• Hoşgeldin ziyaretçi , forumdan daha fazla yararlanmak için buradan üye olunuz...

Öcalan'ı neden verdiler?

Okunuyor :
Öcalan'ı neden verdiler?

YukseLL

Emektar
Yönetici
Admin
Moderatör
Üye
Nihat Ali Özcan yazdı..
Öcalan’ın yakalanıp Türkiye’ye getirilmesinin üzerinden 12 yıl geçti. Dönemin başbakanı, rahmetli Ecevit, Öcalan’ın Türkiye’ye neden teslim edildiğini bir türlü anlayamadığını söylemişti. Gerçi o günlerin siyasetçi ve bürokratları, sebebi anlaşılmayan bu ‘görkemli teslimatı’ pek fazla sorgulama ihtiyacı hissetmemişlerdi. Çünkü ortada hatırı sayılır bir rant vardı. Nitekim alakalıları bu rantı kısa sürede farklı biçimlerde tahsil ettiler.

Bu günlerde Öcalan’ın tesliminin nedenlerini anlamak daha kolay. Yakın tarihe dair biraz bilgi gerekli. Unutulmasın bu teslimatı yapanlarında bir beklentisi vardı. Nitekim bu dünyada kimse böyle değerli bir armağanı karşılıksız sunmazdı.

Hikayenin dönüm noktasını, PKK’da yaşananlarla 1996 Ağustos’unda Irak’taki gelişmeler tayin etti. PKK, 1995’deki 5. Kongresi’nde strateji değişikliğine gitti ve silahlı eylemlerin ikincil araç olduğunu ilan etti. Buna göre artık siyasi alandaki aktivitelere hız verilecekti.

Irak’ta ise ABD ve İngiltere’nin öngörülerinin dışında gelişmeler yaşanıyordu. Saddam’ın askerleri 36. paraleli aştı ve Erbil’i Talabani güçlerinden geri aldı. Şehrin kontrolü daha önce anlaşılan Barzani’ye teslim edildi.

ABD ve İngilizler için sürpriz olan bu gelişme, Kürt bölgesinde güvenlik dengelerini değiştirdi. Nitekim CIA’nın organize ettiği ‘Iraklı Muhalifler’ Türkiye üzerinden önce Guam adasına, ardından da ABD’ye taşındılar. Talabani, Barzani’ye yeniden saldırdıysa da başarılı olamadı. Çünkü Türk tankları Talabani’nin peşmergelerini püskürttü. Saddam’ın oğlu ile anlaşan Barzani ailesi petrol ticaretini geliştirerek iyi paralar kazandılar.

Bu durum Türkiye’ye hiç beklemediği bir pozisyon kazandırdı. Türkiye, Barzani –Talabani çatışmasını önlemek için “Ateşkes İzleme Gücü” kurdu. Masrafları da ABD üstlendi. “Ankara süreci” olarak anılan bu girişimle Türkiye bir anlamda ‘meşguliyetle tedavi’ edilirken, ABD ve İngiltere yeni yol haritası üzerinde çalışmaya başladı.

İlk adım olarak Irak’a yapılacak operasyonun yasal dayanağı ve bütçesi oluşturuldu. ABD, 1998’da “Irak’ı kurtarma yasasını” çıkartırken, bütçeye de bu amaç için 97 milyon dolar koydu. Sıra, Türkiye’yi Kuzey Irak’tan dışlamaya ve ilgisini kesmeye gelmişti.

Önce Barzani ve Talabani’yi barıştırma girişimleri başladı. Londra ve Washington’da, Türkiye’yi dışarıda bırakan toplantılar yapıldı. Barzani ve Talabani bir araya getirildi. Ardından Irak’a bir dizi hava saldırısı yapıldı. Irak operasyonunu olgunlaştırılırken, her nedense birden bire akıllara Öcalan’ın Suriye’den çıkartılması fikri geldi ! Eylül 1998’de süreç başladı. Öcalan’ın Suriye – Rusya – İtalya-Yunanistan – Kenya yolculuğu İmralı’da son buldu. Olgunlaşan Irak sorunu ise işgal, Saddam’ın idamı ve rejim değişikliği ile yeni bir boyut kazandı.

Geçmişe dönüp bakınca hayli ilginç bir sürecin yaşandığını görüyoruz. 1979-1998 arasında Öcalan’a ev sahipliği yapan Suriye ince bir diplomasi ile bu işten hiçbir maliyet ödemeden sıyırdı. Rusya, dönemin iktidarı ve Mavi Akımın hatırına bu işlerle hiçbir ilgisi yokmuş gibi davranabildi. Yunanistan’a ise AB adaylığımıza itiraz etmemesi karşılığında hiçbir tepki gösterilmedi. İtalya ise artık zaten kadim dostumuz. ABD ve İngiltere, tıpkı eski günlerdeki gibi. Türkiye’yi Kuzey Irak’tan uzak tutmak için “cesaret” ve “havadan istihbarat” vermeye devam ediyor.

Öcalan, 5. Kongre’de değiştirdiği stratejisini sokaklarda uyguluyor. Yarın sokaklardaki nümayişleri; geç kalınmış bir ‘Sevgililer günü’ kutlaması sanmayın.

Türkiye ise üç iyi iş yapıyor. Birincisi, PKK’nın tarihinin yeni versiyonunu “ehil uzmanlar ” ve “ideolojik” hesaplaşmalarla yeniden yazıyor. İkincisi, PKK ile mücadelede ihtiyaç duyduğu bir dönemin ‘kahramanlarını’ sorguluyor ve yargılıyor. Son olarak da, rahmetli Ecevit’in anlayamadığını anlayabilmek için yabancı uzmanlarında çalışacağı “organizasyonlar” kuruyor.

naozcan@haberturk.com
 
Üst Alt