• Hoşgeldin ziyaretçi , forumdan daha fazla yararlanmak için buradan üye olunuz...

N’oluyor be annem ?

Okunuyor :
N’oluyor be annem ?

YukseLL

Emektar
Yönetici
Admin
Moderatör
Üye
Tüyler ürperten açıklamalar Denktaş’tan geldi” diye başlamak gerekirdi yazıya ama, aslında tüyler ürperten bir şey yok. Çünkü alıştık. Çünkü Kıbrıs’ta bu filmi daha önce de gördük. Bayatlamış, senaryosu ve sinematografisi artık ezberlenmiş bir film çünkü... Türkiye Basın Konseyi Başkanı Oktay Ekşi ve Dünya Basın Konseyleri toplantısına katılan heyeti kabul eden KKTC’nin Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, bakınız neler söylüyor:


“Sivil toplum kuruluşu adı altında para dağıtıyorlar.
ABD, İngiliz ve AB büyükelçileri köy köy dolaşıyor,
Talat için para harcıyorlar.”

Bir başka yerde, bir başka zamanda, belki bir başka dünyada olsaydı, bu sözler bütün bir ülkeyi ayağa kaldırırdı. “Olur mu öyle şey, yabancı elçiler, bir ülkenin iki cumhurbaşkanı adayından biri için nasıl propaganda yapar, nasıl para dağıtır?” diye kıyamet kopardı.

Ama Türkiye’de olunca, bu sözler iç sayfalarda tek sütun olarak kalıyor. Çünkü Türkiye’de güce tapınma hâlâ tavan yapmış durumda.

Hâlâ diyorum, çünkü Kıbrıs’ta beş-altı yıldır sergilenen oyunun ters tepmesine rağmen, hâlâ suyu tersine çevirebileceklerine inananlar güçlü görülüyor.

***
İşte bu noktada kısa bir özet gerekli: Hatırlayacaksınız, 2004’te, Kıbrıslı Türkleri Rum devleti içinde eritmeyi amaçlayan, yeni silahlı çatışmaların, yeni katliamların tohumlarını eken Annan Planı, Türk tarafında yüzde 64 oyla kabul edilmişti. Yine hatırlayacaksınız, bu planın kabul edilmesi için Türkiye’de medya, siyaset ve iş çevrelerinin büyük kısmı seferber olmuş, Kıbrıs’ta artık çözüm yolunun bulunduğu, Annan Planı onaylanırsa, Kıbrıs Türkleri’nin AB’ye hemen ve kesin olarak gireceği yalanı yayılmıştı.

Paralar, pullar, fonlar havada uçuşmuş, “Yes ben annem” sloganı dilden dile dolaşmış, Annan Planı’na karşı çıkanlara hakaret yağmuru altında yürütülen müthiş kampanyalar, böylece amacına ulaşmıştı. Rum tarafı ise, kendinden emin, Annan Planı’na yüzde 75 “hayır” ı çakarak istediğini elde etmişti. Çünkü hayır dese bile AB’ye alınacağını biliyordu. Öyle de oldu. Kıbrıs Rum Kesimi, Kıbrıs devleti adıyla AB’ye kesin üye yapıldı.

KKTC’de ise “yes ben annem” cilerin lideri Mehmet Ali Talat’ın partisi hükümet, kendisi Cumhurbaşkanı oldu. “Anavatan” daki iktidarın tüm desteğini de arkasına alarak...

Sonra ne oldu? AB ve Rumlar dalgalarını geçerek Türk tarafı ile kedinin fareyle oynadığı gibi oynamaya başladılar. Plana evet dediği halde Rum tarafı AB üyeliği ile ödüllendirilirken, Türk tarafı cezalandırıldı. Türk tarafına verilen hiçbir söz tutulmadığı gibi, üstüne üstlük, “Rum gemilerine ve uçaklarına limanlarınızı açın, Türk askerini adadan çekin” baskıları başladı. Bu baskılar bugün de artarak devam ediyor. Türklere uygulanan vahşi ambargo da devam ediyor...

***
Ve Türk tarafı dört yıl içinde gözünü açtı. Geçen yıl yapılan seçimlerde, Talat’ın partisi kaybetti, Derviş Eroğlu’nun Ulusal Birlik Partisi kazandı, Eroğlu yeniden başbakan oldu.

Önümüzdeki 18 Nisan’da KKTC’de Cumhurbaşkanlığı seçimleri var. Talat ve Eroğlu karşı karşıya gelecek. Bütün beklentiler, hesaplar, kamuoyu yoklamaları Eroğlu’nun Talat’ın çok önünde olduğunu gösteriyor.

İşte paniğin nedeni bu.

Eğer Denktaş’ın öne sürdüğü gibi, ABD, İngiliz ve AB büyükelçileri köy köy dolaşarak Talat lehine dil döküyor, para dağıtıyorlarsa, işte bu panik yüzündendir. Çekirgeyi bir kez sıçratma hesabı yüzündendir.

Türkiye’deki Türk karşıtlarının, Avrupa’nın, Amerika’nın tüm çabalarına, kampanyalarına, fonlarına rağmen, güce tapanların diz çökmelerine rağmen, KKTC’de açılan gözleri tekrar kapatmak içindir.

Hikmet BİLÂ
hbila@gazetevatan.com
 

gordionum

Tecrübeli
Üye
anavatanda peşkeş çeken, veren, satan ve talan edenlerin iş başında olduğu düşününce, pekte yadırganası durum değildir.

and olsun ki, Bahçeli hesap sorsun diye ona oy atasım var.
 

tntcool

Kıdemli
Üye
Demek ki anglo saksonlaşmış Kıbrıs Türkleri dibe vurunca kendilerine gelmeye başladılar...
 
Üst Alt