Orman Kanununda Sınav Vermek

Orman Kanununda Sınav Vermek

Haberim yoktu, kendi isteğimle de gelmemiştim dünyaya.
Ondan mıdır bilmem ama, ağlamıştım uzun uzun, kapalıyken gözlerim henüz .
Daha ilk günden pişmanmışım gibi, yaşlı gözlerle bakmışım etrafa, şaşkın şaşkın.

Takdir edersiniz ki, suçsuz ve günahsızdım herkes gibi.
Ne katil doğmuştum, ne günahkar, ne isyankar…
Ama katillerin, günahkarların, haramilerin dünyasına itilmiştim.
Sonradan öğrendim, imtihan dünyasıymış bu, imtihan edilecekmişim.
Yaşayacağım acılar yetmezmiş gibi, bir de imtihana tabi tutulacakmışım.
Bilirsiniz hayatın zorluklarını, başarısızlık kaçınılmazdır bu düzende.
İşte o zaman vay halimize, yandık ki ne yandık!
Sanki ben istemişim dünyaya gelmeyi, imtihan olmayı.
Bana ne sizin imtihanınızdan, demesi geliyor insanın.

Neyse, çok zor olacaktı hayat benim için, istemesem de bu sınavı.
Seçeneklerimiz ise malum;
Sürekli rekabet, hayatta kalmak için yaşam mücadelesi vermek.
Ne suçum vardı bilmem ama, bu sınavda bana yoksulluk düşmüştü
Zaten yoksulluk bizi hiç terk etmemişti aslında, yüzlerce yıldır hep onunlaydık.
Beş vakit namaz kılan dedem de, dünyanın en iyi insanı olan babam da,
Malumunuz ben de, ve çocuklarım da nasibini almıştı bu yoksulluktan.
Bilirsiniz yoksulluğun zorluğunu, varsılın sınavından onlarca kat daha ağır.
Yapacak bir şey yok, katlanacağız artık, bu adaletsizliğe de.

Hayatı tanıdıkça, sınavın çok daha zor ve tehlikeli olduğunu fark ettim.
Yaşama tutunmak çok zordu bu arada, vahşiliğini, acımasızlığını kabullenmekte.
İnsanlar düşman olarak büyüyordu birbirine.
Tebessümler yapmacık, ilişkiler tutarsız, dostluklar sahteydi.
Daha da kötüsü,
Kimileri ekmek kavgasındayken, kimileri daha fazla mülk edinme hırsındaydı.
Bu hırs öyle masum da değildi.
Birilerinin birilerini öldürme hırsı bu, savaşlarla, kanla dolu.
Hesaplamaya kalksanız, milyonlarca çocuğun öldüğünü görürsünüz bu savaşlarda.
Diğerlerini siz düşünün artık.
Bu imtihanda o çocuklara sorular sorulmamıştı bile.
Ne yalan söyleyeyim, hiç hoşuma gitmemişti bu adaletsiz, kanlı, kalleş sınav.

Çok kere sordum kendime, yahu insanlar savaşmadan yapamazlar mı.
Sonradan anladım ki, yaşadığımız dünyada kural buymuş, savaşsız olmazmış.
Peki, hiç mi çaresi yok, savaşsız bir dünyada, barış içinde, kardeşçe yaşamanın.
Bizler o kadar aptal mıyız, savaşmadan yapamaz mıyız, bulamaz mıyız çaresini.
Diye sorgulayıp durdum sürekli, ve anladım ki,
Bizler aptal insanlarmışız, vampirlerin imtihan dünyasına teslim olmuşuz.
Savaş olmazsa olmaz kuralmış ve savaşmalıymışız.

Bilirsiniz çağımız savaşlarını.
Eskisi gibi değil artık, sömürgeleştirme savaşları bunlar.
Nedeni ise malum,
Dünya egemenliğini elde tutmak, diğerleri üstünde hüküm kurmak ve sömürmek.
Bu bizlerin talepleri değil aslında.
Bizleri esir almak isteyenlerin hobileridir.
Ve bu hobilerin esaretinde düşman edildik bir birimize.
Üstelik hiç tanımadığımız insanlara.
Aslına bakarsanız, hiçbirimiz düşmanı değiliz birbirimizin.
Fakat düşmanı olmuşuz birilerinin, onlar da bizim.
Garip olan ise, ne düşmanlarımız bizi, ne biz tanırız onları.
Ama düşmanız işte, düşman düşman öldürüşüyoruz bu imtihanda.

Dediğim gibi, çok zor, kanlı ve acımasız bir imtihandan geçiyoruz.
Hem de öldürerek, öldürülerek.
Adres ise belli, cehennemin dibi.
Bana sorarsanız, ne dünyaya gelmek istedim, ne öldürüşmek, ne imtihan.
Gücüne teslim olduklarımızın kuklası olmuşuz adeta.
Onlar boğazlamak isterken birbirini,
Bizler, modern silahlarla donatılırız, askerleriyiz ya.
Sırtımız sıvazlanır, pohpohlanırız, çılgına döndürülürüz.
Başımız gözümüz döner, savaş çığlıkları atmaya başlarız oracıkta.
Vatan millet diye öldürürken çocuklarımızı, analarımızı, babalarımızı, kardeşlerimizi…
Naralar atarız zevkle öldürüşürken;
Allahu Ekber (Allah büyüktür), Deus lo volt (Tanrı böyle istiyor) eşliğinde.
Oysa vatanla da, milletle de alakası yok bu işin, yalan hepsi.
Onların ise keyfi yerindedir, gerekli tahribat yapılmıştır.

Fakat hiç sormayız kendimize, biz kimleri, niçin öldürdük.
Neydi tanımadığımız düşmanımız olmayan düşmanlarımızla sorunumuz.
Ne onlar bizim ekmeğimize el uzatmıştı, ne biz onların.
Öyleyse nedendi milyonların birbirini hunharca katletmesi.
Ve düşmanlıkların gelecek nesillere aktarılmasının neydi nedeni.
Babadan oğla devreden miras gibi,
Devraldığımız düşmanlıklar kimin düşmanlığıydı bu imtihanda.
Ekmek kavgası mıydı,
Yoksa ekmeğin tümüne sahip olmak isteyen haramilerin arzusu muydu.
Sormalıyız artık,
Neden binlerce kilometre uzakta bizler gibi alın teri dökenlerle kavgamız.

SOSYALİST
 
yazıyı ciddiye bile almadım efenim.Şiir olarakta edebi bir değeri yok.:prv:
tipik solcuların basmakalıp ajitasyonlarından bir enstantane işte.
 
Üst Alt