Panik Atak Hakkında Genel Bilgiler

Nil@y

Eski Üye
Panik bozukluğunun yaygın görülen bir rahatsızlık olduğunu belirten Memorial Hastanesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ayten Erdoğan, panik bozukluğun çocuk ve ergenlerde kalp çarpıntısı, nefes darlığı gibi belirtilerle başladığını, beklenmedik zamanlarda ortaya çıkan ve tekrarlayan yoğun korku veya rahatsızlık dönemleriyle devam ettiğini söyledi.

Panik atak belirtileri nelerdir?
  • Aşırı derecede korkulu olma (çok kötü bir şey olacak duygusu)
  • Kalbin hızlı veya şiddetli bir şekilde çarpması
  • Sersemlik veya baş dönmesi
  • Titreme veya sarsılmalar
  • Gerçek dışılık hissi
  • Ölüm korkusu
  • Kontrolü veya aklını kaybetme korkusu
Panik bozukluk tedavi edilmezse ne olur?

- Teşhis ve tedavi edilmemesi durumunda panik bozukluğu ve yol açtığı komplikasyonlar ciddi sonuçlar doğurabilir.

- Panik ataklar ergenin ilişkilerini, okul durumunu veya normal gelişimini bozabilir.

- Panik bozukluğu olan çocuklar panik atak geçirmeseler bile sürekli kaygı duymaya başlayabilirler.

- Bazıları panik atağın ortaya çıkabileceğini veya yardım bulamayacaklarını düşündükleri ortamlardan kaçınabilirler. Örneğin okula gitmek veya ailesinden ayrılmak istemeyebilirler.
Ağır vakalarda çocuk veya ergen evden çıkmaktan dahi kaçınabilir.

- Panik bozukluğu olan çocuk ve ergenlerde ağır depresyon gelişebilir ve intihar riski artabilir.
Kaygıyı azaltmak amacıyla panik bozukluğu olan ergenler alkol veya uyuşturucuya da başvurabilirler.

Panik bozukluk nasıl teşhis edilir?

Panik bozukluğunun teşhisinin çoğu zaman zor olduğunu belirten Uzm.Dr.Ayten Erdoğan, şunları söyledi: “Panik bozukluğun teşhisi güçtür. Bu da çocuğun birçok fiziksel muayene ve testten geçmesine neden olabilir.

Doğru bir şekilde değerlendirilmesi ve teşhis edilmesi durumunda panik bozukluk çoğunlukla tedaviye iyi yanıt verir. Panik atak belirtileri olan çocuk ve ergenler öncelikle çocuk doktoru tarafından değerlendirilmelidir.

Belirtilerin altında yatan başka bir fiziksel hastalık veya durum belirlenememesi durumunda bir çocuk ve ergen ruh sağlığı ve hastalıkları uzmanı hekim tarafından kapsamlı bir değerlendirme yapılmalıdır.”

Erken tedavi riskleri önlüyor!

Panik atak rahatsızlığının tedavisinde çeşitli yöntemlerin uygulandığını belirten Uzm. Dr. Erdoğan “Panik atak için etkili olan çeşitli tedavi yöntemleri mevcuttur. Bazı ilaçlar panik atakları durdurabilmektedir. P***oterapi de çocuk ve ailenin stres veya çatışmaları azaltma yollarını öğrenmelerine yardımcı olabilmektedir.

Ayrıca özel bazı tedavi yöntemleri ile çocuğa anksiyeteyi (kaygı) ve ortaya çıkan panik atakları kontrol etmesi öğretilebilmektedir. Panik bozukluğu olan çocuk ve ergenlerin çoğu ilaç ve p***oterapinin birlikte kullanıldığı tedavilerden fayda sağlamaktadır.

Tedavi ile panik ataklar genellikle durdurulabilmektedir. Erken tedavi ile panik atağın yol açtığı agorafobi, depresyon ve madde kullanımı gibi komplikasyonlar da önlenebilmektedir.”
 
Panik Atak
Panik atak fiziksel belirtilerle seyreden bir psikolojik sendrom olarak basitçe tarif edilebilir. Ancak hastaların da söylediği gibi yaşananlar hiçte basit değildir. Kimilerine göre hissedilenlerin tarifi mümkün değildir. Bu fiziksel belirtiler alelade değildir. Çok şiddetli ve sarsıcı olarak yaşanır. Örneğin çok şiddetli bir kalp atımı, sanki kalbiniz yerinden fırlayacakmış gibi, buna eşlik eden beyninde uğultu, basınç, sanki tansiyonu çok yükselmiş gibi bir his. Bu arada düşüncelerde bulanıklaşma giderek benliği saran ölüm korkusu ve -sonum geldi- düşünceleri ile bazen nefes düzensizliği ile başlar, nöbet şiddetlenir, dilinizin boğazınıza kaçtığını düşünür nefes alamaz (aslında alırsınız) hale gelir. Bayılma hissi acil yardım arama ve yine ölüm korkusu hissedebilirsiniz.

Fiziksel belirtiler çok çeşitli olabilir. Belirtiler çoğu kez korkulan bir hastalığın taklididir. Kalp krizi, tansiyon yükselmesi, beyin kanaması ya da felç geçiriyor olma gibi. Ama gerçekte bunların hiçbiri olmuyordur. Üstelik bu belirtiler yukarıdaki hastalıkların herhangi birini yaşıyor olsanız bu kadar kuvvetli ve korkutucu olamaz. Bu noktadan bakınca panik atak aslında uyanıkken görülen bir kabusa benzer. Örneğin kalp krizi geçirdiği kabusu gibi ve hastalar bir kabustaki gibi çaresizdirler.

Hastaları bu yaşadıklarının gerçekte olmadığına inandırmak pek güçtür. O yüzden başlangıçta psikiyatrik tedaviye pek yanaşmazlar. Bir dönemi acil servislerde ya da kardiyoloji servislerinde çare arayarak geçirebilirler. Panik atağı tanımak, kabullenmek ve tedavisine başlamak ilk ve önemli adımdır. Ama tedavi bununla bitmez. Bu belirtilerin psikolojik olduğu kabul edilse bile, her gelişi korkutmaya devam edebilir.

Bu nöbetler ya da ataklar gelmeye devam ettikçe, hastalarda iki temel belirti daha ortaya çıkar. Bunlardan birincisi beklenti anksiyetesi denen bu atakların tekrarlayacağı korkusudur. Hastaların beyni 'ya bunu tekrar geçirirsem' korkusuyla çok fazla meşgul olabilir. Bu durum hastayı depresyona sürükleyebilir.

İkinci temel belirti de kaçınmalardır. Bu nöbetler yaşandıkça kişi bazı ortam ve durumlarda bulunmaktan kaçınır. Örneğin çarpıntısı olacağı korkusuyla spor yapmaktan, havasız kalacağı korkusuyla kapalı ortamlardan, herkesin içinde düşüp bayılabileceği korkusu ile kalabalık ortamlarda bulunmaktan, asansörlerden, toplu taşıma araçlarından, toplantılardan vs. kaçınmaya başlar.

Kaçınmanın bir diğer görünümü de yalnız kalamamaya başlama ya da bazı koşullarda yalnız bulunmama çabasıdır. Hasta başına bir şey geleceği korkusu ile hep yanında birini bulundurma - hatta küçük bir çocuk bile olabilir - eğiliminde olabilir. Bazı hastalar evden çıkamaz hale gelebilir. Kuaföre gidemez, giysi almak için mağaza görevlisini eve çağırır.

Kaçınmalar değişik boyutlarda olabilir. Silik, hafif ya da şiddetli, ya da sadece bazı durumlarda ortaya çıkabilir. Örneğin tatile çıkacağında orada tam teşekküllü bir hastane olmadığını öğrenip gitmekten vazgeçme gibi.

Panik atakta görülebilen fiziksel belirtilerden bazıları:
  • Mideye bir şey çöküyor hissi
  • Avuç içlerinde terleme
  • Her tarafta sıcaklık hissetmek
  • Hızlı ve şiddetli kalp atışları
  • Ellerde titreme
  • Diz ve bacaklarda güçsüzlük veya esneklik
  • İç titremesi, titreme duygusu
  • Ağız kuruluğu
  • Boğazda yumruk hissi
  • Göğüste basınç
  • Hızlı nefes alıp verme
  • Bulantı veya ishal
  • Baş dönmesi, sersemlik, göz kararması
  • Gerçek dışılık hissi (rüyada gibiyim)
  • Açık olarak (net olarak) düşünememe
  • Bulanık görme
  • Kısmen felce uğramışlık duygusu
  • Ayrılma yada hayal gibi hareket etme duygusu
  • Çarpıntılar veya düzensiz kalp atışları
  • Ellerde, ayaklarda ve yüzde karıncalanma
  • Göğüs ağrısı
  • Bayılma hissi
  • Midede titreme heyecan
  • Soğuk ve ıslak eller
Bunlara da şu korkular ya da negatif düşünceler eşlik edebilir:
  • Ölmek üzereyim
  • Kalp krizi geçiriyorum
  • Aklımı yitirmek üzereyim
  • Kendimden geçmek üzereyim
  • Tıkanmadan öleceğim
  • Nefes almam mümkün olmayacak
  • İnme inecek, felç olabilirim
  • Kontrolümü kaybediyorum
  • Tansiyonum çok yükseldi ve beyin kanaması geçirmek üzereyim
Panik atağın tedavisine gelecek olursak, önce şunu belirtmekte yarar var. Panik atak sadece ve sadece psikiyatristlerin tedavi etmesi gereken bir hastalıktır. Tedavi bir çok yöntemin kombine uygulanması ile daha çabuk sonuş verir. Sadece ilaçla ya da sadece terapi ile iyileşmesi nadirdir. En önemlisi de belirttiğimiz gibi hastalık hakkında bilinçlenmedir. Örneğin alıştığımız bir panik nöbet türü birden başka bir görünüme bürünebilir. Onun için olabilecekleri bilmek hazırlıklı olmak çok önemlidir. Evde kendi kendini tedavi etmeye çalışmanın kendi kendine apandisit ameliyatı yapmaktan farkı yoktur. Mutlaka bir uzmandan yardım alınmalıdır. Hastalığın nüks edebileceği unutulmamalıdır.

Tedaviye hastanın katılımı da sağlandığında 4 - 6 ay içinde tümüyle iyileşme şansı %95 dir. Hasta, hastalığı yenmesini öğrenmediyse nüks etme riski hep vardır. Panik atağı iyi tanımak, tedaviden kaçınmamak, tedavi için doğru adresi bulmak önemlidir. Hipnoz, akupunktur, üfürükçü tedavileri zarar verebilir.
Geçerli tedavi yöntemleri:
  • Psikoterapi
  • İlaç kullanımı
  • Relaksasyon teknikleri
  • Nefes egzersizleri
  • Spor ve egzersiz
  • Biofeedback
  • İmajinasyon
  • Üstüne gitme teknikleri
saglikvakfi.org.tr
 
Panik atak hastalarının merak ettikleri cevaplar

Psikiyatrist Nihat Kaya, 'Panik Atak' adlı kitabında, gribin ve üst solunum yolu hastalıklarının panik atağı tetiklediğini söylüyor ve ekliyor: Bu hastalıklardan korunmak için bol bol ekinezya için!

Psikiyatrist Nihat Kaya, ismini çağın en moda hastalığından alan 'Panik Atak' adlı kitabında, panik atak hastalarının en çok merak ettiği soruları yanıtlıyor. İşte o sorular dan bazıları ve cevapları...

* Ateşli gribal enfeksiyonlar panik atağa yol açar mı?
Son yıllarda pek çok hastamda panik atak öncesi ağır gribal enfeksiyon saptadım. Bazı hastalarımın panik ataklarının gribal enfeksiyon veya üst solunum yolu enfeksiyonu geçirdiklerinde alevlendiğini gördüm. Gribal enfeksiyonlara yol açan virüsler, sinir sistemini de ciddi olarak etkiliyor. Ateşi yükselen kişinin kalbi hızlı atıyor. Panik ataklı biri, kalbine duyarlı olduğundan bu çarpıntıyı panik atak başlangıcı olarak algılayabiliyor. Üst solunum yolları enfeksiyonlarına karşı direncimizi yükseltmeliyiz. Kış aylarında her gün bir fincan ekinezya çayı içelim. Direnci düşük olanlar her gün bir tatlı kaşığı çörekotu da yesinler. Mevsim meyve ve sebzeleriyle beslensinler. Ayrıca grip aşısı da yaptırsınlar.

ÖLÜM KORKUSU SARAR
* Panik atak yüzünden ölünür mü?

Panik atak nöbetler halinde ve beklenmedik bir anda gelebilir. Kriz anında sıkıntı öyle yüksek boyuta varır ki, kişi o an öleceğini hisseder. Panik atak krizinde kişiler, "Ölüyorum, beni bir an önce acile götürün!" derler. Bir kısmı etrafındakilere vasiyetlerini bile söyler. Çünkü o an, yaşamla ölüm arasındaki o ince çizgide, ölüme daha yakın durmaktadırlar. Panik atakta yaşanan ölüm korkusu, normal yaşamda hep kendimizden uzak tuttuğumuz ölümden ve ölüm korkusundan çok farklıdır. Panik atak, kendimizden hep uzak tutmaya çalıştığımız ölümü bize hatırlatan, bizi sarsan bir durumdur. Birçok insan panik atakla, o bitmeyecek gibi gözüken ömrünün bir sonu olacağını anlar. Bu yüzden yaşamında ciddi değişiklikler yapar.

SEKSİ BIRAKMAYIN!

* Seks ve spor yaparken panik atak gelir endişesiyle ikisini birden bırakmak doğru mudur?
Panik atak yaşayan birçok kişi, zamanla sporu ve seksi bırakır. Her iki aktivitede de fazla enerjiye gereksinim vardır. Panik ataklılar kalbi hızlandıracak her eylemden kaçmaya başlar. Oysa seks ve sporda kalbin daha fazla atması, fizyolojik ve olması gereken bir durumdur. Kalp fazla çalışıp, kan pompalamazsa sorun ortaya çıkar çünkü hücrelerin enerjiye olan ihtiyacı kanla sağlanmaktadır. Herhangi bir nedenle çarpıntı ortaya çıktığında, panik atak belirtisi olarak değerlendirilmektedir. Tedavi olunmadığında seks ve spor terk edilebilir. Oysa seks ve spor esnasında salgılanan hormonlar vücudu rahatlatır. Doğal endorfinler salınınca, mutluluk ortaya çıkar. Panik ataklılar gergin ve kaygılıdır. Seks ve spor bu gerginliği gidererek, kaygıyı azaltır. Dolayısıyla seks ve sporu kesinlikle bırakmamak gerekir. Bunlara bağlı çarpıntının çok normal olduğu da akıldan çıkartılmamalıdır. Ancak panik ataklıların yasak ilişkilerini derhal bırakmaları ve tek eşliliğe dönmeleri doğru olur. Kaçamaklardaki aşırı heyecan, paniği tetikler.

* Panik atağı olan bir kadın hamile kalıp, çocuk sahibi olabilir mi?
Panik ataklılar hamile kalıp çocuk doğurabilir. Tedavi olmasalar ve yoğun stres altında bulunsalar bile hamile kalmaları mümkündür. Fakat bu çok zor ve yorucu bir süreçtir.

* Panik atağı olanlar askerlik yapabilir mi?
Panik atak tedavi edilen bir durum olduğundan askerliği engellemez. Sıkı bir tedaviye başlayıp tam düzelince ya da kısmi düzelme başlayınca askere gidebilirsiniz. Tedavinizi ayrıca askerlikte de sürdürebilirsiniz. Bunu için sivil hayatta tedavi olduğunuz doktorlardan tedavinize ait bir belge ve kullandığınız ilaçların reçetesini yanınızda götürün. Bu şekilde askerliğini yapan çok hastam oldu.

Panik atakla kalp krizi arasındaki farklar neler?

PANİK ATAK:

* Önce çarpıntı başlar.

* Zaman zaman göğüste ve kalp üstünde ağrılar olur. Bunlar kısa sürelidir.

* Dikkat dağılınca, hareket edince, efor sarf edince geçer.

* Ağrı dinlenince artar.

* Çarpıntı, dinlenince artar.

* EKG'de kalp hızında artış olur.

* Başka bir bozukluk olmaz.

* Ağrıyan yer parmakla gösterilir, sınırlı bir alanda ve geçicidir.

* Ağrı yayılmaz ve geçicidir.

* Çoğunlukla tansiyon yükselir.

* Bulantı hissi olabilir.

* Kusma olmaz.

KALP KRİZİ:

* Çarpıntı, göğüsteki ciddi ağrı krizini takip eder.

* Ağrı göğsün ortasında ve süreklidir.

* Hareketle ağrı artar.

* Dinlenince, ağrı azalır.

* Çarpıntı, dinlenince azalır.

* EKG'de kalp ritminde anormallikler saptanır.

* Göğüs ağrısı çok şiddetli ve 15-20 dakikadan uzun sürer. Müdahele edilmezse 5-6 saat bile sürebilir.

* Ağrı gittikçe artar, tüm göğse yayılabilir.

* Pozisyon değiştirince ağrının yeri değişmez.

* Ağrı çeneye, boğaza, sırta veya mideye doğru yayılabilir.

* Tansiyon düşer. n Bulantı ve kusma olur.

Vitamin eksikliği bile panik atağa yol açabilir

Panik atağa neden olan başlıca hastalıklar şunlar:

1. Kan şekeri düşüklüğü.
2. Böbrek üstü bezi hastalığı.
3. Kortizol hormonunun yüksekliği.
4. Tiroit bezinin aşırı ya da yetersiz çalışması.
5. Kafein, kokain, uyarıcı amfetamin ve benzeri doping maddelerinin alımı.
6. Vitamin eksiklikleri, kansızlıklar.
7. Beyin tümörleri.
8. Epilepsi yani sara hastalığı.
9. Multipl Skleroz ve bazı nörolojik hastalıklar.
10. Akciğer hastalıkları.
11. Bazı kalp hastalıkları.
12. Bazı enfeksiyon hastalıkları

alıntı
 
Panik Atak Nedir?

Bilindiği gibi panik atak tüm dünyada giderek artan bir önemi ve dikkati üzerinde toplamaktadır. Bu önemi hak etmesinin birinci nedeni, giderek yaygınlaşması, toplum sağlığını tehdit eder boyuta ulaşmasıdır. Yakın zamanda yapılan bir araştırma sonucuna göre ABD de her beş kişiden birinin panik atak geçirdiği belirlenmiştir. Ülkemizde de her yüz kişiden 4'nün tedavi gerektirecek düzeyde panik atak problemiyle karşı karşıya olduğu sanılmaktadır. Her yüz kişiden 10' u da panik atak için sırada beklemektedir Hastalığı önemli kılan en önemli etken budur. Diğeri de sanıldığı gibi kolay tedavi edilemediğinin, beklenmedik zamanlarda tekrar ortaya çıkabildiğinin anlaşılmasıdır.
Panik atak fiziksel belirtilerle seyreden bir psikolojik sendrom olarak basitçe tarif edilebilir. Ancak hastaların da söylediği gibi yaşananlar hiçte basit değildir. Kimilerine göre hissedilenlerin tarifi mümkün değildir. Bu fiziksel belirtiler alelade değildir. Çok şiddetli ve sarsıcı olarak yaşanır. Örneğin çok şiddetli bir kalp atımı, sanki kalbiniz yerinden fırlayacakmış gibi, buna eşlik eden beyninde uğultu, basınç, sanki tansiyonu çok yükselmiş gibi bir his. Bu arada düşüncelerde bulanıklaşma giderek benliği saran ölüm korkusu ve
-sonum geldi- düşünceleri ile bazen nefes düzensizliği ile başlar, nöbet şiddetlenir, dilinizin boğazınıza kaçtığını düşünür nefes alamaz ( aslında alırsınız )hale gelir. Bayılma hissi acil yardım arama ve yine ölüm korkusu hissedebilirsiniz.
Fiziksel belirtiler çok çeşitli olabilir. Belirtiler çoğu kez korkulan bir hastalığın taklididir. Kalp krizi, tansiyon yükselmesi, beyin kanaması ya da felç geçiriyor olma gibi. Ama gerçekte bunların hiçbiri olmuyordur. Üstelik bu belirtiler yukarıdaki hastalıkların herhangi birini yaşıyor olsanız bu kadar kuvvetli ve korkutucu olamaz. Bu noktadan bakınca panik atak aslında uyanıkken görülen bir kâbusa benzer. Örneğin kalp krizi geçirdiği kabusu gibi ve hastalar bir kabustaki gibi çaresizdirler.
Hastaları bu yaşadıklarının gerçekte olmadığına inandırmak pek güçtür. O yüzden başlangıçta psikiyatrik tedavi ye pek yanaşmazlar. Bir dönemi acil servislerde ya da kardiyoloji servislerinde çare arayarak geçirebilirler. Panik atağı tanımak, kabullenmek ve tedavisine başlamak ilk ve önemli adımdır. Ama tedavi bununla bitmez. Bu belirtilerin psikolojik olduğu kabul edilse bile, her gelişi korkutmaya devam edebilir.
Bu nöbetler ya da ataklar gelmeye devam ettikçe, hastalarda iki temel belirti daha ortaya çıkar. Bunlardan birincisi beklenti anksiyetesi denen bu atakların tekrarlayacağı korkusudur. Hastaların beyni 'ya bunu tekrar geçirirsem' korkusuyla çok fazla meşgul olabilir. Bu durum hastayı depresyona sürükleyebilir.
İkinci temel belirti de kaçınmalardır. Bu nöbetler yaşandıkça kişi bazı ortam ve durumlarda bulunmaktan kaçınır. Örneğin çarpıntısı olacağı korkusuyla spor yapmaktan, havasız kalacağı korkusuyla kapalı ortamlardan, herkesin içinde düşüp bayılabileceği korkusu ile kalabalık ortamlarda bulunmaktan, asansörlerden, toplu taşama araçlarından, toplantılardan vs. vs. kaçınmaya başlar. Kaçınmanın bir diğer görünümü de yalnız kalamamaya başlama ya da bazı koşullarda yalnız bulunmama çabasıdır. Hasta başına bir şey geleceği korkusu ile hep yanında birini bulundurma - hatta küçük bir çocuk bile olabilir - eğiliminde olabilir. Bazı hastalar evden çıkamaz hale gelebilir. Kuaföre gidemez, Giysi almak için mağaza görevlisini eve çağırır. Kaçınmalar değişik boyutlarda olabilir, silik, hafif ya da şiddetli, ya da sadece bazı durumlarda ortaya çıkabilir. Örneğin tatile çıkacağında orada tam teşekküllü bir hastane olmadığını öğrenip gitmekten vazgeçme gibi.

Panik atakta görülebilen fiziksel belirtilerden bazıları:
- Mideye bir şey çöküyor hissi
- Avuç içlerinde terleme
- Her tarafta sıcaklık hissetmek
- Hızlı ve şiddetli kalp atışları
- Ellerde titreme
- Diz ve bacaklarda güçsüzlük veya esneklik
- İç titremesi, titreme duygusu
- Ağız kuruluğu
- Boğazda yumruk hissi
- Göğüste basınç
- Hızlı nefes alıp verme
- Bulantı veya ishal
- Baş dönmesi, sersemlik, göz kararması
- Gerçek dışılık hissi (rüyada gibiyim)
- Açık olarak (net olarak) düşünememe
- Bulanık görme
- Kısmen felce uğramışlık duygusu
- Ayrılma yada hayal gibi hareket etme duygusu
- Çarpıntılar veya düzensiz kalp atışları
- Ellerde, ayaklarda ve yüzde karıncalanma
- Göğüs ağrısı
- Bayılma hissi
- Midede titreme heyecan
- Soğuk ve ıslak eller

Bunlara da şu korkular ya da negatif düşünceler eşlik edebilir:
- Ölmek üzereyim
- Kalp krizi geçiriyorum
- Aklımı yitirmek üzereyim
- Kendimden geçmek üzereyim
- Tıkanmadan öleceğim
- Nefes almam mümkün olmayacak
- İnme inecek, felç olabilirim
- Kontrolümü kaybediyorum
- Tansiyonum çok yükseldi ve beyin kanaması geçirmek üzereyim
Panik atağın tedavisine gelecek olursak, önce şunu belirtmekte yarar var. Panik atak sadece ve sadece psikiyatristlerin tedavi etmesi gereken bir hastalıktır. Tedavi birçok yöntemin kombine uygulanması ile daha çabuk sönüş verir. Sadece ilaçla ya da sadece terapi ile iyileşmesi nadirdir. En önemlisi de belirttiğimiz gibi hastalık hakkında bilinçlenmedir. Örneğin alıştığımız bir panik nöbet türü birden başka bir görünüme bürünebilir. Onun için olabilecekleri bilmek hazırlıklı olmak çok önemlidir. Evde kendi kendini tedavi etmeye çalışmanın kendi kendine apandisit ameliyatı yapmaktan farkı yoktur. Mutlaka bir uzmandan yardım alınmalıdır. Hastalığın nüks edebileceği unutulmamalıdır.
Tedaviye hastanın katılımı da sağlandığında 4 - 6 ay içinde tümüyle iyileşme şansı %95 dir. Hasta, hastalığı yenmesini öğrenmediyse nüks etme riski hep vardır. Panik atağı iyi tanımak, tedaviden kaçınmamak, tedavi için doğru adresi bulmak önemlidir. Hipnoz, akupunktur, üfürükçü tedavileri zarar verebilir.

Geçerli tedavi yöntemleri:

- Psikoterapi
- İlaç kullanımı
- Relaksasyon teknikleri
- Nefes egzersizleri
- Spor ve egzersiz
- Biofeedback
- İmajinasyon
- Üstüne gitme teknikleri
pandost.com
 
Kalp Krizi İle Panikatak Farklıdır

Panik atak, korku ve huzursuzluk durumunun olduğu anda başlar. Ancak, bu hastalar hep kalp krizinden şüphelenirler.

Panik atakta yaşananlar

Önce çarpıntı başlar.

Zaman zaman göğüste, kalp üstünde ağrılar olur, saplanıp geçer ve kısa sürelidir.

Göğüste sıkışma, nefes darlığı, terleme ateş basması görülür.

Sol kola vuran ağrı ve uyuşma ortaya çıkar.

Dikkat dağıtılınca, hareket edince, efor sarf edince geçer.

Dinlenince artar.

Çarpıntı dinlenince artar.

EKG de kalp hızında artış olur. (Taşikardi)

Ağrıyan yer parmakla gösterilir, sınırlı bir alanda ve geçicidir.

Ağrı yayılmaz ve gelip geçicidir.

Çoğunlukla tansiyon yükselir.

Midede bulantı hissi olabilir ama kusma olmaz.

Kalp krizinde yaşananlar

Çarpıntı göğüsteki ciddi, ağır bir ağrı krizini takip eder.

Ağrı göğsün ortasındadır ve süreklidir.

Hareket ve eforla ağrı artar.

Dinlenince azalır ya da geçer.

Çarpıntı dinlenince azalır.

EKG'de, kalp ritminde anormallikler saptanır.

Göğüs ağrısı çok şiddetli ve 15-20 dakikadan uzun sürer.

Müdahale edilmediğinde 5-6 saat dahi sürebilir.

Ağrı gittikçe artar tüm göğse yayılabilir.

Pozisyon değiştirince ağrının yeri değişmez.

Ağrı çeneye, boğaza, sırta veya mideye doğru yayılabilir.

Çoğunlukla tansiyon düşer.

Bulantı ve kusma olur.

Ataklar 10 dakika sürüyor

Panik atak; aniden başlayıp, rahatsızlığın en geç 10 dakika içinde en üst düzeye ulaştığı bir kaygı nöbetidir. Evhamlı olan bu hastalar bazen tahlillere de güven duymaz. Durumu anlayan bazı doktorlar ise kişi psikiyatrise sevk eder. Tedavi görmeyen panik bozukluk hastalarının yüzde 20-25 arasında kalp-damar hastalıklarına yakalandıkları saptanmıştır. Sürekli endişe ve korkuyla kalp yorulur. Bunun üzerine kolesterol da eklendiği zaman tıkanma riski artar.

KAYNAK:YENİŞAFAK
 
Çapkın erkek panik atak oluyor

Aldatma panik atağı tetikleyen bir durum mudur?
Klinik deneyimlerimiz bu sonucu doğruladı. Çapkın erkek panik atak hastalığının en güçlü adayı. Aldatmayla ilgili kendini suçlasa da yine de bu eylemi yapmaktan vazgeçemeyen erkeklerde de panik atak çok hızlı gelişebiliyor. Bu durumda beynin hipotalamus bölgesi yanlış alarm veriyor. Onun aşırı duyarlılığı genetik yatkınlığı olan kişilerde panik atak hastalığının oluşmasını hızlandırıyor. Ailesinin dağılmasından korktuğu halde eşini aldatan erkeklerde, hayatlarının olmadık bir döneminde panik atak gözleniyor. Aldatmayı kültür olarak onaylayan toplumlarda ise panik atağa daha az rastlanıyor. Öte yandan, aldatılmayı düşünmek bile bazen bilinçaltında panik atağa yol açabiliyor. Kişinin rüyasında aldatıldığını görmesi bile, panik atak geçirmesine sebep olabiliyor.

Kadınlar dikkat!


Aldatan kadınlarda da panik atak gözleniyor mu?

Bu konuda kadın erkek ayrımı yapmak istemiyorum. Ancak hastalığın kadınlarda erkeklerden 2-3 kat daha fazla gözlendiğini söyleyebilirim. Kadınların kendilerini suçlama eğilimleri daha fazla olduğundan, aldatan kadınlarda depresyona çok fazla rastlıyoruz. Hastalıkta kadınlarında kişilik ve karakter yapısı yine çok önemli. Erkeklerde bedensel algıyı düzenleyen alan daha duyarlı iken, kadınlarda duygusal algı alanı daha hassas olduğundan, hastalıktan etkilenme dereceleri aynı oranda fazla oluyor.

Panik atağın 'geliyorum' diyen sinyalleri var mı?

Sık sık nefes darlığı hissetme, çarpıntı, el titremesi ilk belirtiler arasındadır. Kaygıyı bedensel yaşayan kişilerde heyecan, üşüme, titreme ve mide sorunları da hastalıkla ilgili ilk sinyaller olabilir. Sigarayı aniden bırakan kişilerin bedensel anlamda aşırı tepkiler vermeleri de panik atak göstergesi olabilir. Yüzlerinde sivilce çıktığında "Eyvah kanser mi oldum?" diyenler ya da vücutları uyuştuğunda hemen felç olduklarını düşünenlerde panik atağa rastlanma riski fazladır. Kontrol edilemeyen stres sonrası kişi panik atak için aday haline gelir. Heyecanlı kişilerde de aynı risk vardır. Bu belirtiler sık görülüyorsa bir müddet sonra panik atağa dönüşür.

Yüksek kaygı tetikliyor

Panik atak Büyükşehir veya elit kesim hastalığı mıdır?

Modern yaşamda yaşam standartları yüksek, hayatı seven, hastalanırsa kaybedecek şeyleri çok olan kişilerde bu hastalığa daha sık rastlanır. Bedenlerini çok seven kişiler ve sağlık kaygısı yüksek olanlar da risk grubundadır. Ölümden korkan kişilerde de çok görülür. Hastalık kişinin hayattan beklentisi derecesinde kişiyi etkiler. Büyükşehir’de yaşayanların ya da elit kişilerin, hayatta kaybetmek istemedikleri maddi-manevi birçok şey vardır. Bunları kaybetmekten korkan kişilerde kaygı daha yüksek olur. Fiziksel en ufak bir belirti başladığında ise, bu kişiler hemen atak yaşadıklarını zannederler.

Panik atak insanların birbirlerine söylemeleriyle yayılan moda bir hastalık mıdır?
Kişiler "Depresyondayım" demek yerine "Panik atak oldum" demeyi tercih ediyor. Daha çok entelektüel düzeyi yüksek grupta gözlendiğinden, kişiler kendilerini bu şekilde ifade etmeyi seçiyor. Bu, aşırı hareketli çocukların ebeveynlerinin çocuklarını hiperaktif diye tanımlamalarına benziyor. Hastalık sosyal yaşamı da çok fazla etkilemediğinden diğer kişilerce pozitif algılanabiliyor. Modern hayatın hızlı yaşamı bu hastalığı daha kabul edilebilir görüyor. Bu sayede de insanlar, panik atak olduklarını çevreleriyle çok rahat bir biçimde paylaşabiliyor

alıntı
 
Panik Atak Düşüncesinden Uzaklaşmak İçin

Panik atak ile mücadele etmenin en etkin yolu; atağı olduğu gibi kabul etmektir. Bırakın panik atak gelsin ve yapabileceği en kötü şeyi yapsın. Panik atak artmayacaktır ve en korkunç kısmını zaten yaşamıştınız. Bir daha yaşamak sizi öldürmeyecek ve silinmez yaralar oluşturmayacaktır.

Rahatlama teknikleri düzenli ve günlük olarak yapıldığında çok yarar sağlar. Özellikle uzun dönemde, daha sakin ve az tepkili olduğunuzu fark edeceksiniz.

a. Karından nefes alma tekniği
b. QR - Altı saniyelik rahatlama molası
c. Sakinleştirici bir taş
d. İki dakikalık rahatlama molası
e. Beş dakikalık rahatlama molası
f. Yarım saatlik rahatlama molası
g. Sesli meditasyon
h. Derin rahatlama denetimi
i. gibi rahatlama teknikleri uygulanabilmektedir.

Kendinizle; şu anda panik atak var mı? Olursa ne olur ve nasıl olur? Hadi şu anda yaşayayım! Ne tür belirtiler oluşuyordu? gibi soruları yaşamalı ve cevaplamalıyız.

Panik anında kişinin kendini gevşetmesi veya rahatlatması, panik atağın oluşmasını engeller. Bunun için de kaçmamayı, gelen atağı göğüslemeyi öğrenmeliyiz. Bunun için de:

a. Yavaşlayın ve durun, nefes egzersizleri yapın.
b. Bedeninizin ağırlığını hissedin.
c. Sağlığınız üzerine düşünün. Bunun sadece bir şartlanma olduğunu, aslında fiziksel hiçbir şeyinizin olmadığını düşünmeye çalışın.
d. Sonra da kendinize zaman tanıyın.
Sizin yapabileceğiniz bedensel egzersizler; yüzme, yürüyüş, yerinde koşma, ip atlama, jogging, jimnastik hareketleri, bisiklete binme ve kürek çekme olarak sıralanabilir.

Egzersize başlarken, ısınma hareketlerini tercih edip, bitirirken günlük işlerinize dönmek için kendinize 5 dakika dinlenme zamanı ayırın.

Yine ağırlık kaldırarak yapabileceğiniz kuvvet antremanları, farklı davranışlardan seçebileceğiniz hareketler de bedensel egzersizler içinde yer alır.

Sinirli ve öfkeli olduğunuz zamanlarda, öfkenizi bir başka objeye (örneğin, yastığı yumruklamak, bir resme bağırıp çağırmak, hayali objesine bağırmak) çevirerek rahatlayabilirsiniz.

Geçmişi analiz ederek, şu ana kadar yapmak isteyip de, korkup yada çekinip yapamadığınız şeyleri bir düşünün. Sizleri bundan alıkoyan ne idi? Bundan sonraki davranışlarınızı bu sonuca göre yönlendirmemeniz gerekir.

Yeni bir şey yapmak, genellikle olaylara yeni bir bakış açısı geliştirmenizi gerektirir. Genellikle insanlar belirli bir kalıba yapışır kalır, onun dışına çıkamazlar. Bu sabit bir bakış açısı ve değişime karşı direnç demektir.

Eskiden yapmak isteyip de, korktuğunuz yada çekindiğiniz için yapmadığınız şeyleri yapabildiğinizde (örneğin, bisiklete ilk defa binmeye çalıştığınızda veya araba kullanmayı öğrenirken) herhangi bir şekilde her yapışınızda, bunun sizi derin ve içsel olarak doyurduğunu hissedersiniz. Çünkü mücadele etmekle tanışmış, başarı hissini tatmışsınızdır ve bu da sizi mutlu etmiştir.

İçinizdeki cesur ben'i yüceltin ve sesini daha fazla açın.

Düşünceler zinciri ile panik duygularını tırmandırabilir veya onların önemini azaltabilirsiniz. Bu düşüncelerimizi nasıl yönlendirdiğinize bağlıdır.

Kendinizle konuşurken, seçtiğiniz kelimelere dikkat edin. Kati, olumsuz ve sert kelimeler (ben bir işe yaramam, bu mümkün değil, bunu asla yapamam, kendimi berbat hissediyorum vb.) yerine; daha esnek ve ılımlı hatta olumlu kelimeler seçmeye çalışın (benim için zor olacak, ne kadar heyecanlandım, vb.).

Kendinize sihirli ve rahatlatıcı kelimeler seçip, bunları zihinsel olarak anlamlandırmalısınız (ben iyiyim, yapabilirim, hayatım harika gidiyor, iyi şeylerle karşılaşacağım, güzel şeyler olacak, vb.).

Bir şeye inanırmış gibi davranmanız bile, sizde bir etki oluşturur. O halde yapmak istediğiniz imge oluşturun. Cesaretliymiş gibi, korkmuyormuş gibi hayal edin, olmak istediğiniz gibi davranmayı düşünün.

Bu durumda korkuyu bastırmıyor veya karşılaşmayı reddetmiyorsunuz. Tam tersine bir korkunuz olduğu gerçeği ile yüzleşiyor, bunu kabul ediyorsunuz. (Korkak davranırsanız, korkunuz büyük olasılıkla yoğunlaşacak; cesaret gösterirseniz bu size güç verecek ve hayatınızdaki önemini azaltacak).

Bir şeyden vazgeçmek istediğinizde yada korktuğunuz bir şeyden kaçındığınızda, aslında sadece korkunuzu daha çok pekiştiriyor ve büyütüyorsunuz. Tam tersine eğer üstüne üstüne giderseniz, daha fazla yapmaya çalışırsanız, büyük olasılıkla problemi ve sorunu azaltacaktır. Örneğin; yutkunma sorunu olan kişiye, yemeği yutmamaya çalışarak çiğnemesi söylendiğinde, yutmayı başaracaktır. Veya bayılmaktan korkan birine, hemen ayağa kalkıp bayılması istendiğinde, bunun olmadığını görebilirsiniz. Hatta biraz da mizah katarak, ?hadi bakalım ne kadar iyi bayılabileceksin' şeklinde alaya da alınabilir.

Otonom sinir sistemini kontrol etmeye çalışmanın bir yolu da, onun zorlanmayacağını bilmek, zorlamadan kaçınmak ve ona tersini yapmaktadır.

Hayal gücünüzü kullanarak (örneğin, rayların üzerinde yürürken aniden size yaklaşmakta olan bir treni, veya bir otobüse yetişmek için koştuğunuzu hayal ederek) otonom sinir sisteminin etkilerini (hızlı nefes alıp - verme, hızlı kalp atışı, göz bebeklerinin büyümesi, vb.) oluşturabileceğiniz gibi; tersi durumda da azaltabilirsiniz.

Sizler onaylanmaya susadıkça, azarlanmak sizi dehşete düşürür.

Ancak reddedilme, başarısız olmakla eş anlamlı değildir. Yeni bir şeyler için risk alırız, tehlikeyi ve değişimi göze aldığımızda reddedilebiliriz.

Sadece monoton ve tekdüze yaşayan insanlar reddedilmeyi yaşamaz. Reddedilme aslında sizin kişiliğinize değil; yapmak istediklerinize ve değişime yöneliktir.

Geri çekilme, hayattan kaçış, sosyal ilişkilerden kaçınma ve teslim olma daha az acı verecek bir çözüm gibi görünse de; sonunda bu tür davranışlara ödeyeceğiniz bedel çok ağır olacaktır.

Kendi dikkatinizi; kendi içinizden ve kendiliğinizden dışarıya yöneltmek (diğer insanlara, kitaba, müziğe, vb.) yalnızca panik ataklardan kurtulmanıza yardımcı olmaz; aynı zamanda birlikte vakit geçirilecek çok daha ilginç bir kişi haline gelirisiniz.

Okşarken ve okşanırken, olumlu sosyal ilişkiler yoluyla endişelerinizi, gerginliğinizi ve korkularınızı giderirsiniz. Okşanmak için okşamanız, verici de olmanız gerekir, en azından kendi sağlığınız için...

Başkalarına güvenme ve ait olma sosyal bir ihtiyaçtır ve doyurulmalıdır.

Bir başkasını sevmek ve ona aşık olmak, hayatı daha güzel görmenizi, neşelenmenizi sağlayacaktır.

Panik atak geçirdiğini diğerlerinin öğrenmemesi için, genelde insanlar eve kapanarak, sosyal ortamlardan kendilerini soyutlarlar. Bu ise panik atakları daha fazla arttırmaktan ve hayatınızı çekilmez kılmaktan başka bir işe yaramaz.

Çevrenizde bir sosyal ağ oluşturmaya çalışın. Bu size hem kendi problemlerinizden uzaklaşmayı, hem de hayatı daha pozitif değerlendirmenizi sağlayacaktır.

Unutulmaması gereken bir prensip de; panik atak geçiren tek kişi siz değilsiniz. Etrafınızda haberiniz olmasa da veya size söylemeseler de, aynı problemi yaşayan birçok kişi vardır.

Pozitif gruplar içinde yer almaya çalışın. Etkili ve başarılı bir grup için olumlu enerji üretimi gereklidir. İnsanlar birbirlerinin daha iyi olduklarını gördükçe, umut olduğunu fark ettikçe, yalnız olmadıklarını ve kendilerinin de o grubun üyesi olduğunu gördükçe hem grupta, hem de kendilerinde olumlu gelişmeler olmaya başlayacaktır.

Panik ataklarına duyarlı olan kişiler genelde, çok kolay etki altında kalır. Bu nedenle etrafınızda veya bulunduğunuz grupta olumsuz insanları barındırmayın.

alıntıdır..
 
Panik Atak Belirtiler

Aşağıdaki belirtilerin dördünün (ya da daha fazlasının) birden başladığı ve 10 dakika içinde en yüksek düzeyine ulaştığı, ayrı bir yoğun korku ya da rahatsızlık duyma döneminin olmasıdır.

1. çarpıntı, kalp atımlarını duyumsama ya da kalp hızında artma olması
2. terleme
3. titreme ya da sarsılma
4. nefes darlığı ya da boğuluyor gibi olma duyumları
5. soluğun kesilmesi
6. göğüs ağrısı ya da göğüste sıkıntı hissi
7. bulantı ya da karın ağrısı
8. baş dönmesi, sersemlik hissi, düşecekmiş ya da bayılacakmış gibi olma
9. derealizasyon (gerçekdışılık duyguları) ya da depersonalizasyon (benliğinden ayrılmış olma)
10. kontrolünü kaybedeceği ya da çıldıracağı korkusu
11. ölüm korkusu
12. paresteziler (uyuşma ya da karıncalanma duyumları)
13. üşüme, ürperme ya da ateş basmaları
Panik atakları için başvuran kişiler, genellikle çok yoğun bir korku yaşadıklarını ifade ederler.Öleceklermiş gibi, kontrollerini kaybetmiş gibi, kalp krizi geçiriyorlarmış gibi ya da çıldırıyorlarmış gibi olduklarını söylerler.Bu kişiler genellikle , atağın çıktığı yerden kaçıp kurtulmak için büyük bir istek duyduklarını da söylerler. Ataklardan sonra yoğun olan korkuları yatışabilir.

panikatak.net
 
Panik Atak ve İlaç Tedavisi

Tedavide ilk yaptığımız şey panik atağın ne olduğunu hastamıza anlatmaktır. Panik atak tedavisi iki bacak üzerine oturur. Bunlardan biri ilaç tedavisi ikincisi psikoterapidir. Psikoterapide kişi panik atağı kendi kendisine durdurmayı öğrenir. Bunun için de mekanizmasını anlaması gerekir. Psikiyatrist panik atağı nasıl durduracağıyla ilgili tetkikleri öğretir, bunları uygulamaya koyar, sonra da denemeler yapmasını ister ve bunların sonunda hastanın sonuca ulaşması sağlanır. Yani kişi kendi kendine yardım etmesini öğrenir.

Bunun yanında da ilaçla tedavi yapılır. Burada kullanılan ilaçlar antidepresanlardır. Çok uzun olmamak kaydıyla da tedaviye yeşil reçeteyle satılan bazı ilaçlar daha eklenebilir. Halk arasında çok yanlış bir inanış vardır. "Panik atak tedavi edilmez" diye düşünülür. Oysa panik atağın tedavisi vardır.

Tedavide başarı yüzde 90'ın üzerindedir. Ancak bunun için psikoterapi ve ilaç tedavisinin doğru olarak uygulanması gerekir. Sadece ilaç tedavisi uygulandığında panik atağın tekrarladığı görülür. O zaman hastalar "İlaca rağmen panik atak yine başladı ve ben başa dönüyorum" diye daha büyük bir paniğe kapılırlar. Hastalar psikoterapi seanslarında panik atağı durdurmayı öğrenmedikleri, nasıl baş edebileceklerini bilmedikleri için panik atağın tekrarlama riski vardır. Bu nedenle ilaç tedavisi ve terapi birlikte yürütülmelidir.

İlaç nasıl bir mekanizmada işliyor?

Beyinde iletiyi sağlayan bazı maddeler vardır. Bunlar bizim sağlıklı düşünmemizi, duygu durumumuzu düzenleyen maddelerdir. Bu maddelerin sinirler arasındaki geçiş yerlerindeki seviyeleri çok önemlidir. Bunlar halk arasında tanınan seratonin gibi maddelerdir.
Stresle birlikte seratonin seviyesi olması gerektiğinden daha düşük bir düzeye iner. Bu ilaçlar o seviyeyi olması gereken yere çıkarır.
Olayı bir maratoncu örneğiyle açıklayabiliriz. Bir maratoncu koşar, koşu sonrasında su ve tuz kaybeder, yorulur. O maratoncunun tekrar gücüne ulaşması dinlenerek de mümkündür ama su ve tuzu da yerine koyduğunda daha kolay olur. Panik atak hastasında da durum aynıdır. Hem panik atak öncesinde gündelik hayatında yaşadığı bir stres vardır. Hem de panik atağın getirdiği bir stres vardır. Dolayısıyla seratonin seviyesinde azalma olmuştur. İlaçlar bu seviyeyi olması gereken yere çıkarır.

İlaç ne kadar kullanılmalıdır?

İlaçların çoğu iki-üç hafta sonra gerçek etkilerini gösterir. Bu süreden erken dönemde de etkisini gösterebilir, ama üç haftanın sonunda gerçek etki ortaya çıkar. "Bu ilaç etkili ya da etkili değil, başka bir ilaca geçilmesi gerek" kararı için ilacın bir ay kullanılması şarttır. Kişi uzun süre aynı ilacı kullanıyor ve panik atağı geçmiyorsa ilacı değiştirmek ya da dozunu ayarlamak gerekir. İlaç tedavisi başarılı olduğunda da hemen bırakılmamalıdır. "Ben iyileştim panik atak artık olmuyor" diye ilacı bırakmak büyük bir hata olur. Hasta ilaç etki ediyor diye düzelmiştir ve ilacı bıraktığında panik atak yine ortaya çıkar.

Yan etkileri var mı?

İlaçların gruplarına göre birtakım yan etkileri vardır. Mesela seratonin mekanizmasına etki eden antidepresanlarda hafif bulantı olabilir. Akşam alındığında uykusuzluk, kasılmalar olabilir. Ama yeni ilaçların yan etkileri çok daha azdır. Bunlar bağımlılık yapmazlar ama kesilmesi sırasında bazı belirtiler gösterebilirler. Birden kesildiği zaman çeşitli oranlarda huzursuzluk ve endişe görülür.
Bunlar hekim tavsiyesi üzerine kademeli olarak azaltılarak kesilmelidir. Bir de yeşil reçeteyle alınan ilaçlar vardır ki bunlar bağımlılık yapar. Bu nedenle bu tür ilaçları belirli bir süreden fazla kullanmamak lazım. Birçok kişi panik atağı geçtiğinde bu kez de ilaçları bırakmak için başka bir tedavi görmek zorunda kalır.

panikatak.net
 
Panik Atakta Psikolojik Tedavi
Panik atakta psikoterapinin etkisi büyüktür. Mümkün olduğu kadar kısa sürede sonuca götürür. Kişiye kendi kendisinin doktoru olduğu öğretilir. Panik atağı freni çalışmayan bir otomobil olarak düşünürsek "Bu arabayı nasıl durdurabiliriz?" hastaya öğretiriz. Bu terapide panik atağın ağırlığına göre değişmek şartıyla altı ile sekiz seans arasında tedavisi yapılır.

Bazen tek seansta bile mekanizmasını anlayan ve yöntemi öğrendikten sonra panik atağını durdumayı başaran hastalarımız vardır. Bu seanslar 45 dakika-bir saat arasındadır. Burada yapılan panik atağın nasıl işlediğine dair mekanizmanın anlatılmasıdır. Kişi bunu anlar, notlar tutar. Sonra panik atağı durdurmayla ilgili yöntemler gösterilir. Hasta bu teknikleri kullanmaya başlar. Bu tekniklerle ilgili sorunlar çıkabilir. "Şunları yaptım ama olmadı, nerede eksiğim var?" gibi sorularla bize tekrar gelir ve doğruyu öğrenir. Panik atağı durdurmayı öğrenmek otomobil kullanmayı, bisiklete binmeyi öğrenmek gibi bir şeydir. Önce mekanizmasını anlatacaksınız, ondan sonra bisikletin üzerine çıktığında ya da aracın direksiyonuna geçtiğinde bildiklerini uygulamasını sağlayacaksınız. Tedavide dikkati yönlendirmek çok önemlidir. Dikkati bedenin dışında tutmak gerekir.

Birçok kişi "Başka şeylerle uğraşayım ve dikkatimi yönlendireyim" diye düşünür. Ama panik atak hastaları dikkatlerini başka tarafa yönlendiremez. Panik atak başladığı anda hastanın bunu fark edip uygulamayı işte tam bu anda yapması gerekiyor. Çünkü panik atak insanın bedeninde olan bir değişiklik üzerine yazdığı kara bir senaryodur. Bir süre sonra bu senaryoya inanmaya başlar.

Panik bozukluk tedavisi psikolojik tedaviye iyi cevap veren bir rahatsızlıktır. Başka psikiyatrik bozukluklarda da panik atakları görülebilmektedir. Bu durumda panik atakları olan bir hastada belirtilerin tipi ve derecesi, Panik Atakların sıklığı, birlikte başka bir psikiyatrik bozukluğun bulunup bulunmadığı dikkatle değerlendirilmelidir. Hastalara hastalığın toplumdaki yaygınlık oranı, yalnız olmadıkları belirtilmeli, ölüm ve delirme korkularıyla ilgili açıklama yapılmalıdır. Ataklar sırasında ölmesinin veya delirmesinin olası olmadığını anlatarak kişinin rahatlaması sağlanır.

Bilişsel - Davranışçı tedavi, kişilere,tehlike ile ilgili olumsuz düşünce ve buna bağlı davranışların nasıl tanınacağını, değerlendireleceğini, kontrol edilebileceğini ve değiştirileceğini öğreterek kaygıyı azalmayı amaçlar. Bunun için kullanılabilecek çok sayıda teknik vardır. Kişinin ihtiyacına uygun teknikler seçilerek tedavi planı oluşturulur.
panikatak.net
 
Üst Alt