Oldu olacak, paşa yapın!

Tırnağı yer tuttu ya; oturduğu yerden kapris üstüne kapris,

Talimat üstüne talimat.

Görüşmeler için önce iki elçi,

Şimdi de karşı cenahtan iki katip.

“Bizimle ilgili konuları şu iki isim kaleme alsın!”

Başüstüne…

Yanına arkadaş gönderiyorsunuz, “canım sıkılıyor” diyor.

Konforunu sağlıyorsunuz “bu yetmez” diyor.

TV veriyorsunuz, “ben istemedim, onlar verdi” diye naza çekiyor.

Memo desen oldu bir numaralı politik figür. Ada sözcüsü mübarek. Her çıkışında ağzını yayvanlaştırarak tarihi (!) mesajlar veriyor.

Yine de kan akmaya devam ediyor.

Her gün, ya bir askerimiz, ya da polisimiz şehit ediliyor.

“Milli birlik projesi..”, birliğin parçalanması yönünde adım adım ilerliyor.

Kandil adayı dinlemiyor,

Ada kendini dinletmek için “şartlarımı daha da iyileştirin” diyor.

Tarihte böyle bir uygulama var nasılsa.

Bakın, aklı evvel profesör bu formülü ta üç yıl önce ortaya atmıştı da kimse dinlememişti.

“Osmanlı çok isyan bastırmış bir devlettir. İsyanı bastırırken isyanı başlatanı affeder, çok uzak bir vilayete atar, sonra da maaş bağlar ona. Bir de ayrıca paşa rütbesi verir. Bunlara da 'başıbozuk paşası' derler. Osmanlı'da 3 tür paşa vardır: Askeriye paşası, mülkiye paşası, başıbozuk paşası. Yani Apo'ya paşa rütbesi verilebilir Osmanlı mantığıyla yaklaşırsanız. "

II. Abdülhamit olayı böyle çözmemiş miydi?

“Hamidiye alayları”nı kurup aşiretleri kendine bağlamamış mıydı?

Bu gün de “Tayyibiye alayları” kurulur, sorun çözülür.

Askeriye paşaları içeride.

Mülkiye paşaları çözüm arayışında.

İş kaldı “başıbozuk paşa”ya.

Eliniz değmişken şu herifi paşa yapın bitsin!

“Başıbozuk paşası!”

Mehmet Necati GÜNGÖR
 
Üst Alt