıp kız vererek kaynaşmadık mı? Biz Çanakkalede olsun başka cephelerde hepberaber canımızı bu vatan için vermedik mi? Şimdi ne olduda ayrı topraklar ve ülke kurmak isteniliyor. Neden ayrımcılık isteniliyor? Şimdiye kadar TÜRK kelimesi rahatsız etmedi de şimdimi rahatsız etti. Biz hepimiz kardeşsek ve bu topraklar için savaşıp sınırlarımızı belirlediysek ve bunu TÜRK, TÜRKİYE adı altında birleştirdiysek, şimdi bu ayrımcılık niye?
Bu resmen bölücülüktür. İçimizi karıştırmak ve bizi bölmek istemektir. Biz buna karşıyız. Hepimiz biriz hepimiz kardeşiz. Kimseye gidin demiyoruz. Hepimiz eşit hakka sahibiz diyoruz kardeşiz diyoruz o halde ne istiyorlar. Biz bu ülkenin hangi şartlarda kurulduğunu çok iyi biliyoruz ve kimseye de böldürmeyiz. ATATÜRK'ün önderliğinde onun ilkelerinin, devrimlerinin bekçisiyiz. NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE.
Sayın sosyalist o dediğiniz şekilde yaparsak da diğer laz,çerkez,alevi,ermeni kardeşlerimize haksızlık yapmış olmazmıyız? İşte o zaman ayrımcılık olur bence.
 
Üst Alt