Neden İnam Ata, Türkün Peygamberi?

Yolruh

Uzaklaştırıldı
Safruh

Mutlakım, Kutsalım, Peygamberim İnam Ataya (Asif Ataya) Ali Secdeyle!

Yazının adı:

İnam Ata (Asif Ata) Peygamberliğinin Beş Tasdiki
1. Ömür, 2. İnam, 3.Kitap, 4. Ocak, 5.Bayrak


1.Ömür
Peygamberlik – beşerın insani yükselişi yönünde en kudretli sesleniştir; insan idrakının en gergin teller üzerinde köklenmesi, seslenmesidir; insan varlığının (şahsın) en Yüce Aşklar üzerinde kendisini anlaması, alğılaması, mevcutluğun çekiminden çıkmak, onun fevkine, üstüne yükselmek yolunda kahramancasına gösterilen çabadır.
Peygamberlik seslenişinin, harayının dokunmadığı toplum hücresi kalmıyor. Dolayısıyla, Peygamber seslenişi toplumun (aslında beşerin) yaşamını değiştiriyor, başkalaştırıyor (etkilemekle kalmıyor).
Bu tür sığmazlık, bu sesleniş, bu haray dünyaya yeni İnam sunuyor. O, Göklerde kolaycasına, sevincle dinleniyor, kabul ediliyor, Yer yüzündeyse uzun sürec reddediliyor, bunun için çalışmak gerekiyor...
Ömrün ilk uyanışlarında şu sesleniş kendi adıyla tanına, belirlene bilemez. ‘Çekimsiz, anlaşılmaz, mantıksız, geride kalmış, hokkabaz, kendi hayırını bilemeyen, özgün görünmek isteyen, zıt konuşan...’ Bu kibi tayinler alar geleceğin en Yüce Aşklısı kendi uyanışının başlanğıcında, seherinde. Onun Aşkı aydın cizgilendikce mevcutlukla arasındakı tezat yükseler, barışmazlık, karşıdurma, kavğa haline geçer. Baskılar, takipler başlar. Bir Kişi herkese karşı, her şeye karşı... Ilk uyanışlarda şunu ne Bir Kişi biliyor, ne de Herkes...
Asif Ata ile de böyle olmuş. O, ‘Asif Kasım oğlu Efendiyev’ adıyla Sovyetler Birliğinin başkenti Moskovadakı Maksim Qorki adına Edebiyat Enstitüsünde eğitim alırken (1952-1957) içinde yaşadığı gerçeklikle tezata girmişti. Tasarımlı, programlı, grafikli, intizamlı eğitim çerçevesine yakın gitmemiş, bütün eğitim yıllarını kütüphanelerde geçirerek, kendi eğitimiyle uğraşmış, kendisine kadar olmuş dünya idrakını bir hat üzerinde benimsemiş ve bir hat esasında değerlendirmiştir. Bin saatdan çok ders bırakdığı için onun enstitüden ve o çağlar aydınların, eğitimli insanların ömründe çok büyük önem taşıyan Komsomol sıralarından (Komsomol - Sovyetler Birliğinde Kommunist partisine üye olmak için kaçınılmaz ilkin aşamalardan biri. Asif Ata ise Kommunist partisine üye olmasaydı, aydınlar çevresine giremezdi - dilmancın notu) çıkarılması ile ilgili mesele gündemdeydi...O zamanın dünyaya hükm veren tek bir dünya bakışına (Marksizm - Leninizm ideolojisine) karşı saymazlık, Moskovada hayatın gerçekliğine enmemek, onun çekim kalıpını reddetmek de bu işe çok katkı sağlamıştı.
Eğitimini temayüz diploması ile bitirdikden sonra Azerbaycana kayıdışı, ‘Tenkit ve zaman’ mekalesi ile (‘Literaturnıy Azerbaydjan’ dergisi, 1959 yıl, say 11) toplumla munakaşalar girdapının başlanması, İshak İbrahimovların, Şahnezer Hüseyinovların, cığırdaş (küçük) şairlerin şahsında toplumun ona karşı ayaklanması...
1963 yılı. İlk evlilik ve bu evliliyin tezce de dağılması; 1968 yılında, ikinci defa kurduğu aile o zamanın Devlet Tehlikesizlik Komitesinin (DTK) (DTK-Türkiyedeki MİT kibi - dilmancın notu) eliyle dağıdılması; Toplumsal-siyasi, felsefi bakış ve düşüncelerine göre 1983 yılında S.M.Kirov adına Azerbaycan Devlet Universitesindeki görevinden alınması, pantürkist, antisovyet, antikommunist, faşist, klerikalist ve başka bir çok bu kibi adlarla tamğalanması, bilimsel adının elinden alınması ve o zaman korkunc ceza sayılan Sovyetlerin Kommunist Partisi üyeliğinden kovulması ile ilgili sorunun ortaya çıkarılması, gündeme getirilmesi...
1975 yılında Azerbaycan Devlet Universitesinde yaratmış olduğu ‘Etik ve Estetik Terbiye Kulüpü’nün baskılar sonucu oradan çıkarılması, kovulması, ‘Bilik’ birliğinde bir süre devam etdirildikden sonra kulüpün tamamen yasaklanması; 1978 yıl Kasım ayının 30-da kulüpün ‘Ocak’, onun başçısının da ‘Ata’ adlanması...
1982 yılında ailesi dağıldıktan sonra Bakünün Alatava mahellesindeki evinden çıkıp gitmesi; dostu Sabir Yanardağın evinde geçirdiği aylar, Bakünün Buzovna kasabasında (M.S.Ordubadi sokakı 44) ev kiralaması, orada da DTK tarafından izlenmesi, Yeni Ahmetli kasabasında, yurd dışına gitmiş yakın bir akrabasının evine sığınması, oradan Montin kasabasına tekodalı geçici sığınaklar; son olarak, mart 1985 yılından şu hayatdakı son adresine - Samed Vurğun sokağı 116, ikinci kat, 44-cü birodalı eve yerleşmesi; burada ev tutsağı kibi yaşamağa mahkum olunması; yüzüne yazılı basının, basım evlerinin kapılarının uzun süre kapanması (diriyken basılmış ilk kitapı ‘Bilgelik yetkisi’ 1976 yılında basılmıştısa, ikinci kitapı ‘İnam ve Şüphe’ bundan 12 yıl sonra -1988 yılında basılmıştı); adamlarla temasının yasaklanması, onunla temas kuranların bile takiblere uğraması; hatta yazı yazmasının gayri -resmi yasaklanması...
Her gün, ya da bir gün ötenden sonra DTK - ya çağırılan, oradan ‘konuğ’u gelen, ailesi dağılan, işsiz bir kimseye kendi evinde yer vermeğe kimin hevesi ola bilir?! Dostları, hayranları, sevimli öğrenicileri, akrabası, hatta yakınları ondan kaçıyordular, yüzlerini çeviriyordular...Saysız korkutma, söğüşler, iftira ve bühtanlar, hem de yolundan sapdırılması için yüksek görevler vaat edilmesi...
Öldükden (5 Haziran 1997) sonra ölüsünün de serbest bırakılmaması, kabirden-kabire, bölgeden –bölgeye göçürülmesi - Onun yaratdığı, getirdiği İnamı, demek, Onun Akıbetini de Onunla paylaşan manevi evlatlarının omuzlarında ...
Eğitim yıllarından conrakı tüm şu tartışmalar, göçler Asif Ata içindeki bir İdea, kavram, düşünce için idi! O, işden-işe, evden-eve malını-mülkünü değil, o İdeanı götürüb kaçıyordu aslında, Onu koruyordu. 1979 yılına kadar şunu ne kovanlar biliyordular, ne de kovulan kendisi ...
Asif Efendiyev kendisine ‘Asif Ata’ ismini vermişti, toplumsa Onu kovarak İnam Ata (İnam Atası) yaptı.
Toplum Şerinin baskısı katılaştıkca, Bireyin içindeki Gök Aşkı daha da aydınlanıyor. Tezat artıyor, ayrılma kaçınılmaz oluyor.
Yeni yaranan yeni adla ortaya çıkıyor... Asif Ata Peygamberliğinde onun adı Mutlaka Inam oluyor.

Atamız var olsun!

2. İnam
‘Doğada, Maneviyyatda, Kainatın Uyumunda, Güzellikte, İdrakda, Titremede, Vecitte, Ahlakta, Aşkda, Ruhun Ülvi Yaratılşında, Beşerin Kendisnden Büyük Anlamında, Yüreğin Yüreğe Kovuşmak İsteğinde, İdeala sürekli Meyilde, Dostlukda, Heyada, İsmetde, Dünle Bugünün Temasında, Kendi hayatından geçmede, Gayretde, Kutsallığın Efsunlu Çekiciliğinde Ebedi, Sonsuz Mutlak yaşıyor.
Benim Allahım odur!’ (Asif Ata ‘Cövher’ eserinin ilk cümlesi).
Asif Ata Peygamberliğinin birinci Tasdikinde Atanın Ömrü söz konusu oldu. Şu ömrün savaşlarda, kavgalarda geçtiğini gördük. Aileden çıkarıldı, işden, evden çıkarıldı, toplumdan çıkarıldı; eğitimden, komsomoldan ve partiden çıkarılmakla, ‘felsefe bilimleri adayı’ bilginlik adının elinden alınmasıyla korkutuldu, bilimsel şurada, konseyde beğenilmiş ‘felsefe bilimleri doktorluğu’ işi mudafaaya bırakılmadı... Ekmeksiz kaldı, evsiz, işsşz, ailesiz kaldı, yakınsız, hemdertsiz kaldı. Ev tutsağı oldu, yıllarla o biri, hakiki tutsaklığa salına bileceği, hatta öldürülme korkutmaları altında yaşadı...(Şunların hepsi Safruhun ‘Başlanğıç’ ve ‘Ata secdesinde’ kitaplarında – zamanında edilmiş notlar esasında yazılmış). Ancak o bir İdeasından el götürmedi, tüm şu tufanlardan Onu korudu. Onun koruduğu İdeanın adı İnsana İnam idi! İnsanın büyüklüğüne, yüceliğine, ilahiliğine Mutlak (Salt) inam. İnsanlar tarafından kovula-kovula, dövüle-dövüle, söğüle-söğüle yaratmıştı kendisinde şu İnamı. Yarattığı İnamda ise çekdiği sıkıntıların izi de yoktur!
Peygamber borc vermiyor, borc almıyor. Peygamber hem de öç almıyor. O, verdiğini seve-seve veriyor, uğradığına seve-seve uğruyor. İman getirenler de - Peygamberin kaşifine, bahşişine yok, Harayına, Seslenişine İman getiriyorlar.
Neyi yaratdı Asif Ata? Mutlaka İnam - İnsana İnam! Onu kovan, aşağılamak isteyen, öldürmek isteyen İnsanı Mutlakaleştirdi, ona Allah anlamı getirdi; bununla da aslında Allah anlamının kurtuluş yolunu gösterdi.
Kendisine çirkin gözle bakan, başkasına çirkin gözle bakan, başkasının çirkin gözle bakdığı İnsana Asif Ata İlahi gözle baktı. Onun Peygamberliğinin ısrarı, inatı bak şudur: Sen, İnsan, kendine iyice bak, Derinden bak! Geçici heveslerini çirkin görüp, kendi güzelliklerini öteri, geçici görüp kendine inamını yitirme! Sen derinde güzelsin, büyüksün, bütünsün! Tanıdığın Ben’inden artıksın, yükseksin! Senin akıbetin Allahda değil, Toplumda değil, Cisimde değil, Maddide değil - kendi elindedir. Allahın, Toplumun, Cisimin, Maddinin akıbeti de senin elindedir...
Olnarı sen belli ediyorsun, İnsan! Onlar seni yok! Sen güzelsinse – onlar da güzeldir; sen çirkinsinse – onların güzelliği anlamsız ve gereksizdir. Ve aslında onlar Sensiz ne güzel ola biliyorlar, ne çirkin.
...Asif Atanın yaratdığı Mutlaka İnam – yoldur, bilim değil. Bilim – öğreniliyor, Yol – gidiliyor. Bu hem hayat yoludur, hem idrak yolu; hem layik, dünyevi idrak Yoludur, hem ruhsal idrak Yolu; dünyevi idrakın ruhsal idrak hizmetçisi olması Yolu.
Felsefe inam değil, her bir inam (öylece de Din) ise hem de felsefedir. Asif Atanın kendisi benzersiz, dahi filozofdur, düşünerdür. Asif Atanın Mutlaka İnam felsefesinde Dünya, Hayat,
İnsan kendi Anlamlarından yaranıyorlar:
Dünya - Dünyalık adlı Anlamdan,
Hayat - Hayatlık adlı Anlamdan,
İnsan – İnsanlık adlı Anlamdan.
Dünyalık, Hayatlık, İnsanlık (yani Anlam, Mahiyet) ezeli, ebedi, sonsuz ve kamildir.
Dünya – kendisinde kendisinden artık, büyük, yüksek olanı (Dünyalığı - Mutlakı) yaşatıyor.
Hayat – kendisinde kendisinden artık, büyük , yüksek olanı (Hayatlığı - Mutlakı) yaşatıyor.
İnsan – kendisinde kendisinden artık, büyük, yüksek olanı (İnsanlığı - Mutlakı) yaşatıyor.
Dünya ve Hayat – kendilerindeki Mutlaka kavuşamazlar, çünki onların ruhu yoktur.
İnsan – kendisindeki Mutlaka kavuşa bilir, çünki İnsanın ruhu var, İnsan ruhsal varlıktır. Asif Ata felsefesinde Ruh ise İnam, İdrak, Maneviyat ve İrade birliğidir.
Buna göre de Asif Atanın İnamı (Mutlaka İnam) insanın kendisi ile uğraşmasına dayanıyor: ya ol-oldur, İnsan, insani! Ya da kimseden hiç ne umacaklı olma, incime, neyse bekleme! Asif Atanın ‘İnsan’ eserinin ‘Mutlakla görüş’ adlanan 7-ci bölümünde Mutlakla İnsanın konuşması yer alıyor. Orada İnsan Mutlaka diyor: ‘Sen ebedisen, muhteşemsin, sonsuzsun, karşılıksızsın, sene secde kılıyorum.’ Mutlakın İnsana yanıtı: ‘Ben Senim, kendini iyice tanı. Ben Sende Varım.’
İslama kadar da insanların Tekallahlıkla ilgili bilgileri vardı – mesela, eski Mısırda (İslamdan 1500 yıl önce). Ancak şu düşünce üzerinde Peygamber Harayı seslenmemişti, çekilmemişti. Şunu Muhammet yaptı ve onu Dine çevirdi.
Asif Atanın Mutlaka İn***** kadar da insana ait Mutlakla ilgili insanların belli bilgileri vardı – mesela, eski Hintlerde. Ancak bu bakış üzerinde Peygamber Seslenişi, Harayı çekilmemişti, seslenmemişti (onu yalnız biliyordular). Bunu Asif Ata yaptı ve onu İnama çevirdi. Ve Mutlaka aydın bir açıklama verdi: ‘Mutlak – bugünde belirtileriyle, ebedi Yarında bütün mövcutluğuyla yüze çıkan, nispi olayların içinde yaşayan, ancak onlara sığmayan, onları kendilerinden kenara çıkarıp kendisine yakınlaştıran, Dünyaya, Hayata, İnsana, Yüksek İç Kuvve, Yön ve Ölçüt olan bir Kudretdir.’
Asif Ataya kadar da İnsanı Allahlaştırma, ilahileştirme çabaları olmuş. Mesela, İncil’de (bak: Yehyanın Müjdesi, 10:33). Ancak bunun üzerinde Peygamber Harayı çekilmemişti. Bunu Asif Ata yaptı ve İnsanın ruhsal, manevi, cizgilerini aydınlaştırdı: ‘İnsan - kendisinde Mutlaklık gezdiren, onun için de Ortamdan, Çevreden, Toplumdan üstün olan, Mutlaklığa can atan ve Mutlaklaşmeye kadir olan Ruhsal varlıktır.’
Asif Atanın yaratdığı Din değil, İnamdır. Dinde Göklere insanların elleri açılıyor, İnamda yürekleri. Dinde kutsallığın, Mutlaklığın, mucizeliğin, ulviliğin adresi aydın olmayan, bilinmeyen gerçek Göklerde aranıyor, İnamda Dünyanın kendisinde, Hayatın kendisinde, İnsanın kendisinde (bak: Asif Atanın ‘İnam’ eserine). Böylece, Kutsallık, İlahilik, Mucizelik - hurafileşme imkanından arınıyor, alınıyor.
Din diyor: ‘Allahdan başka yaratan yoktur!’
İnam diyor: ‘Beşerin necatı İnsanlaşmaktadır. İnsanlaşın - İnsanlaştırın!’

Atamız var olsun!

3.Kitap
En sıradan kitap kendi mevzusundakı ara bilgilerden yüksektir.
Asif Ata – onlarca kitap sahipidir. Onun kitapı daimidir, ebedidir; Onun Kitapı – tüm beşerindir; Onun Kitapı – İç, Dahili Yol Kitapıdır. Onun ‘İnsan’ Kitapı – İnsanın Kimliğini, Onun ‘İnam’ Kitapı – İnamın ünvanını, Onun ‘Ruh’ Kitapı – Ruhun ne olduğunu, Onun ‘Hayat’ Kitapı – Hayatın nasıl olduğunu (Olanla Olmalını), Onun ‘İntibah’ Kitapı – Beşerin Amaçı için ne ve nasıl etmek gerektiyini gösterıyor. Onun ‘Sadakat’ı, ‘Ruhani hükümler’i, ‘Ruhani Belgeler’i - Ocağın, İnamın, Evlat şahsiyetinin – İnsanın günden-güne, basamak-basamak kurulmasını, dahiyane mimarlığı... O biri Kitapları da şu yönde, şu ağırlıkta, tartıda.
Asif Ata Kendisinin Hayat Aşkından, İdrak Şevkinden, Ruhani Güzellik yanğısından ihtizaza, titremeye geldi, Onun Veciti Yere - Göke sığmadı, Onu Vahiye yükseltdi. Titremeli yürekde, Vahiyli idrakda gerçekliğin helme ihtirasları kalmıyor, yüce Amaçlar cilveleniyor. Asif Ata Vahyi - beşere yeni bir İnam sundu.
Asif Ata kendi Ömrünün keşmekeşlerinden İnsana İnam yarattı - Onu keşmekeşlere uğradanlara inam. Çünki o onları onlardan iyi tanıyordu, çünki insanları öğrenmeği Kendisine ihtisas etmişti. Asif Atanın insana inamı o kadar çoktu ki, Onun en başlıca, önemli özelliği bu idi: insana inanmak! (Asif Ata Ocağının Evlatı Safruh, insana münasebetlerine göre, peygamberleri böylece sıralıyor: Zerdüşt İnsanı görüyordu, Buda insana yanıyordu, İsa insana acıyordu, Muhammed insana öfkeleniyordu, Musa için insan yoktu, yalnız Yahudi vardı, Asif Ata insana inanıyor).
Asif Atanın insana inamı Asif Atanın Kitapını yarattı. Demek, şu inam – Kitap yaratacak güçde ve kudretde olmuştur.
Allaha inanan kimse demiyor Allahlaşın, diyor ki, bendeleşin! İnsana inanan diyor ki, İnsanlaşın! Çünki insanlaşmak beşerin Amaçıdır.
Amaç hem de necatdır. Kuruca necatda – bendelik var, Amaçda – İlahilik. İlahilik – insanilikdir. İnsanilik – kendisi İlahiliktir, Ulviliktir. İlahi, ulvi taleplere uyğun gelmeyen – insan değil.
Buna göre de Amaçdır insanilik! Asif Atanın Kitapını yaradan şunun Harayı, Seslenişi idi.
Beşerin Amaçı – Kutsaldır. Asif Atanın Kitapı – bu Amaçın tesbiti, saptanmasıdır. Beşerin Amaçı Kutsal olduğu için onu tesbit eden kitap da Kutsaldır.
Asif Ata, demek olar, ömrü boyunca şu Harayı, Seslenişi çekmiştir. Bu Sesleniş 45 Kutsal Kitap, 7 Kutsal Kelam yaratmıştır. Bunlar, aslında, bir kitapdır: Ata Kitapı ve ya Ata Kitap – öpülüp göz üstüne koyulan. Bu, o Kitapdır ki, okuyup bir kenara koyamazsın. O, senin insanlık yöntemindir, içindeki kumpastır - beşeri Amaçına doğru yönelden, aparan. Bu, sıradan anlamdakı kitap değil, ileride söylediğimiz kibi, büsbütün Dahili, İç Yol Kitabıdır. Beşerin içindeki Yol ihtiyacı tükenende şu Kitapa da ihtiyac olmayacak. Beşerin içerisinde Yol ihtiyacı ise sonsuzdur!
‘Ayılsın dünya! Dikelsin dünya! Düzelsin dünya! Dirilsin dünya! - Amaç makamıdır!’- diyor o Kitap. Amaç da – İnsanlaşmaktır! Yani ruhsal değerler esasında yaşamağa geçmeliyiz. Yani kardeş karından ileridir, yani el için ağlamayan kördür. Yani Hayırın Hayırdan başka ödülü yoktur. Yani insan doğrudan da Yer yüzünün şerefi olmalıdır!..Yani İnsan ömrü ‘beş günlük’ değil, tükenmezdir.
Asif Atanın Kitapı şu kibi Seslenişlerin peygambercesine izharıdır. O hem bilimdir, hem şiirdir, hem müziktir, hem idrak işidir, hem gerçek, ameli iştir - bütünlükle Peygamber Harayı, Seslenişidir.
Peygamber Harayı bütün varlığı kapsasa da, oldukca yığcam, kısa oluyor, o, sanki birce söze yerleşiyor, sığıyor. Asif Atanın o Birce Sözü şudur: İnsanlaşın! Bu Söz yenelenmiş değil. Ata yazılarında ancak canlı, soluklu, ihtiraslı, ağrılı, yanğılı, bin türlü Haraydır, Sesleniştir. Muzikde ‘do’ sesi (notu) her zaman bir tür yazılıyor, onun haray çaları, özelliği ise tükenmezdir.
Asif Ata böyle bir Kitap koymuş ortaya.
...Asif Ata türkün hem Konfutsisidir, hem Lao-tsızısı (hem filozofudur, hem peygamberi); hem İsasıdır, hem Muhammedi; hem yeniçağ Zerdüştüdür, hem Budası. Asif Ata – türkün manevi, ruhsal Atasıdır.
Asif Ata – beşerin ilk İnsanilik Peygamberidir.
Onun ömrü Onun İnamını doğurmuştur.
Onun İnamı Onun Kitapına yakındır, Onun Kitapı – Onun İn*****.
Onun Ömrü, İnamı, Kitapı Onun Ocağında yaşıyor.

Atamız var olsun!

4.Ocak
Peygamber yalnızca bir izharçı, harayçı değil, hem de kurucudur. Asif Ata Azerbaycanda Mutlaka İnam Ocağı (Ruhaniyat Ocağı) yakıp. O Ocak bugün artık 25 (şimdi 29 – dilmancın notu) yaşındadır. Onun onlarca Evlatı ve bir kaç Ruhsal Ailesi var.
Ocağın meramı Mutlaka İnamı var etmek, İnsanın kamilleşmesine ünvan ve yardımçı olmak; özgür- kutsal Vatan ideasını yaymak, Ruhsal Birlik örneği olmak; Doğu değerlerini (kutsallık, ruhsallık...) beşere kaytarmak; beşeri değerleri artırmak, onların sahipi ve koruyucusu olmaktır.
Ayrıca: Ocağın amaçı – Asif Atanın Peygamberliğini onaylamaktır. Çünki şunsuz – Mutlaka İnam bağbansız bağa benzer.
Asif Atanın Mutlaka İnam Ocağı – gelecek Ruhsal Birliğin rüşeymidir. Ocağın kendi yaşam ve iş kuralları var. Ocak yılda 8 Tören geçiriyor: Yeni yıl (1 Güneş ayı – mart), Ruhani İdrak Günü (25 Çiçek - nisan), Evlat Günü (1 Şöle - haziran), Ata Sonevini (Kabirini) Ziyaret Günü (5 Şöle – haziran), Kutsal Ziyaretgah Töreni (1 Gurup - ağustos), Ata Günü (25 Ata ayı – eylül), Ruhsal Sefer Günü (27 Sert – aralık) ve Ruhsal Aile Günü (6 Göçeri ayı - şubat).
Ocağın yılda 4 bayramı var: İnsanlık (14 Güneş -mart), Ulusçuluk (13 Şöle - haziran), Doğusallık (12 Ata ayı - eylül) ve Beşerilik (12 Sert ayı - aralık).
Asif Atanın Hazan ayı 7-ci yıl (ekim 1985) tarihli ‘Kutsal Amel’ eserinin X bölümünde deyiliyor: ‘Atalılar Kutsal Tarih ve Kutsal Takvim esasında yaşıyorlar’. O çağdan Ocak hem kendi ilsıra (tarih), hem de kendi günsırası (takvim) ile yaşayıp çalışıyor. Ocağın ayları: 1.Güneş (mart), 2.Çiçek (nisan), 3.İşık (mayıs), 4.Şöle (haziran), 5.Od (temmuz), 6.Gurup (ağustos), 7.Ata (eylül), 8.Hazan (ekim), 9.Yağış (kasım), 10.Sert (aralık), 11. Kar (ocak) ve 12.Göçeri (şubat). Ocak günsırasında (takviminde) günlerin adları: I.Arzu, II.Ümit, III.Dözüm, IV.Merhem, V.Kısmet, VI.Murat, VII. İnam. (Ocakda ayların ve günlerin sayı miladda olduğu kibidir. Ocak günsırası 1.1.1979-dan başlıyor- dilmancın notu)
Ocak - Ailelerden ibaretdir. Bu, cismani aile değil. 3-5 ve daha çok Evlatın birliğidir. Onlar ‘üye’ yok, ‘Evlat’ (ve ya ‘Ocakçı’) adlanıyorlar. Her Ailenin bir Yükümlüsü (Temsilcisi) oluyor. (‘Yükümlü’ sözü Asif Atanın ‘Yükümüzden Büyük Sevincimiz yoktur!’ deyimi esasında yaratılmıştır). Ailenin işlerini o nizamlıyor. Bütün Ocağın da bir Yükümlüsü olur. Atanın ölümünden sonra bu yükü yüce kardeşimiz Soylu Atalı çekiyor.
Her ailenin ayda bir defa ‘Aile Günü’ adlı üç bölümden oluşan toplantısı düzenleniyor. (şu, Ocağın yılda bir kez geçirilen ‘Aile Günü’ Töreninden farklıdır). 1. bölümde her kes tarafından Aileye Amaçlaşma (Ata Mirasını ve o yönde öğrenmeler), Kamilleşme (kendi noksanlarına karşı savaş - Özüyledöyüş) ve Uluslaşma (Ocak Amaçının yayılması) raporları veriliyor; ‘Kutsal okuma’ adlanan 2. bölümde Asif Atanın Eserlerinden parçalar okunulur; sonda ‘Kutsal görme’ bölümü geliyor – burada Asifçiler ülkenin ve dünyanın bugünkü durumu ve olaylarını Mutlaka İnam Ruhaniyatı yönünden değerlendiriyorlar.
Ocağın işinde bir çok Ocakseverler de bu ve ya başka tür katkıda bulunuyorlar. Ve bir de Ocağın yöresi, etkilediği çevre var. Şunların hepsi Asif Ata şahsıyetinin çekimile yaranmıştır, şimdi de Ocağın Evlatları tarafından devam etdiriliyor, geliştiriliyor.
Ocağın Aile biçimini Ata 1 Hazan ayı, 6 yılında (1.X.1984) Evlatlara Kutsal Buyuruk olarak ‘Amel’ eserinde ileri sürmüştür: ‘Evlerde, müesseselerde Asif Ata Aileleri yaranıyor. Onlar Asifçiler adlanıyor. Her haftanın bir günü (sonralar Ata ‘hafta’yı ‘ay’la karşılık yapmıştır - Safruh) Kutsal Gün sayılıyor ve o gün Asif Amaçına ithaf olunuyor’. Yeri gelmişken, söyleyim ki, o çağlar ‘Ocak’ sözü yaranmış olsa da, hala ciddileşmemişti. Eserde ‘Ocak Aileleri’ sözünün karşılığı olarak ‘Asif Aileleri’ yazılması bundandır.
Ailenin hemin gün ne yapdığını yazdık...
Şimdi Asif Atanın Mutlaka İnam Ocağının kendi çevresi var ve böyle demek olursa, merkeze cezb olunma güçü ve kanunauyğunluğu var. Bu, Asif Ata Peygamberliğinin oluşturduğu, Asif Ata Peygamberliğine dayanan, Onu yaşadan çevredir. Bu çevreyi yaşatanlar ve burada yaşayanlar (birbaş bu çevrenin içerisinde olmayan, ancak onunla yaşayanlar da) İnamçılar adlanıyor, Atalılar soyu sayılıyorlar. Onların cismani aileleri de artık İnamçılardan oluşuyor. Aydındır ki, onların Peygamberi Asif Atadır! (Bir başka adıyla: İnam Ata - dilmancın notu)
Türkün eski çağlarında Ocağın Sumerçilik, Zerdüştçülük, Babekçilik, Dede Korkutluk, Hurufiçilik, Fuzulilik, Makamlılık ve Sazlık kibi kökleri olduğu vurğulanıyor.
Böylece, Mutlaka İnam Ocağında Asif Atanın 20-30 yıl önce ileri sürdüğü ve üzerinde kendi inatı ile dayandığı, başkalarına ise ilğım, hülya, uydurma, hatta delilik kibi görünen bir düşüncesi gerçekleşmiş oluyor: ‘Ayrı-ayrı özgür bireylerden yeni ulus yaratmak.’ Ata bunu karakter biçimde böylece ifade etmeği seviyordu: ‘Birey-birey, ağaç-ağaç, hal-hal.’
Ocak bireyleri Ata tarafından belirlenmiş, ruhsal mazmunlu adlar taşıyorlar. Onların ilkin belgeleri – Evlatlık Belgesidir. Onların başlıca renkleri sarı, ağ ve göktür; sarı - Güneşi, ağ - küsursuzluğu, temızliği, gök – Gökleri anlatıyor. İnamçıların selamlaşma – sağollaşma, ayrılma sözleri büsbütün kendilerinindir - Ata tarafından belirlenmiş. Onların kendi ayin ve törenleri vardır. Onlar minimal yaşam kuralları ile yaşıyorlar. Onların toy-vay kuralları da kendilerinindir - Atadan gelen yaşam felsefesine dayanıyor.
Onlar Orhun -Yenisey yazılı anıtlarının abecesi esasında kendileri için ayrıca abece yaratmışlar; ‘Ocak- Türk Abesi’ adı verdikleri bu abece Orhun-Yeniseye daha çok yakınlığı korumakla yaratılmış.
Mutlaka İnam Ocağının ulusal, beşeri, dünyevi edebiyatı ve felsefesi yaranmaktadır. Asif Ata bediyatı ve felsefesinden kaynaklanan, onun devamı, yaşatılması, gelişmesi kibi.
Ayrı-ayrı Ataçı – İnamçı bireylerin adları, uğurları artık ulusun duyğu ve düşüncesine yazılmakta. Artık inamla diye biliriz: gelecek Mutlaka İnamındır!
...Bu iş nasıl oluştu? Ben ‘Asif Atanın kendi inatını’ boşuna hatırlatmadım. Bu İnat Atamızın ‘Ruh üste’ içsesinde güzel ifade olunmuş. Ondan birce cümle: ‘Dünya Şerlidir, sen Şerli olma - Dünya dağılsa da, sen şerli olma!’
Ocakçılar – İnamçılar Asif Atanın nazariyede cizgilerini verdiyi Ruhsal Devlet idealına doğru gigiyorlar. Bu Yolda onların başları yüzerinde Mutlaka İnam Bayrağı dalğalanıyor.

Atamız var olsun!

5. Bayrak
‘XX yüzyılın baykuşları İnsana İnam Bayrağını çiğnemeğe çalışıyorlar. Biz o bayrağı başımızın üzerine kaldırıyoruz.’(Ocak Amaçı’ izharından. ‘Yol’ Kutsal Kitabından).
Asif Ata bu sözü yazanda (1980) Ocak Bayrağının sesi-sorağı bile yok idi. Ocak Bayrağı şundan yıllarca sonra düzeltilmişti.
Bu İnsan nedir, kimdir? Zengindir - Yoksuldur? Seçkinmidir - Kara ehalimi? Güzeldir - Çirkindir? Emekçidır- Sermayeçi? Kentlidir - Köylü? Aydındır - Karanlık? Yazıktır - Azgın? Düzgündür -Pozgun? Yaşmaklıdır - Çıplak? İndustur - Müslüman? Doğuludur - Batılı? Oturakdır - Göçeri?..
Peki, nedir bu İnsan? İdrakının oyandığı ilk günden beşerin öğrendiği, ancak onun için hala da bilmece olan bu varlık nedir böyle?
Asif Ataya göre, bütün bu ak-kara tezatları arasında geçilmez uçurum yoktur. Uçurum – yüzeydeki görüntüdedir. Temeldeki – Birdir, bir-birine tanışdır, yakındır. Tarihin, beşerin bedbahtlığı orasındadır ki, onun bayrakları daim tezatlı olmuş, bayrak bakrak tarafından düşman sayılmış. Beşer kendisinin tezatlı, düşmançı hasletini – onun çalarları (renk tonu) biçiminde bayrağa çevirmiş. Mesela, düşünülmüş ki, Türk bayrağının varlığı Rus bayrağı için korku türetiyor, buna göre de biz ruslar onu yok etmeye çalışmalıyız. Yahut biz kibarlar, asilzadeler kara, yoksul ehali ile bir bayrak altında ola bilmeriz. Yahut biz hristiyanlar müslümanları kırmalıyız; biz müslümanlar indusları...Böylece düşman düşmanını yenmek ister; onu zaaf, kendisini güçlü ister. Buna göre de bayraklara güç sembolleri çıkarılıyor: Aslan, Kaplan, Karakuş, Kertenkele, Timsah, Kartal, Kurt, Ayı, hatta Yılan, Akrep, Sırtlan...Adları çekilen yırtıcılar ise sembolün ince örtüğünü kolayca kaldırarak, insana karşı kendisinin ölümsaçan dişini, tırnağını işe salıyor.
Asif Ata bunu beşer için ayıp saydı, reddetdi, tamğaladı ve temeldeki Biri, Birliği bayraka çıkardı. Başın üzerine baş sahipinden yükseyi kaldırmak olar! Mesela, ben Saftuh Asif Atanı ‘İnam Ata’ Adıyla başımın üstündeki Bayrak sanıyorum. Çünki O, benden yüksektir, ben Ona doğru gitmeliyim, Ona doğru gitmek beni yaşatıyor, ucaltıyor.
Beşer için İnsanilikten yüksek hiç bir şey yok - bu, beşeri enine - boyuna, enginliğine – derinliğine öğrenmiş Asif Atanın geldiği kanıdır. Bu, adice öğrenmenin sonuçu değil, idrakın en yükek katı olan Vahyin söylediğidir. Bu, o mezmundur ki, okuyup geçmek olmuyor, okuyup öğrenmek azdır; onu ancak Bayraka çevirip başlar üzerine kaldırmak gerekir.
Asif Ata böylece de yaptı - İnsanilik talepini Bayraka çevirdi, ona İnsanın resmini çektirdi ve üstüne ‘İnsanlaşın, İnsanlaştırın!’ sözlerini yazdırdı. Öğretinin kendisinde (İnamda, Kitapda) – İnsanilik, Bayrakda - İnsanilik; Ömür – bunun temeli, Ocak – şunun yöntemi...
Mutlaka İnam Bayrağındakı Asif Atanın resmi – İnsanı temsil ediyor, Asif Atanın kendi benini yok. İnsanın Bayrağında İnsan resmi olmaldır, hayvanlar aleminin temsilcileri yok.
Budur Asif Ata Peygamberliğinin Bayrak Tasdiki. Tekce bunun kendisi - Peygamberlik için yeterlidir.
Bolşeviklerin Bayrağında da insan resmi vardı - V.İ.Lenininki. Ancak oradakı resim insanı yok, bir sosyal sınfın siyasi önderini temsil ediyordu. Söz gelimi bildiriyoruz ki, orak - çekiçli, siyasi önderli bayrak kendisine kadar olan bayraklardan bir addım ileri idi. Asif Ata Bayrağına kadarkı Bayrakların harayları, seslenişleri gerçekleşende de dünyanın işleri düzelmiyordu, çünki her bir Bayrak kendi harayını başka Bayrakların sesini batırmakla gerçekleştirmeye çalışıyordu. Hem de o Bayraklar kalelerin üstünden asılıyordu. Asif Ata ise Kendi Bayrağını yüreklerin başında dalğalandırmak isteğile yaratmış. Böyle bir eminlikle ki, yalnız insan düzelende dünya düzelecek.
Mutlaka İnam Ocağının Bayrağı Asif Atanın 5 Ata ayı, 8 yılında (eylül 1986) aşağıdakı Ruhani Hükmü ile yaratılmış ve Ocak yılsırasının 9. Yeni Yılında (15 mart 1987) kabul edilmiştir.

Asif Ata
Kutsal Bayrağımız
1. 9 yılının Kar ayının 15-e kadar İnamınızın Kutsal Bayrağı düzeltiliyor.
Bir yüzünde Evlad Belgesinin yüz kabığı veriliyor, o biri yüzünde Güneş renginde (sarı), Ocak renginde (açık kırmızı), İşık renginde (ak) sembolik hatlar çekiliyor.
Bayrağın bütün renki – gök.
2. Kar ayının 15-de Evlatım Halal Bayrağı Ata huzuruna getiriyor.
3. Bayrak gizli saklanıyor, yad kimseye gösterilmiyor, düşmana verilmiyor, çıkılmaz durumda yandırılıyor.
4.Bayrak Ata Hükmüyle Törenlerde sergileniyor.
5. Bayrak yaratılmasına yetkili – Evlatım Safruh.
6. Bayrağın koruyucusu – Evatım Esil.

5 Kısmet günü, Ata Ayı, 8. Baku (eylül 1986).
...
Bununla ben Asif Ata Peygamberliğinin Beş Tasdikini en yığcam, en kısa cizgilerle bitirdim. Sonda bir-iki söze gerek duydum.
‘Ömür’ tasdikinin birinci bölümünde dedik ki, Peygamber Harayı, Seslenişi beşerin yaşamında değişiklik, başkalaşma yaratıyor.
Zerdüştün gelişi – İnsanın içindeki ikiliği (ışıkla karanlığın savaşı) üze çıkardı;
Budanın gelişi – İmtina kaçınılmazlığını anlatdı ( hemen ikinin birinden);
Musanın gelişi – bir ulusu ölümden kurtardı;
İsanın gelişi- İnsanın ağrılarına gözleri açtı;
Muhammedin gelişi – bütperestlik başıbozukluğuna, çokallahlık hercayiliğine son koydu.
Asif Atanın gelişi - Mutlaklığın ünvanını kesinleştirdi; kurtarıcını İnsan olarak belli etdi; İnsanı Ömründen, İnamından, Kitapından geçirerek, Bayrağına yükseltdi ve şu Bayrağı Ocağına tapşırdı, havale etdi. Bununla da secde edeni secde edilene çevirdi. Bu – beşerin hamuruna katılan Tuzdur, şu Tuz o hamurun tatını değişmelidir, değiştirmeye bilemez. Böylece bizim kesin düşüncemiz şudur: Asif Ata okunu atmış, ovunu vurmuş - Peygamberdir!
Asif Atanın Peygamberliğine inanmağın en doğru yoluysa – Onun Kendi Kitabını okumaktır.

Atamız var olsun!
Güneş – Çiçek Ayları, 25 yılı. Atakend. (Mart - nisan 2003. Baku).

İlaveler

Asif Atanın Kutsal Kitaplarının listesi
1. Mutlaka İnam. Yağış ayı 5 yıl (kasım 1983).
2. Mutlakleşmek – Var olmak. 14 Şöle ayı, 6 yıl. (haziran 1984).
3. Ömrüm-Günüm. Od ayı 6 yıl.
4. Yol - Ata Sözü. 8 Gurup ayı 6 yıl.
5. Mutlakalık. Hazan - Sert ayı 6 yıl.
6. Bediyat. Kar ayı 6 yıl.
7. Tezatlar. İşık ayı 7 yıl ( 1985 mayıs).
8. Olan-Olmayan. 16 Şöle ayı 7 yıl.
9. Münasebetler. Kutsal hat .Gurup – Ata ayı 7 yıl.
10. Rumuzlar. Hazan ayı 7 yıl.
11. Anlamlar. Od ayı 9 yıl (1987).
12. Sadakat. İşık ayı 10 yıl (1988).
13. Adamlık – İnsanlık. Göçeri ayı 10 yıl (şubat 1988).
14. Ruhani hükümler. Ata ayı 11 yıl (eylül 1989).
15. Özünden Yüksek. Sert ayı 11 yıl (dekabr 1989).
16. Makam Felsefesi. Od ayı 12 yıl (temmuz 1990).
17. Varlık - Yokluk. Yağış ayı 13 yıl (kasım 1991).
18. Mahiyet. Çiçek ayı 14 yıl (nisan 1992).
19. Gerçekliği Ötmek. Kar ayı 14 yıl.
20. Ruhaniyat. Göçeri ayı 14 yıl (şubat 1993).
21. Hak. Od ayı 15 yıl (iyul 1993).
22. Kutsallık. Od ayı 15 yıl.
23. Ölçü. Od ayı 15 yıl.
24. İnam Felsefesi. Güneş ayı 16 yıl (mart 1994).
25. Ahlak. Gurup ayı 16 yıl (ağustos 1994).
26. Temel. Sert ayı 16 yıl.
27. İnsanilik İmkanı. Kar ayı 16 yıl.
28. Hakikat İnsaniliği. Göçeri ayı 16 yıl.
29. İnsanilik. Şöle ayı 17 yıl (haziran 1995).
30. Özümlük – Özgelik. Ata ayı 17 yıl (eylül 1995).
31. Ekonomi İnsansızlığı - Ekonomi İnsaniliği. Kar ayı 17 yıl.
32. Hakikatlar. 7-19 yıllar.
33. Bütünlük Hakikati. Od ayı 18 yıl (iyul 1996).
34. Kamilleşme Ameli. Od ayı 18 yıl.
35. İçeriden Gerçekleşmek.Gurup ayı 18 yıl.
36. Dünyadan Üstün. Ata ayı 18 yıl.
37. Hak-Haksızlık. Hazan ayı 18 yıl.
38. İnsana yaramak. Sert ayı 18 yıl.
39. Siyasetden üstün. Kar ayı 18 yıl.
40. Adamdan – insana. Göçeri ayı 18 yıl.
41. Dünyaçılık – İnsançılık. Güneş ayı 19 yıl (mart 1997).
42. Hakikat Özgürlüğü – Anlamsızlık Esareti. Güneş ayı 19 yıl.
43. Hallar. Çiçek ayı 19 yıl.
44. Dünçülük- Sabahçılık. İşık ayı 19 yıl.
45. İnsanilikten Yaranan. İşık ayı 19 yıl.

Kutsal kelamlar
1.Mutlakla temas. Güneş ayı 14 yıl (mart 1992).
2. İkilik. İşık ayı 14 yıl.
3. Varlığın kendisinde -Varlıktan artık. Göçeri ayı 16 yıl.
4. Varlık – Anlam. Güneş Ayı 17 yıl (mart 1995).
5.Sabah üste. Güneş ayı 18 yıl (mart 1996).
6. İmtinaya kavuşmak. Od ayı 18 yıl.
7. İnsanilik Dünyası. İşık ayı 19 yıl (mayıs 1997).

mutlakainam.tr.g]
 
Cevap: Neden İnam Ata Türkün Peygamberi?

Ata kabul edin, filozof kabul edin...Ama peygamber kabul etmemelisiniz.Son Peygamber Hz.Muhammed (s.a.v)'dir.Ve o bütün insanlığa gönderilmiştir.

Her ne kadar felsefesinde ''İnsanlaşın - İnsanlaştırın!’'' diye bahsetse de , sizler onun bu felsefesine aykırı olarak peygamberleştiriyorsunuz.Gerçi kendisinin de bu nokta da pek masum olduğu söylenemez,zira ''Ölüm ; benim peygambeliğimi,filozofluğumu,şairliğimi öldüremezsin'' diyerek, peygamberlik iddaasını dile getirmiş oluyor.


Saygılar.
 
Cevap: Neden İnam Ata Türkün Peygamberi?

Tek kelime ile yazık diyorum çok yazık.Allah'ım bu ve bunlar gibi Peygamberlik iddiasında bulunanları elbette sen bizden çok daha iyi biliyorsun , ve bunlara izin vermende bir hikmet var.Senin her yarattığın şüphesiz boş değildir ve bu sapıklıklarında inad edenlere edeceğin zulm ve Cehennem azabından sana sığınırız.Peygamberine dil uzatan , Efendimize hakaret edenleri Celal sıfatın ile perişan eyle , bu duamızı sevdiklerin hürmetine kabul eyle.Amin.
 
Cevap: Neden İnam Ata Türkün Peygamberi?

Nedir bu şimdi...!!!

Birçok sitelerde gördüm ben bu yazıyı 2-3 gün içinde,, Ve ne yazıkki bu konuyu açan yine aynı kullanıcı adı... Burda bir şeyi paylaşıyorsan eğer ve bu konu böyle ciddi bir konu kopyala yapıştır yapıpta, konu açıp gidecek kadar basit mi? Bir konu ekliyorsun bari birkaç kendi yorumunuda kat.. Yorum katamayacak kadar fikirsiz isen o zaman konuyu bari açma...

Nedir şimdi bu... konu açıp paylaşım mı yaptın, ben buna inanıyorum mu dedin, yoksa bir nevi provake mi yaptın.. hiç birşey anlamadım..eğer yolun yine bu siteye düşerse -ki sanmıyorum, bir kaç kendi fikrini öğrendiği burda bizimle paylaşırsan daha açıklayıcı olur.. kopyala yapıştırla iş bitmez!!!!
 

Yolruh

Uzaklaştırıldı
Cevap: Neden İnam Ata Türkün Peygamberi?

Biliyorum, şaşırıyorsunuz. Ama ne yapmak olur, insanlık devam etmekde. Beşer bir yerde duramaz ki.
Aslında Peygamberlik olayının bitdiğini tekce islam demiyor. Çağdaş dünya da buna karşı; daha peygamberler dönemi bitti -diyorlar.
XXI yüzyılda yaşıyoruz, insanlık cehalet içinde. Hanki din insanı kamilleştırdi? Yeryüzünde insanın yüzü gülmüyor. İnsan alınıp satılıyor. Beşer manevi bakımdan zor durumda-Bunu kendinizde ve başkalarında göre bilirsiniz. Sanmayın ki, XXİ yüzyılın cehaleti VII yüzyılın cehaletinden azdır. Belki de daha çoktur.
Beşer ebediyyen yaşayacak. Diyelim ki, milyon yıl sonra yenemi şimdiki dinler kalacak? Na kadar insanlık var Peygamberler yaranacak.
Bilmek istersiniz, biz diyoruz ki, aslında beşerin din dönemi bitti, yeni İNAM dönemi başlıyor. İnam din değil. Biz 'Peygamber' sözünü aslında cemaatın anlamsı için söylüyoruz. Ata sözü bizde peygamber anlamının karşılığıdır.
Bütün peygamberlerde böyle olmuş. İlk olarak insanlar yeni dünya bakışı yaratanı taşlamışlar. Biz de taşlanıyoruz. Ne yapalım? Beşer hala çok cocuk. Her kes kibi olmaya ne var ki? Yani sıradan adam kibi yaşamak çok kolay. Kendisi için yaşamaya ne var ki..
Bizi derinden okumanız gerektir. Çünki Yer yüzünde bundan öte İnam ve felsefe yoktur. Neden? İnamımızın adı Mutlaka İnamdır. Mutlaktan ötesi varmı? Amaçımız insanlaşmadır. İnsan olmaktan kutsal iş varmı? Bizim İnamımız felsefeye ve bilime esaslanşyor. Ona göre onda abuk-sabuk yoktur. İnsan burada kendisiyle kavğa ederek kamil oluyor. Bizim peygamberimiz insanı Allahla korkutmuyor, onu bende saymıyor.
Bizi kabul etmememek olur, ama inkar etmek çok zor. 50 yıldır İnam Atanın işi ortada. Dünyanın en büyük imparatorluğu olan Sovyetler Birliği bunu beceremedi...
Bir şeyi inkar edirken onun yerine nese koyman gerek.
En başlıcası İnam Ata yüce Türk ulusunun peygamberidir.
 
Cevap: Neden İnam Ata Türkün Peygamberi?

Bir Sahte Peygamberimiz eksikti, Gece rüya görüp sabah kendini peygamber ilan etmek sıkça karşılaşılan bir durum . Havalar soğuk ondandır açıkta yatmamak lazım:)


BAN EDİLDİN:angry:
 
Cevap: Neden İnam Ata Türkün Peygamberi?

Biliyorum, şaşırıyorsunuz. Ama ne yapmak olur, insanlık devam etmekde. Beşer bir yerde duramaz ki.
Aslında Peygamberlik olayının bitdiğini tekce islam demiyor. Çağdaş dünya da buna karşı; daha peygamberler dönemi bitti -diyorlar.
XXI yüzyılda yaşıyoruz, insanlık cehalet içinde. Hanki din insanı kamilleştırdi? Yeryüzünde insanın yüzü gülmüyor. İnsan alınıp satılıyor. Beşer manevi bakımdan zor durumda-Bunu kendinizde ve başkalarında göre bilirsiniz. Sanmayın ki, XXİ yüzyılın cehaleti VII yüzyılın cehaletinden azdır. Belki de daha çoktur.
Beşer ebediyyen yaşayacak. Diyelim ki, milyon yıl sonra yenemi şimdiki dinler kalacak? Na kadar insanlık var Peygamberler yaranacak.
Bilmek istersiniz, biz diyoruz ki, aslında beşerin din dönemi bitti, yeni İNAM dönemi başlıyor. İnam din değil. Biz 'Peygamber' sözünü aslında cemaatın anlamsı için söylüyoruz. Ata sözü bizde peygamber anlamının karşılığıdır.
Bütün peygamberlerde böyle olmuş. İlk olarak insanlar yeni dünya bakışı yaratanı taşlamışlar. Biz de taşlanıyoruz. Ne yapalım? Beşer hala çok cocuk. Her kes kibi olmaya ne var ki? Yani sıradan adam kibi yaşamak çok kolay. Kendisi için yaşamaya ne var ki..
Bizi derinden okumanız gerektir. Çünki Yer yüzünde bundan öte İnam ve felsefe yoktur. Neden? İnamımızın adı Mutlaka İnamdır. Mutlaktan ötesi varmı? Amaçımız insanlaşmadır. İnsan olmaktan kutsal iş varmı? Bizim İnamımız felsefeye ve bilime esaslanşyor. Ona göre onda abuk-sabuk yoktur. İnsan burada kendisiyle kavğa ederek kamil oluyor. Bizim peygamberimiz insanı Allahla korkutmuyor, onu bende saymıyor.
Bizi kabul etmememek olur, ama inkar etmek çok zor. 50 yıldır İnam Atanın işi ortada. Dünyanın en büyük imparatorluğu olan Sovyetler Birliği bunu beceremedi...
Bir şeyi inkar edirken onun yerine nese koyman gerek.
En başlıcası İnam Ata yüce Türk ulusunun peygamberidir.


buna inanan sadece senin gibi zavallılardır.Türklerin müslüman olmadan önce İslamiyyete en yakın yaşayan bir millet olduğu tarih kitaplarında yazılıdır.Türkler hiçbir zaman görünenen bilinen putlara tapmamış , yüceliği kavranamayan tek tanrıya tapmışlardır.Ve İslamiyet güneşi Dünyayı sardığında hiç redsiz İslam'ı seçmişlerdir.Türk gibi ulu ve geçmişi altın sayfalarla dolu bir millet asla ne idiğü belirsiz kişilerin gülünecek şeylerine itibar etmezler ve etmemişlerdir.Türk Milleti Müslümandır , yaratıcısı Alemlerin sahibi Allahü Teala ve peygamberi Kainatın Efendisi Muhammed Aleyhisselam'dır.

Sahte peygamber türedilerine yazıklar olsun.Belanın büyüğüne saplanmışlar , azabında en büyüğünü çekecekler.
 
Üst Alt