• Hoşgeldin ziyaretçi , forumdan daha fazla yararlanmak için buradan üye olunuz...

Oyunla Çocukluk Sorunları Nasıl Çözülür?

  • Konbuyu başlatan RABİA
  • Başlangıç tarihi
  • Cevaplar 1
  • Görüntüleme 2K

Okunuyor :
Oyunla Çocukluk Sorunları Nasıl Çözülür?

RABİA

Bağımlı
Üye
Oyunla Çocukluk Sorunları Nasıl Çözülür?
Berrin GÖNCÜ - PSİKOLOG


Çocuğunuzun anadilini öğrenmek ve onun dünyasında var olabilmek istiyor musunuz? Öyleyse, ebeveyn olarak elinizdeki oyun nimetinin ve bu nimetle neler yapabileceğinizin farkında mısınız, farkında mıyız, yerli yerinde bu nimetten istifade edebiliyor muyuz?

‘Anne senin için yemek yaptım, hem de soslu makarna yanında da köpüklü ayran’ derken, tepside minicik oyuncak tabaklar fark edilir. Aslında çocuğun oyuncak tepside sunduğu makarna değil; yüreğidir, içtenliğidir, masumiyetidir, merhametidir, hayalleridir, nezaketidir ve sevgisidir. Bu öyle özel bir dünyadır ki, eşyalar can bulur, arabalar konuşur, tahtalar ata dönüşür.

Oyun çocuğun yüreğine açılan kapıdır, iç dünyasının anahtarıdır.

Oyun başlar, hayat durur ve orada yepyeni bir hayat başlar. Yıllardır çocuklarla ve ergenlerle çalışan bir terapist olarak söyleyebilirim ki, oyun aynı zamanda çok etkili bir terapi yöntemidir. Duyguları iyileştiren, duyguları yönlendiren ve hasta duyguları tedavi eden hatta terbiye eden bir yöntem… Önce duygular iyileşir, sonra bu iyileşme davranışlara yansır. Zaten çocuklar sözcüklerin değil, davranışların dilini kullanarak iletişim kurar. Çünkü çocukların sözel ifade gücü kendilerini anlatmaya kafi gelmez. Oyun çocuğun ana dilidir. Bizler çocuklarımızla iletişime geçmek istiyorsak bu dili ve kurallarını öğrenmek durumundayız.

Oyun esnasında aktif öğrenme gerçekleşir

Oyun beyni geliştiren bir eğitim yöntemidir. ‘Nöroloji alanındaki araştırmalar özellikle metaforların kullanıldığı hayali ve sembolik oyun yöntemlerinin yeni nöral yollar oluşturarak beyni geliştirdiğini’ göstermektedir. Oyun bizim için sıradan olabilir ama çocuğumuz için sıra dışı bir süreçtir. Bu süreçte doğrudan değil dolaylı ama kalıcı öğrenme söz konusudur. Çünkü çocuklar oynarken tüm alıcıları ve algıları açıktır. Herhangi bir şeyi oyun esnasında öğrenen çocuk daha kolay öğrenir, kabullenir, içselleştirir ve sindirir.

Sorun davranış aslında bir mesaj ve bir göstergedir

Bir çocuk yaşadığı herhangi bir sorunu bir yetişkinle paylaşamaz ve içinde biriktirir. Bazen öyle anlar gelir ki, yüreğine düşen kar taneleri zamanla büyür ve yüreği üşür çocuğun. Öte yandan tanımlayamaz bu durumu, anlatamaz ve yardım da isteyemez. İşte oyun, sessiz bir yardım çığlığıdır aslında. Kendini ifade etmenin bir başka yoludur.

Çocuk, kaygılarını, korkularını ve iç çatışmalarını davranışları aracılığıyla yansıtır. Bu davranışlar problem değil, altında yatan bir başka sorunun göstergedir. Çocuk, zihnini kurcalayan soruları ve sorunları oyun esnasında masaya yatırır ve cevaplar arar yine oyun aracılığıyla. Dolayısıyla her davranışın altında bir mesaj kodludur ve biz bu kodu en sağlıklı şekilde oyun ortamında çözebiliriz.

Oyun değer algısının oluşumunda önemli bir araçtır

Anlaşılan çocuk rahatlar. En önemlisi de duygusal yönden çocukla aramızda tarifi mümkün olmayan çok güçlü bir ilişki başlar.

Kendisini değerli hisseden çocuk, değer vermeyi öğrenir.

Neye mi değer verir?

Bize değer verir

İnsana değer verir,

Hayvana değer verir,

Yeşile değer verir

Ve de; değerlerimize değer verir.

Bu ilişki tesis edildikten sonra, artık beraberce oynadığımız her oyun çocuğumuzda yerleşmesini istediğimiz alışkanlıklar, olumlu davranışlar ve evrensel değerler için bir araca dönüşür.

Oyun fiziki, ruhi, zihni, hissi ve manevi gelişimde bir kilometre taşıdır.

Oyunda içgörü kazanan çocuğun düşünme, analiz etme, problem çözme ve dil becerileri gelişir, farklı bakış açılarını kavrar. Layıkıyla oynanan, çocuğu cezp edebilen bir oyun çocuğa empatiyi, sabırlı olmayı, paylaşmayı, kurallara uymayı, işbirliğini, saygıyı, sorumluluğu, maneviyatı ve stresle baş edebilme gibi birçok beceriyi kazandırır.

Lakin, cazibedar, nitelikli bir oyun oynamış olmak için, bir görev edasıyla oynanmaz. Çocuklar samimiyeti ve içtenliği çabucak algılar. Oyunun bir parçası olabilmek lazım! Bu tarz bir oyunun tadını alan çocuk sanal değil, anne ve babasıyla oynadığı gerçek oyunu tercih edecektir.

Oyun oynama becerilerimizi geliştirmeliyiz

Dünyayı kurtaran(!) biz anne-babaların olarak o kadar çok işi ve o kadar az zamanı var ki…

‘Çok yorgunum, sen biraz televizyon izle, biraz sonra oynarız’

cümlesi ne kadar da tanıdık! Hangi biraz sonra? Şayet anne-baba olarak oyun oynama sanatını bilmiyor ve öğrenmek için de çaba ve zaman harcamıyorsak çocuğun televizyona ve bilgisayara yönelmesi kaçınılmazdır. Nihayetinde de, çocuğumuz gün gelir, televizyon ve bilgisayar dünyasına ait altın tepside sunulan değerleri modellemiş olur.

Oyun tekniklerinin kullanım kılavuzunu uygulamalı olarak haftaya anlayalım inşallah…


MoralHaber
 

cumleci

Amatör
Üye
Peygamber (a.s.v) Hasan ile Hüseyinle ne de güzel oynarmış. Torunları o mübarek sırtına çıkarmış aah ahh...

DipNot; Osmanlı zamanın da okul öncesi eğitim (anaokul) verilen medreseler mezarlıkların yanında idi. Sebebi hikmeti; çocuk ölümü idrak ederek büyüsün ileride atıcağı adımlarda ölüm gerçeği bilincine işlesin ki iyi ve kötü kavramını ona göre değerlendirsin.

Hayvanlar ölümü bilselerdi bu kadar yaşamazlardı...
 
Üst Alt