Oda tv neden basıldı

Bu sabah saat 06.00’da Özel Yetkili Cumhuriyet Savcısı Zekeriya Öz’ün emriyle Oda Tv’ye, İmtiyaz Sahibi Soner Yalçın ile Genel Yayın Yönetmeni Barış Pehlivan, Haber Müdürü Barış Terkoğlu ve Oda Tv Editörü Ayhan Bozkurt’un evlerine baskın yapıldı. “Ergenekon terör örgütü üyeliği” ve “halkı kin ve düşmanlığı tahrik etmek” suçlamalarıyla yapılan aramalar saatlerdir devam ediyor. Oda Tv yöneticileri, aramalar bittikten ve sağlık kontrolleri yapıldıktan sonra, Vatan Emniyet Müdürlüğü’ne sorgulanmak üzere götürülecekler.

Oda Tv’ye yapılan bu baskın ve yöneticilerinin gözaltına alınması kararı tek başına değerlendirilemez. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Yargıtay ve Danıştay’ın yapısıyla ilgili değişiklikleri onaylamasıyla birlikte yüksek yargıyı zapt etme mücadelesinde yeni bir mevzi kazanan AKP hükümetinin seçimlere doğru baskıyı arttıracağını hemen herkes söylüyordu.

Ergenekon ve Balyoz davalarında kullanılan delillerin gerçek olmadığına ilişkin haberlerin giderek çoğalması, bu davaların kamuoyu nezdindeki inandırıcılığına büyük darbe vurmuştu. Tutuklu Teğmen Mehmet Ali Çelebi’nin telefonuna “sehven” yapılan yüklemeler, emekli Orgeneral Çetin Doğan’ın Balyoz Davası’nda kullanılan delillerin çürük olduğuna dair açıklamaları gündemde büyük yer işgal etmişti.

Oda Tv, başta Gölcük Donanması’ndaki aramalar olmak üzere, son dönemde bu davalarda cemaatin ve polisin “delil ürettiğine” dair birçok haber yapmış ve bu davaların hukuki anlamda meşruiyetinin kalmadığına işaret etmişti. Balyoz Davası’nda 163 askere yönelik tutuklama kararının çıkması ve bu davalarda süre giden hukuksuzlukları açığa çıkaran Oda Tv’nin basılıp yöneticilerinin gözaltına alınması, hukuki anlamda mantığı çökmüş bu davaların devam ettirilmesini isteyenlerin cevabıdır.

Elbette bu denli büyük bir tutuklama ve gözaltı dalgasını tek bir faktörle açıklamak doğru değildir. Arap dünyasında başlayan ve otuz yıllık diktatörleri alaşağı eden toplumsal uyanışın bu büyük dalgada payı büyüktür. Özellikle Mısır’daki halk isyanının ordunun yönetimi devralmasıyla sonuçlanması, AKP iktidarında toplumsal muhalefeti boğmak konusunda yeni bir istek uyandırdığı açıktır.

Bu bağlamda, Mısır olayları boyunca Tayyip Erdoğan’ın ABD Başkanı Barack Obama ile bir haftada üç defa telefonla görüşmesini de önemli saymak gerekiyor. Bu görüşmelerin hemen arkasından bu kadar büyük bir dalganın gelmesini manidar bulmak gerekiyor.


Odatv.com
 
Üst Alt